15 Şubat 2019, 18:51 - 
İSLAM DİNİNDEN AYRILAN LİSELİ ÖĞRENCİLERİN KARARLARINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

İSLAM DİNİNDEN AYRILAN LİSELİ ÖĞRENCİLERİN KARARLARINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

(Ali KARAGÜN, Fsmvü Bitirme Tezi)

Verilerin Analizi, Yorumlanması ve Hatime 
Çalışmamızın ilk iki bölümünde sırasıyla; dinden ayrılanların hangi kısımlara ayrıldığını ve dinden ayrılmanın İslam hukuku açısından ne anlama geldiğini ve hükümlerini gördük. Bu bölümde ise, Türkiye’de İstanbul şehrinde İslam dininden ayrılan liseli öğrencilerin hangi sebeplerle dinden ayrıldığı ve bu kararı almalarını etkileyen faktörleri inceleyeceğiz. İlk İlk bölümde araştırmanın yöntem ve konusunu açıklarken ‘’Sınırlıklıkları’’ belirtmiştik.  
Burada başlıklar halinden dinden ayrılan öğrencilerin demografik özellikleri, hangi inanç ve inançsızlık akımlarına ne oranda yöneldikleri, dinden ayrılmalarının sebeplerine, kendileri gibi dinden ayrılan lise öğrencilerine dair gözlemleri, İslam dini, din adamları, dindarlar vb. konulara dair görüşlerini ele alacağız … 
 
3.1 Demografik Özellikler  
Araştırmaya katılan dinden ayrılmış liselilerinden 20 kişi (%66,7) erkek, 10 kişi (%33,3) ise kadındır. 
Katılımcılarından 28 kişi (%93,3) ailesi ile, 2 kişi (%6,7) ise ailesinden ayrı yaşamaktadır.  
27 kişi (%90) şehirde, 3 kişi (%10) ise kasabada büyümüştür.  Köyde doğup büyüyen bir katılımcı mevcut değil.  
Katılımcılardan 10 kişi (%33,3) ateist, 9 kişi (%30) deist, 9 kişi ( %30) ise agnostiktir. 2 kişi(%6,7) ise başka felsefi akımlara yönelmiştir. 
Erkeklerde ateist sayısı: 8 kişi (%40), deist: 3 kişi (%15 ), agnostik 7 kişi(%35), Diğer inançlar: 2 kişi (%10) 
Kadınlarda  ateist sayısı: 2 kişi (%20), deist: 5 (%50),  agnostik: 3 kişi (%30) 
Yanıt veren katılımcılardan 4 kişi (%14,8) ailesinin tek çocuğudur. 3 kişinin (%11,1)  bir, 8 kişinin (%29,6) iki, 3 kişinin (%11,1) dört, 1 kişinin (%3,7) ise beş kardeşi vardır. 
23 kişiden birinin annesi deist babası müslüman, diğerinin babası ateist annesi müslüman ve evlilikleri devam ediyor. Kalan 21 kişinin ise hem anne hem de babası müslüman. 
 
-Ebeveynlerinin ikisi de ibadet edenler : 5 kişi (%21),  
-Annesi ibadet eden, babası ibadet etmeyenler: 6 kişi(%26), 
-Ebeveynlerinin ikisi de ibadet etmeyenler 12 kişi (%53), 
 
3.2 VERİLER VE YORUMLAR  
3.2.1 HANGİ İNANÇ YA DA İNANÇSIZLIK AKIMI NE KADAR YAYGIN? 
Katılımcılardan 10 kişi (%33,3) ateist, 9 kişi (%30) deist, 9 kişi ( %30) agnostiktir. En yaygın ve göze çarpan inanç gurupları zikredilen guruplardır. 
Bu veriler, Türkiye’de inanç ve dini yaşantıya dair MAK araştırma şirketi tarafından yapılan araştırmaya uyum göstermektedir. Araştırma şirketi çalışma sonuçları şu şekildedir:  
‘’’Allah’ın varlığına, birliğine bizi yaratıp yaşattığına inanıyor musunuz? Şeklindeki sorumuza toplumun % 86sı Evet, Allah’ın varlığına, birliğine bizi yaratıp yaşattığına inanıyorum, derken aynı soruya; Evet, Allah’ın sadece varlığına bizi yarattığına inanıyorum ama her şeye karıştığını karışacağını düşünmüyorum diyen literal anlamda DEİST diye ifade edilebileceklerin oranı % 6, Hayır, Allah’a inanmıyorum diyerek ATEİST olduğunu ifade edebileceklerimizin oranı % 4, çekincelerle farklı bu soruya Cevap yok / Kararsız diyenlerin oranı % 4 olarak değerlendirilmiştir. Deist ve Ateistlerin ağırlıklı olarak büyükşehirlerde yoğunlaştığı, taşrada bu oranın % 1 lerin altına indiği görülmektedir.’’ (MAK araştırma şirketi) 
Tanrıtanımazlık manasına gelen Ateizm, kabullenmesi ve temellendirilmesi  zor bir inanç tarzı olduğu için gençler tarafından zannedildiği kadar tercih edilmiyor. Toplumumuzun dinden ayrılan herkesi ateist olarak adlandırması,  ateizmin yaygınlığına ilişkin yanlış bir algı oluşturuyor denilebilir. 
18-38 yaşları arasında ateist olan ve 38 yaşından sonra tekrar teizme yönelen Profesör Paul C. Vitz*  "Ateizm Psikolojisi" makalesinde şöyle bir tepsitte bulunuyor; "Rasyonel argümanlarla aklı çelinmiş kişilere kıyasla,  rasyonel olmayan psikolojik faktörlerden etkilenen çok daha fazla sayıda kişi vardır."  Liselerde dinden ayrılanların büyük bölümü bilimsel ve felsefi  argümanlar öne sürerek dahil oldukları inanç ve inançsızlık fikirlerini delillendirmekten çok, sunulan delillerin varlığını kabul etmeme eğilimindeler. (1) 
(1) Paul C. "Psychology of Atheism",AntiMatters,Sayı:2,Cilt:4,2008 ss. 33-44 
*Emekli Profesör,New York,Psikoloji Bölümü. 
 
  
Bu yorumu yapmamızın nedeni ‘’Ne olsaydı dinden ayrılmazdınız?’’ sorumuza cevap verenlerden sadece 6 kişinin (%26, 04) rasyonel/akli delillere ihtiyacını dile getirirken, geriye kalanların sosyal ve duygusal faktörlere işaret etmesidir. 
Paul C. Vitz’in tespiti ile ilgili olarak tanrının varlığını kabul etmeyen ateistlere ve agnostiklere sorduğumuz "Sizce,  Tanrının olmadığına dair anlamlı deliller nelerdir ?" sorusuna en çok aldığımız cevap; "varlığına dair delillerin olmaması"dır.  
 
3.2.2 DİNİ SAVUNAN KAYNAKLARA İLGİ 
‘’İnançlarımı değiştirmeden önce dini savunan yazılı eserleri araştırıp okudum’’ diyen katılımcılar 27 kişi (%90) dir. Yapılan sözlü mülakatlardan  anlaşıldığı üzere dinden ayrılan lise öğrencilerinin büyük bölümü bu kararlarını almadan önce dini inançlarını korumaya yönelik araştırmalarda bulunmuşlardır. Ancak başvurulan kaynakları yetersiz görerek  dini inançlarını değiştirmişlerdir. 
Çözüm Önerisi: Dini savunan eserlerinin içeriği gözden geçirilerek güncellenmeli ve Fizik, Kimya, Biyoloji, Psikoloji vb. bilim disiplinlerinden de yararlanılarak yeni eserler meydana getirilmelidir. Allah’a iman, Nübüvvet, Haşir ve Kur’an’ın Allah kelamı olması gibi inanç esaslarını açıklayarak ispatlayan eserler neşr edilmelidir. 
 
 3.2.3 KAVRAMLAR NE KADAR BİLİNİYOR 
Katılımcıların mülakat sorularına verdikleri cevaplar çerçevesinde ait oldukları inanç gurubunun dahi ana kavram ve teorilerini açıklayamadıkları gözlemledik. Materyalizm, Darwinizm, Sekülerizm, Hümanizm, Natüralizm vb. din karşıtı akımların genel olarak dogru tanımlaması bile yapılamıyor. Elde ettiğimiz bu sonuç, Muzaffer Telimen’in Üniversite öğrencisi bir gurup ateist genç ile yaptığı şu çalışmanın sonucuna tam olarak uymaktadır: Araştırmaya katılan görüşmecilere sorulan "ateizm" kavramı çerçevesinde verilen yanıtlara göre gençlerin ateizm hakkında bilimsel bilgiye sahip olmadıkları ve bu kavramı araştırmamış, yüzeysel araştırmış ya da ateizmi öğrenmeye ihtiyaç duymamış durumda oldukları görülmektedir. Ancak tanrıtanımazlık konusunu farklı kaynaklar ile açıklamaya çalıştıkları belirgindir. Bkz.( Alevi Gençliği ve ateizm) 
Dinden ayrılan üniversite ve lise öğrencileri ile alakalı yapılan bu iki çalışmanın da ortak noktası: gençlerin seçtikleri akımların temel kavramlarına bile muttali olmamalarıdır. Dinden ayrılanların büyük çoğunluğu aslında bilgisizlik ve tereddüt içindeler. Liselerde öğrencilere din eğitimi verecek olan İlahiyat Fakültesi öğrencileri ile yaptığımız sözlü mülakatlarda da zikredilen inanç ve inançsızlık akımlarına dair benzer bir bilgi eksikliği gözlemlenildi. Aynı zamanda İslam inanç esaslarından; Allah’ın varlığı ve birliği, peygamberliğin gerekliliği, 
 
 
Ahirete iman ve Kur’an-ı Kerim’in Allah kelamı olması gibi konularda da yeterli bilgiye sahip olmadıkları ve delillendirmede güçlük çektikleri gözlenlenmiştir. 
Çözüm Önerisi: Felsefe, din psikolojisi, dinler tarihi gibi alanlarda verilen eğitimin daha kaliteli ve etkin bir hale getirilmesi elzemdir. Çünkü, bu alanlardaki eksik ve yarım bilgi, zihinleri şüphe ve tereddüt içinde bırakır. İhtilaflı konulara hakim, tanrı tanımazlığın felsefi temellerini yıkarak şüpheleri izale edebilecek öğretmenlere ihtiyaç duyulmakta. Din psikolojisi eğitiminin içi ve içeriği doldurulmalıdır. Hakikati çarpıtarak, dinin kaynağını korku, ümit, anlama arzusu vb. beşeri ihtiyaçlar olarak gösteren din karşıtı propagandalar bu şekilde zayıflatılarak etkisiz halde getirilebilir. 
 
3.2.4. NEDEN ATEİZM ? 
Kadın katılımcılarda; 
Ateistler 3 kişi (%30), Deistler 5 kişi (%50,)  Agnostikler 2 kişi(%20) dir. 
Erkek katılımcılarda: 
Ateistler: 8 kişi (%40), Deist: 3 kişi (%15 ), Agnostik 7 kişi(%35), Diğer inançlar: 2 kişi (%10)dir.  
Kadınlardaki ateist-deist oranı ile erkeklerdeki ateist-deist oranları kıyaslandığında; erkeklerin Tanrı inancını reddetmeye daha yatkın olduğu görülecektir. Bu veriler ergenlik döneminde otorite ve baskı unsurlarına karşı red ve direniş  eğilimleri kadınlara göre daha belirgin olan erkeklerin, Tanrı inancını otorite ve baskı unsurları ile bağdaştırarak reddetmeye çalıştığı şeklinde yorumlanabilir.  
Kendisini Ateist olarak tanımlayan bir katılımcıya bilimsel veriler ve felsefi argümanları göz önünde bulunurken neden Agnostisizm değil de Ateizmi seçtiğin, mümkünse Ateizm ile Agnostisizmi kıyaslamasını istedik.  
Şu cevabı aldık:  
‘’Ben dinden ayrılınca ateist olunuyor diye biliyordum ben de ateist oldum. Agnostisizmin ne olduğunu bilmiyorum’’ (Berk, 17, Ateist)  
Görüldüğü üzere dinden ayrılma kararı çok fazla araştırılmadan, rasyonel olmayan ama dinden ayrılma gerekliliği hissettiren nedenlere dayanılarak alınmış. Bu nedenler kimi zaman olumsuz yaşam deneyimleri, kimi zaman Müslüman soysal kimliğine dair negatif algılar, kimi zamanda buyurgan ve otoriter din anlayışına karşı kendi özgürlüğünü gerçekleştirme arzusu şeklinde karşımıza çıkmaktadır.  
 
 
 
3.2.5 İSLAM DİNİ NASIL BİR TANRI İMGESİ OLUŞTURUYOR? 
Katılımcıların İslam dininin Tanrı anlatımını nasıl algıladıklarını anlayabilmek için ‘’İslam dininin zihinlerinde nasıl bir tanrı imgesi oluşturduğu’’ sorusunu sorduk. Gelen cevaplardan bazıları şu şekilde oldu:  
Zihnimde bir tanrı algısı oluşmuyor. Çünkü islam da diğer dinler gibi mitolojilerin etkisinde oluşmuş açıklanamayan dogmatik hikayeler bütünüdür. (Rabia, 17, Ateist) 
Eşit ve adil olmayan bir Tanrı  tasavvur ediyorum. İslam dininin tanrısının adil olmadığını düşünüyorum. Kurandaki kadın erkek eşitliği konusundaki sıkıntılardan dolayı yarattığı inanılan kulları arasında ayrımcılık yapan bir tanrı. (Berkin, 16, Agnostik) 
Tam teslimiyet isteyen insanın  hayatında hiçbir yetkisi olmasına izin vermeyen bir tanrı. İslam dininin ilahı herşeyi belirlemiştir. Yönetmen bir tanrıdır.  (Yusuf, 17, Desit) 
Gaddar ve adaletsiz. Çünkü adaletli olsa insanlar arasında eşitlik olurdu. İçimde ona karşı büyük bir kin var.  (Emir, 17, Agnostik) 
Şeytanla iddiaya girip insanoğlunu sınava (eşit olmayan) sokan,ilgisiz,önemsemeyen, hiçbir şeye karışmayan,haber vermek için günümüze de bir işaret yollamayan (Ahmet, 17, Deist) 
Cevaplardan anlaşıldığı üzere İslam dininden ayrılan lise öğrencilerinin Tanrı tasavvuru ile İslam dininin Tanrı tasviri arasında derin farklılıklar vardır. Bu anlayış farklılığının kaynaklarının araştırılarak anlaşılmaya çalışşılması ve Allah’ın isim ve sıfatları ve bu isim ve sıfatların gerektirdiği fiillerle ilgili yeterli bilgi ve  tecrübenin gençlere aktarılarak bu eksik ve kusurlu Tanrı anlayışının düzeltilmesi elzemdir. 
 
3.2.6 DİNİ GÖRÜŞLER DEĞİŞEBİLİR Mİ? 
İleride dinle ilgili kararlarının değişebileceğini söyleyenler 8 kişi(%26.7), kararsızlar 5 kişi(%16.7) ve dine dair görüşlerinin değişmeyeceğini söyleyenler ise 17 kişi(%56,7)dir. 
Verilen bu cevaplardan katılımcılarda kesin inanç tarzının güçlü olduğu ve özellikle vurguladıkları "entellektüel" tutumlardan uzak, duygusal ve tepkisel kararlar aldıkları şeklinde yorumlanabilir. Çünkü, akli ve bilimsel gelişmeleri temel alan entelektüel tutum, bu tarz kesin yargılardan uzak olmayı gerektirir. 
 
 
 
 

3.2.7 DİNDARLARLA İLETİŞİM  
Dinden ayrılan lise öğrencilerinin 14 kişi(%60) dindarlarla iletişim kurmakta zorlandığını söylerken 4 kişi(%17,4) ise kararsız olduğunu açıkladı. 
Bu oranlar, dini temsil eden insanların doğru iletişim kanallarını bulmasının ne kadar önemli olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu noktada yaşadığı toplumun tüm kesimleri ile olumlu ve anlamlı iletişim yollarını bulmak ,dini temsil eden müslümanların görevleri arasında kabul edilebilir. 
 
3.2.8 SOSYAL MEDYA  
Sosyal medyanın dinden ayrılan arkadaşlarının kararlarını etkilediğini belirtenlerin sayısı 17 kişi (%58.6), kararsızlar7  kişiyken (%24,1), etkilemediğini söyleyenlerin sayısı sadece 5 kişi (%17,2). 
Araştırma verilerini topladığımız dönemde sosyal medya platformlarını takip ettik. Sayıları yüzbinleri bulan birçok gurubun yarıdan fazlasını inançlı gençler oluşturuyor. Bu gurupları takip eden meraklı gençler yeterli bilgi ve eğitime sahip olmadıkları için zamanla dine dair görüşleri değişebiliyor. 
Çözüm Önerisi: Sosyal medyanın kontrolsüz ve çarpıtmalarla dolu atmosferi, özellikle ergenlik dönemindeki gençlerin zihinlerini bulandırıyor ve birçoğu bilinçli olarak yapılan çarpıtmalardan etkilenerek aldıkları kararları içselleştirmelerine zemin hazırlıyor. Sosyal medyanın gücü göz ardı edilmemelidir. Bu güç müsbet manada  Sahih İslam itikadının ve kaynaklarının neşr edilmesi için kullanılmalıdır. Yetkili makamlarca gerekli önlemlerin alınması ihmal edilmemelidir. 
 
3.2.9 DİNİ TEMSİL EDEN KİŞİLERİN TUTUM VE DAVRANIŞLARI 
Din görevlilerinin ve dindarların çelişkili/samimiyetsiz davranışlarının, dinden ayrılma davranışını etkilediğini ve dinin güvenilirliğini sarstığına katılanlar; 23 kişi (%76,7) kişiyken kararsızlar 3 kişi (%10) dir. Bu görüşe katılmadığını belirtenler ise sadece 4 kişi (%13,3) dir. 
Ailesinin dini inançları ile yaşantısı arasında çelişki gördüğü için dini inançlarını sorgulamaya başladığı ve bu sorgulama sonucunda dinden ayrıldığını belirten birçok katılımcıdan biri olan Yaren, şu ifadeleri kullanmıştır: 
Ailemin dini toplumdan farklı yaşaması beni de etkiledi. hiçbir zaman diğer müslümanlar gibi inanmadım. namaz ,oruç gibi inançların şekilcilik olduğunu düşünüyorum. (Yaren, 17, Deist) 
 
 
Türk dil kurumu sözlüğünde ‘’çelişki’’ kelimesi şöyle açıklanmıştır: ’’Söylenilen sözlerin, yapılan davranışların birbirini tutmaması, tenakuz, paradoks’’ 
Elde ettiğimiz bu sonuçlar dini temsil eden insanların söylemleri ile eylemleri arasında ki çelişkinin dine ne kadar zarar verdiğini açıklamaya yeterlidir. Allah teala yarattığı insanın fıtratını yine en iyi bilendir. "Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazap nedenidir." (Saf, 61/2-3) Ayet-i kerime de işaret buyrulan mana tamamen tahakkuk etmektedir.  
 
3.2.10 DİNİN İNSANLARA SAYGI, ŞEFKAT VE ADALET GİBİ DEĞERLERİ KAZANDIRAMAMASI 
Dinin insanlara saygı, şefkat ve adalet gibi değerleri kazandırmakta etkili olduğu görüşüne katılanlar 8 kişi (%26,7), kararsızlar 5 kişi (%16,7)dir. İnsanlara Saygı, Şefkat ve Adalet gibi değerlerin kazandırılmasında dinin yeterli etkiye sahip olmadığını ifade edenlerin sayısı 17 kişi (%56,6)dir. 
Tartışmasız bir şekilde bütün insanlık tarafından kıymet atfedilen ve herkesten talep edilen; saygı, şefkat ve adalet gibi değerlerin, İslam dininin inananları tarafından hakkıyla temsil edilememesi gençleri dinin kaynağı ve doğruluğu konusunda şüpheye ve Müslüman kimliğinden utanma ve bu sıfatı taşımaktan çekinmeye neden olmaktadır. 
 
3.2.11 DİN GÖREVLİLERİNİN YETERLİLİĞİ 
Katılımcıların büyük bölümü din görevlilerinin bilgi ve iletişim becerilerini yetersiz bulduğu belirtmiştir. Bu durum Aldulkadir Çekin’in yaptığı araştırmaya uygum göstermektedir: ‘’Din görevlilerinin çoğunluğu kendi mesleki yeterliliklerini yeterli veya çok yeterli olarak görmektedirler. Ancak, halkın görüşlerine göre, din görevlilerinin mesleki yeterlilikleri bu kadar yüksek görülmemektedir. Halkın çoğunluğu din görevlilerini vaaz etme, cemaatin problemleriyle ilgilenme ve insan ilişkilerinde yetersiz olarak görmektedir. Yine halkın çoğunluğu din görevlilerini genel kültür ve cemaati aydınlatma konusunda kısmen yeterli olarak görmektedirler.’’(4) 
(4) Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2013, sayı: 34 
Diyanet işleri adına yapılan bu çalışma, inançlı insanların dahi din görevlilerini yetersiz bulduğunu gözler önüne sermektedir. Tmel dini bilgiler ile alakalı görülen bu yetersizliğin, İslam inanç esasları ve güncel bilimsel gelişmelere ilişkin konularda ne kadar ileri boyutlara ulaştığı az çok tahmin edilebilir. 
Hakim olmadıkları konulardan yola çıkarak dine ve dini inançlara itiraz eden ya da şüphelerini dile getiren gençler din görevlilerinin bilgi ve iletişim becelerindeki eksikliğin kurbanı olmaktadırlar.  

 
Bazı katılımcıların bu konuya ilişkin görüşleri şu şekildedir: 
Kötü ,yetersiz, eğitimsiz, kalitesiz ve baskıcı oldukları çok aşikar. Bunların tersi çok az çıkar  (Muhammed, 17, Ateist) 
Okulda aldığım din eğitimi bize islam dinini dayatıyor. İnanon denilerek mantıksız ve yanlış gelen şeyler eleştirilmeden aktarılıyor. Başka dinler hakkında pek bilgi verilmiyor. Din görevlileri ise çok fazla sert ve baskıcılar. (Zeynep, 18, Agnostik) 
Halkları sömürme ve yönetmede en etkili araç dindir. Ülkemizde de din sömürü aracıdır. Dini yönelimlere dair verilen eğitimler dayatmacı ve gericidir. Din görevlileri yetersiz ve dayatmacıdır.  (Rabia, 17, Ateist) 
Baskıcı ve dayatmacı din görevlileri var. Aklı ön planda tutan açıklamaları yapmakta yetersizler. (Salih, 17, Agnostik) 
 
Hem inançlı halkın hem inançsız gençlerin yetersiz gördüğü din görevlilerinin ve din öğretmenlerinin imajı düzeltilmelidir.  
Çözüm Önerileri: 
1. İlahiyat fakültelerinde kaliteli ve ciddi Oryantasyon hizmetleri sunulması. 2.  İyi bir dil eğitimi hem öz güvenleri, hem İlahiyatçı imajını besleyecektir. 3.  İlahiyat fakültelerinde diğer inanç tarzlarına müsamaha anlamına gelen ve iletişim becerisini artıran "esnek, inanç tarzı’’nı güçlendirecek rehberlik ve danışmanlık hizmetleri verilmeli ve toplumun farklı kesimleri ile bir araya gelmeleri saglanmalıdır. 4. Teorik dini bilgilerin pratiğe dönüşeceği staj çalışmaları ciddi bir şekilde uygulanmalı. Felsefe ve Kelam dersleri ile alakalı saha çalışmasına yönelik ödevler, ilahiyat öğrencilerinin gelişimine pozitif katkı sağlayacaktır.  
 
3.2.12  FİZİKSEL VE PSİKOLOJİK ŞİDDET 
Araştırmaya katılan katılımcılardan küçük bir kısmı fiziksel ya da psikolojik şiddete marzu kaldıklarını belirtmişlerdir. 
Bu katılımcılardan biri olan Muhammed, imam hatip lisesi öğrencisidir. Kendisi gibi dinden ayrılan bir kardeşi ve çok sayıda arkadaşı mevcut. Dini inancının değişimini şu şekilde anlatmıştır: 
Kuran mealleriyle şeriat kanunlarının zararlarını farkettim. İnsanlığa aykırı olduğunu düşündüğüm bu ayetlerin tanrı tarafından olması ihtimali yok.meal okumam sayesinde kurandaki mantık hatalarını anladım. (Muhammed, 17, Ateist) 
 
 
Muhammed’e göre bilişsel bir çaba ve arayıştan sonra aldığı bu kararı saygıdeğer bir karardır. Ancak dine dair görüşünün değiştiğini öğrenen ailesi tarafından psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Katılımcılar arasında din karşıtı çabası ve dine öfkesi en fazla olan katılımcıdır. Din görevlilerinin yetersizliği ile beraber baskıcı olduklarını özellikle vurgulamıştır. Katılımcılar arasında dindar çevrelerde yaşayan ve dışlanma, red edilme vb. psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalanların din karşıtlığının daha güçlü olduğu gözlemlenmiştir. Bazı dindarların uyguladığı anlamsız ve faydasız baskılar, gençleri dine ve dini simgelere karşı düşmanlık duygularına yöneltmektedir. 
Daha az ya da hiç dindar olmayan çevrelerde yaşayan katılımcılar ise dine karşı ilgisizlerdir. Ve bu katılımcılarda din karşıtı mücadele görülme sıklığı daha az ve mücadele şiddeti daha zayıftır. 
 
3.2.13 SOSYAL KİMLİK KURAMI VE DİN DEĞİŞTİRME  
Sosyal kimlik kuramına göre her insanın birisi bireysel diğeri sosyal olmak üzere iki temel kimliği vardır. Bireysel kimlik kişiyi diğer insanlardan farklılaştırırken, grup aidiyetlerine vurgu yapan sosyal kimlik onun mensup olduğu grup üyeleriyle ortak yönlerini ön plana çıkarmaktadır.(Krş. Leyens, Yzerbyt & Schadron, 1996: 89; Azzi & Klein, 1998: 75).  
Prof.Dr. Asım Yapıcı, ‘’Müslümanlıktan Hıristiyanlığa Geçişin Sebepleri Üzerine SosyoPsikolojik Bir İnceleme’’ isimli makalesinde Sosyal Kimlik Kuramına dayanarak ‘’Din değiştirme’’ davranışı ile alakalı şunları söylemiştir: ‘’Eğer mensup olduğu gruba bağlı olarak kazandığı dinî-sosyal kimlik bireye prestijli bir benlik algısı ve özsaygı sağlıyorsa, ya da her halükarda kişi kendi dinî grubunu ve kimliğini öteki dinî grup ve kimliklerle karşılaştırdığında olumlu ve arzu edilebilir buluyorsa bir başka gruba ve kimliğe geçmeyi düşünmez. Aksine, eğer birey mevcut grubundan ve kimliğinden rahatsızlık duyuyorsa, aidiyetleri ona saygın bir benlik algısı sağlamıyorsa, bu durumda bir başka gruba geçiş arayışları gösterebilir.’’ 
Avrupa’da yaşayan ve Müslümanlıktan Hristiyanlığa geçen yetişkin bireylerin hayat öyküleri üzerinden yapılan araştırmada dikkat çekici bir sonuca ulaşılmıştır. Hıristiyanlığa geçişi hızlandıran sosyo-psikolojik etkenler arasında %90 ile en etkilisi Sosyo-kültürel çevrenin ve arkadaş grubunun değişmesidir. 
Araştırmamıza katılan lise öğrencilerinin önemli bir bölümünün bulundukları sosyal çevreden etkilendikleri ve özellikle dini temsil eden müslümanların eylemleri ile söylemleri arasındaki tutarsızlıkları, baskıcı ve dayatmacı tutumları, müslümanların geri kalmışlığı vb. sebeplerle ‘dini kimliklerinden utandıkları’’ ve dini reddetmeyi utanç ve değersizlik sebebi olan kimlikten kaçış yolu olarak kullandıkları gözlemlenmiştir.  
 



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER SEÇTİKLERİMİZ HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
EZAN VE İSLAM,,,
Y
Mehmet GÖÇMEZ
Mezhep
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
VAKİT SEHER VAKTİ AHD-E VEFA ZAMANI SEVMEK ZAMANI İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI İÇİN LÜTFEN ÖNCE BAŞARILI BİR İL BAŞKANI SEÇİN
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
SON YORUMLANANLAR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim