18 Mart 2020, 16:05 - 
ÇANAKKALE’DE ŞAHLANAN RUH

ÇANAKKALE’DE ŞAHLANAN RUH

“Hasta adam” denilen Osmanlıyı yıkmaya gelen İngiliz, Mehmetçiğin destansı direnişi karşısında, Osmanlıyı yıkamadığı gibi kendisi içeride darmadağın olmuştur. Boğazları hedefleyen Rusların, “boğazları kurumuştur adeta, yutkunamaz olmuşlardır” sıcak deniz hayalleri egenin soğuk sularına düşmüştür, sonunda orada da düzen değişmek zorunda kalmıştır.

Her bir metrekaresi şehitlerimizin aziz kanlarıyla sulanmış Vatan topraklarımızınen kanlı toprağıdır Çanakkale…

 

Günde dört öğün yemek yiyen düşmana karşı, Mehmetçiklerin sabah yağsız buğday çorbası, akşam şekersiz üzüm hoşafı yiyerek, Allahü Ekber nidalarıyla Şehadete koştuğu yerdir Çanakkale…

 

Yarası hafif olan Vatan evlatlarının, cepheye tekrar gönderilmek için narkozsuz bir şekilde canlı canlı ameliyat edildiği, ağır yaralıların ise tedavi edilmeksizin bir ağaç gölgesinde bekletildiği yerdir Çanakkale…

 

Yiyecek bir şey bulamayan Yiğitlerin, açlık hissini gidermesi için cebinde taşıdığı baklayı ağzında dolaştırarak öğünü savuşturduğu yerdir Çanakkale…

 

Cenab-ı Hakkın inayetiyle, Efendimiz’in ruhaniyetiyle hazır bulunduğu, Allah ve Peygamber aşkıyla gözünü kırpmadan, düşmana karşı koyan Mehmetçiğin “Çanakkale Geçilmez” destanını, tarihin altın sayfasına yazdırdığı yerdir Çanakkale…

 

Osmanlıya, son darbeyi vurmak isteyen “Yedi Düvelin”, kendi kazdığı kuyuya düştüğü yerdir Çanakkale…

 

Altı asır boyunca dünyaya ADALET ile hükmetmiş bir Millete kurulan tuzakların, Allah (c.c) tarafından boşa çıkarıldığı ve ehli küfre, DUR! dediği yerdir Çanakkale…

 

Necmettin Halil ONAN’ın ifadesiyle

 

“Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, bir vatan kalbinin attığı yerdir” Çanakkale…

 

Çanakkale'de yaşananlar, sadece kuru bir "savaş" kelimesiyle açıklanamaz! Çanakkale’de yaşananlara ancak bir milletin "Şahlanışı, dirilişi, küllerinden yeniden doğuşu" denilebilir. Osmanlı torunu yiğit Mehmetçikler, dünyanın "Süper Güçler"ine silahlarıyla değil, yüreklerindeki iman gücüyle meydan okumuşlardır.

 

Hz. Ali'nin, Hayber Kalesi'nin kapısını sökerken şahlanışı gibi şahlanmış ve o şahlanışla 276 kiloyu sırtlanmıştır Seyit Onbaşı… O şahlanışın tesiriyle periskopun başına geçip, Mehmetçik’e adeta ölüm yağdıran düşman gemisini top atışıyla yakalamış ve sadece o gemileri değil, yedi düvelin İstanbul hayalini egenin derin ve soğuk sularına gömmüştür.

 

Çanakkale, bu Milletin hakiki manada Millet olduğu ve düşmana karşı kol kola, omuz omuza verdiği yerdir. Trabzonlu Mehmet ile Maraşlı Ahmet, Diyarbakırlı Hasan ile İzmirli Ali, İstanbullu Recep ile Antalyalı Mustafa… Bursalısı, Konyalısı, İstanbullusu Ankaralısı, Muşlusu, Burdurlusu, Rizelisi, Edirnelisi, Karslısı… Tüm Mehmetlerin ortak eseridir Çanakkale…

 

Çanakkale, emperyalist devletlere göstermiştir ki, bu iş onların düşündüğü gibi topla tankla, gemiyle kalabalık orduyla maddi güçle teslim alınabilecek bir yer değildir. Hesaba katmadıkları şey; Elinde silahı, heybesinde yiyecek ekmeği, ayağında çarığı olmayan ama şehadet şerbetini içmek için sıraya girmiş bir İman ve o İman’ın yılmaz temsilcisi vatanperver Mehmetçiktir.

 

“Hasta adam” denilen Osmanlıyı yıkmaya gelen İngiliz, Mehmetçiğin destansı direnişi karşısında, Osmanlıyı yıkamadığı gibi kendisi içeride darmadağın olmuştur. Boğazları hedefleyen Rusların,  “boğazları kurumuştur adeta, yutkunamaz olmuşlardır” sıcak deniz hayalleri egenin soğuk sularına düşmüştür, sonunda orada da düzen değişmek zorunda kalmıştır.

 

Çanakkale, Türklere yeni bir ruh, sömürge durumundaki Müslüman ülkelere ise bir iman ve ümit meşalesi yakmıştır. Bugün gerek ülkemizde ve gerekse İslam coğrafyasında bu ruha yeniden ihtiyaç duyulmaktadır. Ülkemizi ve Âlemi İslam’ı, feraha ve felâha kavuşturacak olan ruh, Çanakkale ruhudur. 

 

Çanakkale’de şahlanan ruh, milletimizin mayasını oluşturan ruhtur. Bu ruh, dinin, vatanın, namusun, bayrağın, kısaca bizi biz yapan değerlerin en zor şartlarda bile feda edilemeyeceğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bu ruhu yaşattığımız müddetçe ulaşamayacağımız hiçbir hedef, başaramayacağımız hiçbir iş, üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorun ve yenemeyeceğimiz hiçbir düşman yoktur.

 

O günün şartlarında kıyaslandığında bizim Çanakkale’de zafer kazanmamız imkânsızdı ama kazandık.  Peki, ama aralarında dağlar kadar fark olan iki güçten nasıl oldu da “zayıf olanı” kazandı?

 

Bu zaferi maddi bakımdan açıklamak mümkün değildir. Maneviyat penceresinden bakınca da, bu zaferin ancak ve ancak Allah’ın yardımı ve Mehmetçiğin yüreğindeki iman dolayısıyla olduğu aşikârdır.

 

Çanakkale Savaşındaki İtilaf devletlerinin komutanı İngiliz General Hamilton: "Bizi Türklerin maddi gücü değil, manevi gücü mağlup etti. Çünkü onların atacak barutu bile kalmamıştı. Fakat biz gökten inen güçler ile mücadele ettik. / Allah ile harp ettik! Tabii ki de yenildik..." demiştir.

 

Millet olarak yapmamız gereken, istikbalimiz olan yavrularımızı henüz okula başlamadan, bizzat destanın yazıldığı o topraklara götürüp bu toprakların nasıl kazanıldığını onlara anlatarak “Çanakkale Ruhu”nu küçük yaşlarda körpe zihinlere aşılamaktır. Eğer biz Çanakkale’de dedelerimizin yaşadıklarını çocuklarımıza tam manasıyla anlatabilirsek, başka başka milletlere özenmelerine gerek olmadan bu Vatana, bu Millete, bu Bayrağa, bu Dine canları pahasına sahip çıkarlar.

 

Çanakkale; Kadını, erkeği, yaşlısı genci tüm milletin ortak destanıdır. Cepheye mermi taşırken yolda donarak şehit olan Şerife Bacıları... Hayatının baharında cepheye koşan delikanlıları... Yavrusunu vatana kurban olsun diye kınalayıp cepheye gönderen anaları unutmayalım ve onların ruhlarına hediye etmek üzere Yasin’ler, Fatiha’lar okuyalım... 

 

Bu vesile ile Çanakkale Savaşına katılan bütün şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ederek, Çanakkale'de göğsünü düşmana siper eden Mehmetçiğin destanını yazan milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un dizeleriyle yazımızı noktalayalım.

 

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdât inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor TEVHİD'i, 

BEDR'inarslanları ancak bu kadar şanlı idi.

 

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber, 

Sana âğuşunu açmış duruyor PEYGAMBER.

 

Selâm, Sevgi ve Dua ile…




YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Halil KALKAN HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
MÜSLÜMANLARLA YAHUDİLER HARB ETMEDİKÇE KIYAMET KOPMAYACAKTIR
Y
Mehmet GÖÇMEZ
ANMAK MI ANLAMAK MI
Y
SERDAR BOZDOĞAN
TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR BİZDE TARİHE YENİDEN ÇAĞ AÇTIRIYORUZ
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
DEVİR NANKÖRLÜK ETME DEVRİ DEĞİL, ŞÜKRETME DEVRİDİR Her Kışı Bir Bahar Her Geceyi Bir Nehâr Takip Eder VAKİT İNSANLIK VAKTİ HAFIZLARA HÜRMETSİZLİK ALLAH'IN LANETİNE SEBEBTİR
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim