26 Eylül 2016, 14:02 - 
Çocukları Vefat Eden Aileler İçin Taziye

Çocukları Vefat Eden Aileler İçin Taziye

Gün geçmiyor ki evladını yitiren ahirete uğurlayan bir aile olmasın.

 Özellikle İslam dünyasını kana boğan zalimlerin zulmü altında katledilen aileler ve onların yavruları ehli vicdan ehli iman herkesin yüreğini dağlıyor. Geride kalan sevenleri ise bu acı ile yaşıyor ve hakiki bir teselli arıyor. Geçtiğimiz günlerde benimde bir aile dostumun kıymetli bir abimin minik yavrusu bir kaza sonucu yaşam mücadelesini kaybederek ahiret alemine gitti. Taziye için ailesine gittim kendi evladım gibi aynı acıyı his ve duyguları alemimde yaşadım. Bundan ötürü bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. 

Risale-i Nur külliyatında Üstad Bediüzzaman diyor ki : 

Hazret-i Azrail (A.S.), kabz-ı ervah vazifesi hususunda Cenab-ı Hakk'a münacat etmiş. Demiş: "Senin kulların benden küsecekler." Cevaben ona denilmiş: "Senin vazifen ile vefat edenlerin ortasında hastalıklar ve musibetler perdesini bırakacağım; vefat edenler sana değil, belki itiraz ve şekva oklarını o perdelere atacaklar." Bu münacatın sırrına göre; ölümün ve vefatın ehl-i iman hakkında hakikî güzel yüzünü görmeyen ve ondaki rahmetin cilvesini bilmeyenlerin küsmeleri ve itirazları Zât-ı Hayy-u Kayyum'a gitmemek için Hazret-i Azrail'in (A.S.) vazifesi de bir perde olduğu gibi, sair esbablar dahi zahirî perdedirler. Evet izzet-i azamet ister ki, esbab perdedar-ı dest-i kudret ola aklın nazarında.. fakat vahdet ve celal ister ki; esbab, ellerini çeksinler tesir-i hakikîden...
Lem'alar ( 332 )


Aynen öyle Hazreti Azrail ruhları almaya gelir fakat bunu insanlar çoğu zaman düşünmez görmezler ve bir kimse ölünce bunu sebeplere verirler. Kalp krizinden öldü, trafik kazasından öldü, şu yada bu hastalıktan öldü gibi zahiri hadiselere bağlarlar. Halbuki Allah'ın verdiği nefes sayısı, rızk sayısı sınırlıdır ve bellidir. Bu tükendiğinde sebepler dairesinde insanın Dünya hayatı sona erdirilir. Fakat bu durum şu demek değildir. 

Madem sebepler dairesinde bu işler oluyor o vakit intihar edenlerin durumu nedir bir kimse yüksek bir yerden kendini sert bir zemine atarsa düşer ve ölüm gerçekleşir bu durumda ölen kimsenin hayatının sona ermiş olması yine Azrailin ruhu alması ise idam edenin suçu nedir diye sorabilirsiniz. 

Burada mesele açıktır sorunun içinde cevap vardır. İnsana verilen cüzi irade vardır. Cüz-i irade ile yapılan tercihler neticesi hadisenin vukuu o kimsenin kaderi dir. Azrail aleyhisselam hayatı belirlemiyor yaşam süresini belirlemiyor onun vazifesi emri hak vaki olunca ruhu alma vazifesi yani hangi sebeple olursa olsun bu vazifeyi yapmaya geliyor. İntihar eden kimse ise eğer mecnun değil akli melekelerini yitirmemiş bir kimse ise kendi tercihi ile ölümü seçiyor fakat böyle bir tercih ile hayatına son vereceğini Allah biliyor. Kader Allah'ın kullarının tercihlerini bilmesi demektir. Tercihi yapan insandır, yaratan Allah'tır. Ve bu kimsenin yaşamı bu kadardır perde olan sebep zahiren intihardır. İntihar etmesi sebebi ile karşılığını görecektir. İntihar etmeyi tercih etmeseydi dahi şayet ona verilen ömür bitmişse başka bir sebep perdesi ile yine hayatı sona erecektir. Külli Kader ise farklıdır irade-i külliyeye bakan bir cihettir. Oraya insan müdahil olamaz. Yağmurun nereye ne miktarda yağacağı kabilinden cereyan eden hadiselere insan yön veremez karışamaz. Ona çizilen sınır içinde tercihlerini yapabilir. 

Ayrıca kul Rabbini haşa tecrübe edemez. Yüksek bir yerden atlayınca Rabbim bana ne yapar diyemez ama Allah kulunu istediği gibi dener imtihan eder sınar. Kulum ben sana böyle yapınca sen nasıl davranacaksın diyebilir. Zira mülkün sahibi odur dilediğinde dilediğini yapar insan sadece teslim olarak kulluğunu göstermekle yükümlüdür. El hasıl ecel gizlidir her vakit gelebilir. Bütün mevcudat için dünya aleminde kaçınılmaz bir sonun başlangıcıdır. Zira hiç bir ölüm son değildir. Dünyanın ölümü onun kıyametidir ağaçların kuruması kesilip biçilmesi onların ölümüdür hayvanların bitkilerin böceklerin ölümleride aynı şekilde bir plan ve programın içinde devam eden gerçek hadiselerdir. Bu kadar ölümlerin içinde insanın ölümü diğer ölümlerden farklıdır. Zira hesaba çekilecek varlık insandır. Ona teklif yapılmış ve tercih hakkı sunulmuştur. Ölmeden önce yaptığı tercihlerinin sonucu öldükten sonraki yaşantısı olan ahirette mutlak surette ya mükafat ya mücazat olarak görecektir. 

Bütün bu gerçekler doğrultusunda ölümün yüzüne baktığımız da bizden önce ölenler bize manen derlerki biz sizden önce gittik sizde peşimiz sıra yakın bir zamanda ölümü yaşayacak sizde bizim gibi ahiret boyutuna geçeceksiniz. Tıpkı elbise değiştirir gibi dünyaya ait et kemik deri elbisesinden ruhumuz çıkacak ahiret boyutunda yeni bir hayat ile karşı karşıya kalacağız. 


İşte ölüm gerçeği ile yüzleşen insan ölüm den sonrası için hazırlık yapacaktır. Kendisinden önce ölenleri özellikle sevdiklerinin ölümlerini gördükçe ahiret hayatına ciddi çalışacak dünyanın geçici aldatıcı lezzetlerini terk edecektir yahut serhoşcasına kendisini bu gerçeği düşünmemek sureti ile aldatarak ölene kadar yaşamına devam edecektir. 

Vefat eden çocuklar özellikle buluğa ermemiş kimseler ise ehli necat olarak yani ahiretlerini kurtarmış ehli cennet olarak ebediyen yaşayacakları müjdesi vardır. Dünya da kalıp dünyanın çilelerine haramlarına imtihanlarına muhatap olmadan doğrudan cennet ehli olarak kurtulmaktadırlar. Cennette ise evlat sahibi olmak çoğalmak olmadığından dünyada iken evlatlarını yitiren aileler Cennet hayatına geçtiklerinde ebediyen çocuk sevgisi tadacak çocukları ile beraber olacaklardır. Çocuklarını yitirmemiş anne babalara kıyasen bu anne babalar ebediyen evlat sevgisi tadacaklardır. 

Ülema-i zahir ve bâtının, Tâbiîn zamanında en büyük reisi ve İmam-ı Ali'nin mühim ve sadık bir şakirdi olan Hasan-ı Basrî haber veriyor ki: Bir adam, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın yanına gelerek ağlayıp sızladı. Dedi: "Benim küçük bir kızım vardı, şu yakın derede öldü, oraya attım." Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ona acıdı. Ona dedi: "Gel oraya gideceğiz." Gittiler. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm o ölmüş kızı çağırdı: "Yâ filane!" dedi. Birden o ölmüş kız, "Lebbeyke ve sa'deyk" dedi. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti: "Tekrar peder ve vâlidenin yanına gelmeyi arzu eder misin?" O dedi: "Yok, ben onlardan daha hayırlısını buldum."
Mektubat ( 155 )


Şu hadiseden öğreniyoruz ki vefat eden çocuklara sorulsa tekrar dünyaya gelmeyi ailenizle olmayı ister misiniz o yavrucaklar gittikleri alemi ailelerine tercih ediyor ve ailelerinide o aleme hazırlanarak gelmesini istiyorlar. 

Rahmet Peygamberinin küçük yaşta ölen ilk evladı Kasım idi. Hz. Hatice annemizden dünyaya gelmiş olup iki sene kadar yaşayıp vefat etti. 

Yine hicretten önce Peygamber efendimizin abdullah isminde erkek bir evladı oldu ismi tahir tayyep abdullah olarak bilinir üç ay kadar yaşayıp vefat etmiştir. 

Hicretten sonra mariye annemizden Peygamber efendimiz yine bir erkek evlat sahibi olup bu evladıda hz. Ayşe annemizin naklettiğine göre on yedi on sekiz aylıkken vefat etmiştir. 

Görüldüğü üzere Efendimiz aleyhisselamın 3 erkek yavrusu küçük yaşlardayken vefat etmiş olup Efendimiz aleyhisselamın yaşadığı bu hadiseler kıyamete kadar tüm ailelere ders olmuştur. Bundaki ders Efendimizin ortaya koyduğu duruş ve tebliğsidir. Evladları vefat ettiğinde Ya Rabbi verdiğin Senindir aldığında Senin dir duruşunu ortaya koymuş fakat şefkat duygusu ile evlatlarından dünyevi ayrılıkları sebebi ile üzülmüş ağlamıştır. Bir babanın evladından ayrılığı için sevgisi ile ağlaması ise gerçek bir sevginin Allah için bir muhabbetin olmasından başka bir şey değildir. Burada Efendimiz aleyhisselam gibi razı olan ve güzel bir sabırla davranan aileler kazanç içindedir hakiki teselliyi dünyada ve ahirette bulacakları şüphesizdir. 

Küçük yaşlarda evlatlarını ciğer parelerini kaybeden yitiren aileler ahiretlerine öyle çalışsınlar ki evlatları ile cennette ebedi beraber olsunlar inşallah. Ve o evlatlar ahiret yurdunda cennette Peygamber efendimizin minik yavrucakları ile arkadaş olsunlar ebediyen Efendimizin evlatları ile bahtiyar olsunlar. Ne mutluki evlatlarınız cennete kesin bir garanti üzerine şek ve şüphe olmadan gidiyor ve cennet çocukları müjdesine dahil oluyorlar. Rabbim evlatlarına kavuşacakları güne kadar evlatlarını yitirmiş tüm anne ve babaların yardımcısı olsun onlara tam bir teselli ile dayanma gücü ihsan eylesin. Rabbimizin şüphesiz rahmet ettiği o evlatları hürmetine o anne ve babalar da onlar hürmetine rahmet ile ikram olunsunlar inşallah. 


Araştırmacı Yazar
Süleyman Yasin AKDENİZ


 



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Süleyman Yasin AKDENİZ HABERLERİ
VİDEO GALERİ
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
ZEYD BİN HARİSE (R.A.) (575-629)
Y
ferit karasu
YÜREĞİM DEKİ ŞEHİR
Y
Nurcan CANKORU
MENZİLE
Y
Mehmet GÖÇMEZ
ANMAK MI ANLAMAK MI
Y
SERDAR BOZDOĞAN
TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR BİZDE TARİHE YENİDEN ÇAĞ AÇTIRIYORUZ
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
Y
eldemir
Sen Şehitsin Mehmet!...
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
13.Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu 4-6 Ekim 2026 - ISTANBUL, TURKIYE NUR TALEBELERİNDEN HELALLİK VE ÖZÜR Kahraman Bir Nur Talebesi Mesut Zeybek Ağabey'den Ali Kemal PEKKENDİR ağabeyime BİR DOST
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 
cheap jordans|wholesale air max|wholesale jordans|wholesale jewelry

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim