04,04,14 NİSAN SAYISI ESKİCİ DERGİ'DE YAYINLANAN YAZIM.
YÜREĞİNİ AL GEL!
Mahşer gibi ortalık
Kendi sesini duyan yok!
Rengârenk ortalık
Bir o kadar sır dolu renklerinin ardında
..
Gel seninle kimsenin kimseyi duymadığı zamanda dilsiz konuşalım
Gel seninle yürekten konuşalım
Kendi sesini bile duymayanlara inat
..
Kablolar ile bağdaş kurmuş oturanlara inat
Gel seninle kitaplar ile bağ kuralım
Süslü kelimeler ile hayatını süsleyenlere inat,
Sade kalalım.
Sahibiyim dediğimiz ne varsa çöpe atalım
..
Gel seninle çifte minare karşısında çay içelim
Şemseddin Sivas-i Hazretlerinin muhabbetinden nasiplenip demlenelim
Akşamında kaleye çıkalım
"Çıkalım kaleye bir akşamüstü sen Sivas'ı seyret "yar bende seni" türküsünü analım
Sonra ne alırdınız diye gelen bir ses ile
-İki çay deyip...
Susalım.
Hiç dilimiz dönmese sesimiz çıkmasa
Gözün göz menzilimde takılı kalsa
İçimde bir kuş pır pır
..
Kalenin esen rüzgârını ardımıza atıp
Bir tebessüm etsen
Evet, işte baştan aşağı şiir gibi yüzün diye mırıldanırken sesin bölse
Sesimi...
"Kara gözünde çok şey okudum Ozanım bugün şairim bugün" deyip
Şair'liğinle şiirler okusan
Benim çay'ım soğusa
Sen şiirler okusan
Sen şiirler okusan benim yangın yeri olsa içim. .
..
Kuşları kanatlarından vurdurtma bana
Gel!
Kirpiklerimden tutun
Gel yüreğini al gel
Zira incecik sırat gibi burası
..
Memleketim bir şairi ağırlıyor
Sessiz olun!
..
Not; gelirsen çay'ım var
Öznur MACİT