16 Mart 2020, 15:10 - 
Bazen Bin Sevincin Veremediğini Bir Hüzün Verir

Bazen Bin Sevincin Veremediğini Bir Hüzün Verir

İçinde bulunduğumuz hâli anlamak için basiretli ya da ferasetli olmamız gerekmiyor.

Bugünü anlamak için dün yaşadıklarımızı hatırlayalım, yeter.

    Bir yerde dikkat bir konuya çekiliyorsa çok yönlü başka meselelerin hesapları için kollar sıvanmıştır.

 O halde yapboz parçalarını yerlerine yerleştirirsek fotoğrafın ne kadar da net olduğunu göreceğiz.

  Ekonomi ve İşletme Araştırmaları Merkezinin hazırladığı bir raporda Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin’in, 2032 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ni geride bırakarak dünyanın en güçlü ekonomisine sahip ülke olacağı bildirildi.

  Kendi saadetini insanların felaketi üzerine kuran Amerika, bu gidişe kayıtsız kalmayacaktı. Nokta atışı yaparak Çin’i bitirmeli, uluslararası bir kaos oluşturmalıydı ki zaten yapacağı hamlede bunu gerektiriyordu. Oyunu aynıydı fakat bu sefer ki ismi: “Korona virüsü” idi.

Dikkat edersek son yirmi yılı analiz ettiğimizde insanlar şer güçler tarafından korku salgılanarak yönetiliyor: Küresel ısınma, gök taşı düşecek hepimiz yok olacağız, deli dana, kuş gribi, domuz gribi, sars ve mers virüsleri bu saydığımız son dört salgından 10 bin kişi öldü hâlbuki istatistiklere baktığımız zaman dünyada her yıl 50 binden fazla kişi gripten, 300 bin insan sıtmadan, sigaradan da milyonlarca insan hayatını kaybediyor.

Yani Dünyadaki bu istatistikler üzerinden korona virüsünden ölenleri değerlendirdiğimizde gündemdeki bu oluşturulan “kaos ”un ne kadar da kasıtlı abartı olduğunu anlıyoruz.

 Gelelim madalyonun diğer yüzüne. Haktan bela gelmez kul azmadıkça. Müslümanlara akla gelmeyecek işkenceleri yapan Çin’e hiç aklına gelmeyen bela dûçâr olmuştu. Allah bir zalimi bir zalimin eliyle kırdırmıştı.

Sünnetullah gereği Allah güç iddiası eden her zalime ebabil kuşlarını yollardı. Hiç şüphesiz ki Amerika’nın akıbetinin de bundan farksız olmayacağını görmemize az kaldı.

Gelelim değer yargıları alabora olmuş Suudi hükümetine.

Ey Suudi Hükümeti! Kapıların ardında senden ne istendi de kukla olduğun halde “evet” diyemedin. Korona bahanesiyle Kâbe’ye ziyareti engellemeni gerektirecek hangi ayarlar verildi sana? Ama yılanla çuvala girmeyi sen kabul etmiştin değil mi?

 Bileğinde kelepçe, ayağında pranga olmasına gerek yok.  Amerika’nın aklına geçirdiği zincirle bunca mazlumu görmezden gelip düşmanlarına yaranmaya çalışırken esasen saadetini felakete, menfaatini zarara, özgürlüğünü köleliğe değiştirdiğini anlıyor musun?

  Gelelim yazıyı kaleme almamdaki ana sebebe: Kâbe’nin tavafının durması Allah’tan gelen bir musibetti. Nasıl ki bedende kalp ne ise yeryüzünde Kâbe odur. İnsanın ölümü kalbi durunca gerçekleştiği gibi yeryüzünün ölümü de tavafın durması değil miydi?

Biz Müslümanlar olayları Allahtan bağımsız düşünemeyiz. Bazen bin sevincin veremediğini bir hüznün verdiğini çok iyi biliriz ve her musibette şu ayetin ruhumuzu kökünden salladığını hissederiz:

وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْدِيكُمْ وَ يَعْفُو عَنْ كَثِيرٍ

Başınıza gelen her musibet kendi ellerinizle yaptıklarınızın sonucudur; üstelik Allah birçoğunu da affetmektedir. (Şûrâ süresi:30)

 Evet, bu nasıl bir hüzündü. Yeryüzünün kalbi olan Kâbe’nin tavafa durması, Allah’tan bizlere gelen ciddi bir musibetti. Bu fetret döneminde kendimizle öz eleştiri yapmamız gerekirdi.

  Ey Rabbimiz! Yaratılış gayemizi unutup hayatımızı konfora esir ettiğimiz, değerlerimizin uğruna mücadele etmeyi bıraktığımız ve ruhumuzda insanlığın sancısını duymadığımız için mi bu hüznü verdin bizlere?..

 Ey Kâbe! Biz senin yanındayken bile sana hasrettik. Yanındayken şanına yakışır kıyamlarda bulunmadık diye mi bu ayrılık dûçâr oldu bizlere?

Ey Kâbe! Seni ihmal ettik, sana gelmeyi hep erteledik diye mi bu engel dûçâr oldu bizlere?

Ey Kâbe! Yoksa senden döndükten sonra düzeltemediğimiz hatalarımızın bedelini mi ödüyoruz?

Bil ki kırık dökük de olsa avuçlarına bıraktığımız dualarımız var bizim ve

inanıyoruz ki seninle göreceğimiz çok baharlarımız var bizim.

   Bu zilletten kurtulmamız için şimdi öz eleştiri yapma, istiğfar ile temizlenip takva ile takviye olma ve İslam davasında ben ne üretebilirim, nasıl faydalı olabilirim, diye büyük düşünme zamanı.

Ne buyurmuştu Rabbimiz:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ

Ey İman edenler! Siz Allah’ın(davasına)yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar. (Muhammed:7)

Rabbim ümmeti aziz etsin, bütün acılarını sürgün etsin.


Eğitimci Yazar

Abide KURNAZ




YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Abide KURNAZ HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
CEMALEDDİN HOCANIN ARDINDAN..
CEMALEDDİN HOCANIN ARDINDAN..
Bizler Cemalettin Bal Hocamızın muvahhid bir mümin; Kur'an Hizmetkarı bir müftü olduğuna aynel-yakin şahidiz. Kur'an talebelerine verdiği önem, inşa ettirdiği Hafızlık Kurslarının işleriyle bizatihi ilgilenmesi, personelinin derdinde sıkıntısında varıyla yoğuyla koşan,kendisiyle uğraşan ona iftira edenlere dahi beddua etmeyen yine onları dualarıyla uğurlayan bir hocamız olduğuna şahidiz.
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
SELAM VERMEK VE YAYMAK
Y
Mehmet GÖÇMEZ
ANMAK MI ANLAMAK MI
Y
SERDAR BOZDOĞAN
TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR BİZDE TARİHE YENİDEN ÇAĞ AÇTIRIYORUZ
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Kâinât’ın Efendisi (s.a.v.) Bu Âlemde Cân İdi Hz. Fâtımada (r.anhâ) Cânda Cânân İdi Fetullahçı Terör Örgütü Nur Cemaatinin İçine Sızmış mıdır? ELVEDA ŞEHRİ RAMAZAN ELVEDA Metin Külünk'ten Açıklama : FETÖ Bir Risale-i Nur Hareketi Değildir!
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim