NE YAPMALI NE YAPMAMALI

09 Nisan 2019, 01:10
.................

 

“Kimsenin iç âlemine karışma, kimseyi iç âlemine karıştırma, kimseye iç âlemini açma;

gizli tut; yan ama tütme!..” diyen İbn-i Haldun ne de güzel bir nasihat ile asırlar öncesinden asırlar sonrasına mesaj veriyor.

 

Tam da içinden geçeceğimiz zorlu dönemlerde tarihi şahsiyetlerin asırlara ışık tutan nasihatlerinden istifade etmek gerekiyor. Bin bilsen de bir bilene sor derken bu mutlak suretle tarihi bir değer olması gerekiyor.

 

Yönetim sistemi içinde de yer yer farklılıkların görüldüğü günümüzde asrın sorunlarına akil şahsiyetler nasıl çözüm bulmuşlar, bu hususa odaklanarak yol almamız lazım.

 

Bu süreç içerisinde de çözüm her zaman sabit ve nettir. Kimlik, liyakat, akıl ve diyalektik mücadeledir. Ama emin olun asla yalnızca sadakat değildir.

 

Yeni sistem içerisinde devletimiz uyguladığı cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine karşı güven artırıcı bir politika izlemek temel esastır. Devlet ana gibidir ve vatandaşları arasında uzun, kısa diye ayrım yapmayarak geneli kucaklamalıdır. Bunun temel dayanağı da devlet ahlakını iri ve diri tutmaktır.

 

Siyaset ile bürokrasi kesin ve net bir çizgi ile ayrılmalıdır. Kimseye rant oluşumuna izin verilmemelidir. Özellikle beyaz Türklerin ardında gizlendiği Çukurambar borsası çökertilerek suhulet temin edilmelidir.

 

Yeni sistemde bakanlar seçilmiş değil atanmıştır. Cumhurbaşkanının emirlerini yasalar çerçevesinde yerine getirmek üzere görev verilen, kamusal işleri yerine getiren istisnai bir devlet görevlisidir ve asla devletin kendisi değildir. Bu yüzden aktif siyaset arenasında politikacı gibi yağdıramasam da gürlerim edası ile kükreme düşünce güdüsünden arınarak bürokrasinin hız kazanarak vatana ve millete faydalı gayretler sarf etmelidir.

 

Bu hususta önem arz eden bir konu da bu görevlere atanan kişiler falanın yakını, fistanın şunu, bunu değil de görevle bütünlüğü sağlayan bilimsel ve devlet deneyimi olan kişiler arasında artistlik yerine ideal düşünce içerisinde olanlardan atanmalıdır. Kimse bu dünyada mükemmel değildir. Kimse bu dünyada eşsiz değildir, kimse bu dünyada kutsal değildir. Kimse bu dünyada vazgeçilmez değildir. Gücünü makamdan alanlar bu güzel değerlerin farkına varamasalar da makama gücünü vererek kamu sisteminin güç kazanması ile devletin kazanımını arttıranlar, ne demek istediğimizi anlayacaktır.

 

Prof. Dr. Yasin Aktay’ın son yazısı beni düşünmeye sevk edip bu makaleyi yazmaya teşvik etti. Öyle bir güzel cümle ile yorumladı ki;

 

"Liderin karizması hala yerli yerinde, taptaze ve canlı. Ancak onu izleyenler artık bu karizmaya inanmaktan ziyade, o karizmadan faydalanmanın telaşına düşmüşlerdir." dedi.

 

Bu aydınlatıcı sunum için kendisine teşekkür ederken sayın cumhurbaşkanının paçasındaki tozları silkeleyerek devletin bekasını güvence altına alıp başarısını arttırması çok gerekli bir adımdır.

 

Çokluğun olduğu yerde nifak olur. Önce danışman sürüsünde bir ayıklama yaparak koyun postu giyen çakallar temizlenmelidir. Ağzından küfür düşmeyen Cumhurbaşkanlığı makamında verilen danışmanlık odasında kendisini işsiz kalmışken adam sıfatı ile bütünleştiren cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ a karşı küfür eden Yalçın Topçu gibi fikri gri, rengi tropikal kişiler ile ufuk çizgisinde asla yol alınamayacağını artık görmeliyiz.

 

Vatandaştan uzak olan, seçimden seçime göstermelik selam veren milletvekillerinin başarısızlığı törpülenmelidir.

 

Kimse Ak Parti’ye oy vermiyor. Herkes Recep Tayyip Erdoğan’ın delikanlı duruşuna ve namerde boyun eğmeyişine karşı hayranlık ve samimi sevgi ile şahsın hatrına oy veriyor. İnanın şu an Ak Parti’den vekil olanlar bağımsız aday olsun belki kendisi bile kendisine oy vermezken sayın cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hatrına mecliste ve bakanlıktaki deri koltuklarda oturmaya fırsat buluyorlar.

 

Yenilenen hükümet sisteminde yenilikler hassas bir şekilde ve ivedilikle gerçekleştirilmelidir.

 

Siyaset ile devlet birbirinden sistemsel olarak ayrılıp memleketin kalkınması için gayret edilmelidir.

 

Hukukun, adaletin, yasanın ve nizamin güven içerisinde olması gereken çok mühim bir zaman dilimindeyiz. Dünya karışıyor, Ortadoğu’da soğuk rüzgarlar esiyor. Özgürlüğe her gün bir adım daha yaklaşan memleketimiz dış mihraklar ve iç uzantıları tarafından tehdide maruz bırakılıyor. Bütün entrikaları bertaraf edecek yegâne hamle işinin ehli olan, rakiplerini siyaset üzerinden tehdit etmeyen, toplumun sinirlerini germeyen, tarafları ayrıştırmadan gayret eden yeni bir hükümet kabinesi önemli adım olacaktır. Bu sürecin eşliğinde parti MKYK ve MYK yenilenmelidir. Mecliste vekil olduğu halde partide görev alan başkanlıktaki başkan yardımcılarını meclise gönderip “Gidin, millete karşı sorumluluğunuzu yerine getirin.” denmelidir.

 

İl başkanlıklarını genel merkez tarafından yürütülen bir inceleme ile başarısız olanlar görevden alınmalıdır.

 

Cumhurbaşkanı bütün ülkenin cumhurbaşkanıdır. Bu yüzden aynı zamanda genel başkan olduğundan, kendisine emin gördüğü bir yardımcı ile partisel çalışmaları yürütüp muhalefetin ve kirli emel sahiplerinin karalama kampanyasından kurtulmalıdır.

 

Millete tepeden bakana oğlu dahi olsa gereğini yapıp, milletin gönlü ferah tutularak, müreffeh dengeyi gözetmelidir. Cumhur İttifakı’na uyum sağlayamayacak kim varsa genel başkan tarafından görevden alınmalıdır. İç politika ile dış politikayı birbirinden ayırıp işin erbabı kişilerle konuyu çözmek üzere gayret ederek, muasır medeniyet seviyesi kazanılmalıdır.

 

En önemlisi; Bürokraside kapsamlı bir şekilde görev değişikliği ile cumhurbaşkanı millete "Mesajınızı aldık." diyerek güven tazelemelidir.

 

Öte yandan istihbarat, güvenlik, emniyet, kamu yönetimi, ekonomi, finans, kriz kontrol stratejisi vb. çalışmalar hususu ile mükellef olan Milli Güvenlik Kurulu’nun kararlarının da uygulamada takip edecek "MİLLİ GÜVENLİK BAKANLIĞI" kurularak, alanında uzman olan, kimlik ve liyakat sahibi, başarısını kanıtlamış ve özellikle terör örgüleri ile mücadele edecek deneyim ve kabiliyete sahip devlet kökenli bir bakan atanarak FETÖ, PKK vb. yasadışı örgütler ile mücadeleye hız kazandırılmalıdır.

 

Milli Güvenlik Bakanlığı FETÖ, PKK vb. terör örgütleri ile mücadele karargahı olarak konumlandırılmalı. OHAL ve yargı süreçleri de bu karargah tarafından takip edilerek doğru bir sürecin oluşturulması sağlanmalıdır.

 

 

 

 

Millet ne istiyor:

 

Akil düşünce ve sabır ile krizleri çözen Ulvi Saran, artı ile eksileri üşenmeden kaleme alarak fikir üreten Doç. Dr. Yalçın Akdoğan, güleryüz ve tebessüm ile İstanbul siyasetine ahenk katan Dr. Mehmet Müezzinoğlu, yedi güzel adam ile siyasete sanatı aşılayan Sevde Bayazıt Kaçar, Hasankeyf'te keyfle sazan tutar gibi en çetrefilli krizleri dahi azim ile çözen Mehmet Şimşek, mazeret yok diyen Dr. Recep Kızıldağ, birde ah eskilerden Serdar Tuncer gibi milli düşünce refleksinde, aydın ve entelektüel kişiler ile birlik ve beraberlik içerisinde çaba sarf etmek istiyor.

 

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bu millet senin paçana yapışan gri tozları değil, ak ve pak yüreğini seviyor. Merhum Şehit Muhsin Yazıcıoğlu ve merhum şehit Erol OLÇOK’ un hatırına paçanı silkele artık.

 

Serdar Bozdoğan

Stratejist

Diğer Haberler
MAVİNİN İÇİNDE SİYAHI GÖRMEK
DÜŞÜN VE BAŞAR
CUMHUR CUMHURBAŞKANINDAN NE İSTİYOR?
EY AMERİKA
SÖZ KONUSU VATANSA LÜTFEN AYKIRI TEFERRUATLARA TAKILMAYIN
VAKİT SEHER VAKTİ
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI İÇİN LÜTFEN ÖNCE BAŞARILI BİR İL BAŞKANI SEÇİN
SÛ UYUR ABD UYUMAZ