Araştırmacı Yazarlar | Yazarlar

DİNİMİZDE HİDAYET

18 Şubat 2018, 04:06

                                 DİNİMİZDE HİDAYET

                                              Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

   HİDAYET nedemek'tir  Sizlere HİDAYET nedir diye sorsak bize ülkemizdeki 23 Kur’an mealindeki tarifi söyleyeceksiniz. Ve diyeceksiniz ki “HİDAYET doğru yoldur”. Haklısınız böyle söylemekte, çünkü bütün mealler öyle yazıyor. Ama yazdıkları doğru değil. Hem yanlış, hem de HAKKI BATIL kılıyor.
   HİDAYET “doğru yol” değildir. Her şeyden evvel HİDAYET yol değildir. Fakat bir yolun (sırat-ı müstakiym) üzerinde ruhun Allah’a doğru yolculuk yaparak (seyr-ı sulûk) Allah’a ulaşmasıdır. Ve bu sadece ruh’un HİDAYETİDİR. Ku’andaki HİDAYET kelime kelime şöyle ifade ediliyor:
   Bakara – 120  Ve len terdâ ankel yehûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve leinitteba'te ehvâehum ba'dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin). Sen onların dînine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden (asla) razı olmazlar. De ki: "Muhakkak ki; Allah'a ulaşmak (var ya) işte o, HİDAYETtir." Sana gelen bunca ilimden sonra eğer onların hevalarına uyarsan andolsun ki; Allah'tan sana ne bir dost ve ne de bir yardımcı olmaz.
   Kul : deki İnne: Muhakkak ki, hudallahi: Allah’a ulaşmak, hüvel: işte o, huda: HİDAYETtir.
   Al-i İmran 73
   Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâ’(yeşâu), vallâhu vâsiun alîm(alîmun). Ve sizin dîninize tâbî olandan başka kimseye inanmayın. (Habibim) de ki: “Hiç şüphesiz HİDAYET, Allah'a ulaşmaktır. (İnsan ruhunun ölümden evvel Allah'a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin başka birine verilmesi (sebebiyle mi) veya Rabbinizin katında (sizlerle) tartışacakları için mi (böyle söylüyorsunuz)?" De ki: “Hiç şüphesiz fazl, Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir." Ve Allah, VÂSİ’un ALÎM’dir. (Allah herşeyi kuşatan ve herşeyi bilendir.)
   Kul  eki İnnel: muhakkak ki, el huda: HİDAYET, hudallahi: Allah’a ulaşmaktır
   Şura – 52
   Ve kezâlike evhaynâ ileyke rûhan min emrinâ, mâ kunte tedrî mel kitâbu ve lel îmânu ve lâkin cealnâhu nûren nehdî bihî men neşâu min ibâdinâ, ve inneke le tehdî ilâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).
   Ve keza sana emrimizden ruh (Kur'ân) vahyettik. Sen kitap nedir, îmân nedir? bilmezdin. Fakat Biz, O'nu (Kur'ân'ı) nur kıldık; O'nunla dilediklerimizi HİDAYETe erdirmek için. Ve muhakkak ki; sen, Sıratı Mustakîm'e ulaştırıyorsun.
   Bu ayette Allah Kur’an ı insanların HİDAYETe erdirmek için nur kıldığını ifade ediyor. Yani Kur’an insanları HİDAYETe erdirecek ayetlerle donatılmıştır. Şeytan Kur’an’ın ayetlerini değiştiremez. Çünkü Allah Hicr Suresi’nin 9. ayetinde
   ‘Muhakkak ki; zikri (Kur'ân-ı) Biz indirdik. Ve muhakkak ki Biz onun muhafızıyız.’ buyuruyor.
   Allah’ın koruduğu Kur’anın ayetlerini değiştirmeye gücü yetmeyen Şeytan insanları HİDAYETe erdirmemek istediğine göre ne yapabilirdi?
   HİDAYET kavramını değiştirmesi gerekirdi.
   HİDAYETe “Doğru yol” adını veren İblisin asırlarca süren bir gayretten sonra bunu bütün alimlere kabul ettirdiği kesindir. Çünkü 23 Kur’an-ı Kerim mealinin hepsinde, nerede “HİDAYET” kelimesi geçmişse “Doğru yol” olarak türkçeleştirilmiştir. Neticede 14 asırda HİDAYETin simgesi “doğru yol” olmuştur. Ve bütün alimlerce benimsenmiştir. Yani “HİDAYET” in gerçek anlamı şeytan tarafından yok edilmiştir.
   Eğer “HİDAYET doğru yoldur” ifadesini doğru kabul eder de böyle öğretirseniz hem yanlış öğretmiş olursunuz, hem de çok daha önemli ve tehlikeli olarak, HAKKI BATIL kılmış olursunuz. Ve de omuzlarınıza sizden öğrendiklerini doğru zannettikleri için, HİDAYETe ermek imkânlarını yok ettiğiniz insanların vebalini yüklenirsiniz. Yani bu durumda,
   1. HİDAYETi gizlemiş olursunuz.
   Bakara – 159
İnnellezîne yektumûne mâ enzelnâ min el beyyinâti vel hudâ min ba’di mâ beyyennâhu lin nâsi fîl kitâbî, ulâike yel’anuhumullâhu ve yel’anuhumul lâinûn(lâinûne).
   İndirdiğimiz o beyyinelerden olan şeyleri ve HİDAYETi (ölmeden evvel ruhun Allah’a ulaştırılmasını) Kitab’ta Allah insanlara açıkladıktan sonra gizleyenler (var ya), onlara, hem Allah lânet eder, hem de lânet ediciler lânet eder.
   2. Allah’ın lânetine uğrarsınız.
   3. HAKKI BATIL kılmış olursunuz.
   Çünkü sadece Allah’ın kendisine ulaştırdığı kişi HİDAYETe erer.
   Kehf – 17
   Ve tereş şemse izâ taleat tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ garabet takrıduhum zâteş şimâli ve hum fî fecvetin minh(minhu), zâlike min âyâtillâh(âyâtillâhi), men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşidâ(murşiden).
   Ve güneşin, doğduğu zaman mağaralarının sağ tarafından geldiğini ve battığı zaman sol taraftan onların yanlarından geçtiğini görürsün. Ve onlar, onun (mağaranın) geniş sahası içinde bulunuyorlardı. İşte bu, Allah’ın âyetlerinden (mucizelerinden)dir. Allah, kimi Kendisine ulaştırırsa, işte o HİDAYETe ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah’a ulaşmayı dilemezse) artık onun için velî mürşid (irşad eden evliya) bulunmaz.
   İsra – 97
   Ve men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehum evliyâe min dûnih(dûnihî), ve nahşuruhum yevmel kıyâmeti alâ vucûhihim umyen ve bukmen ve summâ(summen), me’vâhum cehennem (cehennemu), kullemâ habet zidnâhum saîrâ(saîren).
   Ve Allah, kimi HİDAYETe erdirirse (Kendisine ulaştırırsa) artık o HİDAYETe ermiştir. Ve kimi dalâlette bırakırsa (kim Allah’a ulaşmayı dilemezse), o taktirde onlar için, O’ndan (Allah’tan) başka dostlar bulamazsın.Ve kıyâmet günü onları kör, dilsiz ve sağır olarak yüzükoyun (sürünerek) haşrederiz (edeceğiz, toplayacağız). Onların me’vası (kalacakları yer) cehennemdir. Ve Biz, onlara (ateşin) her sönmeye yüz tutuşunda (alevli ateşi) arttırdık (arttıracağız).
   Görülüyor ki Allah’ın kişinin ruhunu kendisine ulaştırması HİDAYET’tir.
   İnsan hayatta iken, yaşarken, ruhunu Allah’a ulaştırmayı dileyecek ve dilediği andan itibaren kişi dalaletten kurtulmuş olacak. Yani HİDAYET üzere olacak, HİDAYET’te olacak. Peki ne zaman HİDAYETe erecek? Allah’a ruhu ulaştığı zaman ruh Allah’ın zatında ifna olur, yok olur. İşte o zaman kişi HİDAYETe erer.
   Bugünkü İslam anlayışında insanlar “ruh vücuttan ayrılırsa insan ölür” zannediyorlar. Çünkü meal yazanlar “İnsana hayat veren ruhtur” diyorlar. Bu vahim bir yanlışlıktır. HAKK’I BATIL kılmaktır. İnsan’a hayat veren ruh değildir. Hayat veren ve öldüren sadece Allah’tır.
   Allah-u Teala, “Hayat veren ve öldüren sadece biziz, biz.” buyuruyor.
   Hicr – 23
Ve innâ le nahnu nuhyî ve numîtu ve nahnul vârisûn(vârisûne).
   Ve muhakkak ki; Biz, sadece Biz hayat veririz. Ve Biz öldürürüz. Ve varis olanlar da Biziz.
   Hiç kimse insan’a, Allah’ın değil de ruhun hayat verdiğine dair Kur’anda hiçbir ayet gösteremez. Evvelâ bu vahim yanlışlıktan kurtulmalıyız.   Ruh, vücuttan ayrılınca kimse ölmez. Hayat, ruhun vücudumuzda olmasına bağlı değildir. Allah önce hayat verir, sonra ruhu üfürür.
   Secde - 9
Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’ideh(ef’idete), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).
   Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve onu (onun nefsinin kalbine) sem’î (kalbin işitme hassası), basar (kalbin görme hassası) ve fuad (kalbin idrak etme hassası) hassalarına (sahip) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.
   Ruhumuzu Allah’a ulaştırmayı dilememiz (HİDAYETte olmak) ve hayatta iken Allah’a ulaştırmamız (HİDAYETe ermek) üzerimize 12 defa farz kılınmıştır

    1) Zümer - 54
   Ve enîbû ilâ rabbikum ve eslimû lehu min kabli en ye'tiyekumul azâbu summe lâ tunsarûn(tunsarûne).
Allah'a yönel (Allah'a ulaşmayı dile) ve (ruhunu Allah'a ulaştırarak) Allah'a teslim ol. Üzerine azap (kabir azabı) gelmeden önce (ölümden önce). Yoksa sonra yardım olunmazsın.
   2) Rum - 31
   Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O'na (Allah'a) yönel (Allah'a ulaşmayı dile) ve böylece O'na (Allah'a karşı) takva sahibi ol ve namaz kıl ve müşriklerden olma.
3) Müzemmil - 8
Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Rabbinin (Allah'ın) ismiyle zikret ve herşeyden kesilerek O'na (Allah'a) dön (ulaş, vasıl ol).
   4) Nisa - 58
   İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli), innallâhe niımmâ yeızukum bih(bihî), innallâhe kâne semîan basîrâ(basîran).
   Allah, emanetleri sahibine teslim etmenizi emreder. İnsanlar arasında hakemlik ettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Muhakkak ki; Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Ve muhakkak ki; Allah, işiten ve görendir.
   5) Lokman - 15
Ve in câhedâke alâ en tuşrike bî mâ leyse leke bihî ilmun fe lâ tutı’humâ ve sâhibhumâ fîd dunyâ magrûfen vettebi’ sebîle men enâbe ileyy(ileyye), summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).
Ve eğer; annen, baban bilmediğin bir şeyi, Bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Kim Bana yönelmişse (ruhunu ölmeden evvel Bana ulaştırmayı dilemişse), sen de onun yoluna tâbî ol (sen de Allah'a ulaşmayı dile). Sonra (ölümden sonra) hepiniz Bana döneceksiniz (Azrail (A.S) sizi Bana getirecek). Size yaptıklarınızı haber vereceğim.
   6) Maide - 7
   Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe), innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri).
   Allah’ın, sizin üzerinizdeki ni’metini ve “işittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misakinizi (Allah'a külliyen teslim olma misakinizi hatırlayın) hatırlayın. Allah’a karşı takva sahibi olun. Çünkü; O, göğüslerde (sinelerde) olanı bilir.
   7) Rad - 21
Vellezîne yasılûne mâ emerallâhu bihî en yûsale ve yahşevne rabbehum ve yehâfûne sûel hisâb (hisâbi).
   Ve onlar Allah’ın (ölümden evvel), Allah’a ulaştırılmasını emrettiği şeyi (ruhlarını), O’na (Allah’a) ulaştırırlar. Ve Rab’lerine karşı huşû duyarlar ve kötü hesaptan (cehenneme girmekten) korkarlar.
   Zariyat - 50
Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn(mubînun).
Öyleyse Allah'a kaç (Allah'a ulaş, Allah'a sığın). Muhakkak ki; ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım.
   9) Şura - 47
   İstecîbû li rabbikum min kabli en ye'tiye yevmun lâ meredde lehu minallâh(minallâhi), mâ lekum min melcein yevme izin ve mâ lekum min nekîr(nekîrin).
   Allah tarafından geri çevrilmesine çare olmayan (ölüm) günü gelmeden evvel Rabbinizin davetine icabet edin. (Allah'a ulaşmayı dileyin) Ecel günü (geldiği zaman) sizin için başka (kaçıp sığınacağınız) bir sığınak yoktur ve onu inkâr da edemezsiniz. 10) Yunus - 25
Vallâhu yed’û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtın mustekîm(mustekîmin). Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zatına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm’e ulaştırır.
   11) Enam - 152
Ve lâ takrebû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddeh(eşuddehu), ve evfûl keyle vel mîzâne bil kıst(kıstı), lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve izâ kultum fa’dilû ve lev kâne zâ kurbâ, ve bi ahdillâhi evfû, zâlikum vassâkum bihî leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).
   Yetimin malına, o en kuvvetli çağına gelinceye kadar, en güzel şekliyle olmadıkça yaklaşmayın. Ölçü ve tartıyı adaletle yerine getirin. Kimseyi gücünün dışında (bir şey ile) sorumlu tutmayız. Söylediğiniz zaman, yakınınız olsa bile, artık adaletle söyleyin. Allah’ın ahdini yerine getirin (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi ve iradenizi Allah'a teslim edin). Böylece tezekkür edersiniz diye, (Allah) işte böyle, size onunla vasiyet (emir) etti.
   12) Fecr - 27-28-29-30
   Yâ eyyetuhen nefsul mutmainneh(mutmainnetu). İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeh(mardıyyeten). Fedhulî fî ibâdî. Vedhulî cennetî.
Ey mutmain olan nefs! Allah’tan razı ol ve Allah’ın rızasını kazan. (Ey ruh!) Allah’a (Rabbine) geri dönerek ulaş. (Ey fizik vücut!) O zaman, (nefsini tezkiye ettiğin ve ruhunu Allah’a ulaştırdığın zaman), (Bana kul olursun) kullarımın arasına gir. Ve cennetime gir.
   HİDAYET hem kavram, hem yaşantı olarak çağımıza gelinceye kadar unutulmuş, asıl ifadesiyle “yok edilmiş” tir. Yani HAKK, BATIL’ a dönüştürülmüştür. Bu sebeple hepimiz insanlığın HİDAYET’e ermesini sağlamak mecburiyetindeyiz. BATIL’ı yok ederek, HAKK’ı İHYA ETMEK ilmin temsilcileri için de, sahipleri için de VAZİFE ve HAKK’tır.
   Ve bu görev, bu çağda, HİDAYET ÇAĞI’nda yaşayanlara yüklenen en mukaddes görevdir.
Ve bu görev, bu ülkenin evlatlarının omuzlarına yüklenmiştir.Nizâm-ı Âlem Osmanlı İmparatorluğu’nun kanını taşıyan bugünkü neslin omuzlarına... Neden Osmanlı Âleme, Dünyaya nizâm veriyordu? (Nizâm-ı Âlem idi.) Yükselme devresi boyunca askerin, esnafın, ilmiye sınıfının ve halkın büyük kısmı HİDAYET üzere idi ve HİDAYETte idi. (1299’dan 1699’a kadar, 400 yıl)
   Sahabe’den sonraki devirlerde, İslam’ın sahabe gibi yaşandığı tek devir; Osmanlı’nın yükselme devridir. Onlar, dinin bütün özelliklerini yaşadılar. Çok sayıda her sınıftan insan, ruhunu da, vechini de, nefsini de, iradesini de Allah’a teslim etmişlerdi.
   Osmanlı’nın bugünkü nesli ise sizlersiniz. Ejdadınıza yaraşır bir HİDAYET yaşantısına girmek, HİDAYET GÜNEŞİ’nin şafağında inşallah sizlere nasip olacaktır.
   ÖYLEYSE HİDAYET ÇAĞINDA, HİDAYETE ERMEK VE ERDİRMEK İÇİN ELELE, GÖNÜL GÖNÜLE... Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun..

    METİN ALKAN

  EĞİTİMCİ YAZAR

 

Araştırmacı Yazarlar
 Araştırmacı Yazarlar internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Araştırmacı Yazarlar Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
RAMAZAN ORUCUNU NİYET EDİP, BAŞLANILAN ORUCU BOZMAK
Y
Mehmet GÖÇMEZ
Mezhep
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
GÖRMEK LAZIM GEREKÇELİ KARAR GEREKÇELİ KARAR VAKİT SEHER VAKTİ
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
SON YORUMLANANLAR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim