Araştırmacı Yazarlar | Yazarlar

KARŞILAŞTIRMA… AHİD SANDIĞI

24 Mart 2020, 12:07

     KARŞILAŞTIRMA…  AHİD SANDIĞI

        Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

    İbni Kesir ,BAKARA-248: ” Peygamberi onlara dedi ki: Gerçekten onun hükümdarlığının alameti size Tabut’un gelmesidir ki, onda Rabbınızdan bir «Sekine» ve Musa hanedanıyla Harun hanedanının terk ettiklerinden bir kalıntı vardır. Melekler onu yüklenecektir. Şayet inananlardan iseniz; elbette bunda, sizin için kesin bir ayet vardır.”

   KİTABI MUKADDES’TE AHİD SANDIĞI

   “Ve Sina dağında, Musa ile söyleşmeyi bitirince, şahadetin iki levhasını ona verdi.” (Kitabı Mukaddes. Çıkış. Bap. 31)

   İsrailoğulları Mısır’dan çıktıkları zaman, RABBİN onlarla ahdettiği Horeb dağında, sandığın içine Musa’nın koymuş olduğu iki levhadan başka içinde bir şey yoktu.” (Kitabı Mukaddes /Tarihler II. Bap5)

   “Ve Davud kalktı ve isimle, kerubiler üzerinde oturan ordular Rabbinin ismiyle çağrılan Allah’ın sandığını Baale-yahudadan çıkarmak için, yanındaki bütün kavimle oraya gitti. Ve Allah’ın sandığını yeni bir arabaya koydular ve onu tepede olan Abinadabın evinden kaldırdılar; ve Abinadabın oğulları Uzza ve Ahyo yeni arabayı sürüyorlardı. Ve Allah’ın sandığı ile beraber onu tepede olan Abinadabın evinden kaldırdılar; ve Ahyo sandığın önünde yürüyordu”. (Kitabı Mukaddes / Samuel II. Bap.6)

   HADİSLERDE AHİD SANDIĞI

   Peygamberimiz (sav) tarafından bildirilen hadislere göre sandık Taberiye gölü yakınlarındadır. Ahir zaman Hz. Mehdisi tarafından bulunup, -aynı Talut’un hükümranlığının belgesi gibi- O’nun hükümranlığının bir sembolü olacaktır. Bu konudaki bir hadis şöyledir:

   “Hz. Mehdi, Tabut-u Sekine’yi (Kutsal Sandığı) Taberiye gölünden çıkaracak.” (Ikdı’d Dürer, sf.51-a)

   “Ona Hz. Mehdi denilmesinin nedeni, gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir. Antakya denilen bir yerden Tabut’u (kutsal emanetler sandığını) ortaya çıkaracaktır.” (Suyuti, el- Havi li’l Feteva, II. 82)

   “Ona Hz. Mehdi denilmesinin nedeni, Şam’da bulunan dağlardan birine yönelmesidir. Oradan (gerçek) Tevrat kitaplarını çıkaracak, Yahudilere karşı delil getirecektir.” (Suyuti, el-Havi li’l Feteva, II. 81)

   AHİD SANDIĞI

   “ Allah ile İsrâiloğulları arasındaki ahd’in sembolü olan, on emir’in yazılı bulunduğu levhaların muhafaza edildiği sandık.

İbrânîce’de aron ha-kodeş denilen bu sandık, Eski Ahid’de “ahid sandığı” (bk. Sayılar, 10/33, 14/44; Tesniye, 10/8, 31/26), “şahadet sandığı” (bk. Çıkış, 26/33-34, 30/26, 40/5, 21), “Tanrı’nın sandığı” (bk. Birinci Samuel, 4/11) gibi muhtelif isimlerle anılmakta, Kur’an’da tâbût diye geçmektedir (bk. el-Bakara 2/248); Arapça’da ise tâbûtü’l-ahd denilmektedir. Kitâb-ı Mukaddes’e göre ahid sandığının şekli ve ölçüleri Tanrı tarafından bildirilmiştir. Akasya ağacından yapılması emredilen bu sandığın uzunluğu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olacaktır. İçi ve dışı altınla kaplanacak, iki uzun kenarına ikişer altın halka konacak, bunlara akasya ağacından yapılmış ve altınla kaplanmış birer kol takılacaktır. Halis altından ince bir levha ile sandık örtülecek, altından yapılmış kanatlı iki kerrûbî (melek) tasviri bu kapağın iki tarafında yer alacaktır (bk. Çıkış, 25/10-21). Bu sandığa on emirin yazılı bulunduğu levhalar (şahadet levhaları) konacaktır (bk. Çıkış, 25/16, 21). Ayrıca bir çadır kurulacak, sandık çadırdaki özel yerine konulacak ve bir perde ile saklanacaktır (bk. Çıkış, 26/1-36, 40/3).

Ahid sandığı emredilen şekilde yapılmış (bk. Çıkış, 37/1-9), şahadet levhaları sandığa konmuş (bk. Çıkış, 40/20-21), sandığı bekleme ve koruma görevi de Kohat soyundan Levililer’e verilmiştir (bk. Sayılar, 3/29-31). Tanrı’nın iki melek arasında oturarak Mûsâ ile konuştuğu kabul edildiğinden (bk. Çıkış, 25/22, 30/6; Sayılar, 7/89; Birinci Samuel, 4/4), ahid sandığı büyük önem taşıyordu. Ona yaklaşmak hem yasaktı, hem de ölümle sonuçlanıyordu (bk. İkinci Samuel, 6/1-11; Birinci Târihler, 13/1-14). İsrâiloğulları Tanrı’nın ve O’nun kudretinin sembolü, Tanrı’nın kendileriyle olan beraberliğinin bir nişanesi şeklinde kabul ettikleri sandığı devamlı surette yanlarında taşımışlar, sıkıntılı anlarında ondan medet ummuşlardır (bk. Sayılar, 10/33-36; Birinci Samuel, 4/3-9). Daha sonra ahid sandığının yanına (veya içine) kudret helvası dolu bir testi ile Hârûn’un asası ve şeriat kitabı da konulmuştur (bk. Çıkış, 16/34; Sayılar, 17/10; Tesniye, 31/26; İbrânîler’e Mektup, 9/4). Ahid sandığı Hz. Mûsâ’dan sonra Hârûn’un yanında kalmış, daha sonra gelenler de onu korumuş, bir ara Filistîler’in eline geçmiş, ancak Tâlût (Saul) zamanında geri alınmıştır. Bu sandık Dâvûd tarafından sarayda muhafaza edilmiş, Süleyman ise onu mâbedin “kudsü’l-akdes” denilen bölümüne yerleştirmiş fakat sandığı açtırdığında içinde sadece iki taş levha bulunduğu görülmüştür (bk. Birinci Krallar, 8/9). Buhtunnasr mâbedi tahrip ettikten sonra ahid sandığı kaybolmuştur. Sandığın daha sonraki durumu ise bilinmemektedir.

   Kur’ân-ı Kerîm’de ahid sandığından, Tâlût’un kral oluşu sebebiyle bahsedilmektedir. Peygamberleri tarafından, uzun süredir İsrâiloğulları’nın elinde bulunmayan tâbûtun geri geleceği, bunun da Tâlût’un krallığına alâmet olacağı bildirilmiştir. Ayrıca sandıkta Allah’tan bir sekîne* ile Mûsâ ve Hârûn ailesinin geriye bıraktıklarından bazı şeyler bulunduğu ve sandığı meleklerin taşıdığı ifade edilmiştir (bk. el-Bakara 2/248). Bu âyette geçen tâbût, sekîne, “Mûsâ ve Hârûn ailesinden geriye kalanlar”a (bakıyye) dair tefsirlerde birbirinden farklı pek çok rivayet vardır (bk. Abdullah Aydemir, s. 205-210). Ancak Kur’an’da ve hadislerde bunlarla ilgili herhangi bir açıklama mevcut değildir.

   Bugün yahudiler, Tevrat tomarlarının muhafaza edildiği dolaba ahid sandığı demekte ve Tevrat’a gösterdikleri saygıyı buna da göstermektedirler. Hıristiyanlık’ta ise ahid sandığı, kilise babaları (bk. ÂBÂ) tarafından Hz. Îsâ’nın sembolü olarak yorumlanmıştır.”

   ( PROF ABDURRAHMAN KÜÇÜK, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ)

   Ahit Sandığı Nedir?

   Kutsal Kitabın cevabı

   Ahit Sandığı, Tanrı’nın isteğiyle ve O’nun talimatlarına uygun olarak eski İsrailoğulları tarafından yapılmış kutsal bir sandıktı. Bu sandıkta Hatırlatma Levhaları, yani iki taş levhaya yazılmış olan On Emir bulunuyordu (Çıkış 25:8-10, 16; 31:18).

   Nasıl Yapıldı?

   Ahit Sandığı 111 cm uzunluğunda, 67 cm genişliğinde ve 67 cm yüksekliğindeydi. Akasya ağacından yapılmıştı, hem içten hem de dıştan saf altınla kaplanmış ve altın bir kenar süsüyle süslenmişti. Kapağı saf altındandı ve üstünde her iki uca yerleştirilmiş iki altın kerubi bulunuyordu. Kerubiler karşılıklı duruyordu ve yüzleri kapağa dönüktü, kanatları ise yukarıya doğru açılıyor ve kapağın üzerini örtüyordu. Sandığın ayaklarının yukarısında dört altın halka vardı. Akasya ağacından yapılmış ve altınla kaplanmış sırıklar bu halkalardan geçiriliyordu ve Ahit Sandığı bu sırıklarla taşınıyordu (Çıkış 25:10-21; 37:6-9).

   Nerede Bulunuyordu?

   Ahit Sandığı ilk başlarda Kutsal Çadırın En Kutsal Yerinde bulunuyordu. Bir yerden başka bir yere taşınabilen bu çadır Ahit Sandığıyla aynı zamanda yapılmıştı. En Kutsal Yer bir perdeyle gizlenmişti, kâhinler ve halk göremiyordu (Çıkış 40:3, 21). Sadece başkâhin yılda bir kere, Kefaret Gününde bu kısma girebilir ve Ahit Sandığını görebilirdi (Levioğulları 16:2; İbraniler 9:7). Ahit Sandığı daha sonra Süleyman’ın yaptığı mabedin En Kutsal Yerine taşındı (1. Krallar 6:14, 19).

   Amacı Neydi?

   Tanrı’nın İsrailoğullarıyla Sina Dağı’nda yaptığı ahdi, yani antlaşmayı onlara hatırlatacak kutsal eşyalar Ahit Sandığında tutuluyordu. Ayrıca Kefaret Gününde bu sandığın kilit bir rolü vardı (Levioğulları 16:3, 13-17).

İçinde ne vardı? On Emrin yazılı olduğu taş levhalar Ahit Sandığına konan ilk eşyalardı (Çıkış 40:20). İçinde man bulunan altın testi ve “Harun’un tomurcuklanmış asası” da sonradan sandığa eklendi (İbraniler 9:4; Çıkış 16:33, 34; Sayılar 17:10). Fakat bir noktada bu testi ve asa Ahit Sandığından çıkarıldı, çünkü sandık mabede taşındığında içinde testi ve asa yoktu (1. Krallar 8:9).

   Nasıl Taşınıyordu?

   Ahit Sandığı akasya ağacından yapılmış sırıklar vasıtasıyla Levioğulları tarafından omuzda taşınıyordu (Sayılar 7:9; 1. Tarihler 15:15). Sırıklar her zaman Ahit Sandığına bağlıydı, böylece Levioğullarının sandığa dokunması gerekmiyordu (Çıkış 25:12-16). Ahit Sandığı taşınacağı zaman, Kutsal Yerle En Kutsal Yeri ayıran “bölme perdesi” sandığın üzerine örtülüyordu (Sayılar 4:5, 6). *

   Neyi Temsil Ediyordu?

   Ahit Sandığı Tanrı’nın bulunduğu yeri temsil ediyordu. Örneğin, En Kutsal Yerde bulunan Ahit Sandığının üstünde ve İsrailoğullarının konakladığı yerin üstünde görünen bulut, Yehova’nın orada bulunduğunun ve onları desteklediğinin bir işaretiydi (Levioğulları 16:2; Sayılar 10:33-36). Ayrıca Kutsal Kitap Ahit Sandığının kapağında bulunan iki kerubiye değinerek Yehova’nın ‘kerubiler üzerinde oturduğunu’ söyler (1. Samuel 4:4; Mezmur 80:1). Bu kerubiler Yehova’nın ‘arabasını temsil ediyordu’ (1. Tarihler 28:18). Ahit Sandığının temsil ettiği şeye dayanarak Kral Davut, sandık Sion’a taşındıktan sonra Yehova’nın ‘Sion’da oturduğunu’ yazdı (Mezmur 9:11).

   Başka Nasıl Adlandırılıyordu?

   Bu kutsal sandık için Kutsal Kitapta “Hatırlatma Sandığı”, “Ahit Sandığı”, “Yehova’nın sandığı” ve “[Yehova’nın] kudretinin sandığı” gibi çeşitli terimler kullanılır (Sayılar 7:89; Yeşu 3:6, 13; 2. Tarihler 6:41).

   Ahit Sandığının kapağı “kefaret kapağı” olarak adlandırılıyordu (1. Tarihler 28:11). Bu ifade kapağın Kefaret Günündeki özel rolüne dikkat çeker. O gün başkâhin kurban edilen hayvanların kanını kapağın önüne ve kapağa doğru serperdi. Başkâhinin bunu yapması “kendisi, evi ve İsrail cemaatinin tümü için” günahlara kefaret edilmesini, yani günahların örtülmesini sağlıyordu (Levioğulları 16:14-17).

   Ahit Sandığı Hâlâ Duruyor mu?

   Buna dair bir kanıt yoktur. Bu sandıkla bağlantılı ahdin yerine Mesih’in fidyesine dayanan “yeni bir ahit” yapıldığı için, Kutsal Kitap artık Ahit Sandığına gerek kalmadığını gösterir (Yeremya 31:31-33; İbraniler 8:13; 12:24). Ayrıca Kutsal Kitap Ahit Sandığının Tanrı’nın kavmi tarafından artık özlenmeyeceği bir zamanın geleceğini de önceden bildirmişti (Yeremya 3:16).

   Yeni ahit yürürlüğe girdikten sonra elçi Yuhanna bir görüntüde Ahit Sandığını gökte gördü (Vahiy 11:15, 19). Bu sembolik sandık Tanrı’nın orada bulunduğunu ve bu yeni ahdi desteklediğini temsil ediyordu.  Ahit Sandığı İsrailoğullarının Başarılı Olmalarını Sağlayan Bir Çeşit Tılsım mıydı?

   Hayır. Ahit Sandığına sahip olmak başarılı olmayı garantilemedi. Örneğin, İsrailoğulları Ay şehriyle savaştığında Ahit Sandığı yanlarında olmasına rağmen yenildiler, çünkü içlerinden biri Tanrı’ya sadık kalmamıştı (Yeşu 7:1-6). Başka bir olayda ise savaş alanına Ahit Sandığını götürmelerine rağmen Filistîlere yenildiler. Bu bozgunun sebebi İsrailoğullarından kâhin Hofni ve Finehas’ın kötülüğüydü (1. Samuel 2:12; 4:1-11). Savaş sırasında Filistîler sandığı ele geçirdi fakat Ahit Sandığını İsrailoğullarına teslim edene kadar Yehova onları birçok belayla vurdu (1. Samuel 5:11–6:5).

   Ahit Sandığının Tarihi

   Yıl (MÖ) Olay

   1513 Betsalel ve ona yardım eden kişiler tarafından İsrailoğullarının bağışladıkları malzemeler kullanılarak yapıldı (Çıkış 25:1, 2; 37:1).

   1512     Kutsal Çadır ve kâhinlik düzenlemesiyle birlikte Musa tarafından Yehova’ya adandı (Çıkış 40:1-3, 9, 20, 21).

   1512—1070’den sonra   Birçok farklı yere taşındı (Yeşu 18:1; Hâkimler 20:26, 27; 1. Samuel 1:24; 3:3; 6:11-14; 7:1, 2).

1070’den sonra Kral Davut tarafından Yeruşalim’e getirildi (2. Samuel 6:12).

   1026 Süleyman’ın Yeruşalim’de inşa ettirdiği mabede taşındı (1. Krallar 8:1, 6).

   642 Kral Yoşiya tarafından mabede geri getirildi (2. Tarihler 35:3).

   607’den Önce   Anlaşılan o ki mabetten çıkarıldı. Mabet MÖ     607’de yerle bir edildiğinde Babil’e götürülen ve sonra da Yeruşalim’e geri getirilen eşyalar arasında adı geçmez (2. Krallar 25:13-17; Ezra 1:7-11). 63 Romalı general Pompeius Yeruşalim’i fethettiğinde ve mabedin En Kutsal Yerine girdiğinde Ahit Sandığının kayıp olduğunu bildirmişti. ( JW.ORG, YEHOVA’NIN ŞAHİTLERİ) METİN ALKAN

                     EĞİTİMCİ YAZAR

 

Araştırmacı Yazarlar
 Araştırmacı Yazarlar internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Araştırmacı Yazarlar Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL RÖPORTAJ
CEMALEDDİN HOCANIN ARDINDAN..
CEMALEDDİN HOCANIN ARDINDAN..
Bizler Cemalettin Bal Hocamızın muvahhid bir mümin; Kur'an Hizmetkarı bir müftü olduğuna aynel-yakin şahidiz. Kur'an talebelerine verdiği önem, inşa ettirdiği Hafızlık Kurslarının işleriyle bizatihi ilgilenmesi, personelinin derdinde sıkıntısında varıyla yoğuyla koşan,kendisiyle uğraşan ona iftira edenlere dahi beddua etmeyen yine onları dualarıyla uğurlayan bir hocamız olduğuna şahidiz.
 
YAZARLARIMIZ
Y
Nurcan CANKORU
MENZİLE
Y
Metin ALKAN
GÖKLERİN VE YERİN ANAHTARLARI O’NUNDUR
Y
Mehmet GÖÇMEZ
ANMAK MI ANLAMAK MI
Y
SERDAR BOZDOĞAN
TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR BİZDE TARİHE YENİDEN ÇAĞ AÇTIRIYORUZ
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Uygur Türkü kardeşlerimden dinlediklerim Fetö Frarisi Fuat Avni Lakaplı Aydoğan Vatandaşın Mesai Arkadaşı Mustafa Aydın Dosya Tv Neden Panikledi? NE OLDUYSA O KARARDAN SONRA OLDU Diriliş Postası Yazarı, Dosya Tv ve Oda Tv İş Birliği İle Ortaya Atılan Bir Kumpas Daha Deşifre Oldu!
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim