Araştırmacı Yazarlar | Yazarlar

ADALET VE MERHAMET

14 Eylül 2018, 15:23

                  ADALET VE MERHAMET

               Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

   Iman etmek ve iyi işler yapmak Ahireti tam idrak edemiyoruz
   Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “İman edip iyi işler yapanlara gelince, Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Allah zalimleri sevmez.” (Al-i İmran; 57)
   Bu ayet-i kerimeye göre, iyi düşündüğümüz takdirde, şöyle bir mana çıkmaktadır. İnsan iman etmiş olsa, fakat salih amel yapmasa ve amel yapmadığı gibi kendisini günahlardan da muhafaza etmese, kıyamet gününde Allah-u Zülcelal'in kendisine azap verebileceğini bilmelidir. Buna karşılık, Allah-u Zülcelal iman eden ve salih amel işleyen kullar için de hiç kesilmeyen bir mükafatın bulunduğunu bildirmiştir.
   Düşünülecek olursa, burada insan için çok büyük bir fırsat vardır. İnsan Duha namazını kılsa, diğer sünnet namazlarını kılsa, seher vaktinde Teheccüd namazına kalksa, daha sonra bir ay hasta olup, nafile ibadetlerini yerine getiremese, daha önce yapmış olduğu zikir ve nafile ibadetlerini Allah-u Zülcelal meleklerine emir verip, aynen yapmış gibi yazdıracaktır.
   Allah-u Zülcelal adalet sahibidir, salih amel işleyip de hasta olduklarında, bu amelleri yapamaz durumda olanlara, nasıl onlar yine amel yapıyormuş gibi mükafatlarını eksiksiz veriyorsa, iman sahibi olup da günah işleyen kimseler için de bir çok azaplar hazırlamıştır.
   İşte; Allah-u Zülcelal adalet ve merhamet sahibi olduğu için bu günah sahiplerini de cehennem ateşinde cezalarını çektikten sonra, imanlarının nuru hürmetine onları da cehennemden çıkarıp cennete koyacaktır. Ama iyi düşünelim! Allah-u Zülcelal'in azabı kimbilir nasıl bir azaptır. İnsan buna nasıl dayanabilir!
   Eğer bir sefer, cenneti ve cehennemi görseydik; Allah-u Zülcelal'e karşı samimi olan ve O'ndan korkan kimseler için cennette nelerin olduğunu, O'na âsi gelenler için de cehennemde nelerin olduğunu bir defa görseydik, böyle davranamazdık. Ama bütün bunları sadece işittiğimiz için biraz zorlanıyoruz.
   Günahtan korunmak, salih amelden hayırlıdır
   Malik bin Dinar (ks) şöyle anlatmıştır: "Soğuk bir kış gününde Utbetü'l-Gulam'ı (ks) gördüm. Karlı, fırtınalı bir gün olduğu halde, terden elbisesinin ıslanmış olduğunu gördüm ve: ‘Bu ne hikmettir?’ diye sordum. O da, şöyle cevap verdi: ‘Ben burada, Allah-u Zülcelal'e karşı bir günah işledim. Buraya geldiğim zaman, günahımı hatırlıyorum. Allah-u Zülcelal'e karşı haya ediyorum ve o hayadan dolayı terliyorum."
   Keşke herkes onun gibi olsa! Herkes Utbetü'l-Gulam gibi olmalıdır. O, Allah'ın kulu idi, biz Allah'ın kulu değil miyiz? Hepimiz öyle olmalıyız.
   Hz. Ebubekir Sıddık (radıyallahu anh)ın bir sözüne göre, Allah-u Zülcelal'in karşısında günah işlememek, salih amel işlemekten daha eftaldir. Allah'ın huzurunda, insan günah işlemezse, onun ibadetleri daha kıymetlidir. İnsan, hatalarından dolayı Allah-u Zülcelal'den böyle haya edip korkmalıdır. Günahları aklına geldiğinde, kalbi titreyip gözlerinden yaş akmalıdır.
   Ey Müezzin! Şeytan beni yaraladı…
   Anlatıldığına göre, sarhoşun biri pişman olur ve bir caminin kapısına gider. Müezzin onu: "Bu halinle Allah'ın evine giremezsin." diyerek kovar. Sarhoş: "Ey müezzin! Ben senin yanına gelmedim, ben Rabbimin mescidine geldim, O'na yalvarıyorum, merhametli ol! İnsan, hasta olduğu zaman nasıl ayağa kalkamayıp düşerse, yarası acı verirse, beni de şeytan öyle yaraladı helak etti, elimi tut da beni ayağa kaldır, kollarıma gir de beni Allah'a götür. Beni kovmakla eline ne geçecek!" diyerek kendisine yardımcı olması için müezzine yalvarır.
   Buradan da anlaşıldığı üzere, manen hasta olan kardeşlerimizin, namaz kılmayanların ve kötülük yapanların elinden tutmak, onların doğru yolu bulmalarına yardımcı olmak lazımdır. Şeytan ile arkadaşlık yapmalarından ve onunla birlikte azap görmelerinden koruyarak, onu Allah'a götürmek, Allah'ın şefkat ve merhametine ulaştırmak lazımdır.
   Allah’ın bir kulunu kendi haline bırakması
   Allah-u Zülcelal'in bir kişiden vazgeçtiğinin alameti, o kişinin menfaatsiz şeylerle meşgul olmasıdır. Burada insanın iyi düşünmesi lazımdır. Kendisini hesaba çekerek: "Acaba ben, Allah-u Zülcelal'in razı olduğu şeylerle mi? Yoksa boş şeylerle mi meşgul oluyorum?" diye sormalıdır.
   Kişi, yaramaz ve menfaatsiz şeylerle meşgul oluyor ise bu Allah-u Zülcelal'in o kişiden vazgeçtiğinin alametidir. O'nun razı olacağı işlerle meşgul oluyor ise demek ki Allah-u Zülcelal ona merhamet nazarı ile bakmış ve kendisinden vazgeçmemiştir. Buna göre herkesin kendisini ayarlaması gerekir.
   Ebu Âni Râzi (r.aleyh) bir sohbetinde şöyle demiştir: "Allah-u Zülcelal seni diğer insanlardan ayırıp kendi zikri ile meşgul ettiriyorsa, o zaman Allah-u Zülcelal seni çok sevmiş ve senden razı olmak istemiştir."
   Bu sözü birde şu açıdan değerlendirmek lazımdır. İnsan Allah'tan gafil olduğu zaman, Allah-u Zülcelal'in yardımı da onun yanında olmaz. Anlaşılan odur ki; Allah-u Zülcelal bizimle birlikte olmak istemiyor. Çünkü biz; Allah-u Zülcelal ile birlikte olmak istemiyoruz ki, O'nun zikrinden uzak kalmayı seçiyoruz.
   Allah’a ibadet etmek büyük şereftir
   İbrahim Havvas (ks) şöyle demiştir: "Allah-u Zülcelal'in bize iki rekat namaz kılmak için kendi huzuruna durmaya izin vermesinin şükrünü, dünyanın yaratılışından kıyametin kopuşuna kadar, ateş üzerinde namaz kılsak veya bütün cin ve insanların amellerini yapsak, yine de yerine getiremeyiz. O padişahlar padişahının huzuruna girmek ne büyük bir şeref ve ikramdır."
   Allah-u Zülcelal'in azamet ve kudretini bilen İbrahim Havvas onun için böyle demiştir. Halbuki bizler bu ikramı geri çevirip O'nun huzuruna girmeyerek, kendimize haksızlık yapmış oluyoruz. Allah-u Zülcelal'in bizi huzuruna kabul etmesi, kudret ve azametiyle bize iki rekat namaz kılma izni vermesi, bizim için büyük bir nimet ve ikramdır. Allah-u Zülcelal'in biz zayıf insanlara izin vermesi, O'nun kudret ve azametinin bir göstergesidir. Allah-u Zülcelal o idraki ve şuuru hepimize versin. (Amin)
   Eskiden yaşayan insanların hayatlarına baktığımızda, hepsinin bir müddet yaşayıp daha sonra öldüklerini görürüz. Tabi insan, kırk yaşına geldiği zaman, geriye dönüşün olmadığını yavaş yavaş anlamaya başlar. Bunu şuna benzetebiliriz.
   Bir insan yüzmek için denize girdiğinde, nasıl unutarak kıyıdan açıldığı zaman, geriye dönüp baktığında kıyıdan çok uzaklaştığını görür. Fakat yorulmuş olduğu için geriye de dönemez. İşte hepimiz, deniz gibi hayatın içindeyiz. Ama bazılarımız kıyısında, bazılarımız ortasında, bazılarımız da hayatın sonuna yaklaşmıştır. İnsan sona yaklaşmadan önce, biraz düşünüp işlediği günahlara pişman olup tövbe ederek kendini kötü sondan kurtarmalıdır.
   İnsanın beş bayramı
   Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve selem)in on yıl hizmetinde bulunan Enes bin Malik (radıyallahu anhu) şöyle demiştir: "İnsan için beş tane bayram vardır. Birinci bayramı, sabahtan akşama kadar insan günahtan kendini muhafaza ederse, o gün onun için bayramdır. Çünkü Allah-u Zülcelal'e karşı kendisine zarar verecek bir amel işlememiştir.
   Bunun için Allah-u Zülcelal'in feyzine ve merhametine mazhar olmuştur. Diğer bayramların saadeti birkaç günde geçer ama bu bayramlar, insanı ebedi saadete ulaştıracaktır.
   İnsan ikinci bayramını, son nefesinde şeytanın oyununa kanmayarak, iman ile ruhunu teslim ettiği gün yaşamış olur. Bu bayramdan daha büyük bayram da yoktur.
   Üçüncü bayramı, sırat köprüsünde iken, zebanilerin ve kendine dünyada arkadaşlık yapıp kendisiyle mücadele eden arkadaşlarının elinden kurtulup sıratı geçtiği zamandır.
   Dördüncü bayramı: Cehennemden kurtulup, cennete girdiği zamandır. İnsan için en son bayram ise: Allah-u Zülcelal'in Cemalini gördüğü zamandır."
   Bu bayramlara ulaşabilmek için Allah-u Zülcelal'e bizi affetmesi için ağlamak, yalvarmak, günahlarımızdan temizlenebilmek için tövbe etmek gerekir.
   Akıllı kişi kimdir?
   Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.” (Bakara; 269)
   Kişi ticaretteki zekasıyla, bütün dünyayı kazansa kendine mülk edinse de Allah-u Zülcelal'in ve Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve selem)in yanında akıllı sayılmaz.
   Akıllı kimse ahiretini mamur eden, onu düşünen kişidir. Ahiretini ihmal ederek, onu tehlikeye atıp, dünyasını tam ve mükemmel olarak düzelten bir kişiye akıllı denilemez.
   Biraz derin olarak düşünürsek, insanın baki olan hayatını tehlikeye atması, nefsini cehennemlik yapması, buna nazaran çok az bir zaman olan dünya hayatını, güzel bir hayat yapmaya çalışması akıl kârı değildir. Allah-u Zülcelal'in ayet-i kerimede buyurduğu ‘hikmet’in manası, ilim ve o ilimle amel yapmaktır.
   Allah kıyamet gününde nasıl zahiri amellerimize göre bizi hesaba çekecekse, kalbimizdeki ve fikrimizdeki niyetlere göre de bizi hesaba çekecektir. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve selem) hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "Yeryüzünde bir kötülük işlendiği vakit, ona şahit olan, bunun kötü olduğunu teyid ederse, o kötülüğü görmemiş gibi zararından kurtulur. O kötülüğe şahit olmadığı halde işittiği zaman memnun kalan kimse, sanki şahit olmuş gibi manen zarar görür." (Ebu Davud)
   Niyetin Allah katındaki değeri
   Allah'ın rızası olmayan bir olaydan kişi hoşlanmaz ve onu istemezse, Allah bundan razı olmadığı için ben de razı değilim, diye niyet ederse, o günahtan çok uzaktır. Hadisin devamı şöyledir: "Doğuda olan bir kişi, batıda Allah'ın yasak kıldığı bir şey meydana geldiğinde onu seviyorsa, sanki o günahı yapmış gibidir." (Ebu Davud)
   Sen buradayken Amerika'da Allah-u Zülcelal'in sevmediği, şeytanın sevdiği bir iş yapılıyorsa, sen de şeytanın sevdiği o işi seviyorsan, şeytanla beraber haşrolacaksın demektir.
   Sevdiğin kişinin ameli ister iyi olsun, ister kötü olsun; sen evinde oturuyorken, hırsızlık yapan bir kişinin kalben hırsızlığını seviyorsan, sen de sanki onunla hırsızlık yapmış gibisin ve onunla beraber haşrolacaksın.
   Sen herhangi bir yerdeyken başka bir yerde namaz kılan, Allah'ı zikreden bir kişiyi; Allah rızası için namaz kılıyor; O'nu zikrediyor, O'na secde ediyor diye o kişinin secdesini, zikrini, namazını seversen, onun ameline ortaksın, sanki sen de o ameli yapıyor gibisin. Bakınız, niyet Allah'ın yanında ne kadar önemlidir.
   Allah-u Zülcelal kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin. (Amin). Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun
.   METİN ALKAN

                                                           EĞİTİMCİYAZAR

 

Araştırmacı Yazarlar
 Araştırmacı Yazarlar internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Araştırmacı Yazarlar Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL RÖPORTAJ
Çocuk Gelişimi Uzmanı Serap Buharalı İle Çok Özel Röportaj
Çocuk Gelişimi Uzmanı Serap Buharalı İle Çok Özel Röportaj
Serap Hanım öncelikle kendinizden kısaca bahseder misiniz?
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
EZAN VE BİLAL-İ HABEŞ-İ
Y
Nurcan CANKORU
SAKİ AB-I HAYATTAN
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Yeni Eğitim Yılına başlarken, LÜTFEN DİKKAT!... Merkebin Gölgesi ve Merak hastalığımız!... GÖRÜNMEZ TAARRUZ HAREKETLERİ Umre Tur Rehberi Süleyman Yasin AKDENİZ'den Umreye Gideceklere Önemli Tavsiyeler
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Mehmet GÖÇMEZ
HUZUR
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim