Araştırmacı Yazarlar | Yazarlar

KUDÜS VE BEYTܒL MAKDİS

16 Kasım 2023, 07:11

                  KUDÜS VE BEYTܒL MAKDİS

                Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla  

   Kudüs’te eski Kudüs olarak adlandırılan ve duvarlarla çevrili alanda Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet açısından son derece kutsal kabul edilen dini mekânlar bulunuyor. Bunlardan ilkinin M.Ö. 1000-900 tarihlerinde Hz. Süleyman peygamber tarafından Beytü’l Makdis adıyla inşa edildiğine inanılıyor. Yahudilere ait bu mabet ve bulunduğu bölgenin M.Ö. 586’da Babilliler tarafından yıkıldığı, M.Ö. 515’te tekrar inşa edildiği rivayet edilmiştir. M.S. 70 yılında ise bu mabet Romalılar tarafından yıkılmıştır.

   Mabedin bulunduğu bölgede Hristiyanlar açısından kutsal kabul edilen yer ise 4. yüzyılda Roma İmparatoru Konstantin tarafından inşaatı başlatılan Doğuş/ Kutsal Kabir Kilisesi’dir.

   İslam’ın Allah (cc) tarafından Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sas) vasıtasıyla insanlığa gönderilmesinden sonra Kudüs Müslümanlar açısından da önemli bir yer olmuştur. Bunun merkezinde ise bir gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa bölgesine ve oradan Miraç’a gece yolculuğu gerçekleştiren Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sas) mirası yer almaktadır.

   Ayrıca Kudüs’ün Hz. Ömer tarafından fethinden sonra Emevi halifesi Abdülmelik bin Mervan (685-705) tarafından inşa edilen Mescid-i Aksa ve Kubbetü’s Sahra adlı mabetler Müslümanlar için dini açıdan kutsaldır. Dolayısıyla pek çok peygamberin hatıralarını barındırması Kudüs’ün ne kadar önemli olduğunu açıkça göstermektedir.

      Kudüs’ün Dini Bir Merkez Olması

   Kudüs tarihine göre ilk yerleşimler M.Ö. 3000 yıllarında gerçekleşmiştir. İlk olarak Sami kavimler buraya yerleşmişlerdir. Bu kavimler M.Ö. 2500’lü yıllardan sonra Kenanlılar olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Her yerleşim yerinde yöre halkının dini ihtiyaçları için inşa edilen dini mekânların bulunmasının son derece doğal olmasından hareketle Kudüs’te de birtakım kutsal mekanların ihdas edilmiş olması gayet muhtemeldir.

   Ayrıca Yahudi kutsal metni Tanah’ta Kenanlıların tapındıkları bu tanrıdan Yuşa b. Nun (Yeşu) önderliğinde Kenanlıların yaşadığı Filistin bölgesine yerleşen ve kabileler halinde yaşayan İsrailoğullarını birleştirerek İsrail Krallığını kuran Davut peygamber o dönemde “Yebus” adıyla bilinen Kudüs’ü ele geçirince şehir artık “Davut şehri” olarak adlandırılır.Hz. Davut’un (as) Kudüs’ü başkent yapması ve sonrasında oğlu Hz. Süleyman peygamber tarafından burada tarihte Süleyman Mabedi olarak bilinen Bet ha-Mikdaş/Beytü’l Makdis’i inşa etmesiyle artık burası İsrailoğulları için kutsal bir şehre dönüşmüştür.

      Biz de bu yazıda Kudüs’ün Hz. İbrahim (as) ile ilişkilendirilmesinden hareketle kendilerini onunla ilişkilendiren Yahudi, Hristiyan ve Müslümanların aslında Hz. Adem (as) ile başlayıp Hz. Muhammed (sas) ile son bulan ve referansı Hz. İbrahim (as) olan tevhit geleneğinin Kabe ile birlikte odak noktası olduğunu ileri sürüyoruz. Buna göre Hz. İbrahim (as) büyük oğlu İsmail’i annesi Hacer ile birlikte Mekke’ye getirip Kabe’nin temellerini (Bakara, 2:127) yükselttikten sonra Kenan topraklarına geri döner ve diğer oğlu İshak ile Kudüs civarında yaşamaya devam eder.

   Hz. İbrahim’in (as) oğulları Hz. İsmail (as) ve Hz. İshak’tan (as) hareketle tevhit geleneğinin neşvünema bulduğu Mekke ve Kudüs’te yer alan her türlü dini oluşum ve yapı İbrahimi gelenekle ilintili olduğundan aslında evrensel İslam’ın parçasıdırlar. Buna göre Hz. Süleyman (as) tarafından inşa edilen Beytü’l Makdis ve bu mabedi içine alan bölge Yahudiler için önemlidir. Hz. İsa’nın (as) peygamberliğinin geçtiği bölge Kutsal Kabir Kilisesi olarak da adlandırılan Doğuş Kilisesi ve (Hıristiyan inancına göre) Roma Valisi Pilatus tarafından çarmıh cezasına çarptırılan İsa’nın çarmıha gerilmek üzere Golgota tepesine götürüldüğü “Via Dolorosa” adlı haç yolu ile Hz. İsa (as) ile ilintili diğer kutsal alanlar Hıristiyanlar için önemlidir.

   Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sas) miraç mekânı ve yaklaşık 1,5 yıl Müslümanlar için kıble olması, Hz. Ömer tarafından 637’de fethedilmesinden  sonra buranın Yahudi, Hristiyan ve Müslümanların barış ve huzur içinde yaşadığı bir yere dönüştürülmesi, Emeviler döneminde halife Abdülmelik bin Mervan tarafından Beytü’l Makdis bölgesinde yapılan Mescid-i Aksa ve Kubbetü’s Sahra adlı dini mekânlar Müslümanlar açısından önemlidir.

   Dolayısıyla günümüzdeki haliyle farklı dinlere ait gibi görünse de Kudüs’teki yapılar aslında Hz. İbrahim (as) geleneğinin ayak izleridir. Nitekim Müslümanların sadece İslami dönemde inşa edilen bu yapıları değil bir zamanlar Beytü’l Makdis’in de bulunduğu yaklaşık 140 dönümlük alanın tümünü Mescid-i Aksa diye nitelendirmesi bu kapsayıcı anlayışın doğal bir sonucu olsa gerektir.

      Kudüs Müslümanların Yönetiminde Barış Yurdu Olabildi

   Hz. Davut tarafından İsrail Krallığının başkenti yapılmasından günümüze kadarki tarihine baktığımızda özellikle Babil kralı Nabukadnazar tarafından yakılıp yıkılmasından ardından Hz. Ömer ile başlayan Müslüman hâkimiyetine kadar Kudüs’ün adeta bir işgal, savaş ve yıkım kenti olduğu görülüyor. Hz. Ömer döneminde Müslüman hâkimiyeti ile başlayan huzur dönemi ise 1099’daki Haçlı işgaliyle son bulmuştur. Zira kabus gibi çöken Haçlı orduları şehri yakıp yıkmak ve yağmalamakla kalmamış, Müslüman ve Yahudileri hunharca katletmiştir. Fakat 1187’de Selahattin Eyyubi Kudüs’ü Haçlıların işgalinden kurtararak tekrar Müslümanların kontrolünde barış kenti haline getirmiştir. Kudüs 1516-1917 yılları arasında Osmanlı yönetiminde barış yurdu olmaya devam etmiştir.

   1917’de İngilizler tarafından işgal edildikten sonra şehrin kontrolü kademe kademe Avrupa’dan bölgeye göç ettirilen Yahudilerin eline geçmiştir. İngilizlerin gözetimindeki Yahudi çeteleri katliamlar işlemiştir. Nihayetinde 1948’de İsrail devleti kurulmuş, Kudüs’ün ebedi başkentleri olduğunu iddia etmişlerdir. O günden bu yana bir yandan Filistinlilerin mücadelesi devam ederken diğer yandan ise tarihte görülmemiş acılar yaşanmaktadır.

   Kudüs’ün tarihine bakıldığında şehir Müslümanların kontrolündeyken Yahudiler ve Hristiyanların özgürce barış içinde yaşadıkları ve onlara ait kutsalların özenle muhafaza edildiği görülüyor. Bu gerçek tarihi bir olgudur. Fakat Kudüs Yahudiler ve Hristiyanların kontrolüne girdiğinde kendilerinden başkalarına yaşam hakkı tanımadıkları için daima sürgün, yıkım ve katliamlar birbirini takip etmiştir. Şu anda yaşanan tablo da bunun güncel bir ispatıdır.

   Bunun esas nedeni ise Yahudi ve Hristiyanların Hz. İbrahim’in (as) geleneğinden, tevhitten uzaklaşırken Müslümanların söz konusu geleneğe uygun olarak kapsayıcı ve kucaklayıcı bir dünya görüşüne sahip olmaları ve tevhide uygundavranmalarıdır. İslam tarihine baktığımızda bu kapsayıcı dünya görüşünün sadece Kudüs’te değil Endülüs’te ve Müslümanlar tarafından kontrol edilen her yerde hakim kılınmaya çalışıldığını görürüz. Üç kıtada tesis edilen Osmanlı barışı da bunun en açık yansımalarından biridir.

   Bu noktadan hareketle İbrahimi geleneğin yani tevhidin Kabe ile birlikte odak noktası olan “peygamberler şehri” Kudüs’te tekrar barış ve huzurun hakim olmasının yolu bu şehrin ihtiva ettiği eser ve hatıraların herhangi bir tekele bırakılmadan Hz. İbrahim’in (as) mirasının ve İslam’ın tezahürleri olarak görülmesinden geçmektedir.

   Yukarıda verdiğimiz bilgilerde görüleceği gibi bu kapsayıcı tutum sadece Müslümanlar şehri kontrol ettiğinde tezahür ettiği için bunun yeniden inşası için çalışılmalıdır. Kudüs’te İbrahimi geleneği korumak gerekiyor. Bu yüzden Kudüs’ün Birleşmiş Milletler tarafından tekrar Müslümanların kontrolünde olacak bir yapıya kavuşturulması elzemdir.                                               METİN ALKAN

                                EĞİTİMCİ YAZAR

 

Araştırmacı Yazarlar
 Araştırmacı Yazarlar internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Araştırmacı Yazarlar Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
VİDEO GALERİ
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
ÜMMETİN EMİNİ EBU UBEYDE BiN CERRAH
Y
ferit karasu
YÜREĞİM DEKİ ŞEHİR
Y
Nurcan CANKORU
MENZİLE
Y
Mehmet GÖÇMEZ
ANMAK MI ANLAMAK MI
Y
SERDAR BOZDOĞAN
TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR BİZDE TARİHE YENİDEN ÇAĞ AÇTIRIYORUZ
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
BİR DOST PENCEREMDEN TÜRKİYEDE HANGİ NURCU KOLLARI FETÖYE DESTEK VERİYOR 2022 RAPORU VE BELGELERİ REFERANDUM SEÇİMLERİ ÖNCESİ BOMBADA FETÖNÜN PARMAK İZLERİ!!! (1)
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 
cheap jordans|wholesale air max|wholesale jordans|wholesale jewelry

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim