Araştırmacı Yazarlar | Yazarlar

AHİR ZAMANDA KIYAMETİN; DOKUZ BÜYÜK ALAMETİ

05 Haziran 2022, 09:50

   AHİR ZAMANDA KIYAMETİN; DOKUZ BÜYÜK ALAMETİ

                       Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla      

   1) Mehdi Aleyhisselam’ın Gelmesi Ahir zamanda Muhammed bin Abdullah isimli Ehli Beyt’ten birisi, doğu tarafından çıkacak ve Allah onunla bu dini güçlendirecektir. O kişi Fatıma (Radiyallahu Anha)’nın soyundan, Hasan (Radiyallahu Anhuma) yoluyla gelir. Alnı şakaklarına kadar açık, burnu uzun ve kıvrık, uç tarafı ince ve ortası kemerlidir.

  Doğu tarafından, bayrakları siyah olan bir topluluk onun zaferine yardımcı olacak, onun alt yapısını kuracak ve ordusunu oluşturacaktır.

   Allah (Azze ve Celle) bir gecede Mehdi (Aleyhisselam)’ı ıslah eder ve eski halinden başka bir hale çevirir. O insanların arasında anlaşmazlıkların ve depremlerin olduğu bir zamanda ortaya çıkacaktır. Yeryüzü ondan önce zulüm ve haksızlıklarla dolu olduğu gibi, onun gelmesiyle adalet ve doğrulukla dolacak, gökte ve yerde bulunan herkes ondan razı olacaktır.

  “ Yedi sene idarede bulunacak, onun zamanında Allah-u Teâlâ bol yağmur yağdıracak, yerden de bolca ürün çıkacak, mal sayılamayacak kadar çoğalacak ve ümmet arasında eşit olarak paylaştırılacaktır. İsa (Aleyhisselam) gökten inince onun arkasında namaz kılacaktır.”  Müslim: 156/247, Ebu Davûd: 4282-4285, Tirmizî: 2331-2333, İbni Mâce: 4082-4086, Ahmed: 1/84 No: 645, 3571-3573, 4098, 4279, Mecmau’z-Zevaid: 7/313-314, Hâkim: 4/557-558, Albâni Sahiha: 711, Albâni Sahihu’l-Cami: 6734-6736

   Mehdi (Aleyhisselam)’ın gelişiyle ilgili hadisler manevi mütevatir derecesinde olup Ehli Sünnet âlimlerine göre onun gelmesine iman etmek vaciptir. Bu hadisleri Muhammed bin Cafer el-Kettanî, ‘Mütevatir Hadisler’ ismiyle tercüme edilen kitabında derlemiştir.

   2) Mesih Deccal’in Gelmesi

   Mesih kelimesinin 50 tane manası vardır. Bunların içinde ‘doğru söyleyen’ ile ‘saptıran yalancı’ gibi birbirinin zıddı manalar da vardır.

   Allah-u Teâlâ iki tane mesih yaratmıştır ki, biri diğerinin zıddıdır. Mesih İsa (Aleyhisselam) doğru söyleyen ve insanlara doğru yolu gösterendir.

   Mesih Deccal ise, insanlık için yaratılmış en büyük fitnelerden birisi olup çok yalan söyleyen ve insanları saptırandır. Ona mesih denme sebebi iki gözünden birinin silik olması veya yeryüzünün tamamını kırk günde dolaşarak ayak basmadık bir yer bırakmayacak olması da olabilir.

   Deccal ise, mübalağalı ism-i fail olup anlamı, görülmemiş ve duyulmamış yalanlar söyleyerek hakkı batıla karıştıran, gerçeği ters çeviren demektir.

   Deccal denilince akla, çok yalan söyleyen kişi gelmekle beraber asıl kastedilen kıyametin kopmasından önce ortaya çıkıp insanları olağanüstü haller göstererek saptıracak olan âdemoğullarından bir insandır. İnsanlar onu bilsinler ve sakınsınlar diye birçok özellikleri Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından bizlere bildirilmiştir. Deccal’in özellikleri şunlardır:

   1) Kırmızı yüzlü.

   2) İri yarı.

   3) Kısa boylu.

   4) Bacak arası açık.

   5) Kalın boyunlu.

   6) Alnı açık.

   7) Bol ve kıvırcık saçlı.

   8) Sevimsiz.

   9) Genç.

   10) Eğri bir adamdır.

   11) Sağ gözü şaşıdır.

   12) Çukur ve tümsek olmayan bir halde silme düzdür.

   13) Sol gözünün üzerinde de görmeye engel olan kalın bir perde vardır.

   14) Alnında ‘KÂFİR’ anlamında "ك ف ر" harfleri vardır ki, bunu okuma bilen bilmeyen her Müslüman okuyabilir.

   15) Kendisi kısır olup çocuğu olmayan bir Yahudidir.

   Buhârî: 6976-6980, Müslim: 2933, 2934, 2937, 2942, Ebu Davûd: 4316-4320, Ahmed: 2/291 No: 7892, 4/20 No: 16368

   Muaz (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

   “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

   ‘Beytü’l-Makdis’in imarı Medine’nin harabına, Medine’nin harabı büyük savaşın çıkışına, büyük savaşın çıkışı İstanbul’un fethine, İstanbul’un fethi de Deccal’in çıkışına delalet eder’ buyurdu.”  Ebu Davûd: 4294

   Deccal’in ortaya çıkışı ile öldürülüşü arasında cereyan edecek olaylar ise şunlardır:

   Şam ile Irak arasında Horasan’da ortaya çıkar, İsfahan Yahudilerinden yetmiş bin kişi ona tâbi olur. Yeryüzünde kırk gün kalır ve iki mukaddes belde olan Mekke ile Medine dışında ayak basmadık bir yer bırakmaz.

   Bu kırk günden birincisinin uzunluğu bir sene gibi, ikincisinin uzunluğu bir ay gibi, üçüncüsünün uzunluğu bir hafta gibi ve kalan günler de bilinen günler gibidir. Toplam olarak yeryüzünde 439 gün kalır.

   Dolaştığı beldelerde insanları kendisinin ilahlığını tanımaya davet eder, davetine inanalar için göğe emreder de yağmur yağar, toprağa emreder de her türlü bitkiyi çıkarır. Davetini kabul etmeyenlere şiddetli musibetler ve kıtlık isabet eder. Deccal bir harabeye uğrayarak içindeki hazineleri çıkarmasını emreder. Bunun üzerine oranın hazineleri, bal arılarının arı beyinin peşinden gittiği gibi Deccal’in peşi sıra giderler.

   Onun yanında ekmekten ve etten dağlar ile iki tane akarsu vardır ki, bunlardan birisi beyaz bir su, diğeri de alevlenen bir ateştir. Hâlbuki bunların aslı tam tersi olup ateş gibi olan, serin bir su, su gibi olan da bir ateştir.

   Deccal genç bir mü’mini öldürüp diriltir. Ancak o genç, onun yalancı Mesih Deccal olduğunu ilan eder, buna karşın Deccal ona bir daha zarar veremez. Nihayet İsa (Aleyhisselam) gökten iner ve Beytü’l-Makdis Kudüs civarında onu öldürerek bu büyük fitneyi ortadan kaldırır.

   Müslim: 2934, 2937, 2939, 2942, 2944, Buhârî: 6979, İbni Mâce: 4072

   Deccal ortaya çıktığında şerrinden korunmak için şunlar yapılmalıdır:

   1) Ondan uzak durulmalı,

   2) Karşılaşmaktan kaçılamamışsa davetine uyulmamalıdır. Çünkü onun iddia ettiği gibi bir ilah olmadığına dair çokça alamet vardır. Gözünün şaşı olması, bir insan oluşu, alnında ‘kâfir’ yazması, genci öldürememesi vb.

   3) Ateşine girmek ya da suyundan içmek zorunda kalınırsa ateşine girilmelidir.

   4) Kehf Sûresi’nin ilk 10 ayeti ezberlenmeli ve o görüldüğünde Kehf Sûresi okunmalıdır. Bunlar da onun şerrinden korunmaya yardımcıdır.

   Müslim: 809/257, 2934, 2937, Ebu Davûd: 4315, 4319, 4321, 4323

   Mesih Deccal’in kıyamete yakın bir vakitte ortaya çıkacağı ve bazı harikuladelikler göstereceği ile ilgili hadisler mütevatir olup Kettanî, Mütevatir Hadisler’de bu hadisler hakkında bilgi vermiştir.

   3) İsa Mesih Aleyhisselam’ın Yeryüzüne İnmesi

   Mesihlerin ikincisidir. Allah (Azze ve Celle) onu babası olmaksızın Meryem (Aleyhesselam)’dan doğmasını takdir ettiği, Allah’ın kelimesi ve kendinden bir ruh olan İsa (Aleyhisselam)’dır. Nisa: 171

   Bilindiği gibi İsa (Aleyhisselam), Ben-i İsrail’e yani Yahudilere gönderilen nebilerden birisiydi. Onlar birçok nebiyi öldürdükleri gibi onu da öldürmek istediler. Ancak Allah-u Teâlâ buna müsaade etmedi ve onu kendi katına yükseltti. Allah-u Teâlâ, Kur’an’ı Kerim’de İsa (Aleyhisselam)’ın öldürülmediğini ve çarmıhada gerilmediğini, başka birinin ona benzetildiğini ve o benzetilen kişiyi öldürdüklerini, Allah’ın İsa’yı kendine yükselttiğini, dolayısıyla halen diri olduğunu haber vermektedir. Allah-u Teâlâ, Kur’an’ı Kerim’de İsa (Aleyhisselam)’ın kıyametin yaklaşması hakkında bir alamet olduğunu bildirmektedir. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

   “Biz Allah’ın Rasulü olan Meryem oğlu İsa’yı öldürdük demelerinden dolayı Yahudileri yıldırım çarptı. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat o öldürdükleri kendilerine İsa’ya benzetildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, ondan yana kuşku içindedirler. Bu hususta tam bir bilgileri yoktur, sadece zanna uyuyorlar. Onu yakînen öldürmediler. Bilakis Allah onu kendisine yükseltti. Allah Azîz’dir, Hakîm’dir.”Nisa: 157-158

   Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

   “Muhakkak ki o (İsa), kıyamet saati için bir bilgidir…” Zuhruf: 61

   İsa (Aleyhisselam) hakkında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den varid olan hadisten anlaşıldığına göre kıyamet saati yaklaşıp Deccal ortaya çıktığı esnada İsa (Aleyhisselam) bir sabah vakti adaletli bir hakem olarak Şam’ın doğusundaki beyaz bir minarenin yanına, ellerini iki meleğin kanatlarına koyarak inecektir.

   Müslümanların imamının arkasında sabah namazını kılacak, Mesih Deccal’i öldürecek ve Müslümanlar onun taraftarı olan Yahudilerin köklerini büyük bir savaş neticesinde yeryüzünden sileceklerdir.

   İsa (Aleyhisselam), yeryüzünde Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şeriatı ile hükmederek Hristiyanların tazim ettikleri haçı kıracak, aslen yenmesi haram olan ve Hristiyanlarca etinin yenmesi helal sayılan domuzu öldürecek ve cizyeyi kaldıracaktır. Çünkü Ehli Kitabı İslam dinine zorlayacak, aksi takdirde cizyeyi kabul etmeyip onlarla İslam üzere savaşacaktır.

   Allah onun zamanında İslam dışındaki tüm dinleri ortadan kaldıracak ve İslam yeryüzündeki tek din olacaktır.

   İsa (Aleyhisselam), Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerine karşı Müslümanları bir kaleye sığındıracak ve Allah-u Teâlâ, onun duasının bereketiyle o iki kavmi bir gecede helak edecektir.

   İsa (Aleyhisselam) yeryüzünde toplam kırk sene kalacak, bu dönemde dünya bolluk ve bereketle, huzur ve asayişle dolacak, kimse kabul etmeyecek derecede mal çoğalacak, vahşi hayvanlarla evcil hayvanlar ve insanlar bir arada yaşayacak, kimse kimseye rahatsızlık ve zarar vermeyecektir.

   İsa (Aleyhisselam), umre ve hac ibadetlerini yerine getirmek için telbiye getirecektir. Eceli geldiğinde de vefat edecek ve Müslümanlar ona cenaze namazı kılacaklardır.

   Buhârî: 3263-3264, Müslim: 155/242-246, 156/247, 2897/34, 2937/110, Ebu Davûd: 4324, Ahmed: 2/406 No: 9259, 9630-9632

           İsa Aleyhisselam’ın Nitelikleri

   İsa (Aleyhisselam), hamamdan yeni çıkmış gibi kızıl, buğday tenli, esmerlerin en güzelinden, kıvırcık uzun saçlı, saçları taranmış, orta boylu ve geniş göğüslüdür. Yeryüzüne indiği anda üzerinde sarımsı iki parça elbise bulunacak, başını eğdiğinde su damlayacak ve başını kaldırdığında su damlacıkları inci taneleri gibi dökülecektir.

   Nefesi, gözünün gördüğü yere kadar yayılacaktır. İsa (Aleyhisselam)’ın nefesini hisseden her kâfir derhal ölecektir. Beytü’l-Makdis’e yakın ve bilinen bir belde olan Lüdd Kapısı civarında Deccal ile karşılaştıklarında, Deccal tuzun suda eridiği gibi eriyecek ancak İsa (Aleyhisselam) onu kendi elleriyle öldürecektir.

   İsa (Aleyhisselam)’ın yeryüzünde kalacağı süre hakkında sahih olarak iki rivayet vardır, 7 ve 40 sene. Âlimler bu rivayetlerin arasını şöyle cem etmişlerdir:

   İsa (Aleyhisselam)’ın göğe yükseltildiğinde 33 yaşında olduğuna dair rivayetler vardır. Dünyaya inmesinden sonra ise yedi sene daha kalacak ve toplam ömrü kırk yaş olacaktır. En doğrusunu Allah bilir.

   Buhârî: 3257-3259, Müslim: 168/272, 169/273, 2937/110, 2940/116, Ebu Davûd: 4324

   Mehdi (Aleyhisselam)’ın gönderilişi ve Deccal’in ortaya çıkması ile ilgili hadisler gibi İsa Mesih (Aleyhisselam)’ın yere inişiyle ilgili hadisler de mütevatir olup Kettanî, Mütevatir Hadislerde bu hadisler hakkında bilgi vermiştir. Dolayısıyla bu hadislere iman edip kabullenmek vaciptir, inkar etmek ise kişinin durumunu tehlikeye düşürür.

   Bununla beraber tarih boyunca ümmetin önemli bir kesimi tarafından yapıldığı gibi; Mehdi’nin gönderilişi ve İsa (Aleyhisselam)’ın yeryüzüne inişi ile ümmetin toparlanma sürecine girecek olması uyuşukluk ve tembelliğe bir kalkan yapılmamalı, İslam’ın bize öğrettiği gibi ümmet bilincini yayarak ve yaşatarak bir duvarın tuğlaları gibi olmaya gayret gösterilmeli ve:

   “Mü’minler ancak kardeştirler…” Hucurat: 10 Emr-i ilahîsi daima şiarımız olmalıdır.

   4) Ye’cüc ve Me’cüc’ün Ortaya Çıkışı

   Allah-u Teâlâ, İsa (Aleyhisselam)’ın eliyle Deccal fitnesini ortadan kaldırdıktan sonra diğer büyük bir fesat daha ortaya çıkacaktır ki o da, Ye’cüc ve Me’cüc isimli iki kavmin yeryüzünü istila etmeleridir. Bu olay İsa (Aleyhisselam) henüz hayattayken olacaktır.

   Allah-u Teâlâ, Kur’an’da iki yerde bu iki kavimden bahsetmektedir.

Kehf: 94-98, Enbiya: 96-97

   Tefsirlerde aktarılan bilgilere göre Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerinin soyu Nûh (Aleyhisselam)’ın oğlu Yafis’e dayanmaktadır. Nitekim Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

   “Nuh’un çocukları üç tanedir: Sâm, Hâm ve Yâfis. Sâm Arapların atası, Yâfis Rumların (Türklerin) atası ve Hâm da Habeşlilerin (Sudanlıların) atasıdır.”  Ahmed: 5/10-11 No: 20375

   Kehf Sûresi’nde anlatıldığı gibi, Zü’l-Karneyn (Aleyhisselam) hemen hemen hiç söz anlamayan bir kavme uğradı. Bu kavim kendilerine zarar veren Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerini ona şikâyet ettiler ve onlarla kendi aralarına onların geçmelerini engelleyecek tarzda bir set yapmasını istediler.

   Bunun üzerine Zü’l-Karneyn (Aleyhisselam) geçidin iki yanına genişliğine ve yüksekliğine dolduracak şekilde demir kütlelerini yığdırtarak bunları yaktırdı. Nihayet demirler kor halini alınca erimiş bakır istedi ve o korun üzerine döktürdü. Nihayet bu, Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerinin delmeye ve aşmaya güç yetiremeyecekleri şekilde muhkem bir set oldu.

   Katade (Rahmetullahi Aleyh) bu settin çizgili bir elbise gibi olduğunu, bir kısmının siyah ve diğer kısmının kırmızı renkli olduğunu söylemiştir.

Camiu Li Ahkami’l-Kur’an: 11/131

   Hicri 227-232 yılları arasında halifelik yapan Zalim Harun el-Vâsık iktidarı döneminde bazı emîrlerini bir akıncı birliği ile beraber bu setti görmek üzere gönderdi ve yerini tespit etmelerini istedi. Onlar uzun mesafeler katederek onu buldular. Set fevkalade yüksek ve erişilmez idi, ona ve çevresindeki dağlara güç yetirilemeyecek gibiydi.

   Oranın yapısı demir ve bakırdandı, üzerinde büyük kilitler olan büyükçe bir kapısı vardı, oradaki burçlardan birinde kerpiçler ve işçi kalıntıları mevcuttu, settin yanında da komşu krallıklardan bekçiler bulunmaktaydı. Bu birliğin oraya gidişi ile memleketlerine dönüşü arası iki seneden fazla sürmüştü.

   İbni Kesir Tefsiri: 10/5081-5082

   Bu iki kavim o günden beri bu seddi delmeye çalışmaktadırlar. Her gün seddi bir miktar delerler. Nihayet güneş ışığını görmeye yaklaşınca başlarındaki amirleri:

   −Kazıyı bırakıp dönün, kalanı yarın kazarız, der. Allah (Azze ve Celle)’de seddi eskisi gibi sağlam hale getirir. Allah’ın dilediği vakte kadar bu olay sürekli tekrar eder. Nihayet onların vakitleri tamamlanıp Allah onları insanların üzerine göndermeyi dilediğinde onlar seddi yine kazarlar ve delme işini tamamlamaya yaklaştıklarında amirleri:

   −Kazmayı bırakıp dönün, inşallah yarın kazarsınız, diyerek istisnada bulunur. Ertesi gün seddin yanına vardıklarında onu inşa olmuş halde değil de bıraktıkları gibi bulurlar ve seddin kalanını kazarak yeryüzü halkının üzerine saldırırlar.

   Bu esnada Allah-u Teâlâ İsa (Aleyhisselam)’a:

   −Ben şimdi Bana ait olan birtakım kullar çıkardım. Hiç kimsenin onlarla savaşmaya gücü yetmez. Bu sebeple sen yanındaki kullarımı Tûr Dağı’na sığındır ve orayı onlar için sağlam bir sığınak ve kale yap! diye vahyeder.

   Seddi delen Ye’cüc ve Me’cüc kavimleri insanlara saldırırlar, canlarını ve mallarını ifsad ederler, yeryüzündeki bütün suları içerler. Hatta bu iki kavim şu an İsrail sınırları içinde Hayfa kentinin doğusunda bulunan Taberiye Gölü’ne uğrar ve suyunu içmeye başlarlar. Kalabalığın sonu oraya uğrar, su bulamayınca şaşırırlar da:

   −Yemin olsun bir zamanlar burada su vardı, derler. Onlar öyle kalabalıktırlar ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların kalabalıklığını bize bir kutsî hadiste şöyle tasvir eder:

   “Cehenneme gönderileceklerin miktarı her 1000 kişiden 999’udur. Ashâbın:

   −Geriye kalan o binde bir hangimiz olabilir? sorusuna Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle cevap vererek ümmetini sevindirmiştir:

   −“Sevinin, sizden her bir kişiye karşılık Ye’cüc ve Me’cüc’den 999 kişi vardır. Sizler mahşer halkının toplamı içinde beyaz bir öküzün derisindeki siyah bir tüy veya siyah bir öküzün derisindeki beyaz bir tüy mesabesindesiniz…”   Buhârî: 4576, Müslim: 222/379

   Bu iki kavim yeryüzüne hakim olurlar. En son olarak İsa (Aleyhisselam) ve yanındakileri Tûr Dağı’nda kuşatıp oraya hapsederler. Öyle ki, yiyecek ve içeceklerin tükenmesi, temin de edilememesi sebebiyle o Müslümanların her birine verilecek bir öküz kafası yüz altından değerli olacaktır.

   Yeryüzü halkının işini bitirdiklerine kanaat edildiğinde Ye’cüc ve Me’cüc kavminden bir kişi:

   −Şu yeryüzü halkının işini bitirdik, şimdi gökyüzü halkıyla savaşacağız, der. Onlardan birisi mızrağını göğe doğru fırlatır ve Allah’ın dilemesiyle o mızrak kana bulanmış olarak yere düşer. Bunun üzerine onlar büyüklenerek:

   −Gökyüzü halkını da öldürdük, derler. Müteakiben İsa (Aleyhisselam) ve arkadaşları Allah-u Teâlâ’ya dua ve niyazda bulunurlar da, Allah-u Teâlâ o iki kavmin üzerine, boyunlarına musallat olacak deve ve davarların burunlarında bulunan bir kurtçuk gönderir. Bu kurtçuklar onları boğazlarından yakalar. Onlar çekirge sürüsünün ölümü gibi ölürler ve birbirlerinin üstüne yığılıp kalırlar.

   Ertesi gün onların helak oldukları anlaşılınca İsa (Aleyhisselam) ve arkadaşları sığındıkları kaleden inerler. Yeryüzünde bu iki kavmin fertlerinin yağlarının ve pis kokularının doldurmadığı bir karış yer bulunmaz.

   Müslümanlar ellerinde kalan hayvanları salıverirler ancak o iki kavmin leşleri dışında bir yiyecek bulamazlar. Onların leşlerini yiyerek ot yiyip semizlendikleri gibi semizlenirler ve memeleri sütle dolar. Müslümanlar onların ok, yay ve kalkanlarından yedi yıl boyunca ateş yakarlar.

   İsa (Aleyhisselam) ve arkadaşları Allah’a niyazda bulunurlar ve Allah birtakım kuşlar gönderir. Bu kuşlar o kokmuş cesetleri Allah’ın dilediği bir yere taşırlar. Sonra Allah-u Teâlâ şiddetli bir yağmur gönderir, o yağmur her tarafı yıkayıp temizler, ayna gibi parlatır. Sonra yere:

   −Ürünlerini bitir, bereketini geri getir, denilir. Öyle ki, bir kalabalık bir tek nar ile doyar, onun kabuğunun altında gölgelenir. Süt bereketlenir de bir sağmal hayvandan sağılan süt kalabalık bir cemaate yeter.

   Bolluk ve bereket yeniden çoğalır, huzur ve asayiş artar. İsa (Aleyhisselam) vefat eder, halk onun üzerine cenaze namazını kılar. İnsanlar bu haldeyken Allah-u Teâlâ tatlı bir rüzgâr gönderir, o rüzgâr Müslüman olan insanları koltuk altlarından yakalar ve ruhlarını alır. Artık geriye kıyametin tepelerine kopacağı en şerli insanlar topluluğu kalır. Müslim: 2937/110, Tirmizî: 2341, 3359, İbni Mâce: 4075-4076, 4079-4080

   5) Üç Büyük Çöküntü (Hasıf)

   Kıyametin kopmasından önce vuku bulacak on büyük alametin zikredildiği hadiste üç büyük hasıftan bahsedilmekte, ancak bunun teferruatı hakkında pek bilgi verilmemektedir. Müslim: 2901/39, Ebu Davûd: 4311, Tirmizî: 2274, İbni Mâce: 4055

   Hasıf, yere batma ve yerin çökmesi şeklinde olur. Nitekim eski ümmetlerden bazısı işledikleri günahlardan dolayı yere batırılarak cezalandırılmıştır. Kibirli bir şekilde yolda yürürken yere batırılan ve kıyamet gününe kadar da batırılacağı haber verilen kişi de bu şekilde cezalandırılanlardandır. Buhârî: 5850

   Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haber verdiğine göre bu ümmetten de yere batırılarak cezalandırılacak olanlar bulunacaktır ki, bunlar kaderciler ve zındıklardır.Ahmed: 2/91 No: 5639, 5867, 6208, Tirmizî: 2280, İbni Mâce: 4061

   Kıyametin büyük alametlerinden biri olarak zikredilen bu hasıf, yerin çökmesi şeklinde olacaktır. Bu çöküntülerden birisi yeryüzünün doğusunda, diğeri batısında ve üçüncüsü de Arap Yarımadası’nda olacaktır. Bu çöküntüler henüz gerçekleşmemiştir, şimdiye kadar gerçekleşen irili ufaklı çöküntüler küçük çöküntü kısmından olup küçük alametler kısmındandır, Allah-u a’lem.

      6) Duhân (Duman)

   İnsanların alışkın olmadığı alametlerin ilki olan duman hakkında Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

   “Göğün, insanları bürüyerek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle! Bu, elem verici bir azaptır. (İşte o zaman insanlar):

   −Rabbimiz! Bizden (bu) azabı kaldır, doğrusu biz artık iman edenleriz (derler).”  Duhân: 10-12

   Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de bu duman hadisesinden çeşitli kereler bahsetmiş ve kısmen teferruatını haber vermiştir. Buna göre kıyamete yakın bir vakitte apaçık olacak ve herkes tarafından görülecek bir duman gökle yer arasında meydana gelerek insanları saracaktır.

   Bu duman sebebiyle insanlar azap duyacaklar, mü’minler nezleye tutulmuş gibi olacaklar, kâfirlerin de nefesleri kesilecek, şişecekler, kızaracaklar ve sonunda duman kulaklarından çıkacaktır. Bir rivayete göre bu duman yeryüzünde 40 gün kalacaktır. Neticede insanlar, bunun Allah tarafından kendilerine gönderilen bir ikaz ve azap olduğunu anlayacaklar, akabinde bu azabı kaldırması için Allah’a dua edeceklerdir.

   “Biz azabı birazcık kaldıracağız ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.” Duhân: 15. ayetinden Allah-u Teâlâ’nın onlardan bu duman azabını istekleri üzere kaldıracağı, ancak onların âdetleri üzere tekrar küfre geri dönecekleri ve bu ikazı da kulak arkası edecekleri anlaşılmaktadır.

   “Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün (kıyamet günü), kesinlikle intikamımızı alırız.” Duhân: 16. ayetinden de Allah-u Teâlâ’nın onları azaplandırma işini, gözlerin korkudan dışarı fırlayacağı kıyamet gününe ertelemekte olduğu anlaşılmaktadır. O şiddetli günün azabından Allah’ın rahmetine sığınırız!.. Müslim: 2798/39, 2901/39, Nevevî Müslim: Şerhi 5/2744, İbni Kesir Tefsiri: 13/7180-7185, Ölüm Ötesi Tarihi: 146-148

      7) Güneşin Batıdan Doğması

   Kıyametin büyük alametlerinin yedincisi güneşin, her zamankinin aksine doğudan değil de battığı yerden doğmasıdır. Bu hususta Kadı İyad (Rahmetullahi Aleyh)’in dediği gibi; bunun gibi kıyamet alametlerine dair olan hadisler, Ehli Sünnet’e mensup bütün fıkıh, hadis ve kelam âlimleri tarafından zahirî manalarıyla kabul edilmiş ve başka türlü yorumlanmamıştır. Nevevî, Müslim Şerhi: 1/310

   Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bildirdiğine göre, güneş batıdan doğmadan kıyamet kopmayacaktır. Güneşin battığı yer tarafında genişliği yetmiş yıllık mesafe olan bir kapı vardır ki, buna tevbe kapısı denilir.

   Bu kapı, güneş batıdan doğuncaya kadar daima açık olacak ve tevbe eden herkesin tevbesi kabul edilecektir. Güneşin battığı yerden doğması hadisesi vuku bulduğunda, o kapı da kapanacak ve artık hiç kimseden tevbe kabul edilmeyecek, daha önce iman etmemiş veya imanından bir hayır elde edememiş insanların imanları kendilerine bir fayda sağlamayacaktır. Hâlbuki o dehşetli alameti gören bütün insanlar iman edecekler, ancak bu nafile geçersiz bir iman olacaktır.

   Yine kavranması zor, ancak iman edilmesi vacip olan gaybî haberlerden birisi de Allah Rasulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bildirdiğine göre şöyledir:

   “Güneş her gün battıktan sonra Arş’ın altındaki müstekarrına karar kılma, yerleşme yeri gider ve secde etmek için izin ister. Kendisine secde için izin verilir, secde eder ve bu halde kalır. Nihayet kendisine:

   −Kalk, geldiğin yerden geri dön! denilir. Bu hal rutin olarak ta ki insanların her türlü çirkinliği aşikâre yaptığı bir döneme kadar her gün devam eder. Belirlenen o vakit geldiğinde güneşe:

   −Kalk ve battığın yerden doğ! denilir. Bunun üzerine güneş batı tarafından doğar. Bu alamete şahit olan insanların hepsi imana gelir, ancak tevbe kapısı artık kapanmıştır. İşte o gün, şu ayette bize bildirilen gündür:

   “…Rabbinin ayetlerinden/delillerinden bazısı geldiği gün, önceden iman etmeyen veya imanından bir hayır kazanmayan kimseye (o günkü) imanı hiçbir fayda vermez.” En’am: 158

   Buhârî: 3017, 4362, 4696, 6974, Müslim: 157-159, Ebu Davûd: 4310, 4312, Tirmizî: 2281, 3265-3266, 3763-3764, İbni Mâce: 4068-4070, Ahmed: 5/145 No: 21625, 21679, 21734, 21791, 21874, İbni Kesir Tefsiri: 6/2873-2878

      8) Dabbetü’l-Arz’ın Ortaya Çıkması

   Kıyamete oldukça yakın bir vakitte ortaya çıkacak alışkın olunmayan alametlerin ikincisi, yerden bir Dabbe’nin canlı hayvanın bir kuşluk vakti insanların arasına çıkması ve onlarla konuşmasıdır.

   Bu hususta Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

   “Söz aleyhlerine gerçekleştiğinde onlara yerden bir dabbe çıkartırız. O dabbe, onlara hitaben insanların ayetlerimize yakînen kesin olarak inanmadıklarını söyler.”  Neml: 82

   Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den Dabbetü’l-Arz’ın ortaya çıkacağına dair sahih rivayetler nakledilmiştir. Onlardan birisi şudur:

   “Dabbe çıkar ve insanların burunlarını damgalar.Sonra o damgalananlar  sizin içinizde yaşarlar. Hatta deve satın alan birine diğeri:

   −Onu kimden aldın? diye sorar, o da:

   −Burnu damgalı olanların birinden aldım, der.”

   Ahmed: 5/268 No: 22664, Buhârî Tarih: 3/172, Mecmau’z-Zevaid: 8/9, Albâni Sahiha: 322

   Ancak onun niteliği, nerede ve nasıl ortaya çıkacağı, başka neler yapacağı hakkında birbirine muhalif, sıhhatleri hakkında da fikir sahibi olamadığımız birçok rivayetler nakledilmiş ve bunlara dayalı görüşler ortaya sürülmüştür.

   Hafız İbni Kesir değerli tefsirinde şöyle demiştir:

   “Bu canlı, ahir zamanda insanların bozulduğu ve Allah’ın emirlerini terk ederek gerçek dini değiştirdikleri sırada ortaya çıkar. Allah-u Teâlâ, onlar için yerden bir canlı çıkaracaktır. Bu canlının Mekke’den çıkacağı da, Mekke’nin dışında başka yerlerden çıkacağı da söylenmiştir. O canlı, insanlarla durumları hakkında konuşacak yani hitap edecektir.” İbni Kesir Tefsiri: 11/6176-6177

   Bu Dabbe’nin sahip olacağı söylenen vasıflardan; uzunluğunun 60 zira yani 30 metre, insan yüzlü, öküz başlı, domuz gözlü, fil kulaklı, dağ keçisi boynuzlu olduğu, boynuzları arası mesafenin bir fersah yani 5000 metre olması, devekuşu boyunlu, aslan göğüslü, kaplan renkli, kedi böğürlü, koç kuyruklu, deve ayaklı oluşu, önünden kaçan kimsenin ondan kurtulamadığı, arkasından koşan kimsenin ona yetişemediği, Musa (Aleyhisselam)’ın asasını ve Süleyman (Aleyhisselam)’ın mührünü taşıması gibi hakkında söylenen şeylerden hiçbirinin delili yoktur.

  Hakkında sahih bir nass gelmediği için bu konunun peşine düşmek ve kesin bir hüküm vermek doğru olmaz. Ancak bize bildirildiği kadarına iman etmeli ve teslim olmalıyız.

   Aynı şekilde bu canlının akıbeti hakkında da herhangi bir delil bulunmadığı gibi, bu hususa dair bir görüşe de ulaşamadım.Müslim: 2941/118, Ebu Davûd: 4310, İbni Mâce: 4069, İbni Kesir Tefsiri: 11/6176-6181, Kurtubî Tefsiri: 13/231-237

   9) İnsanları Önüne Katıp Sevk Eden Ateş

   Kıyametin büyük alametlerinin sonuncusu ise, Yemen’in Aden ile Hadramevt şehirleri civarından büyük bir ateş çıkmasıdır. Bu ateş insanları kuzeye, Şam topraklarına yani Şam topraklarıyla kastedilen alan, bugünkü Suriye topraklarına ilaveten Ürdün, Irak ve Türkiye topraklarından bir kısmını içine alan geniş bir bölgedir. İşte bu bölgeye doğru göç etmek zorunda bırakacaktır.

   Artık bu alametten sonra kıyamet kopacak, imtihan bitip hesap görme ve karşılıkların verileceği ebedi hayat başlayacaktır. Bu hususta Kur’an’da bir delil bulunmamakla beraber Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:

   “Sizler şu on alameti görmedikçe kıyamet kopmayacaktır: Duman, Deccal, Dabbetü’l-Arz, güneşin batıdan doğması, İsa bin Meryem (Aleyhisselam)’ın yeryüzüne inişi, Ye’cüc ve Me’cüc, birisi doğuda, birisi batıda ve diğeri de Arap Yarımadası’nda olmak üzere üç yer çöküntüsü. Bu alametlerin sonuncusu ise, Yemen’den Aden’in en uzak yerinden çıkıp insanları göç ettiren onları haşrolunacakları yere doğru önüne katarak süren bir ateştir.” Müslim: 2901/39-40, Ahmed: 4/6-7

   Bu hadisin şerhinde İmam Maverdî şöyle demektedir:

   “Aden ve Yemen’in en uzak noktasından çıkacak olan bu ateş, hadiste açıklandığı gibi insanları haşredip toplayacaktır.” Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.  17.Nisan.2022

               METİN ALKAN

           EĞİTİMCİ YAZAR

 

Araştırmacı Yazarlar
 Araştırmacı Yazarlar internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Araştırmacı Yazarlar Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
VİDEO GALERİ
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
“RABBİN İÇİN NAMAZ KIL VE KURBAN KES” KURBAN BAYRAMI
Y
ferit karasu
YÜREĞİM DEKİ ŞEHİR
Y
Nurcan CANKORU
MENZİLE
Y
Mehmet GÖÇMEZ
ANMAK MI ANLAMAK MI
Y
SERDAR BOZDOĞAN
TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR BİZDE TARİHE YENİDEN ÇAĞ AÇTIRIYORUZ
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
TÜRKİYEDE HANGİ NURCU KOLLARI FETÖYE DESTEK VERİYOR 2022 RAPORU VE BELGELERİ REFERANDUM SEÇİMLERİ ÖNCESİ BOMBADA FETÖNÜN PARMAK İZLERİ!!! (1) KAVAK AĞACI İLE KABAĞIN HİKAYESİ DARBELERİN GÖBEĞİNDELER AMA GÖRÜNMÜYORLAR (4)
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim