Araştırmacı Yazarlar | Yazarlar

GENÇLİK ve GELECEK AHLAK

11 Aralık 2018, 18:37

                           GENÇLİK ve GELECEK AHLAK

                          Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 Gençlik ümmetin enerjisi, gücü ve geleceğidir.

    "Biz sana onların kıssalarını gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rabblerine iman etmiş gençlerdi. Biz de hidayetlerini artırmıştık." (Kehf, 13)

    Bu ayet Ashab-ı Kehf için ifade edilmiş olup Rabbimizin arzu ettiği gençlik için ifade etmektedir. Allah'ın (c.c.) genç kullarından istediği O'na iman etmeleri ve hayatlarına kendi emirleri doğrultusunda şekil vermelerini istemektedir. Allah (c.c.) bu yaklaşım içinde olan gençliğin hidayetini artıracağını ve onlara her işlerinde destek vereceğini bildirmiştir. 

   Zamanımız gençliği iman etme ve etmeme arasında kalarak dünyevi zevk ve sefa içinde ahlaki dejenerasyona da uğrayarak Allah'ın (c.c.) arzu ettiği gençlikten maalesef uzaklaşmış bulunmaktadır. Günümüzde tüm dünyada özellikle İslam aleminde genel anlamda büyük bir ahlak çöküntüsü ve dejenerasyon (yozlaşma) yaşanmaktadır. Özellikle gençler arasında görülen bu yozlaşma toplumların geleceği açısından son derece büyük tehlikeler doğurmaktadır. 

  Türkiye'de, tüm İslam aleminin serzeniş içinde bulunduğu ahlaki çöküntü ve dejenerasyonun nedeni Tanzimat ile başlayan ve Tanzimat Edebiyatı'nda edebiyatçıların da destek verdiği batılılaşma çabalarıdır. Üzülerek belirtelim ki, bugün, içinde yaşadığımız toplum, gösterilen bu batılılaşma çabaları neticesinde tam anlamıyla bir ahlaki çöküntü ve dejenerasyonun zirvesini yaşamaktadır. 

   Özellikle gençler arasında görülen bu dejenerasyon ve ahlaki çöküntü toplumun geleceği açısından son derece büyük tehlike ve tehditler oluşturmaktadır. İnsanların bir zamanlar konuşmaya dahi utanarak çekindikleri bazı konuların, bugün, toplumda çok rahat bir şekilde konuşulur olması, hatta alenen işlenir hale gelmesi, toplumda da herhangi bir tepkinin oluşmaması bu tehlikeyi daha da vahim hale getirmektedir. Çünkü televizyon programlarında, gazetelerde, haber sitelerinde, sosyal medyada ve magazin dergilerinde, her tür ahlaksızlık pervasızca sergilenmekte, cinsellik, müstehcenlik, alkol kullanımı özenilen bir değer haline getirilmektedir. Bu kadarla da yetinilmeyerek ahlaki değerlerden yoksun kişilerin hayatları, yaşam tarzları imrenilecek tarzda sunulmakta ve bunların karanlık ve kokuşmuş yaşamları çekici gösterilmeye çalışılmaktadır. İşin daha da vahim yanı, bu gibi kimselerin ahlaksızlıkları, çürümüşlükleri, kokuşmuşlukları, çağdaşlık, modernlik ve bir cesaret örnekliği olarak topluma sunulmaktadır.

   Ne yazık ki bundan en çok gençler etkilenmektedir. Reklâm, sinema, edebiyat, mizah gibi kültürel araçlarda da hep aynı mesajlar verilmekte, kitlelerin dini, ahlaki değerleri yok sayılarak sekülerizm, laisizm, ateizm, satanist, emocu gibi sapkın ve batıl oluşumlar ile nikâhsız yaşama, flört, evlilik öncesi birliktelik özellikle okullarda özendirilmektedir. Her genç kendini sınıf arkadaşından ya da okul arkadaşından biri ile sevgili olmak zorunda kendini hisseder olmuştur. Gençlerin kişilik ve kimliklerinin oluşumunda en temel faktör aile, okul ve çevredir. Buna TV, bilgisayar ve internet gibi görsel, twitter, youtube ve facebook gibi sosyal medyayı da ilave edebiliriz. Bu da ahlaki dejenerasyonun hangi seviyede ne ile bu hale geldiğini bize göstermiştir.

   Gençlerde başlayan bu illet, toplumdaki ahlaki çöküntü ve dejenerasyonun temelini oluşturmuş ve neticesinde ailedeki çözülme ve parçalanma son yıllarda daha da çok artmıştır. Ülkemizde son yıllarda boşanmaların Müslümanlar arasında da artmasının nedeni son yıllarda gençlerde meydana gelen ahlaki çöküntü ve yozlaşmadır. Bu ise, genç kızıyla erkeğiyle, çocukları ve aileleriyle toplumu ve İslam'ın geleceğini etkilemiştir. 

   Tanzimat ile başlayan Batılılaşma ve dejenerasyon süreci 1938-1946 yılları arasında Milli Eğitim Bakanı olarak görev yapan Hasan Ali Yücel tarafından söylenen şu söz bu konuda uygulanan sinsi ve uzun vadeli politikaların nasıl başarılı olduğunu göstermektedir: “Bizler insanları zorla Kur’an’dan uzaklaştırmaya çalışıyoruz. Ama, buna rağmen başarılı olamıyoruz. 30-40 sene sonra öyle bir nesil yetiştirmeliyiz ki, kendiliğinden Kur’an’ı elinin tersiyle itebilmelidir.” 1970’li yıllarda yetişen ve İslam’a karşı olumsuz bir tavır ortaya koyan gençlik bu politikaların gereği olarak yetiştirilen gençliktir.  Bugün, küçük yaşlardaki çocuklarda bile uyuşturucu bağımlısı ve cinsel taciz oranı her geçen gün daha da çok artmakta. Bu durum okulun da eğitim sisteminin de iflas ettiğini göstermektedir. Bu nedenle okullar çocuklarımızı, gençlerimizi eğitmemiş, tam tersine kötü alışkanlıkları kazandıran bir mekân haline getirmiştir. Bu nedenle hiçbir Müslüman, çocuğunu bu okulların ve eğitim sisteminin insafına terk edemez, etmemelidir. Çünkü: "Kendinizi ve ehlinizi yakıtı insan ve taş olan ateşten koruyun!" (Tahrim 6) ayeti, ebeveyne bir sorumluluk getirmektedir.

   Gençliği dejenere etmek isteyenlerin, en fazla başvurdukları ve bu maksatla etkileyerek onları kendilerine bağımlı hale getirdikleri alan, uyuşturucu ve fuhuştur. Sol zihniyet de kadın hakları ve kadına değer verme adı altında kızlarımızı erkekle yan yana, diz dize getirerek ahlaksızı yaymış ve sevgili olma, birbirini ikna ederek fuhuşa zemin hazırlamaktadır. Şu an bu yazıyı kaleme alırken bile TV'lerde, okullarda, sosyal ağlarda ve kendi kuruluşlarında bu durum yaşanmakta ve gençlik ahlaki dejenerasyonun kurbanı olarak cehennemlik işler içine sürüklenmektedir.

   Gençleri bu tür ahlaki çöküntüden kurtarmanın yolu aileyi aktif hale getirmektir. Bu da, ancak ailenin İslami temeller üzerine kurulmasıyla gerçekleşebilir. Çünkü, anne ve baba en iyi eğitici ve örnek; aile ise en etkili okuldur. 

   Gençlerimize ve çocuklarımıza vereceğimiz ilk şey, ekonomik anlamda rahat yaşayacağı bir hayat ya da makam ve mevki sahibi olsun diye okuldan dershaneye, dershaneden okula göndermek olmamalıdır. 

   Önceliğimiz evlerimizi birer Dar’ul-Erkam gibi bir eğitim yuvasına dönüştürmek olmalıdır. Ama önce ebeveynler olara bizler buna hazır olmalıyız. Gençlerimize verilecek İslami eğitimin dengeli şekilde verilmesini sağlamalıyız. Gençlerin mutlaka İslami ahlakla ahlaklanmasına öncelik vermeliyiz.

   Ebeveynler ve yetkililer görevini yapmasa bile aklını kullanan, nefsine köle olmayan bir gençliğin de olabileceğini biliyoruz. Bütün bu ahlaki dejenerasyona rağmen, gençliğin geleceğini yok etmek isteyen uluslararası İlluminati gibi kuruluşlara rağmen Allah yolunda olan, Peygamber Efendimizi (sav) ve Mus'ab Bin Umeyr'i kendine örnek alan bir gençliğin varolduğunu da biliyoruz. Bu gençliğin yaşadığı her an değerlidir. Zamanı öldürmek için değil, en iyi şekilde Allah yolunda değerlendirmek için kullanır. Allah'ın razı olmayacağı her türlü boş işten uzak durur. Allah'ın emirlerini ve yasaklarını çok iyi bilir ve uygulamakta asla taviz vermez. Kınayanın kınamasından korkmaz, kimsenin rızasını gözetmez, 'anı yaşamak' tuzağına asla düşmez. İçinde sürekli bir huzur ve güven duygusu vardır çünkü tamamen Allah'a teslim olmuştur. İnançlarından asla taviz vermez çünkü: "Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!" (Ankebut 64) ayetini idrak etmiştir artık.

   Günümüzde yaşanan tüm bu yozlaşmaların sebebi insanların Allah yolundan ve Kur'an ahlakından uzak yaşamalarıdır. Allah korkusunu yaşamayan bir insan koruyucu zırhını kaybetmiş gibi çıplak kalır. Üzerine her türlü pislik bulaşır, yapışır. Ancak hiçbir şey için geç değildir. Allah tövbe edip kendi yoluna dönenleri bağışlayacağını Ku'ran-ı Kerim'le insanlara bildirmektedir. Her türlü pislikten arınmak, huzuru ve güveni yaşamak için Allah'ın yoluna dönmek bir insanın hayatı boyunca alacağı en doğru karar olacaktır. Hangi dilde olursa olsun gençliğimizi Kur'an ile buluşturup Kur'an ile barıştırmalıyız!

   Tüm gençlere sesleniyoruz:

   "Gelecek sizlerin olacak. ilerideki yaşayacağınız ahiret yurdu; bu günden onu nasıl şekillendireceğinize bağlı. Bizler, devraldığımız ahlakla, terbiyeyle bu görevi şimdi sizlere devrediyoruz. Sizlere bırakılan bu görev Mus'ab Bin Umeyr'in size mirasıdır. Şu anda zor bir sınavdan geçiyorsunuz; biz hiçbiriniz için ümitsiz değiliz, sizlere inanıyoruz ve güveniyoruz.

   Yüzyıllar boyunca gittikçe yozlaşan ve ümmet olmaktan uzaklaşan değerlerimiz, artık özüne, aslına kavuşmalıdır. Umarız bu gidişat birilerinin uykusunu kaçırır ve geleceğimizin teminatı dediğimiz siz gençler, içinde bulunduğumuz garip durumdan ümmeti kurtaracak, özgürlüğüne kavuşturacak ve aslına döndürecektir.

   İslam'a ve Allah'a kendini adayan birçok gencin hikayesini İslam tarihinde ve yakın tarihimizde biliyoruz. Bunu burada izah etmek isterdim fakat dergide bunu uzun uzadıya anlatma imkanımız yok. Bundan dolayı öncelikle Ashab-ı Kehf olayı, Sihirbaz ve Çocuk olayı, (Gulam Hadisi) Mus'ab Bin Umeyr, Rabia Şehidi Esma Biltaci ve Mavi Marmara şehidi Furkan Doğan'ın hayatı gençliğimize örnek hayatlar olarak karşımızda. Neden bizler de asıl yurdumuz olan ahiret yurdunda onlarla arkadaş olmak için Kur'an ile yaşayıp kendimizi Allah'a adamayalım ki? Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.                  METİN ALKAN

                  EĞİTİMCİ YAZAR

  

 

Araştırmacı Yazarlar
 Araştırmacı Yazarlar internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Araştırmacı Yazarlar Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL RÖPORTAJ
CEMALEDDİN HOCANIN ARDINDAN..
CEMALEDDİN HOCANIN ARDINDAN..
Bizler Cemalettin Bal Hocamızın muvahhid bir mümin; Kur'an Hizmetkarı bir müftü olduğuna aynel-yakin şahidiz. Kur'an talebelerine verdiği önem, inşa ettirdiği Hafızlık Kurslarının işleriyle bizatihi ilgilenmesi, personelinin derdinde sıkıntısında varıyla yoğuyla koşan,kendisiyle uğraşan ona iftira edenlere dahi beddua etmeyen yine onları dualarıyla uğurlayan bir hocamız olduğuna şahidiz.
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
BÜYÜK SELÇUKLU SULTANI MELİKŞAH
Y
Nurcan CANKORU
MENZİLE
Y
Mehmet GÖÇMEZ
ANMAK MI ANLAMAK MI
Y
SERDAR BOZDOĞAN
TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR BİZDE TARİHE YENİDEN ÇAĞ AÇTIRIYORUZ
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Uygur Türkü kardeşlerimden dinlediklerim Fetö Frarisi Fuat Avni Lakaplı Aydoğan Vatandaşın Mesai Arkadaşı Mustafa Aydın Dosya Tv Neden Panikledi? NE OLDUYSA O KARARDAN SONRA OLDU Diriliş Postası Yazarı, Dosya Tv ve Oda Tv İş Birliği İle Ortaya Atılan Bir Kumpas Daha Deşifre Oldu!
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim