İnsanın Nefsinde Tecelli Ederek Yansıyan Kim?

17 Kasım 2015, 14:43
İnsan, nefsini gerçek müşahede ile görebilseydi sureti üzerine yaratıldığı “Zat”ın ezeli gölgesi olduğunu görebilecekti.


Böyle bir durumda elbette ki, O’nun makamına yerleşemez. Çünkü edilgen olanın, failin makamına yerleşmesi mümkün değildir. Aynada güneşin yansıması gibi; yansıma kesilirse ayna da kararır. Dolayısıyla nefiste kendisinden kaynaklanan hiç bir şey yoktur. Nefis ayna gibidir, ancak başkasına ait bir ışığı yansıtabilir. Aynen bunun gibi, Allah'ın el Cami ismi yani binbir esmasını toplayan ismi, nefis aynasında tecelli ederek yansımaktadır.Risale-i Nur’da insana nüsha-i camiiyye denilmesinin bir nedeni de budur. Yani insanda el Cami ismi tecelli ediyor demektir.
 
Cinler, melekler ve ruhaniler gibi zişuur varlıklarda Allah’ın sınırlı sayıda esması tecelli ettiği için onların arasından rablık ve ilahlık iddiasında bulunan çıkmamıştır. Acaba Prens olan krallık iddiasında bulunabilir sözü insan için söylenebilir mi? Her ne kadar insan da prens olmanın emareleri varsa da gerçekte o prens değil, her şeye muhtaç, aciz ve fakir bir kuldur. Bu yanlış telakkiden dolayı insanlar tarih boyunca, kendi nefis aynalarındaki Allah’a ait isimlerin yansımasından kaynaklanan izzet ve azamet sızıntılarından, hadlerini aşmışlar ve ilahlık iddiasında bulunmuşlardır.  
 
Öte yandan, Kur’an’da anlatılan emanet-i kübrayı cinler değil yalnızca zalim ve cahil olan insan yüklenmiştir. Cinler sadece ibadet noktasında mükellef olarak yaratılmışlardır. İnsan, Allah’ın tüm esmasına ayna olduğu için yeryüzüne halife olarak gönderilmiştir. Yani insan, Allah’ın yeryüzündeki vekili ve temsilcisi konumunda istihdam edilmek üzere yaratılmıştır.
 
Konuyla ilgili Ayet;
 
‘’Allah, Adem'e bütün isimleri, öğretti.’’ (Bakara,31) 
 
İnsanın bütün isimleri öğrenebilmesi, o isimlerin insanın mahiyetinde tecelli etmesine bağlıdır. Aksi halde insan da diğer zişuur varlıklar gibi (cinler, melekler ve ruhaniler) Allah’ın bütün isimlerini öğrenemeyecekti. 
 
Konuyla ilgili Hadis-i Şerifler;
 
''Nefsini bilen, Rabbini bilir.'' Hadis-i Şerif
''Rabbini en iyi bileniniz, nefsini en iyi bileninizdir.'' Hadis-i Şerif
''Allah, Adem’i Rahman'ın suretinde yarattı.'' Hadis-i Şerif
''Allah, Adem kadar kendisine benzeyen başka bir şey yaratmış değildir.'' Hadis-i Şerif
 
Yine konuyla ilgili Risale-i Nur’da geçen ifadeler;
 
‘’İnsan, ism-i Rahman'ı tamamıyla gösterir bir surettedir.’’
 
‘’İnsanın suret-i camiasında  küçük bir mikyasta  zeminin siması ve kainatın siması gibi yine o  ism-i  Rahman'ın cilve-i etemmini gösterir.’’
 
‘’İnsanda,bir nokta-i mihrakiye hükmünde, bütün Esma-i Hüsnayı birden mahiyetinin aynasıyla gösterir.’’
 
‘’Hayat bu cami mahiyeti itibarıyla, şuun-u zatiye-i Rabbaniyeye ayinedarlık eden bir ayine-i Samediyettir.’’
 
‘’Binbir ismin cilvesinin bir nokta-i mihrakiyesi hükmünde bir camiiyeti var.’’
 
‘’Esmanın nokta-i mihrakiyesi hükmünde bir camiiyetle Zat-ı Ehad-i Samede aynalıktır.’’
 
‘’Şems-i Ezelinin şuaları hükmünde olan esmasının nokta-i mihrakiyesi suretindedir.’’
 
‘’Esmasının nokta-i mihrakiyesi hükmünde olan her bir zihayat üstündeki tecelli-i Ehadiyyeti,’’
 
‘’Bütün tecelliyat-ı esmasının mazharı, nokta-i mihrakiyesi’’
 
‘’Senin hayatının aynasında temessül eden Şems-i Ezelinin envarını hissedip sevmektir.’’
 
‘’Fakat insanda öyle bir latife, öyle bir halet vardır ki, o latife lisanıyla her ne sual edilirse velev ki fasık da olsun-Cenab-ı Hak o latifeye hürmeten o matlubu yerine getirir.’’ 

Said KILIÇ

Diğer Haberler
Said KılıçHer Mümin Sıddık ve Şehit Hükmündedir
Kürt Empatisi
Kadınlara Cennette Nuri var mı?