30 Mart 2019, 05:45 - 
KEMALİSTLERİN VE LAİKLERİN ‘’YALLAH ARABİSTAN’A!'' SÖZÜNÜN TAHLİLİ

KEMALİSTLERİN VE LAİKLERİN ‘’YALLAH ARABİSTAN’A!'' SÖZÜNÜN TAHLİLİ

Bundan bir süre önce TV dizilerinden tanınan oyuncu Deniz Çakır kafede oturan başörtülü bir gurup genç kızdan başörtülü olmalarından dolayı rahatsız olduğunu onlara saldırdığını ve ‘’Arabistan’a gidin burada ne işiniz var’’! şeklinde bağırıp çağırdığını medyadan, haberlerden öğrendik.


Çoğumuz bu haberi duyduğunda tepki gösterdik bu devirde böyle birşey olur mu hele ki dizi oyuncusu biri bunu nasıl yapar şeklinde tepki gösterdik derken bir dava açıldı daha sonra saldırgan tarafın içkili olduğu, saldırganın sarhoş olması nedeniyle de mazur görmek gerek vs gibi savunmalara şahid olduk. 


Bizim tepkimiz aslında bu sorunu çoktan aştığımızı ve bunun geride kaldığını ister başörtülü olsun ister başı açık olsun kamudan sağlığa eğitimden hukuka kadar herkesin eşit olduğunu veya en azından kılık kıyafetinden dolayı kamuya ait hizmetlerden mahrum kalmayacağını biliyor olmamızdan kaynaklanıyodu. Bu olay birdenbire daha önce izledeğimiz filmi bir anda aklımıza getirdi ve bir anlık dejavu yaşamamıza neden oldu 

Bundan 22 yıl önce yaşanan 28 Şubat postmodern darbesini birçoğumuz biliyoruz, ancak bu darbeyi ve Müslümanlara yapılan zulmü bilmeyen görmeyen gençlere anlatmalı bir de bilip te unutan insanlarımıza da sürekli hatırlatmalıyız. Evet özetle 28 Şubat’ta ne oldu 28 Haziran 1996 da Merhum Necmettin Erbakan’ın başbakanlığında Refah-Yol hükümeti kuruldu. Tabiki merhum Başbakan’ın kabineyi kurması Erbakan’ın temsil ettiği siyasi görüş nedeniyle zaten kemalistler ve laikler için darbe sebebidir ama bu tek başına yeterli değildi. Onlara göre darbe nedenleri olan ‘’İslamcılar geri geldi, Şeriat gelecek, İrtica hortladı gibi şartların oluşması gerekiyordu. Hükümetin yaptığı diğer icraatlere girmeden 1 şubat 1997 tarihinde ülkede ayrımcılığa maruz kalmış ve kamu hizmetlerinden mahrum kalmış kesim olan başörtülülere üniversiterde başörtüsü yasağını serbest bırakan kararnameyi bakanlar kurulunda imzaya açtı bunu fırsat bilen malum kesim orduyu hemen harekete geçirdi, Ankara’da tankları yürüttü ardından Darbeci Orgeneral Çevik Bir ‘’Demokrasiye Balans Ayarı’’ yaptık açıklaması geldi kastettikleri demokrasi ise Müslümanların yaşam tarzına müdahele etmekten başka birşey değildi. 28 Şubat MGK toplantısı, kararları ardından Refah Partisi kapatma davası, tartışmalar kaos belirsizlik ve sonucunda Refah-Yol hükümeti devrildi. Böylelikle tabiri caizse ülkede Müslümanlara karşı cadı avı başladı başı örtülü diye üniversite kapısından içeri sokulmayan kızlarımızdan tutun başörtülü diye hastanede tedavi edilmeyen annelerimize kadar başörtülüler tamamen dışlandı imam hatip liseleri de katsayı zulmüyle tanıştı söz konusu liselerde öğrenemine devam eden yüzbinlerce evladımız mağdur edildi ve biryerlere gelmesi yükselmesi konusunda maalesef engellendi. Ve özellikle bu dönemde ana haber bültenlerinde duayen! gazeteciler başta Uğur Dündar olmak üzere bangır bangır irtica haberleri veriyor Müslümanlara öcü muamelesi yapılıyordu. Ve o meşhur söz en sık bu dönemde duyulmuştur ‘’YALLAH ARABİSTAN’A’’! başörtülü okumak istiyorsan ‘’haydi Arabistan’a’’! namaz kılmak istiyorsan ‘’Yallah Arabistan’a’’! en önemlisi bu sözü bu millet dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ağzından da duymuştur ne kadar acı! Ülke büyük bir krize yuvarlanıyor bu kötüye gidiş ne 28 Şubat darbecilerinin ne de koyu Laiklik savunucularının hiçbirinin umurunda olmuyordu sonucunda koskoca bir toplum o’cu, bu’cu ve öcü diye ayırıştırılmış ekonomi ise tepetaklak olmuştur. bunca sosyal sorunun ardından 2001 krizi patlak vermiştir. Bunların ardından 2003 seçiminde nihayet başa gelen Akparti Hükümetleri... 

Akparti başta krizde olan ülkeyi düzleğe çıkarmayı hedeflemiş sonra eğitimden kamuya kadar tüm alanlarda başörtüsü yasağını kademeli olarak kaldırmıştır. İmam Hatip okullarına getirilen katsayı zulmünü de nihayete erdirmiştir ve günümüze kadar geldik.


Gelelim ‘’YALLAH ARABİSTAN’A’’! sözünün ne anlama geldiğine; bu sözün anlamı sadece Arabistan’a git şeklinde söylenmiş basit bir emir kipi midir? Ya da sadece o günün darbe koşullarında ortaya çıkmış o günün basit klişe sözlerinden biri miydi? 
Lütfen dikkat farklı bir bakış açısı getirerek bu sözün geçmişini ve anlamını Anadolu toprakları üzerindeki bin yıllık tarihimizin içinde aramamız gerektiğini düşünmek belki de bizi asıl meseleye götürecektir. 

Evet bu sözün asıl meselesi bizi yaklaşık bin yıl önce yaşanmış olan 1071 Malazgirt zaferine ve ardından gelen Anadolu’nun Türk İslam toprağı olmasına kadar götürüyor. 
Sultan Alparslan’ın ordusu Doğu Roma ordularını bozguna uğrattiği Malazgirt Zaferi’yle Anadolu’nun kapısı Müslümanlara açılmış ve daha önce Hristiyan Bizans Kültürü’nün hakim olduğu Anadolu toprakları üzerinde eşsiz bir Türk-İslam medeniyeti inşa edilmiştir. Bu tarihten itibaren Haçlılar intikam ateşiyle yanmış ve fırsat buldukça Anadolu üzerinde kurulan bu İslam medeniyetini yıkmak talan etmek istemişlerdir. Haçlı akınlarına karşı gerek o dönemin devleti olan Anadolu Selçuklu Devlet’i mücadele etmiş sonrasında kurulan ve koca imparatorluğa dönen Osmanlı Devleti Haçlıların emellerini her defasında bertaraf etmiştir. Peki Haçlıların emelleri neydi? Kısacası kadim coğrafya olan Anadolu’yu ele geçirip Anadolu’ya yerleşen ve medeniyet kuran Müslümanları geldikleri coğrafyaya yani ya Asya’nın ortasına ya da Arabistan çöllerine sürmektir.Kısacası günümüzün ‘’YALLAH ARABİSTAN’A’’! sözünün o zamanki saldırı şekli Haçlı Seferleriydi. 

Osmanlı’nın 600 yıllık hükmünün sonlarında yine bir Haçlı Seferiyle (1. Dünya Savaşı) Anadolu işgal edilmiş neredeyse Haçlılar tarihi emellerine çok yaklaşmışlardı. Tabiki milletimizin Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği gayret ile haçlının Anadolu’yu işgallerini sona erdirmiştir. 

Kurtuluş Savaşını yüklenen milletimizin asıl kahramanlarına baktığımızda; başörtülü Erzurumlu Kara Fatma Bacı, cephelere mühimmat taşıyan çarşaflı Şerife Bacı gibi nenelerimiz Kahramanmaraş’ta Sütçü İmam, Şanlıurfa’da, Gaziantep’te ve Batı Anadolu’da Müslüman ahalinin olduğunu görüyoruz.

Kurtuluş Savaşı sona erdiğinde milletimizin bin yıl boyunca şahid olmadığı bazı uygulamara yeni kurulan hükümetlerin eliyle getirilmesine şahid olmuştur. Bunlardan bazıları bin yıl boyunca Anadolu üzerinde yankılanan Ezan-ı Muhammediye’nin susturulması ve 18 yıl boyunca garip bir şekilde Türkçe olarak okutulması, Harf İnkılabıyla bin yıllık hafızamız olan alfabemizin değiştirilmesi doğal olarak bizi tarihimizden ve İslam aleminden koparması, İstanbul'un Fethi'nin sembolü Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesi, Şer’iye ve Evkaf vekaletinin kaldırılmasıyla sayısız caminin kamulaştırılıp satılması, dini eğitimin yasaklanmasıdır.

Bu uygulamara baktığımızda Anadolu’da Haçlı işgali devam etseydi Haçlının bize uygulayacağı uygulamaların birebir aynısı olacağı düşüncesine sevketmektedir. 
Fiili olarak topraklarından işgalci Haçlı ordularını temizleyen yukarıda örneklerini verdiğimiz müslüman halk maalesef haçlının zihniyetini ve uygulamalarını yeni kurulan hükümetler eliyle görmüştür. 

1950 yılı itibariyle kendi hükümetini seçmeye başlayan milletimiz daha önce savaş meydanlarında galip geldiği bu zihniyete karşı siyasi olarak ta galip gelmeye başlamış istediği hükümeti başa getirmeyi başarmıştır. Ancak aynı zihniyet bu sefer de millet iradesini askeri darbelerle ezmeye başlamıştır ve özet olarak anlattığımız 28 Şubat Postmodern darbesi de bunlarıdan biriydi böylelikle bu günümüze kadar gelinmiştir.


Sonuç olarak ‘’YALLAH ARABİSTAN’A’’! sözünün basit olmadığını Müslümanlar olarak bilmeliyiz. Fiili olarak ne Avrupalı Haçlılar ne de içimizde aynı zihniyete mensup odaklar her fırsatta bizleri bu topraklar üzerinde rahat yaşatmamaya gayret göstereceklerdir. Bizler ise mensubu olduğumuz tarihimizi iyi öğreneceğiz ve gelecek nesillerimize aynı şekilde tarihimizi aktarmalıyız aksi halde Anadolu'yu elimizden yitirebilir ve gerçek manada biz olmasakta torunlarımızı Arabistan’a veyahut ta Orta Asya’ya sürebilirler.


ABDULLAH ASLAN



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Abdullah ASLAN HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
RAMAZAN ORUCUNDA KAZA VE KEFARET
Y
Mehmet GÖÇMEZ
Mezhep
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
MÜ'MİN KARDEŞİMİN GÜNAHINA BANANE DİYEBİLİR MİYİM? EY AMERİKA SÖZ KONUSU VATANSA LÜTFEN AYKIRI TEFERRUATLARA TAKILMAYIN GÖRMEK LAZIM
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
SON YORUMLANANLAR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim