Araştırmacı Yazarlar | Yazarlar

ADEM' DEN HOMOFABER'E BAŞKALDIRI

06 Nisan 2013, 22:38

ADEM' DEN HOMOFABER'E KÜLTÜREL VE TEKNİK BAŞKALDIRI Âdem... Beşer oluşundan itibaren sürekli arayış içinde olan ?'insan'', ilerleyen zamansal devrelerden, evrilmiş bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Her dönemin getirdiği ayrı ayrı özelliklerle birlikte, düşünce arayışında ve düşüncesinde de,duygularında da asimile edilen ve bir önceki döneme göre yozlaşmış yapıda varolmuş mahlûkattır insan. Şununda bilinmesi gereklidir ki; ?'Modern uygarlığın büyük bir boşluk ve kuraklık olduğu için, uygarlık insani bakış açılarına ve insani siyasetlere sahip bulunmuyor.''* Modern dediğimiz insan, doğal olmayan dünyada, bu etkileşimlerle birlikte kendisinden uzaklaşır hale geliyor. Yalnızca endüstriyel düşünceler ve bu amaçlar dahilinde, bununla birlikte gelebileceğini düşündüğü bir hayal üzerine odaklanan başka alan tanımayan bu evrim süreci insanı ?HOMOFABER' haline gelmiş, özünü ve erdemini yok etmiş, kültürel olarak tutunamamış, zihinsel ve ruhsal sapmalara sebebiyet vermiştir. ?Bir türlü doğal haliyle kal(a)mayan, sürekli evrelerden geçen bu nisyan kökenli insanın maarif derdi nedir?' diye bir soru aklımıza gelmektedir. Bunun için öncelikle tarihsel, toplumsal ve kültürel varlık olan insanın, bu zindanlardan kurtuluşunu ele almalı ve aslına ulaşmasındaki aydınlığa ulaşacak şimşeklerin çakışına şahid olmalıyız. Tüketim tutkusu ve alışkanlığının ürettiği sahte bir hayata doğru sürüklenen insan, modern hükmedici sisteme karşı eylemi ?'Küçük Prens'vari'' olması gerekmektedir. Dünyaya düşen Genç Prens ise ?'Bu seyahat ettiğimiz garip makine nedir?''* diyor araba için, ?'Ben otoyolların olmadığı bir yerdeyim''* diyordu bu gizemli genç dünya için... Çünkü onun yaşamında ve kültüründe o makinenin kendisi değil adı bile yok... Genç Prens' in varlığını kabul ederek devam edersek eğer, bu kadar masumane duygu durumları içerisinde bulunan genç adamla, günümüz insanlarını karşılaştırmak saçma bir düşünce, saçma bir eylem olacaktır. Eskiçağ' dan Ortaçağ' a, Ortaçağ' dan Rönesans' a, Rönesans' tan Yakınçağ' a kadar insanın düşünce, inanç, özgürlük(hürriyet) ve kültürel anlamda geçirdiği evreler ve her dönemde varolan zorluklara karşılık düşünce ve aydınlatma anlamında üstlendiği vazifeler, görevler, sorumluluklar söz konusudur. Bununla beraber gelmesi gereken eylem de önem arz etmektedir. Eylem ve düşüncenin uyuşabilmesi için de tartışmaların sonucunda oluşan çelişmezlik söz konusu olmalıdır. ''Eyleme geçirmek için bir düşüncenin doğru olduğunu varsaymamızı haklı kılan esas şart, başkalarının bizim fikrimizin aksini söyleme ve onun yanlışlığını ispat etme hususlarında tam özgürlüğe sahip bulunmamalarıdır... İnsanın, hatalarını tartışma ve deneyim yoluyla tashih etme yeteneği vardır. Yalnızca deneme yetmez. Deneyimin nasıl yorumlanacağını göstermek için tartışma da olmalıdır.''* Bu tartışmalarla birlikte gelen müthiş sadâlar her döneme ünsiyet edecektir zaten. Devirlerin ve dönemlerin değişimiyle birlikte intikal eden bu düşünceler, devrin; dönemin seyrini değiştirebilecek insanların farklı şekillerde düşünce naraları atlamalarında etkili olacaktır. Bu tür başkaldırı hâletlerinin, dönemlerin durağan yapılarını değiştirmesi, değerli olan fikirlerin zayî olmasını engelleyecektir. İçinde bulunduğumuz, mensubu olduğumuz kapitalist sistemde, insanların tüketime dair kölelikleri, saf insan olan Adem' i aşıp Homofaberleşmesiyle birlikte emperyalist güçlerin altında, endüstriyel köle olarak kullanılması aydınlanmanın sadece seri üretimle birlikte gelen yabancılaşma ve bununla birlikte tüketime çılgınlığının sebebiyle ilgili olduğu düşüncesindeyim. Bu kadar modernleşmeyle birlikte gelen mekanizmleşmenin egemen olduğu bu süreçte insan, kültüründen ziyade; insanlık ruhunu, kalbini yitirmiş haldedir. Çünkü modernleşme sadece maddi hayatın gelişmesine katkıda bulunmuştur. Maddi hayatın böylesine ilerlemiş olması aşılması güç bir konformizme sürüklüyor bütün insanlığı... Şu hikayeye bir kulak verelim... Pinokyo... Pinokyo'yu hepimiz biliriz ya... İtalyan yazar Carlo Collodi'nin çocuk romanıdır. Pinokyo' yu oluştururken Pinokyo, önce Kiraz usta tarafından sıradan bir odun olarak bulunur. Kiraz usta konuşan kütüğü bulunca çok şaşırır. Bu yüzden arkadaşı Gapetto usta ondan kütük isteyince bu konuyu hiç düşünmeden o hareket eden kütüğü ona verir. Hikaye başlamış olur. Sonrasında hikayede Pinokyo Gapetto'nun başına çok iş açar... Pinokyo kütüktür ya egoistçe yaşar hiç odunluğundan vazgeçmez ama babası gibi de olmak ister.İnsan olmayı istedikçe tözü onu sürekli yobazlığa iter ama şu da vardır ki en azından yaptığı davranışların, söylediklerinin gerçek mi yalan mı olduğunu burnunun uzamasından anlayabilirsiniz. İşte günümüz insanı da aslında pinokyoloşmuştur fakat öyle bir farkı vardır ki,günümüz insanı kandırmayı özüne öyle bir benimsemiştir ki yaptığı sahte davranışları,söylediği yalanları çok samimice göstermeye çalışabilir... Anlaşılmaz yalan olduğu ustalaşmıştır çünkü... Ne burnu uzar,ne de kişiliği zedelenir. Öyle özümsemiştir ki benliğine yalanına bile alışmıştır... Dış görünüşü insan gibi olanlar içlerinde Pinokyo taşıyanlar hayatta odun gibi yaşayanlar sürekli mutsuz olanlardır aslında.O özüne odun dediğimiz Pinokyo bile insanlaşmayı,insanca davranmayı özlerken insan görünümlü Pinokyolar sürekli odunlaşma süreci içindedir... Mana hayatını terk ettikçe insan bu odunlaşma sürecinde gözden yaş gelmez, kalp sürura ermez, hüzün uğramaz kalbin semtine... Kütükleşme cereyan eder maneviyat iklimi olmayan insanın en önemli hayat ovasında... Değerlerini yitirir adem-i beşer. Pinokyolaşan yürekler hümanist yüreklere göç ettikçe insanın gönül sokaklarında sıcak esintiler eser... İnsan, İslamlaştıkça insanlaşır misalidir Pinokyodan Gapette'ye geçebilmek... Bununla birlikte paralel olan bir düşünce öne süren Menteş' te:?' Markalı ürünler, yeni çıkan teknolojik cihazlar ve lüks mamuller statü göstergeleridir. Akıllı telefonlar, sizi olduğunuzdan akıllı gösterir. Spor arabalar, size şampiyon havası verir. Pırlantalar, çizmeler, kol saatleri, bilumum ıvır zıvır imajınızın özel efektleridir. Ayrıca zeki, bilgili, görgülü, zevk sahibi, hoşsohbet ve nazik olmanıza gerek yok. Duygusal doyum, mükemmel benlik imgesi ve makbul fiyaka, paraya bakar. Para konuşur, nakit çığlık atar. Statü göstergeleriyle dekore edilmiş bir sahnede, sözün değeri yiter. Şık görünüyorsan: Söze gerek yok. Şık değilsen: Kimse dinlemez. Erişebileceğin en üst mertebe, markalaşmaktır.'' der. Ya kalbimiz ve ruhumuz? ?'İnsanların bir kısmının diğer kısmına köle gibi yaşaması ruhi hürriyeti ortadan kaldırıcıdır. Bir zümreyi esir, öbürünü zalim yapan eşitsizlikten kurtulmak istiyoruz. Eşitlik ahlaki bir idealdir. Eşitlik merhamet davasıdır...''* "Kafası karışmış bir dünyada yaşıyoruz; kim olduğumuzu, nerede olduğumuzu, nereye gittiğimizi bile bilmiyoruz artık. [...] İşte bu yüzden kaybedilen değerleri yerine koymanın ve küçük şeylere yeniden önem vermeye geri dönmenin zamanı geldi."* *Nurettin Topçu,Ahlak Nizamı, Dergah Yayınları *A.G.Roemmers, Genç Prens'in Dönüşü, Timaş Yayınları *John Stuart Mill, Hürriyet Üstüne, Liberte Yayınları *A.G.Roemmers, Genç Prens'in Dönüşü, Timaş Yayınları *Nurettin Topçu,Ahlak Nizamı, Dergah Yayınları *A.G.Roemmers, Genç Prens'in Dönüşü, Timaş Yayınları

Araştırmacı Yazarlar
 Araştırmacı Yazarlar internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Araştırmacı Yazarlar Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL RÖPORTAJ
Çocuk Gelişimi Uzmanı Serap Buharalı İle Çok Özel Röportaj
Çocuk Gelişimi Uzmanı Serap Buharalı İle Çok Özel Röportaj
Serap Hanım öncelikle kendinizden kısaca bahseder misiniz?
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
EZAN VE BİLAL-İ HABEŞ-İ
Y
Nurcan CANKORU
SAKİ AB-I HAYATTAN
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
HAYALLERİNİN PEŞİNDEN GİDEN ADAM NURİ DEMİRAĞ Yeni Eğitim Yılına başlarken, LÜTFEN DİKKAT!... Merkebin Gölgesi ve Merak hastalığımız!... GÖRÜNMEZ TAARRUZ HAREKETLERİ
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Mehmet GÖÇMEZ
HUZUR
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim