
Düşünmenin Sevabı ve Önemi, Alanları ve Hedefi
Çünkü insan düşünmediği zaman aklını kullanamaz
Evet, şunu bilelim ki Allah ( CC ) Kur'an-ı Kerim'de çok sayıda âyetlerle insanları düşünmeye teşvik etmiştir ve gerçek akıllı olanlar ancak düşünenlerdir diye beyan ederek düşünenleri övmüştür. Bunun için Peygamber efendimiz ( S.A.V. ) düşünmenin sevabı hakkında şöyle demiştir: " Tefekkürü sâatin hayrun min ibâdeti senetin " ( Bir saat tefekkür bir sene ibadetten daha hayırlıdır. ) Evet, düşünelim ve neden düşünmenin bu kadar önemli sevabı olduğunu öğrenelim.
Soru: Acaba neden?
Cevap: Çünkü insan düşünmediği zaman aklını kullanamaz. Aklını kullanmadığı zaman da kararını veremez. Kararını vermezse Allah'a ulaşmayı dilemez ve kendini bu dünyada serbest görünce hep nefsinin arzularını düşünür ve nefsine karşı mücadele edemez, günah işlemeye mahkûm kalır. Bu duruma düşen bir insan, dünya hayatından başka bir şey düşünemez. Evet, düşünmek neden önemlidir. Çünkü akıl onunla çalışır. İnsan düşünmek istemediği zaman akıl vazifesini göremez. Bunun için Allah ( CC ) Kur'an-ı Kerim'de üzerinde düşünmemiz gereken çok sayıda varlıkları ve olayları göstermiştir. İşte bu varlıklar ve olaylar üzerine düşünmek istediğimiz zaman aklımız vazife görüp bizi Allah'ın marifetine götürür.
Soru: Allah'ın marifetine ulaşmak için nelerin üzerinde düşünmemiz lazımdır?
Cevap: Önce Peygamber Efendimiz'in ( S.A.V. ) " Tefekkerü fi halkıllahi ve la tefekkerü fillahi " hadis-i şeriflerinin mealini açıklayalım. " Allah'ın yarattığı varlıklar hakkında düşünün, Allah'ın Zâtı hakkında düşünmeyin. " Çünkü Allahu Teala'nın Zâtını kavramak şu küçük aklımıza sığmaz. Buna kalkışmak da gücümüzden fazla bir işe kalkışmak demektir. Bundan dolayı Allah ( CC ), kendini tanıtmak üzere Kur'an-ı Kerim'de varlıklar üzerine düşünmemizi emretmiştir.
Soru: Allah ( CC ) Kur'an-ı Kerim'de öncelikli olarak neyin üzerine düşünmemizi tavsiye ediyor?
Cevap: Önce insan kendi gerçeği üzerine düşünmeye başlamalıdır. Evet, düşünelim ki bir zaman diliminde biz bu dünyada yoktuk ve şimdi varız. Bunun için içimizde bazı sorular hazırlayıp cevabını bulmaya çalışalım.
Soru: Kökümüz nereden oluşmaya başladı?
Cevap: İşte Allah ( CC ) bunun cevabını şu ayetle veriyor. " Minhâ halaknakum ve fiha nuîdukum ve minhâ nuhricukum târeten uhra " ( Biz sizleri topraktan yarattık ve sizleri toprağa döndüreceğiz ve ikinci bir defa daha sizi topraktan çıkarıp diriltip mahşer meydanına göndereceğiz. ) Evet, bunun için toprağa bakıp inceleme yapmalıyız. Biz nasıl topraktan yaratılmış oluyoruz. İşte kuru toprağı Allah ( CC ) yağmur suyu ile canlandırır. Hava ve sıcaklık da buna eklenince bitkiler büyür. İnsanlara yiyecekler vermeye başlar. İnsanların yediği yemeklerin küçük bir bölümü insanların doğumla çoğalması için bir nutfe ( meni ) olur. İşte yiyeceklerden oluşan o zayıf nutfeden Allah ( CC ) kademe kademe insanı yaratır. O nutfe rahimde yerleşince önce kök hücrelere dönüşür. Ondan da et parçasına, ondan da kemikleşmeye geçilir. Yani et kemiklere giydirilir, sonra şekillenir ve küçücük bir insan olur. Onun büyümesi için topraktan çıkan yiyecekler sürekli yetişir. İşte insanın gerçeği budur. Ve Rabbimiz de bizim için sürekli topraktan yiyecekler çıkaran yüce Allah'tır. Evet insanın bedeni oluştuktan sonra yaşamak için başka bir âleme ait bir şeye ihtiyacı vardır. O da ruhtur. Canlıların fizikî yapısıyla ruhlar arasında çok sıkı bir bağlantı vardır. Canlılar mülk âlemiyle melekût âleminin o sıkı bağlantısı sayesinde yaşamasını sürdürebilirler. Evet canlıların fizikî yapısı üzerine düşündükten sonra bir de onları idare eden onların melekût âlemi üzerine düşünelim. Önce hayvanların melekût âlemi üzerine düşünelim. Hayvanlarla insanlar melekûtu arasında ne kadar farkın var olduğunu göreceğiz. Hayvanlar okumadan, tahsil yapmadan ne kadar garip işler yapmaktadırlar. Örneğin, bir bal arısını düşünelim. Bal arısı 21 günde yuvasından çıkıp hemen işe koyulup bal yapmaya başlar. İkini bir örnek, bir de kuşları düşünelim. Yumurtlama zamanı gelince yavruları için ne kadar güzel yuva yapmaktadırlar. Üçüncü bir örnek, insanlara yararlı olan hayvanları düşünelim. İnsanlar kocaman develeri, filleri, atları, inekler ve keçileri nasıl kullanmışlar. Bunları insanlara musahhar kılan kim? Bir de vahşi hayvanları düşünelim. Sonuç karşımıza çıkıyor ki her şeyin melekût âlemi Allah'ın elindedir. İstediği şekilde onları kullanır. Hayvanlar insanlara hizmet vermek için yaratılmışlar. Bunun için direkt olarak Allah ( CC ) onları yönetir. Bir de insanların melekût âlemi üzerine düşünelim. Allah'ın takdiri insanlar hakkında odur ki: Çalış ve kazan. Bunun için insanlar sürekli bir şeyler yapabilmek için sürekli ilim tahsil etmek zorundadırlar. Öğrenmeden hiç bir iş beceremezler. Ve düşünmeden, akıllarını kullanamadan da Rabblerini tanıyamazlar. Evet, nefsimiz ve çevremizdeki canlı ve cansız varlıklar üzerinde düşündükten sonra bir de yüzümüzü göğe kaldırıp güneşe, aya, yıldızlara bakıp onlar üzerinde de düşünmeliyiz. Güneş bir milyon defa dünyadan büyük olmasına rağmen Allah ( CC ) insanlar için onu musahhar kılmış. Şaşmadan vazifesine devam edip gündüz ve gecenin oluşmasına sebep olmaktadır. Ve ondan gelen sıcak sayesinde bitkiler yiyecekler vermektedirler. Dünya ile çevrili hava tabakası insanların ve hayvanların yararları için yaratılan canlıların yaşamasını sürdürmek için Allah'ın ona verdiği vazifesini eksiksiz olarak yerine getirmektedir. İşte yerde ve gökte Allah'ın yarattığı mahluklar üzerinde ne kadar gözlerimizi gezdirsek Allah'ın mahluklarında hiç bir kusur bulmadan gözlerimiz yorgun düşerek bize dönecektir.
Soru: Düşünmekten maksat nedir?
Cevap: Evet düşünmekte iki önemli maksat vardır:
a) Gökteki ve yerdeki varlıkların ne kadar birbirlerine bağlı olarak birbirlerine yardım edercesine nizam ve intizam içinde çalıştıklarını görmek ve bunlardan bir ders çıkarmaktır. Ki Allah ( CC ) bunları boşuna yaratmamıştır. Muhakkak bunlar bir hedefe doğru varmak için bir yolculuk içindedirler. İşte 124 bin peygamber, milyonlarca evliyalar, kâinatın ebediyete doğru bir yolculukta olduğunu insanlara bildirmişler. Şu dünyaya gelip ölecek her insan tekrar dirilecek, yaptığı bütün amellerine karşı hesaba çekilecek. Bu kâinattan ders çıkarıp Allah'a inanıp sâlih ameller yapanlar Allah'ın özel hazırladığı cennetinde ebedî bir hayat, bolluk içinde yaşayacaklar. Fakat kendini hayvanlardan ayırmayan, düşünmeyi bırakıp kâinattan ders çıkarmayan, kâinatın sahibini hiçe sayıp yemekten, içmekten başka bir şey yapmayan insanlara da Allah ( CC ) özel bir yer hazırlamıştır ki, ismi cehennemdir. Onlar da orada büyük azap görecekler.
b) Evet şunu bilelim ki Allah'ın kâinatı yaratmakta her şeyden daha önemli ikinci bir maksadı daha vardır. O da insanların onu tanımasıdır. İşte bunu Peygamber Efendimiz ( S.A.V. ) " Küntü kenzen mahfiyyen fe halaktü'l-halka li ya'rifûnî " hadis-i kudsisiyle açıklamaktadır ki, Allah ( CC ) buyuruyor: " Ben bir gizli hazineydim. Mahlukları beni tanısınlar diye yarattım. " Evet, işte Allah'ın marifeti ancak düşünce ile elde edilebilir. Düşünmeyen, aklını kullanamaz ve Allah'ın marifetinden mahrum kalır. Evet bir de şunu bilelim ki her mükellef insan illa ki en mükemmel şekilde Allah'ı tanıyacaktır. Ve Allah'ın bu isteği yerine gelecektir. İşte o tanıma ya bu dünyada olacaktır veya öbür dünyada... Şu dünyada Allahu Teala'yı tanıyanlar Allah'ın marifeti onlar için bir nur olarak kabirde, mahşerde, cennette kalacaktır. Fakat şu dünyada buna önem vermeyenler mahşer gününde en güzel şekilde Allahu Teala'yı tanıyacaklar. Fakat iş işten geçmiş olacak. Çünkü Allah ( CC ) onları diriltip mahşer meydanında toplattığı zaman onlar görecekler ki bütün ölmüş insanlar dirilmiş, melekler Allahu Teala'nın huzurunda saf tutmuş, şeytanlar zincirlenmiş, cinler de mahşerde toplanmış. İşte şu dünyada Allah'ın marifetine önem vermeyenler: " We kàlu lev künnâ nesmeu ev na'kılu ma künnâ fi ashâbi's-saîr " ( Diyecekler ki: Eğer biz de dünyada dinleyip itaat etseydik veyahut aklımızı kullansaydık cehennemlik olmazdık. ) İşte o zaman şu dünyadaki akıllarına küsecekler ve bu dünyada birbirlerine küfür için yardımcı olanlar o gün birbirlerine düşman olacaklar. Durum bundan ibaret olduğu için düşünelim, düşünelim ve Allahu Teala'yı tanıyalım. Allah'ın marifet yolunun en kolayı varlıklara bakıp Allah'ın büyüklüğünü idrak etmek olduğu için varlıklar üzerine düşünmemizi eksik etmeyelim. Sonunda bu marifet ruhumuzda bir nur olup ebediyen bizimle kalacaktır.
Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.-
VİCDAN AYNASINDA SUÇ VE CEZA
Suç ve ceza âdemin ezası!
...
Eklenme: 29 Ocak 2016
-
KADINLARI ANLAMADINIZ
İki kere kadın olmayı öğrendiğim gün öğrendim, kadınlığın kalbi...
Eklenme: 02 Aralık 2015
-
Peki, Neden Çağımızda Kendi Ke...
Yaşamak insanın kendi kendini tedavi etmesi ve her gün yenilenm...
Eklenme: 13 Kasım 2015
-
SEVDİ, YANDI, SUSTU KADIN
Sonra kimseye sezdirmeden kendi kalbimize sarılıyoruz
Eklenme: 12 Mart 2015
-
NEDEN HZ. MUHAMMED (s.a.v)
Dün malını mülkünü İslam için harcayan zengin sahabeler, bugünü...
Eklenme: 16 Ocak 2015
-
Aşkını Kaybetmekten Korkuyorum
Kirli suların aktığı bir kalpten, hüzün dolu bir kalple doğruld...
Eklenme: 15 Aralık 2014
-
ÜMMET DARAĞACINDA RESULÜN EMAN...
Hangi söz, Resûlün vefatında kendini kaybeden Ömer'in kulağına ...
Eklenme: 14 Nisan 2014
-
BERKİN DE BURAK DA BENİM EVLAD...
Burak da Berkin de benim insanım; biz bir yerde telafisi zor ha...
Eklenme: 15 Mart 2014






























