24 Temmuz 2020, 10:06 - 
AYASOFYA

AYASOFYA

Eskiler hep derlerdi ki, “Ayasofya ancak kendisini koruyacak ve açık tutacak kuşak geldiğinde açılacak.” Allah bilir ama o kuşağın 15 Temmuz kuşağı olma ihtimali oldukça yüksektir.

Ecdâdımız, fethederek kapılarını İslâm’a açtıkları toprakların en büyük mâbedini camiye dönüştürerek fetih sembolü hâline getirirlerdi. Ayasofya da bu özelliği hâiz bir kilise olduğundan fethi müteakip camiye çevrildi ve fethin en önemli sembolü oldu.

Ayasofya-i Kebir Camii, Bizans İmparatoru I.Justinianus tarafından, 532-537 yılları arasında inşa ettirilmiş olup 1453 yılında fetih sonrası Fatih Sultan Mehmet tarafından fetih nişanesi olarak camiye dönüştürülmüştür. 1935 yılında müzeye dönüştürülen Ayasofya-i Kebir Camii, 86 yıllık bir esaretin ardından 2020 yılında Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle tekrar aslına döndürülüp özgürleştirildi. Sezai Karakoç: “Ayasofya'yı açmak, çağın kördüğümünü, İskender'in kılıcı gibi biçmek olacaktır." der.

Bu yüzden Ayasofya'yı ibadete açmak kadar onu açık tutabilmek de önemli. Eskiler hep derlerdi ki, “Ayasofya ancak kendisini koruyacak ve açık tutacak kuşak geldiğinde açılacak.” Allah bilir ama o kuşağın 15 Temmuz kuşağı olma ihtimali oldukça yüksektir. Çünkü 15 Temmuz kuşağı, tarihinde ilk kez bir darbeyi elinde bayrak, gönlünde iman dışında başkaca bir şey olmadan çıplak elleriyle durdurdu. O kuşak bu uğurda tam 251 can feda etti. Yine binlerce vatanperver insanımız gazi oldu. Ayasofya 86 yıldır işte o kutlu kuşağı bekliyormuş meğer. Tam 86 yıl boyunca Müslümanlar, Ayasofya’nın ibadete açılması için mücadele ettiler ve sonunda duaları kabul oldu. Ayasofya’nın tekrar ibadete açılmasından rahatsız olan iç ve dış şer güçler, Ayasofya’yı yeniden müzeye dönüştürmek için çalışacaklardır. Müslümanlar olarak dikkatli ve akıllı olmalıyız. Bu kazanımları koruyabilmek için yerli ve milli insanların ülke yönetiminde olmaları gerekiyor. Ülkenin geleceğini ilgilendiren temel konularda her birimiz üzerine düşen görevi layıkıyla yapmaya devam etmeliyiz. Unutmamalıyız ki, Ayasofya’yı koruyamazsak İstanbul’u kaybederiz, İstanbul’u kaybedersek de bu sefer ülkemizi koruyamamak gibi büyük bir riskle karşı karşıya kalırız mazaAllah.


AYASOFYA’NIN ANLAMI:

Aya, “kutsal azize”, Sofya ise eski Yunancada "bilgelik" anlamındaki sophos sözcüğünden gelir. Dolayısıyla "Ayasofya" adı "kutsal bilgelik" ya da "ilahî bilgelik" anlamına gelmektedir.

1453’te camiye dönüştürüldükten sonra Fatih Sultan Mehmet’in gösterdiği hoşgörüyle insan figürleri içeren mozaiklerin üzeri ince bir sıvayla kaplanmış ve yüzyıllarca sıva altında kalan mozaikler, bu sayede doğal ve yapay tahribattan korunarak günümüze kadar gelmiştir.

Ayasofya, aslında aynı yere üçüncü kez inşa edilmiş ve ilk iki kilise isyanlar sırasında yıkılmıştır. Döneminin en geniş kubbesi olan Ayasofya’nın merkezî kubbesi, Bizans döneminde birçok kez çökmüş. Mimar Sinan’ın binaya payandaları eklemesinden itibaren kubbede çökme olmamıştır.

Fetih sonrası Ayasofya'nın içine mihraplar, minber, müezzin mahfilleri, vaaz kürsüsü ve maksureler eklenmiştir. Yapının dışına farklı dönemlerde yaptırılan minareler, medrese, sıbyan mektebi, muvakkithane, şadırvan, sebiller, güneş saatleri, mütevelli heyeti odası ve 43 farklı türbe ile Ayasofya, Osmanlı Dönemi'nde adeta bir külliyeye dönüştürülmüştür.

Sultan Mehmed, 567 yıl önce 29 Mayıs 1453 Salı sabahı İstanbul’u fethedip “FATİH” olduğu günün erken saatlerinde şükür namazını Ayasofya’da kılmıştır. Fetihten sadece 3 gün sonra hummalı bir çalışma sonucu ilk Cuma namazına hazırlanan Ayasofya’ya gelen Fatih Sultan Mehmed Han, Ayasofya'yı tekrar gezip kubbesinin büyüklüğü karşısında Hâfız'ın şu beytini okumuştur: “Şükür Allah'a! Ne dilediysem ondan / Her isteğim yerine geldi, mutlu oldum." Evliya Çelebi kayıtlarına göre ilk Cuma hutbesini bizzat Sultan Fatih irad etmiş ve ardından Akşemseddin hazretlerinin imamlığında Ayasofya Camiinde ilk Cuma namazı kılınmıştır.

86 Yıllık bir aranın ardından gerçekleşen ikinci fetihte de milletimizin beklentisi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hutbe irad edilmesi ve Diyanet işleri başkanın Cuma namazını kıldırmasıdır.

Fethin sembolü olan Ayasofya, Osmanlının yıkılması sonrasında 1935 yılı itibariyle ibâdet edilen bir camiden, âdeta garip ve öksüz kalmış, boynu bükük bir müzeye dönüştürüldü. Bu durum bize en çok Fatih Sultan Mehmed Hân’ın Ayasofya Vakfiyesini ve onun son kısmındaki bedduayı hatırlatır. Fatih Sultan Mehmet Han'ın 65 metre uzunluğunda, ceylan derisi üzerine yazılı 5,5 asırlık Ayasofya Vakfiyesi, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arşivlerinde özel bir odada saklanmakta ve 5,5 asırdır özenle korunmaktadır.

FATİHİ SULTAN MEHMED HAN’IN AYASOFYA VAKFİYESİNDEKİ BEDDUASI

Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların la'neti üzerlerine olsun. "Ebeddiyyen Cehennemde kalsınlar, onların azapları asla hafifletilmesin ve onlara ebeddiyyen merhamet olunmasın. Kim bunları duyup gördükten sonra değiştirirse, vebali ve günahı bunu değiştirenlerin üzerine olsun. Hiç şüphe yok ki, Allah her şeyi işitir ve her şeyi bilir."

Fatih Sultan Mehmet Han'ın meşhur vakfiyesindeki ifadeler adeta bir 'keramet' göstergesidir. Çünkü Fatih Sultan Mehmed Han 567 yıl önce, sanki olacakları görür gibi büyük bir keramet göstererek beddua ettiği şahısların niteliklerini adeta tarif etmiştir. Vakfiyedeki beddua cümleleri bu tarifi çok net bir şekilde tasdik etmektedir. Ayasofya’nın aslına dönüştürülmesiyle Milletimiz ve Müslümanlar, hatta Ayasofya'yı müzeye çeviren kararın altında imzası bulunanlar, Fatih'in vakfiyesindeki bedduasından kurtarılmış oldular.

Merhum Osman Yüksel Serdengeçti’nin Ayasofya şiirinden bir alıntı ile yazımızı noktalayalım.

Ayasofya,
Ey muhteşem mabet;
Gel etme,
Bizi terk etme!...
Bizler, Fatih'in torunları, yakında putları devirip,
Yine seni camiye çevireceğiz...

Dindaşlarımızla,
Kanlı gözyaşlarımızla,
Abdest alarak secdelere kapanacağız,
Tekbir ve tehlil sadaları boş kubbelerini yeniden dolduracak
İkinci bir fetih olacak,
Ezanlar bu fethin ilanını,
Ozanlar destanını yazacaklar... 

Bu olacak Ayasofya,
Bu muhakkak olacak...
İkinci bir fetih, yine bir ba'sü ba'delmevt...
Bugünler belki yarın, belki yarından da yakındır,
Ayasofya, belki yarından da yakın!...

İstanbul’un fethinin nişanesi olan ve kıyamete kadar cami olması kaydıyla onu vakfeden Fatih’in emaneti Ayasofya Camii'nde tekrar kıyama durma vakti geldi şükür. 24 Temmuz 2020 tarihinde kılınacak Cuma namazı ile 86 yıllık hasret sona eriyor elhamdülillah.

Evlad-ı Fatihan’ın hasreti, ulu mabedin 86 yıllık sessizliği sona eriyor. Fethin sembolü Ayasofya-i Kebir Camii, özlemle beklediği cemaatine yine yeniden kavuşuyor.

Tarihe bir not daha düştüğümüz bu kutlu günde dualarınız kabul, Cuma’nız mübarek olsun.

Selam, sevgi ve dua ile...



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Halil KALKAN HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
CEMALEDDİN HOCANIN ARDINDAN..
CEMALEDDİN HOCANIN ARDINDAN..
Bizler Cemalettin Bal Hocamızın muvahhid bir mümin; Kur'an Hizmetkarı bir müftü olduğuna aynel-yakin şahidiz. Kur'an talebelerine verdiği önem, inşa ettirdiği Hafızlık Kurslarının işleriyle bizatihi ilgilenmesi, personelinin derdinde sıkıntısında varıyla yoğuyla koşan,kendisiyle uğraşan ona iftira edenlere dahi beddua etmeyen yine onları dualarıyla uğurlayan bir hocamız olduğuna şahidiz.
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
EVLAT ANA BABA HUKUKUNA RİAYET ETMELİDİR..
Y
Mehmet GÖÇMEZ
ANMAK MI ANLAMAK MI
Y
SERDAR BOZDOĞAN
TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR BİZDE TARİHE YENİDEN ÇAĞ AÇTIRIYORUZ
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
NİYET OKUMA MAHARETİ HADDİNDEN TECAVÜZ EDENİN HADDİNİ BİLDİRMEK MEHMET FIRINCI ABİ’YE SALDIRAN FETÖCÜLER(!) Said Özadalı Hakkında Suç Duyurusun'da Bulunmamın Perde Arkası?
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim