Araştırmacı Yazarlar | Yazarlar

CEHENNEM ÜZERİNE KURULAN KÖPRÜ SIRAT

14 Ocak 2013, 18:15

CEHENNEM ÜZERİNE KURULAN KÖPRÜ SIRAT

                Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

  Resulullah (s.a.v) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
   “Sırat köprüsü cehennemin bir başından öbür başına kurulur ve peygamberlerden ümmeti ile ilk geçen ben olurum. O gün peygamberlerden başkası konuşmaz. Peygamberlerin duası şöyledir:       “Allahım, ümmetime selâmet ver, onları sağ salim buradan geçir.”

   Cehennemde Se’dân Dikeni’ni
[ Bir çöl bitkisidir. Dikenleri kalın, uzun, geniş ve sivridir. ] andıran demirden çengeller ve mahmuzlar vardır.”
Bundan sonra Resûlullah (s.a.v) ashabına yönelerek:
  “Siz hiç Se’dân dikeni gördünüz mü?” diye sordu. Ashab, “Evet ey Allah’ın Resûlü, gördük” dediler. Resûlullah (s.a.v):
  “İşte cehennemin çengelleri Se’dân dikenleri gibidir, ancak çok daha büyüktürler. Büyüklüklerini de yalnız Allah (c.c) bilir. Bu çengeller herkesi ameline göre (cehenneme) çekerler. Kimisi amelinin azlığından helâk olur, kimisi de hardal tanesi gibi parça parça olur ve bundan sonra kurtulur (cennete gider).
[ Buhârî, Tevhîd, 24; Müslim, İmân, 299; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned 2/275–276; İbn Hıbbân, es-Sahîh, nr. 7429.]
   Ebû Saîd el-Hudrî (r.a) rivayet ediyor: Resûlullah (s.a.v) buyurdu ki:
  “İnsanlar cehennem köprüsünün üzerinden geçerler. O köprünün üzerinde dikenler, çengeller ve demir kancalar vardır. Bunlar sağdan soldan insanları çekip yakalarlar. Köprünün yan taraflarında ise melekler, “Allahım! Bu insanları buradan kurtar” diye dua ederler. Kimileri oradan şimşek gibi, kimileri rüzgâr gibi, kimileri hızla koşan bir at gibi, kimileri de koşarak geçerler. Bazıları ise normal bir yürüyüşle, bazıları da emekleyerek bazıları ise sürünerek geçerler. Cehennemliklere gelince, onlar ne ölür ne de rahat içinde kalır; onların yeri orasıdır. Günahları ve hataları sebebiyle yakalananlara gelince, onlar kömür gibi olana dek ateşte yakılırlar. Sonra onlar için şefaat izni çıkar (ve cennete giderler).
[ Buhârî, Tevhîd, 24; Müslim, İmân, 302; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 3/25–26; Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ, nr. 11327]

 SIRAT KÖPRÜSÜNDEN GEÇENLER:İbn Mes’ud’un rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
   “Allah Teâlâ öncekileri ve sonrakileri o malûm yerde (mahşerde) ve zamanda (kıyamette) bir araya toplar. Bütün mahlûkat kendileri hakkında verilecek hükmü görmek için kırk yıl süreyle gözlerini gökyüzünden ayırmazlar.”
  Resûlullah (s.a.v) bir hayli uzun olan bu hadisi, müminlerin Allah’a secde etmelerine kadar olan kısmını anlattıktan sonra şöyle devam etmiştir:
   “Sonra Allah (c.c) müminlere, “Başlarınızı kaldırın” der. Müminler de başlarını kaldırır. Allah (c.c) onların her birine amelleri miktarınca nur verir. Kimine verilen nur büyük bir dağ kadardır; onun önünü aydınlatarak ilerler. Kiminin nuru ondan daha küçüktür. Bazılarına verilen nur ise bir hurma kadardır. Hatta bazılarının nuru ondan bile azdır. Kendisine en son nur verilen kişiye bu nuru, sadece ayak parmağının ucu kadar bir kısmını aydınlatır. Bu ışık da bazen yanar bazen söner. Yandığı zaman yürür, söndüğü zaman olduğu yerde kalakalır.”
   Resûlullah (s.a.v) bu hadisin devamında, müminlerin nurları nispetinde sıratı geçtiklerini anlatırken şöyle buyurmuştur:
  Kimileri göz açıp kapayacak kadar bir zamanda, kimileri şimşek gibi, kimileri bulut gibi, kimileri yıldızın kayması gibi, kimileri hızlı koşan bir at gibi, kimileri de koşarak sıratı geçer gider. Nuru sadece ayak parmaklarının ucunu aydınlatan kimse ise sıratı yüzükoyun sürünerek geçmeye çalışır. Öyle ki, bir eliyle kendine çekerken diğerini sürür; bir ayağıyla sürünürken diğerini çeker. Ateş ise onu her taraftan kuşatmış ve dokunmaya başlamıştır. Nihayet o kimse böyle sürüne sürüne köprüyü geçer ve kurtulur. Sonra ayağa kalkar ve, “Allah’a hamdolsun! O, hiç kimseye bahşetmediği bir nimeti bana verdi, zira o felâketleri görmeme rağmen beni onlardan kurtardı” der. Daha sonra melekler bu adamı cennetin kapısının önünde bulunan bir suya götürüp yıkarlar.
[ Hâkim, el-Müstedrek, 2–376, 3591; Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, nr. 5265; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 10/340–343; 7]
  Enes b. Mâlik (r.a), Resûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
  “Sırat (köprüsü) keskin bir kılıç ya da ince bir kıl gibidir. Melekler mümin erkek ve kadınları kurtarırlar (kurtarmaya çalışırlar). Cebrâil de benim kuşağımdan tutar (öylece sırattan geçerim) ve, “Ey rabbim, ümmetimi kurtar, ümmetimi kurtar” derim. O gün nicelerinin ayakları kayar (cehenneme düşer).
[ Beyhakî, Şuabu’l-İmân, nr. 366–367. Ayrıca bkz: Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 6/110; Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, nr. 15978]
  İşte bunlar Sırat’ın tehlikeleri ve dehşetleridir. O halde bu hususta uzunca düşün! Çünkü o gün kıyametin dehşetinden ve felâketinden sağ salim kurtulanlar, ancak dünyadayken onu tefekkür edip tedbirini alanlar olacaktır. Zira Allah (c.c) bir kulunun kalbinde iki korkuyu bir arada bulundurmaz. Kıyametin bu tehlikelerinden dünyadayken haberdar olup onlardan korkan, sakınan ve tedbirini alan kimse, yarın âhiret günü emniyette olur. Korkudan bahsederken kadınlarda olduğu gibi, yufka yürekliliklerinden kaynaklanan ağlamayı, kıyametin dehşetlerini işittiğin vakit mahzûnî tavır takınmanı ve kısa bir müddet sonra unutarak oyun eğlenceye dalmanı kastetmiyorum. Böyle bir korkudan ne çıkar ki!
  Bir şeyden korkan ondan kaçar; bir şeyi ümit eden de onu arar. Seni ancak, Allah’a isyan etmekten engel olan ve O’na itaate teşvik eden bir korku kurtarabilir.
  Kıyametin felâketlerinden kadınların yufka yürekliliği gibi korkanlardan başka bir de ahmakların korkusu vardır. Çünkü onlar kıyametin felâketlerini işittikleri vakit hemen, “Allahım! Sana sığınırız, senden yardım dileriz. O gün bizleri koru ve kurtar” derler; ancak felâketlerini hazırlayan günahları işlemeye devam ederler. Şeytan ise onların bu gayr-i samimî sözlerine gülmekle yetinir.
  Bu kimsenin durumu şu adama benzer. Adamın birisi tek başına çölde giderken, kendisine doğru yedi aslanın gelmekte olduğunu gördü. Bu kimsenin arkasında sığınacağı bir kale olmasına rağmen, yere oturup, “Ben kaleye, onun sağlam duvarlarına ve temellerine sığınıyorum” demeye başladı, koşarak kaleye sığınmadı. İşte bu kimsenin hali ne kadar gülünç ise, ‘ben ateşten Allah’a sığınırım!’ deyip de kendisini ondan koruyacak şeylere koşmayan kimsenin sözleri de o derece tuhaftır. Çöldeki adamın bu sözleri kendisini aslanların saldırısından koruyabilir mi?
   İşte kıyametin dehşet ve felâketleri de bunun gibidir. İnsanı bu tehlikelerden ancak, sadık ve samimî bir kalp ile söylenen, “Lâ ilâhe illâllah” kalesi kurtarır.
   Sadakatin ve samimiyetin mânası, Allah’tan gayri maksudun ve mabudun olmamasıdır. Kim ki, hevâ ve hevesini ilâh edinmişse o, rabbini tevhitte sadık ve samimî olmaktan çok uzaktır ve tehlikededir.
Eğer bunları yerine getirmekten kendini aciz görüyorsan o zaman Resûlullah’ı (s.a.v) sev, onun sünnetlerini uygulama hususunda hırslı ol, ümmetinin salihleriyle beraber bulun ve onların bereketli dualarını almaya bak. Belki bu sayede, amel sermayenin az olmasına rağmen, Peygamber’imizin ve ümmetinin salihlerinin şefaatine nail olur ve kurtulursun. Allah CC selamı bereketi Rahmeti üzerinize olsun.

                                METİN ALKAN

                              EĞİTİMCİ YAZAR








 

Araştırmacı Yazarlar
 Araştırmacı Yazarlar internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Araştırmacı Yazarlar Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
RAMAZAN ORUCUNU NİYET EDİP, BAŞLANILAN ORUCU BOZMAK
Y
Mehmet GÖÇMEZ
Mezhep
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
GÖRMEK LAZIM GEREKÇELİ KARAR GEREKÇELİ KARAR VAKİT SEHER VAKTİ
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
SON YORUMLANANLAR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim