"Kıyamet size ansızın gelecek!"( ARAF 187) bunu facebook da okuduğumda :"Ansızın nasıl olacak bir sürü alameti belli ayrıca ahir zaman da yaşadığımız açık."demiştim içimden.
Tam o sırada ansızın bilgisayarın ekranı karardı şarjı bitmişti. Eğer bir kaç saniye içinde güç kablosunu takabilse idim bilgisayar kapanmayacak idi; ama yetişemedim. Bilirsiniz şarjı bitmeden önce uyarı mesajı gelir ama ben uyarı mesajı falan hatırlamıyorum yani görmemişim dünyevi uğraşların olduğu sanal dünyama nasıl daldıysam uyarıları farketmemişim bile. İşte o zaman anladım ansızın nasıl geleceğini onu beklenmedik yapan bizleriz aslında herşey açık olmasına, gün gibi ortada olmasına rağmen gözünü yumarak sadece kendine karanlık yapan bizleriz.
Kuran ve sünnetten kesin bir delile dayanmamakla birlikte Müslümanlar arasında ölüme "KÜÇÜK KIYAMET"( kıyamet-i suğra) denilmesi yaygındır.Kuran'a dayandığını ileri sürenler ise şu ayeti delil olarak göstermektedir.
"Allah'a kavuş(up huzura çık)mayı yalan sayanlar, gerçekten ziyana uğradı(lar). Nihayet kendilerine ansızın Saat gelince, onlar (günah) yüklerini sırtlarına yüklenerek (gelirler ve): "Orada (hayatta iken), işlediğimiz büyük kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize! " derler..." (En'am, 31) ayetinde "Kıyâmet" anlamındaki "Saat" aynı zamanda ölümü de dile getirmektedir. Buna göre gerçek kıyamet, "KIYAMET-İ KÜBRA"(büyük kıyamet) olarak anılır.
İşte beni tefekküre sevk eden asıl mevzu kendi kıyametimiz, küçük kıyamet.Gaflet ile geçen dakikalar, günahlar, tüm pişmanlıklara rağmen hergün unutuğumuz ölüm hakikati. Allah Teala Zümer suresi 42.ayette mealen, "Allah, ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarını alır da ölümüne hükmettiği canı alır, ötekini muayyen bir vakte kadar bırakır. Şüphe yok ki, bunda iyi düşünecek bir kavim için ibretler vardır." diyor. Hergün azar azar ölüme yaklaşıyoruz derken her gece ÖLÜYORUZ.Ve tekrar diriliyoruz.
Bediüzzaman:"Madem her vakit ecel gelebilir; eğer insanı gaflet içinde yakalasa, ebedi hayatına çok zarar verebilir."(Lemalar) diyor. Allah bunu tecrübe etmeyi hiçbirimize nasip etmesin ama bir "Pil azalıyor" uyarısını gaflet ile görmeyip sanal dünyama bu kadar tesir eden ölüm hakikatini kendi dünyamda, sonsuzluğumda düşünmeden geçemiyorum...
Hz. Enes (r.a) anlatıyor: Medine dışında çölde yaşayan birisi Hz. Peygamber'e (s.a.v) geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Kıyamet ne zaman kopacaktır?" diye sordu. Efendimiz (s.a.v): "Hay yazık sana, sen kıyamet için ne hazırladın?" diye sordu. Adam: "Öyle fazla bir ibadet ve taatim yoktur, fakat ben Allah ve Resûlünü seviyorum" diye cevap verdi.
Bizim de pek bir şeyimiz yok; varolan ise boyu(mu)zu, haddi(mi)zi aşan günahlar , pişmanlıklar. "Rabbena la tuğziğ kulubena.(Rabbimiz kalplerimizi kaydırma Ali İmran-8) çünkü orada sen varsın,madem bizim de çok birşeyimiz yok orada "SENİN VE RASULÜNÜN SEVGİSİ" saf ,temiz , şirksiz. Eğer bu olursa efendimiz(sav) sözlerine biz de ashap kadar sevinebiliriz.
O zaman Efendimiz (s.a.v): "Sen sevdiklerinle beraber olacaksın" buyurdu. Oradakiler:"Biz de onun gibiyiz, bize de aynı müjde var mı?" diye sordular. Efendimiz (s.a.v): "Evet" buyurdu. O gün bu müjdeye o kadar çok sevindik ki, daha önce böyle hiç sevinmemiştik.
Bu gece ölürken yani uyurken dalmadan önce son nefesinizi alacağınızı düşünün.Üzerinizi örten yorganın toprak olduğunu ve bir şarkıyı hatırlayın ölümden sizin için bestelenen :"Bir gece ansızın gelebilirim."sonra bir ayeti:"Kıyamet size ansızın gelecek!"( ARAF 187)
GECENİZ NUR OLSUN
BÜŞRANUR GECE