
Maneviyatın İzinde: Hikmet Çalçoban ile Hayata ve Aileye Dair
RÖPORTAJ
Hatice Hanım: Esselâmü Aleyküm hocam. Öncelikle bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Okuyucularımız sizi daha yakından tanımak istiyor. Hikmet Çalçoban kimdir? Hangi alanlarda hizmet veriyorsunuz? Kendinizi nasıl tanımlarsınız?
Hikmet Hoca: Ve aleykümselâm ve rahmetullahi ve berekâtühü. Ben Hikmet Çalçoban. Uzun yıllardır Kur'an-ı Kerim ve sünnet ışığında manevî konular üzerine araştırmalar yapıyor, insanlara rehberlik etmeye gayret ediyorum. Faaliyet alanlarım; Ruhsal Danışmanlık, Metafizik Uzmanlığı ve Aile Danışmanlığıdır.
Danışmanlık sürecinde insanların yaşadığı sıkıntıları dikkatle dinliyor; Kur'an ve sünnet çerçevesinde tövbe, istiğfar, kul hakkı, zekât, adak, sadaka, aile içi problemler ve manevî sorumluluklar hakkında rehberlik etmeye çalışıyorum. Şunu özellikle ifade etmek isterim ki; sağlıkla ilgili konularda tıbbın teşhis ve tedavisi esastır. Benim üzerinde durduğum alan ise Kur'an ve sünnetin işaret ettiği manevî boyuttur. Amacım insanlara Allah'ın emir ve yasaklarını hatırlatmak, samimi tövbeye yönelmelerine vesile olmak ve manevî farkındalık oluşturmaktır.
Genetik mi, Soydan Gelen Günahlar mı?
Hatice Hanım: Hocam, son zamanlarda sık sık "Genetik diye bir şey yok, aslında soydan gelen günahlar var" dediğinizi duyuyorum. Bunu biraz açabilir misiniz?
Hikmet Hoca: Hatice Hanım, öncelikle şunu ifade edeyim; tıp ilminin genetikle ilgili yaptığı açıklamalar kendi alanındadır. Ben ise Kur'an ve hadislerde dikkat çekilen manevî yön üzerinde duruyorum. Bana göre birçok insan sadece maddî sebeplere odaklanıyor, manevî sebepleri ise hiç araştırmıyor. Kur'an bize gösteriyor ki, insan işlediği bazı günahların dünyadaki sonuçlarıyla da karşılaşabiliyor.
Hatice Hanım: Yani anne babanın yaptığı yanlışlar çocuklarını da etkileyebilir mi?
Hikmet Hoca: Ahirette herkes kendi günahından sorumludur, buna hiç şüphe yoktur. Ancak dünyada yapılan bazı hataların aileye ve nesillere yansıyan sonuçları olabilir. Mesela Allah Teâlâ, İsrâ Suresi 64. ayette şeytana şöyle buyuruyor: «"...Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol..."» Ben bu ayetten şunu anlıyorum: İnsan Allah'ın emirlerini terk eder, haramlarda ısrar ederse bunun manevî zararları yalnız kendisinde kalmayabilir.
Hatice Hanım: Peki hangi günahlardan bahsediyorsunuz?
Hikmet Hoca: Kur'an'ın haram kıldığı her günahtan... Faiz, kul hakkı, yetim hakkı, zekâtı vermemek, haksız miras yemek, verilen sözü tutmamak, adakları yerine getirmemek, anne baba bedduası almak ve mazlum ahı almak... Bunların hepsi insanın manevî hayatını etkileyen ağır meselelerdir.
Hatice Hanım: Hocam, Zuhruf Suresi 36. ayeti de sık sık okuyorsunuz.
Hikmet Hoca: Evet. Allah Teâlâ buyuruyor: «"Kim Rahmân'ın zikrinden yüz çevirirse, biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o, onun ayrılmaz dostudur."» Ben burada "Rahmân'ın zikri" ifadesini Kur'an'ın emirleri olarak değerlendiriyorum. İnsan namazı terk ederse, haramı helâl görürse, Allah'ın emirlerini önemsemezse, Kur'an'ın uyarısına göre manevî sıkıntılarla karşılaşabilir.
Hatice Hanım: Yani şeytan herkese musallat olabilir mi?
Hikmet Hoca: Şeytanın insana vesvese verdiği Kur'an ve hadislerde açıkça bildiriliyor. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: «"Şeytan, insanın içinde kanın dolaştığı gibi dolaşır."» Ancak mümin; Allah'a sığınarak, ibadet ederek, Kur'an'a sarılarak ve samimi tövbe ederek bundan korunmaya çalışır.
Hatice Hanım: Hocam, halk arasında söylenen "Dede koruk yer, torununun dişi kamaşır" sözü sizce doğru mudur?
Hikmet Hoca: Bu söz, geçmişte yapılan yanlışların sonraki nesilleri etkileyebileceğini anlatan bir atasözüdür. Ben de şunu söylüyorum: Anne babanın yaptığı zulmün, alınan ahların, yenilen kul haklarının, ödenmeyen zekâtların ve yerine getirilmeyen adakların dünyada bazı sonuçları olabilir. Bu yüzden kişi sadece kendisi için değil; çocukları ve torunları için de Allah'ın emirlerine uygun yaşamaya gayret etmelidir.
Hatice Hanım: Peki hocam, böyle bir sıkıntı yaşayan kişi ne yapmalı?
Hikmet Hoca: Öncelikle ümitsizliğe kapılmamalıdır. Samimi tövbe etmeli, kul haklarını ödemeli, helallik almalı, varsa adaklarını yerine getirmeli, zekât borçlarını tamamlamalı, faizden uzak durmalı ve mazlumların gönlünü almalıdır. Allah'ın emir ve yasaklarına uygun bir hayat yaşamaya gayret etmelidir. Çünkü Allah Teâlâ Tevvâb'dır; tövbeleri kabul edendir.
Hatice Hanım: Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz hocam?
Hikmet Hoca: Şunu unutmayalım: Allah'ın rahmeti gazabından daha büyüktür. Hiçbir insan "Benim için artık dönüş yok" demesin. Kapı açık, tövbe açık, rahmet açık... Yeter ki kul samimiyetle Rabbine yönelsin. En doğrusunu Allah Teâlâ bilir.
Hikmet Çalçoban Ruhsal Danışman • Metafizik Uzmanı • Aile Danışmanı Danışmanlık: 0534 268 37 46
Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.-
Ferudun Özdemir: 'Allah Va...
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşa...
Eklenme: 02 Ekim 2018
-
Çocuk Gelişimi Uzmanı Serap Bu...
Serap Hanım öncelikle kendinizden kısaca bahseder misiniz?
Eklenme: 14 Eylül 2017
-
Şehzade Abdulhamid Kayıhan OSM...
Dedem AbdulHamid HAN
Eklenme: 31 Mart 2017
-
Usta Kalem Ferudun Özdemir'...
Kaleme aldığı kitapları büyük bir ilgiyle takip edilen
Ferudu...
Eklenme: 16 Kasım 2016
-
Yazar Pişkin: Kelimelerle hamu...
Bütün soru zaten onunla başlar.
Eklenme: 14 Temmuz 2016
-
Süleyman Yasin Akdeniz ile Ram...
Yazarımız Süleyman Yasin Akdeniz ile Ramazan’a sayılı günler ka...
Eklenme: 01 Haziran 2016
-
Sosyal Medya Uzmanı Alaattin Ç...
Özgül GELİR röportajı
Eklenme: 12 Kasım 2015
-
S.Yasin Akdeniz ile Çok Özel ...
Biz Sorduk, Süleyman Yasin Akdeniz cevapladı
Eklenme: 02 Mayıs 2012
.jpg)







.jpg)








