21 Mart 2019, 12:36 - 
BİN YILLIK KAPANMAYAN HESAP ANADOLU

BİN YILLIK KAPANMAYAN HESAP ANADOLU

Anadolu'nun Müslüman yurdu olmasına vesile olan Malazgirt Zaferi kumandanı Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan ve ordusunu minnetle ve şukranla anıyorum bu uğurda can veren şehidlerimizden Allah razı olsun mekanları cennet olsun.



Malazgirt 1071 Zaferiyle Doğu Roma orduları bozguna uğratılarak müslümanlara açılan Anadolu, bu tarihten itibaren Hristiyan Avrupa’dan gelen çok sayıda Haçlı akınlarına maruz kalmış ve gerek Anadolu Selçuklu Devleti ve sonrasında Osmanlı Devleti tarafından savuşturulmuş son olarak Peygamberimiz (SAV)’in müjdesi olan Doğu Roma’nın başketi İstanbul’un 1453 yılında fethiyle de Doğu Roma tarihe gömülmüştür. Böylelikle öz coğrafyamız olan bereketli ve zengin Anadolu'nun tamamının Müslüman yurdu olduğu tüm Dünya'ya ilan olunmuştur.

Tabiki İstanbul’un fethiyle Haçlılar hiçbir zaman İstanbul ve bereketli, zengin Anadolu topraklarından ve bu coğrafya üzerindeki emellerinden vazgeçmemişlerdir. Her dönemde fırsat buldukça düzenli veya düzensiz başta İstanbul olmak üzere Anadolu coğrafyasına saldırılara devam etmişlerdir. Bu saldıralar kimi zaman Balkanlar üzerinden İstanbul’u hedef almış kimi zaman Kafkaslar üzerinden doğrudan topraklarımız olan Anadolu’yu hedef almıştır. Bu saldıralarla başta kadim başkent İstanbul’da ve sonrasında Anadolu’da Müslümanları sözde ait oldukları coğrafya’ya yani ya Asya’nın ortasına veya Arabistan çöllerine sürmek Müslümanlardan geri aldıkları bu coğrafyada da önce İstanbul’da Doğu Roma’yı tekrar candırmak, Anadolu’nun Doğusu’nda Ermeni Krallığı kurmak, Güneydoğu’da Süryani Metropolitliğini yeniden tesis etmek amacını gütmüşlerdir. Özellikle Anadolu'nun bazı şehirleri başta Istanbul, Antakya, Urfa, Mardin, Tarsus, Kapadokya, Trabzon, İzmir-Efes ve Antalya-Demre Hristiyanlık açısından manevi birer merkez olduğundan çoğumuz haberdar değildir ama Haçlıların bu şehirler üzerinde tarihi ve dini emelleri olduğunu özellikle Orta Çağ'da Haçlı seferleri ile işgal ettikleri Urfa'da ve Antakya'da Haçlı kontlukları kurduklarını tarih ders kitaplarından biliyoruz. 
19. YY’dan sonra Sanayi devrimiyle beraber güçlenen Avrupa Devletleri tarihte Haçlı seferleri olarak bilinen yağmacılığın ve işgal girişimlerinin adı sömürgecilik olmuştur. Sömürgecilik faaliyetlerini önce Afrika kıtasında başlatmış daha sonra bilhassa Zengin Müslüman coğrafyasına göz dikmişleridr. Göz diktikleri Müslüman coğrafyalarından biri de bin yıllık kapanmamış hesap olarak gördükleri İstanbul ve anadolu için de zaman ve şartlar bu yüzyılda oluşmuştu artık.

Sömürgeci Haçlı saldırılardan biri olan 1. Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Cephesi’nde Haçlılarla ordularımız arasında tarihin en sert muharebeleri yaşanmış ve askerlerimizin destansı mücadelesiyle ve belki tarihimizde en fazla Şehid verdiğimiz bu muharebelerden zaferlerle ayrılmıştık. Tüm Şehidlerimizden Allah razı olsun ve onları bir kez daha rahmetle anıyorum.

1. Dünya Savaşı’nda cephede değilde siyasi olarak yenildiğimiz için topraklarımız Haçlılar tarafından taksim edilmiş ve işgal edilmiştir. Bu sayede yukarıda bahsini ettiğimiz başta İstanbul’da ve Anadolu’da birtakım Hristiyan devletçiklerini canlandırmaya çok yaklaşılmıştır. Tabiki Milletimiz Milli Mücadele ile bu işgalleri yine şehidler vererek zaferler kazanarak bertaraf etmiştir. Ancak milli mücadelede milletimizin sahada savaş meydanlarında elde ettiği zaferlerin aynısını masada elde edemeyişimizin eksikliğini çok hem de çok hissediyoruz. Sebep olarak ise yeni kurulan Cumhuriyet rejimiyle beraber kademeli olarak birtakım yenilik ve inkılap hareketi adı altında kadim tarihimize dinimize ve kültürümüze ait bir çok temel kaide yerinden oynatılmış ya da kaldırılmış yerlerine ise Avrupa’dan ithal edilen kaideler ve kanunlar getirilmiştir. Özellikle Haçlıların emellerinden biri olan bu coğrafya üzerinde Ezan-ı Muhammediye’mizin susması maalesef o dönemki hükümetler tarafından gerçekleştirilmiş ve Anadolumuzun üzerinde tam 18 yıl boyunca Müslümanların ortak çağrısı olan ezanı tarihte hiçbir örneğine rastlanmamış şekilde Türkçe okunmuştur. En vurucu darbe ise Milletimizin İslam ümmetiyle rabıtasını oluşturan bin yıllık ortak olarak kullandığımız alfabemizin Harf İnkılabı adı altında kaldırılması yerine Latin Alfabesi’nin getirilmesidir. Harf inkılabı bizim edebi ilmi siyasi ve sosyal hayata dair eserlerimizi bin yıllık birikimimizi adeta hafızamızı söküp atmıştır. Milletimizi bin yıllık ortak tarih ve bütünlük sağladığımız İslam medeniyetinden koparmıştır. Bir diğeri de Haçlı işgalcilerinin işgal döneminde dahi cesaret edip yapamadıkları Feth’in sembolü olan Ayasofya Camii’ni kapatmak yine bu dönem hükümetleri tarafından gerçekleştirilmiş ve Milletimiz adeta sırtından hançerlenmiştir.buna benzer daha bir çok uygulayı hayata geçiren ve devlet ideolojisi olarak yerleştirilen Cumhuriyet Halk Partisi’nin başını çektiği Kemalizm ideolojisinin Türkleri İslâm'dan koparma projesi olduğunu görmek işten bile değildir.

Tüm bu olan yaralayıcı ve kahredici uygulamalara karşı Milletimiz metanetini korumuş ve umudunu hiçbir zaman yitirmemiş içeriden gelen bu darbelere karşı herzaman olduğu gibi vakti geldiğinde en doğru hareketi ve cevabı vermiştir. Bu cevap ise cumhuriyet döneminde kurulan ve Müslüman olan halkın kütürüyle ters düşen uygulamaları bizzat tesis eden Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidardan indirmiş ve günümüze kadar bu partiye iktidar yüzü göstermemiştir. Fakat daha sonraki dönemlerde ne işgallerle ne de inkılap ve kanunlarla dizginlenemeyen bu milletin iradesine yine Hristiyan Avrupa ve Amerika tarafından desteklenen görünüşte askerimiz olan ancak hiçbir zaman bizim olmayan üniformalı çeteler aracılığıyla belirli periyotlarla darbeler indirilmiştir. Millet iradesine indirilen bu askeri darbeleri de milletimiz herzaman ferasetiyle atlatmış yine en doğru zamanlarda doğru tercihler yaparak aklı başında hükümetleri başa getirmiştir. Son olarak yine görünüşte darbe ama gerçek manada Haçlı işgali girişimi olan 15 Temmuz ihaneti yine Milletimizin dirilişi ve direnişi ile yine şehidler ve bedeller vererek Anadolumuz bu son işgal girişiminden de kurtulmuştur. 15 Temmuz şehidlerine Allah’tan rahmet ailelerine de baş sağlığı diliyorum. Allah onlardan razı olsun.

Her defasında millet iradesine yenilen işgal ve darbelere karşı Avrupa ve Amerika bu sefer Milletimizi terör ile terbiye etmek istemiştir. Aslında bir millet olan iki kardeşi Türk’ü ve Kürd’ü birbirinden ayırmak istemiştir. Yukarıda bahsettiğimiz olan Devletimize yerleştirilen Kemalizm ideolojisine benzer PKK terör örgütüyle beraber ortaya çıkan Apoizm ideolojisinin de Kürtleri İslâm'dan koparma projesi olduğunu anlamakta zorlanmıyoruz. Etnik kökeni Kürt olup olmadığı dahi belli olmayan terör elebaşısının savunduğu fikirler aslında tamamen bir Haçlı projesi olup amaçlarından biri de harb esnasında Anadolu'da güvenliği sağlamak adına çıkarılan tehcir kanunuyla Anadolu'dan kontrollü olarak göç ettirilen ve şuanda diasporada bulunan Ermenileri ve Süryanileri tekrar döndürmek ve Doğu ve Güney Doğu Anadolu’yu Ortaçağdaki gibi halkların kardeşliği bahanesiyle İslam kimliğini kırıp Müslüman olanları yerlerinden sürmek veya İslam dininden vazgeçirip Zerdüştlüğe döndürmek aynı zamanda Hristiyan kimliğini bu bölgede hakim kılmaktır. Kısacası Kemalizm’in Orta Anadolu ve Batı Anadolu'da İnsanlarımıza dinlerini unutturmak inançsız materialist yapmak veya İslam’dan önceki inanç sitemi olan Şamanizm’e yönlendirmek amacı açısından hem Kemalizm hem Apoizm birbiriyle paralellik göstermektedir.

Haçlıların bir diğer yozlaştırma yöntemi de özellikle İslam’ı sözde İslam alimleri, cemaatkerve hocalar ile bozmak ve insanların itikadlarıyle oynama projesidir. Fetullahçı terör örgütü kendini dini cemaat süsü vererek insanlarımızın dini duygularını kullanarak insanları etrafında toplayıp Kitabımız Kuran-ı Kerim’i dinimizi ve Peygamber Efendimiz’in sünnetini tahrif çalışmaları yapılmıştır. Bazı diğer sözde ilahiyatçılar da zaman zaman Sünnet’i reddetmiş referans olarak sadece Kitabımız Kuran-ı Kerim’i kaale aldıklarını bildirip milletimizin Peygamber sevgisini köreltmeyi hedeflemişlerdir. Nihayetinde bu tahrif çalışmalarını yürütenle sözde cemaat ve ilahiyatçıların amaçları ayyuka çıkmış ve yakalanmışlardır.

Bilinmelidir ki Haçlı’nın milletimiz üzerindeki projeleri bitmeyecektir ve bin yıllık kapanmayan hesap olan Anadolu üzerindeki amaçlarından hiçbir zaman vazgeçmeyecektir. Anadolumuzu hedef alan komşu ülkelerden gelen tehditlerin yukarıda anlatığımız işgal darbe ve tahrif çalışmalarından bağımsız değildir. Özellikle Irak ve Suriye’deki projeler esasında doğrudan bizi hedef almaktadır. Nasıl ki biz millet olarak ülkemizde üst üste gelen projeleri bertaraf ettiysek komşu devletler üzerinden gelen darbe ve işgalleri de bertaraf etmeliyiz.

Devletimizin ve hükümetimizin yanında durarak yine daha önce yaptığımız gibi doğru zamanda doğru tercihleri yaparak aklı başında hükümetleri başa getirip devletimizi güçlendirmeliyiz. Sonrasında topraklarımızı şehirlerimizi işgallerden darbelerden ve tahriflerden korumak için biran önce milletimizin ve şehirlerimizin İslâmi kimliğini olanca gücümüzle korumalı ve daha da arttırmalıyız. İslami ahlak anlayışını eğitim sistemimize hakim kılarak ekonomiden hukuka kadar tüm özel ve tüzel kişiliklerimizi İslami ahlak esasına indirgeyip devleti de kemalizm ideolojisinden kurtarmaktır. Burada hedefimiz gelecek nesillerimiz hem akıllı ahlaklı hem teknolojiye ve gelişime açık dini bir ahlakla büyütmek olmalıdır.
Şehirlerimizin İslami kimliği için ise her şehrin merkezine İslami eserler müzeleri, İslam kültür merkezleri ve her vatandaşın gönül rahatlığıyla faydalanacağı İslam külliyeleri kurulmalıdır. Bir diğer husus şehirlerin İslami mimariyle süslenmeleridir. Örnek olarak İstanbul'da İstanbul'un en hakim tepesi olan Çamlıca tepesinde inşa edilen Türkiye'nin en büyük Camii olan Çamlıca ve yine İstanbul'un sembol ve gayri müslim yerlerinden olan Taksim bölgesine Camii yapılması bunun gereğidir... Yine de İstanbul'da fethin sembolü olan Ayasofya Camii uygun zaman ve şartlarda açılmalı ve diğer bütün şehirlere şehirlerin hâkim noktalarına acilen Büyük camiler yapılmalıdır.

ABDULLAH ASLAN



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Abdullah ASLAN HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
RAMAZAN ORUCUNDA KAZA VE KEFARET
Y
Mehmet GÖÇMEZ
Mezhep
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
MÜ'MİN KARDEŞİMİN GÜNAHINA BANANE DİYEBİLİR MİYİM? EY AMERİKA SÖZ KONUSU VATANSA LÜTFEN AYKIRI TEFERRUATLARA TAKILMAYIN GÖRMEK LAZIM
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
SON YORUMLANANLAR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim