Araştırmacı Yazarlar | Yazarlar

Korkma! Ebedî Varsın

10 Şubat 2013, 01:30

Ölümden ne korkarsın, Korkma ebedî varsın! (Yunus Emre)

İnsanın içindeki sonsuzluk isteği insanlık tarihiyle başlar. Hz. Âdem (as) Cennet’te yaşadığı halde, “Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi?” (Taha Sûresi, 120) diyerek vesvese verdiğinde şeytana aldanır. Allah; “Andolsun, biz bundan önce Âdem’e ahid vermiştik, fakat o, unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık.” (Taha Sûresi, 115) buyurur. Hz. Âdem’in (as), Cennet’te rahat bir hayat süreceğini bildiği halde unutması ve şeytanın vaadine kanması bir zelledir. Bu olay insandaki ölümsüz kılınma arzusuna bir örnek olabilir.

“İnsanın fıtratında bekaya (kalıcılığa, sonsuzluğa) karşı gayet şedid (şiddetli) bir aşk var” der Bediüzzaman. İhtiyaçtan kaynaklanan isteme arzusunu yaratan Allah, insanın bekaya dair isteklerinden kaynaklanan duâsını da kabul eder.

Bediüzzaman, bu isteğin nasıl gerçekleşeceğinin çözümünü ise şöyle verir:  “Ey insanlar! Fâni, kısa, faidesiz ömrünüzü; bâki, uzun, faideli, meyvedar yapmak ister misiniz? Madem istemek insaniyetin iktizasıdır, Bâki-i Hakikî’nin yoluna sarfediniz. Çünki Bâki’ye müteveccih olan şey, bekanın cilvesine mazhar olur... Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız.”

Allah rızası dairesinde hareket edildiğinde, ömrün dakikalarının seneler hükmüne geçeceğini söyler Bediüzzaman. Ve insanın fani olduğunu, fakat beka için halk edildiğini ve Bâki bir Zat’ın âyinesi olarak yaratıldığını hatırlatır. Ebed yolunda Baki’ye müteveccih olabilmek için lisanımız ‘Ya Bâkî Entel Bâkî’ dediği gibi kalbimizin, aklımızın ve bütün letaifimizin de (duygularımız) aynı şekilde olması gerektiğini söyler.

İnsan, sonsuzluk için yaratılmıştır... Ya ölüm?

Ölüm tebdil-i mekândır. Yokluk değil, sadece dünya hayatından ayrılmadır, mekân değiştirmedir.
Bediüzzaman ölümü ise şöyle tarif eder:

“Mevt [ölüm], vazife-i hayattan bir terhistir, bir paydostur, bir tebdil-i mekândır, bir tahvil-i vücuddur (vücut değiştirmedir), hayat-ı bakiyeye bir dâvettir, bir mebde’dir. Bir hayat-ı bakiyenin mukaddimesidir. Nasıl ki, hayatın dünyaya gelmesi bir halk ve takdir ile, bir hikmet ve tedbir iledir. Çünkü en basit tabaka-i hayat olan hayat-ı nebatiyenin mevti tefessüh ile, çürümek ve dağılmakla görüldüğü halde, gayet muntazam bir muâmele-i unsuriye (çeşitli işlemler) ve hikmetli bir teşekkülat-ı zerreviyeden (atomların şekillenmesinden) ibaret olan bir yoğurmaktır ki, bu görünmeyen intizamlı ve hikmetli ölümün, sümbülün hayatıyla tezahür ediyor. Demek çekirdeğin mevti, sümbülün mebde-i hayatıdır; belki ayn-ı hayatı hükmünde olduğu için, şu ölüm dahi hayat kadar mahlûk ve muntazamdır.”

Bir buğday tohumunun yere düşüp ıslanması, dışarıdan bakanların nazarında kokuşma ve çürüme olarak görülür. Oysa o tohumdan onlarca tohum veren sümbüller fışkırır. Yeni bir hayat tecelli eder. Hayat tabakasının en aşağısı olan bitkilerin hayatı ve ölümü bu kadar düzenli ise, hayat tabakasının en yücesi olan insan da ölümü ile elbette, yeraltına girmiş bir çekirdeğin hava âleminde bir ağaç olması gibi, âlem-i berzahta bir hayat-ı bâkiye sümbülü verecektir.

Bediüzzaman’ın bu tarz açıklamaları, ölümü korkutucu olmayan bir şekilde tasvir etmesi açısından da önemlidir. Çünkü; “ölüm ne bir fena (fanilik, gelip geçici olma hali), ne bir izmihlal (bozulup silinme), ne de bir kaybolup gitmedir. Sadece bir tahavvüldür (değişmedir)”, daha mükemmel bir âleme geçiştir.

Ölümle birlikte yok olma düşüncesi korkunç bir kâbus gibi insanın üzerine çöker, insanı mahveder. Allah’a iman etmeyen, yüz çeviren, dünyanın ve dünyaya dair her şeyin sonlu olduğuna ve ölüm ile birlikte ahirette yepyeni bir yaratılışla yaratılıp sonsuza dek yaşayacağı gerçeğine inanmak istemeyen insan, dehşetli bir bekleyiş içindedir. Böylesine bâtıl ve sapkın inanca sahip kişi, bu durumun farkında değilmiş gibi görünmek ister. Dünya hayatının amacının doya doya yaşamak olduğunu iddia eder. Yarını düşünmediğini, ‘Carpe Diem’ mantığıyla yalnızca anı yaşadığını söyler.
Ancak bu mantıktaki kişi-–her ne kadar saklasa da—bilinçaltında bir “yok olma”nın korkusunu taşır. Zaman ölümüne doğru akmakta, mutlak varlığına inandığı dünya hayatı, yavaş yavaş sona ermektedir. Ve yine kendi batıl inanışına göre ölümle birlikte ‘yok oluş’ gerçekleşecektir. Yok olma düşüncesi gerçek anlamda dehşete düşürücüdür. Ahiretten gaflette olan kişi bedensel olarak da çöküntüye uğrar. Bu sebeple ölüm düşüncesinden kaçınır, ölümden söz etmez.

Ahiret inancı ise insana zorluklara karşı dayanıklılık, güvenli ve mutmain bir ruh hâli kazandırır. Ölümle birlikte karar kılacağı hayat sonsuzdur çünkü.


“Bu dünya hayatı, bir oyun ve oyalanmadan başka birşey değildir. Asıl hayata mazhar olan ise, ahiret yurdudur. Keşke bilmiş olsalardı.” (Ankebut Sûresi, 64)


Ebedî ömrü insanın önündedir. O sonsuz hayatında göreceği rahat ve lezzet, ancak bu fânî ömründeki çalışmasına bağlıdır. İnsanın hakikî vazifesini ve saadetini de şöyle açıklar Bediüzzaman: 


“Bütün cihazatı ve bütün istidadatıyla o Bâki-i Sermedî’nin daire-i marziyatında [rızası dairesinde] esmasına yapışıp, ebed yolunda o Bâki’ye müteveccih olup gitmektir. Lisanı Yâ Bâkî Ente’l-Bâkî dediği gibi; kalbi, ruhu, aklı, bütün letaifi; “Hüve-l Bâki (varlığının sonu olmayan O’dur), Hüve-l Ezeliyy-ül Ebedî (başlangıcı ve sonu olmayan O’dur), Hüve’s-Sermedî (ebedî olan O’dur), Hüve’d-Daim, Hüve’l-Matlub (istenilen O’dur), Hüve’l-Mahbub (sevilen O’dur), Hüve’l-Maksud (kastedilen O’dur), Hüve’l-Mabud (yalnızca Kendisine ibadet edilen O’dur)” demeli.


“Ömrün kısa ise; ebedî bir ömrün var, merak etme!.. Ebedî ve sermedî olan bir cemâlin seyirci müştâkı ve âyinedar âşıkı, elbette bâkî kalıp, ebede gidecektir.”


Kimileri ise yazık ki; “dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır.” (Rum Sûresi: 7)


https://twitter.com/Fuat_Turker

Araştırmacı Yazarlar
 Araştırmacı Yazarlar internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Araştırmacı Yazarlar Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
YAZARLARIMIZ
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Metin ALKAN
VAHİY SÜNNET KUR'AN
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Asgari Ücret, Sarı Yelek ve OYUN ÇOK BÜYÜK…! Özlüyorum, çok Özlüyorum!... ÖLÇÜ, ZAMAN, GÜVEN, EMEL İlginç ve İBRETLİK bir olay…
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Mehmet GÖÇMEZ
HUZUR
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim