Araştırmacı Yazarlar | Yazarlar

PEYGAMBERİMİZİN ŞEMÂİL-İ ŞERÎFİ

06 Aralık 2020, 12:10

PEYGAMBERİMİZİN ŞEMÂİL-İ ŞERÎFİ

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

   Fahr-i Âlem Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz, yaratılış ve ahlâk bakımından insanların en mükemmeli idi. Bütün peygamberlerin uzuvları tamam ve güzel yüzlü olup, Habîb-i Hüdâ onların en güzeli idi.

   Mübarek  cismi güzel, bütün azası mütenasip,  endamı gyet matbû (boy ve bedeni çok uygun), alnı ve göğsü ve iki omuzlarının arası ve avuçları geniş, boynu uzun ve mevzun ve gümüş gibi saf, omuzları ve pazuları ve baldırları iri ve kalın, bilekleri uzun, parmakları uzunca, elleri ve parmakları kalınca idi. Mübarek karnı göğsüyle beraber olup  şişman değil idi. Ayaklarının altı çukur olup düz değil idi. Uzuna yakın orta boylu, iri kemikli, iri gövdeli, güçlü kuvvetli idi. Ne zayıf ne semiz, ikisinin ortası ve sıkı etli idi. Mübarek cildi ise ipekten yumuşak idi.

   Kemal-i itidal üzere büyük başlı, hilal kaşlı, çekme burunlu, az değirmi çehreli idi. Şişman yüzlü ve yumru yanaklı değildi. Kirpikleri uzun, gözleri kara ve güzel, büyücek ve iki kaşının arası açık, fakat kaşları birbirine yakın idi. Çatık kaşlı değil idi ve iki kaşının arasında bir damar vardı ki gazaplandığı zaman kabarıp görünürdü.

   O Nebiyyü’l-Müctebâ, ezherü’l-levn idi, yani ne kireç gibi beyaz, ne de karayağız, ikisi ortası gül gibi kırmızıya meyilli ve beyaz nûrâni ve berrak olup mübarek yüzünde nur parlardı.

   Gözlerinin akında dahi az kırmızılık vardı. Dişleri inci gibi abdâr (latif) ve tâbdâr (parlak) olup konuşurken ön dişlerinden nur saçılır, gülerken mübarek ağızları latif bir şimşek gibi ziyâlar saçarak açılır idi.

   Saçları ne pek kıvrık, ne de pek düz idi ve saçlarını uzattığı vakit kulak memesini geçerdi. Sakalı uzun değildi ve bir tutamdan fazlasını alırdı.

   Vefatlarında saç ve sakalı henüz ağarmaya başlayıp başında biraz ve sakalında yirmi kadar beyaz kıl var idi.

   Cismi nazif (temiz), kokusu lâtif (güzel) idi. Koku sürünsün sürünmesin, teni ve teri en güzel kokulardan âlâ kokardı. Bir kimse onunla musafaha etse, bütün gün onun güzel ve hoş kokusunu duyardı. Mübarek eliyle bir çocuğun başına dokunsa, güzel kokusuyla o çocuk, diğerleri arasında bilinir idi.

   Doğduğu vakit dahi nazif ve pâk idi. Sünnetli ve göbeği kesik olarak doğmuştu.

Havâssı (duyuları) fevkalâde kuvvetli idi. Pek uzaktan işitir ve kimsenin göremeyeceği mesafeden görür idi.

   Bütün hareketleri mûtedil (ölçülü) idi. Bir yere giderken acele etmez ve sağa sola meyletmeyip gayet vakar ile doğru yoluna gider; fakat sürat ve kolaylıkla yürürdü. Şöyle ki; âdetâ (normal) yürür gibi görünür, lâkin yanında gidenler, sürat ile yürüdükleri halde geride kalırlardı.

   Güler yüzlü, tatlı sözlü idi. Kimseye fena söz söylemez ve kimseye kötü muamele eylemez ve kimsenin sözünü kesmez, mülayim ve mütevazı idi.

Haşin ve galiz değil idi. Fakat heybetli ve vakur idi. Gülmesi dahi tebessüm idi.

   Onu ansızın gören kimseyi heybeti kaplar ve onunla ülfet ve sohbet eyleyen kimse onu cân-u gönülden sever ve âşık olurdu. Fazilet sahiplerine derecelerine göre ihtiram gösterirdi. Akrabasına dahi pek ziyade ikram eylerdi. Lâkin onları kendilerinden daha üstün olanların üzerine takdim etmezdi.

   Hizmetkârlarını pek hoş tutardı. Kendisi ne yer ve ne giyerse onlara dahi onu yedirir ve giydirirdi. Gayet cömert ve kerîm, şefkatli ve merhametli, cesur ve halîm (yumuşak huylu) idi. Vaadinde sabit, sözünde sadık idi. Elhâsıl hüsn-i ahlâk ve akıl ve zekâ bakımından bütün insanlara faik ve her türlü medh-ü senâya lâyık idi.

Kitap okumamış, yazı yazmamış olduğu halde avam ve havvâsın dış ve iç işlerindeki tedbir ve tasarrufunu bir adam düşünse, o hazretin ne mertebe anlayış ve zekâsı olduğunu derhal anlardı. Cehalet karanlıklarında kalmış Arap kabîleleri arasında büyüyüp ve Arap Yarımadası gibi bir ücra bir mahalde zuhur eyleyip de ümmî (okuyup yazma öğrenmeyen) olduğu halde enfüs ve âfakı, zahir ve batını ilim ve irfan nurlarıyla aydınlattığını bir akıl sahibi düşünse, tereddütsüz onun peygamberliğini kat’i olarak tasdik eyler.

   Yemede, giymede zaruret miktarıyla iktifa eder ve fazlasından sakınırdı. Hazır olanı yerdi, bulduğunu giyerdi. Tam doyuncaya ve karnı doluncaya kadar yemezdi. Üzerinde yatıp uyuduğu döşek, deriden mamul olup, içi dahi hurma lifiydi.

   Az vakit içinde bunca fetihlere mazhar olmuş ve Müslümanlığın gelirleri çoğalmış iken dünya malına asla iltifat eylemezdi ve ganimetlerden kendisine ait olan malların çoğunu sadaka verip kendi geçimi için pek az şey alıkoyardı. Bu sebeple bazen borç almaya mecbur olurdu.

   Ehl-i beytinin ekseriya yedikleri arpa ekmeği yahut hurma idi. Vefatlarında en sevgili zevcesi olan Âyşe radiyallâhü anhâ Hazretlerinin hücresinde az bir arpadan başka bir yiyecek yoktu. Zırhı bir Yahudi elinde rehindi ki, ıyâlinin (ailesinin) nafakası için bir arpa ödünç alıp zırhını rehin etmişti. Sâllallahu Aleyhi Ve Sellem… Selamun aleykum..

               METİN ALKAN

               EĞİTİMCİ YAZAR

   Ahmet Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiyâ ve Tevârih-i Hulefâ, Peygamber Efendimiz’in Hayatı

 

Araştırmacı Yazarlar
 Araştırmacı Yazarlar internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Araştırmacı Yazarlar Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL RÖPORTAJ
CEMALEDDİN HOCANIN ARDINDAN..
CEMALEDDİN HOCANIN ARDINDAN..
Bizler Cemalettin Bal Hocamızın muvahhid bir mümin; Kur'an Hizmetkarı bir müftü olduğuna aynel-yakin şahidiz. Kur'an talebelerine verdiği önem, inşa ettirdiği Hafızlık Kurslarının işleriyle bizatihi ilgilenmesi, personelinin derdinde sıkıntısında varıyla yoğuyla koşan,kendisiyle uğraşan ona iftira edenlere dahi beddua etmeyen yine onları dualarıyla uğurlayan bir hocamız olduğuna şahidiz.
 
YAZARLARIMIZ
Y
Nurcan CANKORU
MENZİLE
Y
Metin ALKAN
GÖKLERİN VE YERİN ANAHTARLARI O’NUNDUR
Y
Mehmet GÖÇMEZ
ANMAK MI ANLAMAK MI
Y
SERDAR BOZDOĞAN
TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR BİZDE TARİHE YENİDEN ÇAĞ AÇTIRIYORUZ
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Uygur Türkü kardeşlerimden dinlediklerim Fetö Frarisi Fuat Avni Lakaplı Aydoğan Vatandaşın Mesai Arkadaşı Mustafa Aydın Dosya Tv Neden Panikledi? NE OLDUYSA O KARARDAN SONRA OLDU Diriliş Postası Yazarı, Dosya Tv ve Oda Tv İş Birliği İle Ortaya Atılan Bir Kumpas Daha Deşifre Oldu!
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim