Araştırmacı Yazarlar | Yazarlar

BAYRAMLARIMIZ BİZİM MANEVİ ZENGİNLİK KAYNAKLARIMIMIZDIR

30 Nisan 2022, 03:26

BAYRAMLARIMIZ BİZİM MANEVİ ZENGİNLİK

                           KAYNAKLARIMIMIZDIR

                                  Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

   Bayramlar, birlik ve beraberliğin pekiştiği, kardeşlik, dostluk, sevgi ve saygı duygularının paylaşıldığı dinî bayramların millet olma şuuruna ermenin temelidir. Bayramların toplumun manevî zenginlik kaynaklarıdır.

   Dinî bayramlar, bireyleri ortak duygu ve düşüncelerde buluşturarak, üzüntüde ve kıvançta birleştirmekte ve bu değerlerin içtenlikle yaşanmasını sağlamaktadır. Huzur ve barış ortamının değerini iyi bilerek, kötülüklerden uzaklaşarak, insanlara iyi davranmayı bir yaşam ilkesi olarak benimseyerek, çevremizdekileri de buna teşvik etmeliyiz.

   Güçlü bir toplumsal yapının oluşturulması, öz değerlerine bağlı, çalışmayı, güzel ahlaklı olmayı ilke edinen erdemli kuşaklar yetiştirilmesi ile mümkündür. Bu sebeple, birey ve toplum yaşamında çok önemli bir yeri bulunan bayramları, çocuklarımıza anlamına uygun biçimde yaşatmalıyız. Millî ve manevî değerlerimize sahip çıkarak, yardımlaşma, dayanışma ve hoşgörü duygularını benimsettiğimiz sürece, inanıyorum ki daha güzel günlere ulaşacağız.

Dinî bayramlar; toplumların fertlerinin birbirlerine sevgi ve saygı ile yaklaşma, yardımlaşma, birbirlerinin gönlünü alma ve yakınlaşma, mutluluk ve sevgi huzuru dolu dolu yaşama günleridir. Ramazan ayı, manevî duyguların, Allah’a yaklaşma duygularının en yüksek ve insanlık duygularının en yoğun olduğu önemli aylardan birisidir.

   Müslüman olan toplumlar ve insanlar, İslâm dini ve Müslümanlık ilkeleri doğrultusunda, Ramazan ayında sağlığı sıhhati yerinde olanlar, bir ay kendilerine farz kılınmış oruçlarını tuttular, zekât ve fitrelerini vererek görev ve sorumluluklarını yerine getirdiler. Böylece Ramazan Bayramı’na eriştik ve kutluyoruz. Bayram, sevinç ve neşe günü demektir. Öteden beri her milletin birçok milli günleri, millî bayramları ve dinî bayramları vardır, her toplum bu bayramlarını kutlar. Ramazan Bayramı inananlar üzerinde çok müspet tesirler meydana getirir, dinî duygularını kuvvetlendirir. İnsanlara yeni bir heyecan ve çalışma zevki kazandırır. Diğer zamanlarda insanların gözüne benlik, çok kâr etmek, çok çıkarcı ve acımasız olmak, fakir ve fukaranın hâlini bilip anlamamak, insanları kırmak zarar vermek gibi olumsuz duygu ve davranışlar Ramazan ayında ve bu ayın sonunda kutlanan Ramazan Bayramı’nda azalır, yok olur. Toplumu birlik beraberlik, kardeşlik ve dayanışma içinde tutan, saygı ve sevgi temelinde insanları birleştiren önemli günlerdir bayramlar…

   Bayramların, millî ve dinî duyguların, inanışların pekişmesi, taze ve canlı tutulması fonksiyonu yanında, toplumun birlik ve beraberliğini sağlamada ve bunun bireylerin bilincinde yer etmesinde de büyük önemi vardır. Millî bayramlar millet olma, beraber aynı kaderi aynı tasayı, aynı kıvancı yaşama gücünü kuvvetlendirir. Dinî bayramlarımız da aynı dine inanan insanların yani Türk milletinde Müslümanların birlik beraberlik günleri, kardeşliğin, çıkarsız saygı ve sevginin yaşandığı günlerdir. Gerçekten dinî bayramlar, insanlar arasında kaynaşmanın, dostlukları ve ahbaplıkları ilerletmenin bir yolu olarak belli bir öneme sahip oldukları gibi, dinî his ve şuurun sosyal hayatta tazelenmesinin de bir vesilesidir. Bayramlar, sosyal dayanışma ve barış şuurunun fertlere kuvvetle hâkim olduğu günlerdir. Dargınların kucaklaşması, aralarında kin, nefret bulunan kabile, aile ve şahısların, düşmanlık ve husumet duygularının sevgiye dönüşmesi, küçüklerin büyüklere saygı, büyüklerin küçüklere sevgi göstermesi, hastaların ziyaret edilmesi, verilecek küçük hediyelerle çocukların gönüllerinin alınması, hısım ve akrabanın bir kere daha yeniden kaynaşması, genellikle bayram günlerinde mümkün olmaktadır.

   Ramazan orucunun tamamlanmasıyla mü’minler, öncelikle Allahu Teâlâ’nın emrini yerine getirmenin ve bunun neticesinde imanlarının kuvvetlenmesinin, ahlaklarının yücelmesinin, merhamet ve şefkat duygularının artmasının ve insanî erdemlerini kuşanmalarının bayramını yapmaktadırlar.

   Nasıl ki gökyüzünden inen yağmurdan inanan inanmayan, ibadet yapan yapmayan, oruç tutan tutmayan herkes yararlanıyorsa, Ramazan Bayramı’nın ılık esintisinden, rahmet coşkusundan, sosyal yardımlaşma ve dayanışma ruhunun zirveye ulaşmasından da herkes nasibini alacaktır. Ancak Ramazan Bayramı, bir oruç bayramı olduğuna göre, her türlü zor şartlara rağmen sabır ve sebatla Allahu Teâlâ’nın oruç emrini yerine getirerek itminana eren, ibadet neşesi ile huzur ve istikrarı gönül yamaçlarında doyasıya hisseden mü’minler, hakiki anlamda bayramın manevî hazzından, bereketinden ve mağfiret ikliminden istifade edeceklerdir.

   Oruçla kemale ermek için elinden gelen çabayı sarf eden mü’minlerin, Ramazan boyu kazandıkları erdemleri, nefis terbiyesinde elde ettikleri mesafeyi, ahlakî açıdan ulaştıkları dereceyi korumalarına ve kaybetmemelerine yardımcı olacak birkaç hususa işaret edelim.

   Özellikle bayram günlerinde hiç olmazsa Müslümanların birbirlerine tebessümle muamele etmesi, bayram neşesinin yaşanmasına ve muhabbetin artmasına vesile olur. Tebessümü unutan ve birbirlerine asık bir yüzle bakan bir toplumda sevgi ve saygı hâkim olmaz. Peygamber Efendimiz’in mü’minlerin birbirlerine tebessüm etmesini bir sadaka olarak nitelendirmesi, bu hususun mühim bir mesele olduğunu göstermektedir.

   Bu konuda hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Müslüman kardeşinin yüzüne gülmen, senin için bir sadakadır.”1

   Bayramlar, sevginin doyasıya yaşandığı bir zaman dilimidir. Sevgilerin paylaşılarak ziyadeleştiği gibi, üzüntülerin de paylaşılarak hafiflediği bilinmektedir. Bayram günleri aynı zamanda Müslümanların birbirlerinin üzüntülerini hafifletmek için önemli bir fırsattır.

   Bu sorumluluğu Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle dile getirmiştir: “Birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerine şefkat etmekte mü’minlerin durumu bir cesede (bedene) benzer. O bedenden bir organ hastalanırsa diğer organlar da uykusuzluk ve humma (ateşlenme) gibi sebeplerle ondan etkilenir.”2

   İslâm coğrafyasının çeşitli yerlerinde işgallerin devam ettiği, gözyaşlarının aktığı, kanların heder edildiği, açlık ve sefaletin yaşandığı, aralarına ekilen nifak tohumlarının yeşermesinden dolayı mü’minlerin birbirlerine acımasız davrandığı bir ortamda, yukarıda hadisi şerifte verilen mesajı iyi anlamanın gereği ortadadır.

Mehmed Akif Ersoy’un şu mısralarını da hatırlayarak bayram mesuliyetinin büyüklüğüne dikkat çekmenin yararlı olduğunu düşünüyorum:

   Hiç sıkılmaz mısınız Hz. Peygamber’den?

   Ki uzaklardaki bir mü’mini incitse diken,

   Kalb-i pâkinde duyarmış o musibetten acı.

   Sizden elbette olur ruh-ı Nebi davacı.3

   Dinî bayramlar, insanlar arasındaki tanışmanın, muhabbetin, paylaşmanın, dayanışmanın, kaynaşmanın, dostlukların kurulmasına ve kuvvetlenmesine sebep olmaları açısından büyük öneme sahiptir. Bayramlar, öncelikle ana babanın rızasının alınması, akrabaların ziyaret edilmesi, komşuların gönüllerinin kazanılması, yoksulların ve muhtaçların gözetilmesi, büyüklere saygının esirgenmemesi, çocukların sevindirilmesi, hastaların ziyaret edilerek hâl ve hatırlarının sorulması, yetim ve öksüzlerin merhamet elleri ile okşanması, sokak çocuklarına sahip çıkılması gibi konularda güzel bir yarışın yapıldığı zamanlardır. Bu etkinlikler ve amellerle bayramlar anlam kazanır ve onlardaki maksatlar anlaşılır.Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.

                               METİN ALKAN

                                   EĞİTİMCİ YAZAR

Dipnot

1.    Tirmizi, Birr, 36.
2.    Buhari, Edeb, 27.
3.    Mehmet Akif Ersoy, Safahat.

 

Araştırmacı Yazarlar
 Araştırmacı Yazarlar internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Araştırmacı Yazarlar Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
VİDEO GALERİ
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
OĞUZ BOYLARININ(24) ANADOLUDA YERLEŞTİKLERİ YERLER
Y
ferit karasu
YÜREĞİM DEKİ ŞEHİR
Y
Nurcan CANKORU
MENZİLE
Y
Mehmet GÖÇMEZ
ANMAK MI ANLAMAK MI
Y
SERDAR BOZDOĞAN
TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR BİZDE TARİHE YENİDEN ÇAĞ AÇTIRIYORUZ
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
TÜRKİYEDE HANGİ NURCU KOLLARI FETÖYE DESTEK VERİYOR 2022 RAPORU VE BELGELERİ REFERANDUM SEÇİMLERİ ÖNCESİ BOMBADA FETÖNÜN PARMAK İZLERİ!!! (1) KAVAK AĞACI İLE KABAĞIN HİKAYESİ DARBELERİN GÖBEĞİNDELER AMA GÖRÜNMÜYORLAR (4)
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim