Araştırmacı Yazarlar | Yazarlar

İNTİHAR VE DİNİMİZDEKİ FIKIHİ HÜKÜMLERİ

01 Ekim 2019, 19:32

        İNTİHAR VE DİNİMİZDEKİ FIKIHİ HÜKÜMLERİ

           Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

   Yüce Allah, hayatı ve ölümü sınav olsun diye yaratan, fani kılan, belirli süreye dek kimin iman edip etmeyeceğini görmeyi ve buna göre hesaba çekmeyi dileyendir.

“O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” (Mülk 67/2)

Canı veren de alan da sadece O’dur.

   “Şüphesiz göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah’ındır. O, diriltir ve öldürür. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.” (Tevbe 9/116)

“Allah, sizi yaratan, sonra size rızık veren, sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olandır…” (Rum 30/40)

   “O, yaşatan ve öldürendir. Bir şeye karar verdiğinde, ona sadece “ol” der, o da oluverir.” (Mü’min 40/68)

   “De ki: “Allah sizi yaşatıyor. Sonra sizi öldürecek, sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek, ama insanların çoğu bilmezler.” (Casiye 45/26)

   “Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz.” (Hicr 15/23)

   O’nun izni olmadan ve haksız yere bir cana kıymak haramdır ve hak ancak cihatta, nefsi müdafada ve diğer mücbir sebepler ile kısastadır. Çünkü can dokunulmaz olandır, çünkü beden ruhu taşımaktadır, Allah’ın izni olmadan o cana kast etmek isyan ve inkardır.

   “(Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” (En’am 6/151)

   Öldürmenin mahiyet ve hükmünü en geniş manada veren ayet ise aşağıdaki ayettir ve zulmetmek demek olan can alma eylemi ebedi cehennem azabı demekle birlikte, mazlumun günahlarını da üstlenmek anlamındadır.

“Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır.” Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu. (Maide 5/28-30)

   Öldürmek o denli kötüdür ki bir cana haksız yere kıyan, tüm insanlığı öldürmüş gibidir çünkü haramdır, çünkü adaletsiz ve haksızdır, çünkü Sünnetullah’a karşıdır, kainattaki huzur ve ahenge atılmış kör kurşundur, haddi aşmaktır.

“ .. Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır…” (Maide 5/32)

   “Bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka…” (Nisa 4/92)

   “Kim bir mü’mini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah, ona gazap etmiş, lânet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa 4/93)

   “Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir.” (İsra 17/33)

   Lakin insan nankördür ve öldürmekten, hatta Peygamber öldürmekten geri durmaz.

   “O, size hayat veren, sonra sizi öldürecek, daha sonra da diriltecek olandır. Şüphesiz, insan çok nankördür.” (Hac 22/66)

   Fıtratın ve sınavın intizamı, bazılarının erken ve bazılarının geç ölmesi üzeredir ki bunun hikmeti sadece Allah’tadır. İşte kasten (kaza ile öldrümek istisnadır) öldürmek işi bu intizama darbe vuran bir gaflettir.

“Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir.” (Nahl 16/70)

   Kişinin kendi evlatlarını korku ve açlık uğruna öldürmesi de aynen haram ve yasaktır ki bu gafletin ardında daima şeytan vardır çünkü o süslü göstermiş ve kulu aldatarak yanıltmayı ve dini karıştırmayı dilemiştir. Önemli olan bir diğer husus da şudur ki bu çirkin amele dahi Yüce Allah müsaade etmiş ve sınavın adaleti anlamında engel olmamıştır.

   Buradan varacağımız nokta ise şudur ki Yüce Allah elbette kimin, kimi, ne zaman ve nerede öldüreceğini bilendir. O, bilse de mani olmayan ancak öğüt verendir. AYnı durum kendisinin canını alanlar içinde geçerlidir ki can Allah amenetidir. İster bize ister başkalarına ait olsun sınava tabidir ve öldürmek işi bu sınavı sekteye uğratmak ve kötü bir şey yapmaktır.

   “Yine bunun gibi, Allah’a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helâke sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak.” (En’am 6/137)

   “Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler, Allah’ın kendilerine verdiği rızkı -Allah’a iftira ederek- haram sayanlar, mutlaka ziyan etmişlerdir. Gerçekten onlar sapmışlardır. Doğru yolu bulmuş da değillerdir.” (En’am 6/140)

Anlaşılacağı üzere insana emanet verilen can kime ait olursa olsun verme ve alma hakkı sadece Yüce Allah’tadır ve aksine davrananlar sınava ve fıtrata ve imana aykırı davranmış olur. İntihar etmek ise sabredememek, hatalardan sonra affedilme umutlarını yok saymak, haram olan cana kıymak, topluma ve gelecek nesillere kötü örnek olmak, asayiş ve huzuru bozmak gibi sayısız günah ve kötülüğe imza atmış olmaktır.

Doğru ve güzel olan başa gelenleri sabırla karşılamak ve Allah’tan bilmek, tevekkülden asla vazgeçmeden ve umudu kaybetmeden acının erdiriciliğini hissedebilmektir.

   Ölüm nihayetinde bir son veya kurtuluş değil, bir berzah arkasına geçiştir. İnsan ruhlar aleminde verdiği söz hatırlanırsa, o andan ahiretin sonsuz sınırlarına dek defalarca yaşatılığ öldürülse de sonuçta tek ve uzun bir hayat yaşamaktadır. Bu anlamda insan ölümsüzdür.

   Ahiret hesabında insan dünyada yaşadıklarını aynen hatırlayacağına göre yapıp ettiklerini de bilecek, ahiretin sonsuz hayatında da şuurulu bir vaziyette yaşayacaktır. O halde fani ve baki hayat birbirinin devamıdır ve bu nedenle cana kıymak kurtulmak değil aksine azaba bulaşmak ve müstehak olmaktır.

Öldürmeye dair peygamberimizin bir hadisi şöyledir;

   “Yedi helak edici günahtan uzak durunuz Denildi ki, ya Resulullah, onlar nelerdir?; şöyle buyurdu: Allah’a ortak koşmak, bir cana kıymak, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, iffetli, hiçbir şeyden habersiz mümin kadına zina iftirası yapmak” (Buhârî, Vesâyâ, 23, Hudûd, Tıb, 45; Müslim, İman, 144).

İntiharın sadece İslam’da değil geçmiş ümmetlerde de yasaklandığına dair bir başka hadis de şu şekildedir;

   Cündüb b. Abdullah’tan Hz. Peygamber (s.a.s)’in şöyle dediği nakledilmiştir: “Sizden önceki ümmetlerden yaralı bir adam vardı. Yarasının acısına dayanamayarak, bir bıçak aldı ve elini kesti. Ancak kan bir türlü kesilmediği için adam öldü. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak; kulum can hakkında benim önüme geçti, ben de ona cenneti haram kıldım, buyurdu” (Buhârî, Enbiyâ, 50).

   İntihar edenin uhrevî cezası, intihar şekline uygun olarak verilir. Hadis-i şeriflerde “Kim kendisini bıçak gibi keskin bir şeyle öldürürse, cehennem ateşinde kendisine onunla azap edilir” (Buhâri, Cenâiz, 84). “(Dünyada ip ve benzeri) şeyle kendisini boğan kimse cehennemde kendisini boğar, dünyada kendisini vuran cehennemde kendisini vurur (azabı böyle olur)” (Buhârî, Cenâiz 84),

“Kim kendini bir dağın tepesinden atar da öldürürse cehennem ateşinde de ebedi olarak böyle görür. Kim zehir içerek kendisini öldürürse cehennemde zehir kadehi elinde olduğu halde devamlı ceza çeker” (Müslim, İman, 175; Tirmizi, Tıb, 7; Nesâî, Cenâiz, 68, Dârimi, Diyât, 10; Ahmed b. Hanbel, II, 254, 478).

   İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre, intihar eden dinden çıkmış olmaz, üzerine cenaze namazı da kılınır. Ölenin cehennemlik olduğu açık olsa da, cehennemde ebedî olarak kalacağını belirten açık kayıt yoktur. Ancak bunun için, intihar edenin son anda mü’min sıfatını taşıması ve intiharın helâl olduğuna itikad etmemiş olması da şarttır.

   Hz. Peygamber’in, bıçakla kendisini öldüren kimsenin cenaze namazını kıldırmadığı nakledilir. Ancak bu olay, intihar edeni cezalandırmak ve başkalarını böyle bir fiilden menetmek amacına yönelik de olabilir. Nitekim Ashab-ı Kiram bu kimsenin cenaze namazını kılmıştır (el-Askalânî, Bulûgu’l Merâm, terc. A. Davudoğlu, İstanbul 1970, II, 276-277). İmam Ebû Yusuf’a göre, intihar hata ile veya şiddetli bir ağrıdan dolayı olmadıkça müntehir üzerine cenaze namazı kılınmaz.

Sonuç olarak, can ve beden Yüce Allah’ın insana verdiği en büyük emanettir. Bu emaneti, ruh bedenden kişinin kendi müdahalesi olmaksızın (ecel ile) ayrılıncaya kadar korumak gerekir. Bunun için de, kişinin rûhî ve fizikî sıkıntılara sonuna kadar sabır göstermesi İslâm’ın amacıdır. Aksi halde intihar etmekle dünyevî sıkıntı ve problemlerini çözeceğini düşünen kişi, hemen intikal edeceği kabir ve daha sonra ahiret hayatında çok daha büyük sıkıntı ve felaketlerle karşılaşır.

Hayat, en kötü şartlar altında bile güzeldir. Çünkü, ruh bedende kaldıkça Allah’tan ümit kesilmez. Her geceden sonra gündüz, her zorluktan sonra bir kolaylık vardır. Kulun Allah’a yönelmesi ve O’ndan yardım istemesi, sıkıntı ve problemlerin çözümünün başlangıç noktasını teşkil eder. Yüce yaratıcı umulmayan, beklenmeyen yer ve yönlerden kolaylıklar ihsan eder. Çünkü O’nun her şeye gücü yeter. O’na dayanan da güç kazanır.

   İman, haramlardan uzak durmayı, şeytana uymamayı mümkün kılan erdemdir ve şeytan Hz. Adem (as)’den bu yana cinayet ve intiharı özendirerek, umutsuzluk ve yeis ortamları hazırlayarak, vesvese vererek imanı zayıf kulları kandırmayı başarmıştır.

   Bu daha ziyade öfke ve hırsla gelir ki bu anılanlar şeytanın silahlarıdır. İslam ise affetmeyi ve hoşgörüyü emreder.

Bu dünyada hiçbir günah veya hata öldürmeyi gerektirecek kadar büyük değildir.

   Mücbir ve helal sebepler hariç haram olan cana kıymak, ister kendisinin ister başkalarının olsun bu sebeple en büyük günahlardandır. Mübah olan öldürmeler ise öldürülmeye bedel ve karşılık olarak kısas, cihat halinde savaşarak, hatayla, istemeden (kasıtsız olarak) ve nefsi müdafa durumlarıdır. Kaldı ki nefsi müdafa halinde bile öldürmeyerek kaçıp kurtulmak daha yeğdir. Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.            

                     METİN ALKAN

                   EĞİTİMCİ YAZAR

 

·          

 

Araştırmacı Yazarlar
 Araştırmacı Yazarlar internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Araştırmacı Yazarlar Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
YAZARLARIMIZ
Y
Mehmet GÖÇMEZ
ANMAK MI ANLAMAK MI
Y
Metin ALKAN
İSLAMİ DÜŞÜNMEK....(TEFEKKÜR)
Y
SERDAR BOZDOĞAN
TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR BİZDE TARİHE YENİDEN ÇAĞ AÇTIRIYORUZ
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Yaşadığınız Çağı Tanıyamazsanız, Tanımlanırsınız ÖZ VATANINDA, ÖZ BAYRAĞININ ALTINDA MÜLTECİ OLMAK! Risale-i Nur Adı Altında Kurulan Derneklere Yöneltilen Sorular ve Sorunlar? MÜJDELER OLSUN DOĞDU BATMAYAN GÜNEŞ!
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim