
NUR TALEBELERİNDEN HELALLİK VE ÖZÜR
KAMUYA VE İLGİLİ MAHKEMELERE SUNULMAK ÜZERE HAZIRLANMIŞ HELALİK VE ÖZÜR BEYANNAMEMDİR. SÜLEYMAN YASİN AKDENİZ
KAMUYA VE İLGİLİ MAHKEMELERE SUNULMAK ÜZERE HAZIRLANMIŞ HELALİK VE ÖZÜR BEYANNAMEMDİR.
SÜLEYMAN YASİN AKDENİZ
Bismillahirrahmanirrahim
Esselamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatühü
Bu açıklama, hatalarını anlayıp hakikate yönelen bir insanın samimi itirafı, içten tövbesi ve topluma karşı bir borç ödeme niyetidir. Risale-i Nur’un ifadesiyle, “Hatayı bilmek, hatadan dönmek, tövbenin kabulünün şartlarındandır.” İşte ben, bu şuura ererek, vicdanımın ve imanımın sesini dinliyor, aşağıdaki hususları kamuoyuyla ve ilgili tüm hukuki mercilerle paylaşıyorum.
1. GİRİŞ VE MESELENİN MAHİYETİ:
Yakın zamanda uğradığım silahlı saldırı, bana bir ölüm tehlikesi yaşatmanın ötesinde, derin bir nefis muhasebesi yapma ve geçmişimi gözden geçirme fırsatı verdi. Ancak şunu belirtmeliyim ki, bu uyanış süreci, aslında saldırıdan önce başlamıştı. Mahkeme süreçleri, bana çok önemli gerçekleri göstermişti. Bu beyan, o mahkeme gerçeklerinin bir tezahürü ve olgunlaşmış bir pişmanlığın ifadesidir. Saldırı, bu süreci hızlandıran bir musibet olmuştur.
2. RİSALE-İ NUR HİZMETİ VE TALEBELERİNE DAİR EDİNDİĞİM TARİHİ VE HUKUKİ GERÇEKLER:
Bu süreçte, sadece kişisel hatalarımı değil, aynı zamanda Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri ve onun aziz talebelerinin, hem geçmişte hem de günümüzde yürüttüğü hizmetin hakiki mahiyetini anlama fırsatı buldum. Şunu açık bir vicdan ve şahitlikle ifade ediyorum:
· Tarihi Hizmet ve Fedakarlık: Bediüzzaman Hazretleri’nin, vefat etmiş veya hayatta olan tüm talebeleri, bu milletin en zor dönemlerinde, iman, Kur’an, vatan ve milletin bölünmez bütünlüğü için büyük fedakarlıklarla hizmet etmişlerdir. “Allah” demenin neredeyse yasak sayıldığı, en ağır baskı dönemlerinde dahi, dünyanın dört bir yanında, iman hakikatlerini yaymaktan asla vazgeçmemiş, bu uğurda defalarca hapislere girmiş, her türlü çileye katlanmışlardır. Bu tarihi gerçek, tüm samimi Müslümanlar ve vatanseverler nezdinde takdire şayandır.
· Hukuki Berraklık ve Masumiyetin Tescili: Bu hizmetin hukuki durumu, "Nur'un Avukatı" merhum Bekir Berk gibi değerli hukukçuların şahitliği ve gayretleriyle binlerce davada defalarca ispatlanmıştır. Risale-i Nur talebelerine yönelik açılmış binlerce davanın hiçbirinde, vatana, millete veya asayişe zararlı bir örgütlenme içinde oldukları, anayasayı ihlal ettikleri ispat edilememiş; aksine, bu davaların büyük çoğunluğu beraat, takipsizlik veya iftira atanların mahkumiyeti ile sonuçlanmıştır. Bu, hukuk tarihimizde kayıtlı nesnel bir gerçektir.
· İsim Istismarına Karşı Duruş: Elbette imtihan gereği, tarihin çeşitli dönemlerinde, bazı yapılar Risale-i Nur'u ve talebelerinin isimlerini istismar etmeye kalkışmıştır. Ancak kader, buna izin vermemiş; bu tür teşebbüsler dünyada rezil olmakla, bizzat ilim ve hizmet ehli tarafından reddedilmekle neticelenmiştir. Bunun en açık örneği, 15 Temmuz hain darbe girişimidir. O gece, tüm ehli iman gibi, Risale-i Nur talebeleri de vatanına, bayrağına, demokrasisine sahip çıkmış; bu uğurda şehitler ve gaziler vermiş; devletinin ve milletinin yanında yer almıştır. 2011 sürecinden başlayarak 17-25 Aralık gibi kumpas dönemlerinde de aynı istikamet ve sadakat korunmuştur. Mahkeme safahatında sunulan belgeler ve sosyal medya paylaşımları, bu durumu gözlerimle görmemi sağlamıştır.
3. YAPTIĞIM TEMEL HATALARIN HUKUKİ VE MANEVİ BOYUTU:
Bu tarihi ve hukuki hakikatleri geç anlamakla kalmadım, geçmişte sosyal medya ve çeşitli platformlarda, bu aziz hizmete ve onun değerli temsilcilerine karşı, dayanaksız, hukuka ve vicdana aykırı iddialarda bulundum. Bu süreçte:
· Hukukun Temel Prensiplerini Göz Ardı Ettim: İddialarımı, sosyal medyada dolaşan, kaynağı ve doğruluğu teyit edilmemiş belgelere dayandırdım. Oysa hukuk devletinde, bir kişinin suçlanabilmesi için somut, hukuki deliller ve mahkeme kararları esastır. Ben, bu esasları ihmal ederek, “cerbeze” ve “demagoji” ile, masum insanları, gerçekte hiçbir alakaları olmayan suç ve örgütlenmelerle ilişkilendirmeye çalıştım.
· Mahkeme Süreci Beni Aydınlattı: gerek bana reddiye nevinden açılan davalar veya taraf olduğum davalarda, muhataplarımın (bugünden itibaren “ağabeylerim” diye hitap ettiğim insanların), hukuk önünde masumiyetlerini ispat ettiklerine, savunmalarını hukuki delillerle yaptıklarına şahit oldum. Onların tek derdi ve itirazı, vatan ve millete ihanet etmiş bir örgütle ilintili gösterilmek gibi, onur kırıcı ve tamamen asılsız bir ithamdan kurtulmaktı. Bu ithamı kanıtlama noktasında tamamen çaresiz kaldım, zira ortada böyle bir gerçek yoktu.
· İftiranın ve Haksızlığın Büyüklüğünü Gördüm: Mahkemelerde gördüm ki, bu insanlar, İslamiyet’e, vatanına, milletine bağlı; ittihad-ı İslam idealine gönül vermiş ve gençliğin imanının kurtarılması için gayret eden insanlardır. Onlara karşı yürüttüğüm kampanya, tamamen haksız bir iftira ve büyük bir hukuki cinayetti.
· Yanlış Yönlendirildim ve Tuzağa Düşürüldüm: İtiraf ediyorum ki, bu süreçte, gerçek niyetlerini sonradan anladığım bazı odaklar tarafından yanlış yönlendirildim, kullanıldım ve nihayetinde büyük bir tuzağa düşürüldüm. Benim bu haksız mücadelem, aslında bu masum insanlara karşı kirli bir oyunun parçası haline getirilmişti.
4. TÖVBEM, ÖZÜR DİLEMEM VE HELALLİK TALEBİM:
Bu yaşadıklarım neticesinde, nasuh bir tövbe ile Allah’a yöneliyor, haksız yere itham ettiğim, haklarında iftira ve karalama yaydığım tüm insanlardan özür diliyor ve helallik istiyorum.
Özellikle belirtiyorum: Bediüzzaman Hazretleri’nin, ahirete intikal etmiş veya hayatta olan, hiçbir ayrım yapmaksızın tüm talebelerini, Allah rızası için sevdiğimi, saygı duyduğumu ve onlara yaptığım terbiyesizlik ve hadsizliklerimden dolayı Allah’tan ve onlardan ve akrabalarından af diliyorum.
Başta, isimlerini burada saygıyla anacağım, ancak ismini dahi bilmediğim tüm Risale-i Nur talebeleri ve hizmet ehli ağabeylerimden açıkça özür diliyor, haklarını helal etmelerini diliyorum. Onlar, bu süreçte bana karşı haddimin ve liyakatımı aşan bir şefkat, sabır ve olgunluk gösterdiler. Bu davranışları, insanlığımdan ve Müslümanlığımdan utandırdı ve beni asıl gerçeklerle yüzleşmeye zorladı.
Bu vesileyle, saygıdeğer isimler olarak; Prof. Dr. Şener Dilek, Prf.Dr. Ahmet Akgündüz,Hasan Erdoğan, Dr. Ali Kemal Pekkendir, M.V. Said Yüce, Mustafa Duran, Şükran Vahide,Dr. Mehmet Rıza Derindağ, Abdulkadir Nurzade, Ramazan Kılıç, Hasan Akar, Said Şaşmaz, İrfan Kufrevioglu, Burhan Sabaz, Mustafa Karaman, Sabri Okur, Ali İhsan Erdemir ve Av.Orhan Gülgün ….olmak üzere tüm büyüklerimden ve diğer tüm ağabeylerimi bir kez daha en kalbi duygularımla selamlıyor, ellerinden öpüyor , en kalbi özürlerimi arz ediyorum ve manen ve madden affımı diyorum.
Ayrıca, Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri ile görüşme şerefine nail olmuş, Nur’un Avukatı merhum Bekir Berk, merhum Mehmet Fırıncı ,Mehmet Kırkıncı Ağabey ,merhum Molla Nusret Kocabay ve Vahdet Yılmaz Ağabey gibi Nurun Hadimleri olan muhterem dava adamları olan şahsiyetlerinin ruhlarına da Yâsin-i Şerif ve Fatiha-i Şerife bağışlayacağım ve manevi affımı niyaz edeceğim.
5. GELECEĞE DAİR TAHSİSLER VE UYARI:
· Bundan sonra, Risale-i Nur hizmeti ve onun talebeleri aleyhinde kalem oynatan, asılsız iftira kampanyası yürüten hiç kimse ve hiçbir yapı karşısında suskun kalmayacağım. Hakkı ve hakikati, en müspet şekilde haykırmak boynumun borcudur. Uğradığım saldırının arkasında, beni bu haksız mücadeleye alet ettikten sonra, planlarını bozduğum için beni ortadan kaldırmayı ve bu suçu da masum Nur cemaatinin üzerine atmayı hedefleyen gizli bir odak olduğunu düşünüyorum. Bu beyanname, onların bu kirli planlarını da boşa çıkarmak içindir.
· Tüm kamuoyundan, özellikle de gençlerden ve takipçilerimden ricam; ahlaksızlık ve dinsizlik gibi ortak düşmanlarımıza karşı mücadele veren, vatan ve millet sevgisiyle dolu bu insanlara karşı hüsnüzân beslemeleri, iftira ve sû-i zan tuzağına düşmemeleridir. Birlik ve beraberliğimiz, ancak hakikate sadakat ve birbirimize karşı adaletli davranmakla kaim olur.
6. SON HÜKÜM VE BEYAN:
Bu açıklamayı, tamamen özgür irademle, hiçbir baskı ve yönlendirme altında kalmadan, ailemin ve dostlarımın şahitliğinde, vicdanımın sesini dinleyerek ve hukuki bir belge niteliği kazandırmak amacıyla noter tasdikine sunarak hazırlıyorum. Amacım, dünyada hukukun, ahirette ise Yüce Allah’ın huzurunda sorumluluğumu yerine getirmek, verdiğim zararı telafiye küçük de olsa bir adım atmak ve hakikate hizmet etmektir.
Allah (c.c.) hepimizi hakikate tabi olanlardan, affına ve merhametine nail olanlardan eylesin. Beni de bağışlasın. Tüm ehli iman kardeşlerimden Allah rızası için dualarını esirgememelerini niyaz ediyorum.
Süleyman Yasin Akdeniz
13 Ocak 2026
(Bu belge, içeriğine sadık kalınmak kaydıyla, gerektiğinde hukuki süreçlerde delil olarak kullanılmak ve kamuoyuna açıklanmak üzere düzenlenmiştir.)
Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.-
Kahraman Bir Nur Talebesi Mesu...
Hayatını iman ve Kuran hizmetine adamış Mesut Zeybek ağabeyin v...
Eklenme: 08 Ocak 2026
-
Türkiye'de Filistin ve Fil...
Rabbim ikram etti imkan halk etti yeniden Mescidi Aksaya gitmek...
Eklenme: 10 Mayıs 2021
-
Berat İstiyorum
Beratımı Al Getir Bana Ey Sevgili Melek
Eklenme: 27 Mart 2021
-
Bu Yükselişe Kimse Yetişemez!
Madem bu alem muhteşem bir saray gibidir..
Eklenme: 10 Mart 2021
-
Masum İnsanları Adım Adım Nası...
Fetö'nün ağına masum insanları kim ve kimler nasıl düşürdü?
Eklenme: 17 Ekim 2020
-
Nur Cemaati Hakkın'da Yanl...
Uzun zamandır yazılarıma ara vermiştim. Bugüne kadar yazdıkları...
Eklenme: 13 Ağustos 2020
-
Şehadete Bir Gün Kala!
şehadete 1 gün kala Şehid olacaklarından habersiz olarak hayatl...
Eklenme: 14 Temmuz 2020
-
Umreye Gidenlere Tavsiyeler?
Her yıl binlerce Müslüman Umre ve Hac ibadeti için Mukaddes Bel...
Eklenme: 05 Ocak 2020






























