CENNET Mİ, RIZA-İ İLAHİ Mİ?..

03 Ocak 2017, 09:52
Yaşamın her alanında her işte yaparken muhakkak bir ücret bir karşılık beklentisiyle çalışırız, o işi icra ederiz..

 Tabi mutlaka çıkışan olacaktır "Hayır ben karşılık beklemeden yapıyorum. "diye :) Hayır.. Kimse karşılıksız birşey yapmaz, mesela iyilikler Allah rızası için de yapılabilir.. Başlık düşündürücü olmuş olabilir. Denebilir ki 'Zaten Allah razı olunca Cenneti vermeyecek mi, eğer Cennet girmeyi hak etmişsek Allah razı olmuştur ki Cennete sokacaktır.' Elbet bu iki tabir birbiriyle çok alakalı ve bağlantılıdır ama biri diğerinin sonucudur ve eğer sebep yerine sonuç hedeflenirse bu iş kulluktan ziyade bir tür ticarete dönüşebilir. Elbette Allah çok yerlerde bu ödülü zikretmiş ve Kur'anda özendirici bir şekilde hep Cenneti akli melekelerimizin şuanki algılama şekline göre anlatmıştır. Amma bir şey var ki Allah bir takım yerlerde de bu nimetleri anlatıp ardından da demiştir ki ;

 

Allah, mümin erkeklerle mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaat etmiştir. Sürekli kalacaklardır orada. Adn cennetlerinde hoş meskenler vaat etmiştir. Allah’ın rızası ise hepsinden büyüktür/yücedir/üstündür. (Hepsinden büyük bir ödüldür) İşte bu en büyük kurtuluştur.
(Tevbe Suresi, 72.ayet)

Evet gördüğünüz gibi ayette Allah cenneti saymış dökmüş ancak dikkatli ve Allah'ın rızasına, sevgisine, yakınlığına müştak kulları için de bir alt parantez açmıştır.Tabii ki emrine uyarsak cennneti verecektir burada bir sıkıntı yok.. Ama her kul da Mukarrabun olamaz ya :) Yani en üstün ve Allahın değerli melekleri konumunda..

 Unutmayın ki bizler herkese mahsus olan farz namazları kılıyoruz ve bu her kulun görevidir, amaa.. Bir de teheccüt var ki en kıymetli yakut ve elmas değerinde.. İşte o yüzden Rabbi Rahim herkese eriştirmiyor ve herkesi o özel vakte davet etmiyor.. Taşlar, kumlar ortadadır hep çoktur herkes görür, bilir, alır ama yakut, elmas, inci ortalık yerde bulunmuz ve herkes ulaşamaz. O yüzden ey bu yazıyı okuyan kişi bu yazıyı okuyorsan aslında Allah senin gönlünde kendi rızasına seni yönlendirecek seni kendine yakınlaştıracak bir kandil , bir nur yakmak istiyor demektir.. Rabbim bana çevrem okuyanım çok olmasa da, bu nuru erişmeyi birkaç kişiye nasip ettiği için de hamdolsun..

 Sadece Cenneti hedefleyerek ya da içten içe Rıza-i ilahiyi sindirip onu gerçek hedef yapamamanın da bir diğer tehlikesi İhlas elde edememe tehlikesidir. Yapılan amelleri sadece Cennet niyetine yapmak ihlasın tanımının içinde yoktur çünkü ve Allah ihlas ile yapılmayan amelleri kabul etmez.

 İhlas ise şu demektir;

 İhlasın kelime manası; arıtma, saflaştırma, ayırma, katışığını giderme manasına gelmektedir.
 
İhlas
; ferdin, ibadet ve taatinde Cenab-ı Hakk'ı emir, istek ve ihsanlarının dışında her şeye karşı kapanmasıdır. Abd ve Mabud münasebetlerinde sır tutucu olması, tabiri diğerle, vazife ve sorumluluklarını O emrettiği için yerine getirmesi, yerine getirirken de O'nun hoşnutluğunu hedeflemesi ve O'nun uhrevi tevecühlerine yönelmesinden ibarettir. Ki, saflardan saf sadıkların en önemli vasıflarından biri sayılır.

 Sadece cenneti hedeflemek ise Allahın seni gördüğünü unutarak ibadet etmene sebebiyet verir. Hem düşünsene bir kardeşim Cennet ki zaten Allahın yarattığı yine onun hadsiz sanatından bir parçadır. Yani asıl güzele yönelmek onu memnun etmek varken Cennet için yapmak bile küçük bir hesap oluyor özünde.. :)

 Diyorum ya, taşı toprağı herkes görüyor buluyor, öyle de Cenneti herkes hayal eder hesap eder, nefis talep eder; bu marifet değil.. Önemli olan elmas, altın, yakut değerindeki Rıza-i ilahinin o eşsiz önemini görüp fark edebilmek ki onun için bir iş yapsan ama hakikaten o saf kalbi niyet ile, Cennet dahi Hak'ın aşkı ile silinir gider gözünden müptela olursun.. Ki yunus Emre de dememiş boşuna;

 

Cennet cennet dedikleri,
Birkaç köşkle birkaç huri,
Başkasına ver onu,
Bana seni gerek seni..

 Nedir böyle Cenneti; o herkesin hayali ve hedefi olan Cenneti Yunus Emre gibi bir Arifin gözünde değersiz kılan? Ve herkes isteyebiliyor muydu Allah'ı böyle içten böyle aşk ile, yangın ile.. İşte bu paye herkese verilmediği gibi herkes te alevler içinde yanamaz; herkes aynı da yanmaz.. Bir kap vardır her canda aldığını alır alamadığın taşar olmaz sende.. Önemli olan sen o gönül kabını ne ile doldurdun, Dünya mı kokuyorsun, Cennet mi, Rahman mı? Şimdi şöyle de diyen olabilir, ya madem Cenneti istemek kötü Allah niçin o kadar zikretmiş..

 Birincisi Cenneti arzulamak kötü değil, Cenneti Allah'ın rızasını arzulamanın önüne koymak kötü..
İkincisi ise biraz önceki ayette de belirttiğim gibi Allah Cennetten daha üstün olarak Rızasının onun nezdinde daha değerli olduğunu belirtmiş.
Ve üçüncü olarak da imtihan dünyası çeşit çeşit sonuçta Şeytanı yok etmeyen irade, seni çeşit çeşit imtahana tabi tutmakta da  senin üzerinde hak sahibidir..

 Bu konuyla ilgili çok önemli bir nokta ise; bu Cennet sevdasının bizleri fark etmeden dünyaya çevirecek olması; Nasıl?

 Bizler zaten dünyada onca aldatıcı mallarla, dünya meşgalesiyle hemhal iken bir de üstüne ibadetlerde Allah rızası yerine Cenneti düşlersek zaten başımızda bizi serhoş eden onca nimeti başımızdan hiç kovalayamayız, bu durumda nefsi meylimiz sebebiyle nimetlerin çekiciliğinden hiç arınamayız. O nedele de Cennet hayalleri ve hedefe bu menzili koymak bizi dünyadan uzaklaştıracağı yere daha çok yakınlaştırır.

 Allah'a en saf ibadet sırf Rızai ilahi ile olur. Tamamen Cenneti hayallerden yok etmek herkesin kabının alabileceği birşey değil elbette ama bu iki hedef ve odaktan önde tutmamız gereken Rıza-i ilahi olmalı ki ameller ahirette sürpriz bir şekilde boşa çıkmasın. :)  (MuhafazanAllah)

 Ameller Allah içindir ve Cennet ise bunun sadece bir neticesidir. Biz Allah'a kulluk edelim derken Cennete kulluk etmeyelim aman dikkat.. :) Dünyaya geliş amacımız olan Allah'a kulluğu unutmamamız duası ile

 Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve beraketüh..



     Araştırmacı- Yazar
    Gülnihal Elif KİTAPÇI

Diğer Haberler
ÜMMMETİN SAHİP ÇIKAMADIĞI BİR CAN DAHA; DR. AFİYET SIDDIKİ
GEÇMİŞİMİZ, GÜNÜMÜZ VE YARINIMIZ İLE; KUDÜS
EHLİ SÜNNET HOCALARA NEDEN SALDIRILIYOR?...
DESTANLARDAN BİR DESTAN; 15 TEMMUZ
KANAYAN YARAMIZ; TERAVİHLER..
RAMAZAN'A YAKLAŞIRKEN...
İDLİB İÇİN NE YAPTINIZ...?!!
MEDİNE-İ MÜNEVVERE'Yİ ZİYARET ADABI