28 Aralık 2018, 14:19 - 
HİNDİ HELÂLDİR AMA

HİNDİ HELÂLDİR AMA

Hindi helâldir ama sen kâfirin şirk merasimine katıldığın anda ona benzeşirsin ve harama girersin mazaAllah. Efendimiz bu konuda, “Kim bir topluluğa benzemeye çalışırsa o, onlardandır.” buyurarak bir Mümin’in bu gibi konularda nasıl davranacağının ölçüsünü çok net bir şekilde koymuştur.

Hristiyanlıkta Noel/Yılbaşı, Hz İsa'nın doğum günü olarak kabul edilir ve kutlanılır.

Oysa Hz. İsa'nın doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir, hatta miladi başlangıç olarak kabul edilen tarihin doğruluğu da kesin değildir. Milat olarak kabul edilen (Sıfır yılı) tarihten en az üç veya dört yıl önce Hz. İsa'nın dünyaya geldiği konusunda tarihçilerin yüzyıllardır süregelen ihtilafları bulunmaktadır. Batı kiliselerinde kabul edilen 25 Aralık tarihi ilk defa dördüncü yüzyılda doğum günü olarak kutlanmaya başlanmıştır.

Hz İsa’nın doğum günü konusunda sadece tarihçiler arasında değil, Hristiyan âlimleri arasında da farklı görüşler vardır. Buna göre 25 Aralık, 19 Nisan, 29 Mayıs, 28 Mart ve Gregoryen Ermeni kiliselerinde ise 6 Ocak günleri Hz İsa’nın doğum günü olarak kabul edilmektedir.

Hristiyan dünyasında Hz. İsa'nın doğum günü olarak kutlanılan "Noel"in, Hz. İsa'nın doğum günü olmaktan daha ziyade, Hristiyanların kültürel birlikteliğini gösteren bir ritüel olduğunu söylemek daha doğrudur. Batı kiliselerinin büyük bir çoğunlukla kabul ettiği doğum günü kutlamalarının 25 Aralıkta yapılması, Roma İmparatorluğu döneminde Hristiyanlık öncesi yaygın inanç sisteminin (mitra dini) yıldönümü ayin gününe tekabül etmesi tesadüfi değildir. Roma İmparatorluğu, yönetimi altındaki insanlara Hristiyanlığı benimsetmek için eski ayin ve inançların, alışıldığı şekliyle sürdürülmesine imkân sağlamak ve o kitlelere Hristiyanlığı kolayca benimsetebilmek için 25 Aralık tarihini belirledikleri yüksek ihtimaldir.

Hz İsa’nın doğum tarihindeki ihtilaflardan daha önemlisi ise, onun yaradılış olayıyla ilgili olarak Hristiyanlarca isnat edilen son derece mesnetsiz iddialardır. Bu iddiaların ne kadar anlamsız ve yakışıksız olduğunu, kitabımız Kuranı Kerim’in ışığıyla net bir şekilde kısaca aydınlatalım.

Haz İsa’nın yaradılışıyla alakalı olarak, Al-i İmran Suresi'nin 59. ayetinde, "Doğrusu Allah katında İsa'nın (yaratılışındaki) durumu, Âdem’in durumu gibidir; onu topraktan yarattı, sonra 'ol' dedi, o da oluverdi " sözleriyle ifade edildiği üzere, İsa'nın yaratılması da, tıpkı Hz. Âdem’in yaratılmasında olduğu gibi biyolojik sebeplerin mevcudiyetine bağlı kılınmamıştır. Hz. Âdem nasıl Allah'ın kulu ise, Hz. İsa da Allah'ın kuludur.

Hz. İsa'nın biyolojik şartlar gerçekleşmeden dünyaya gelmiş olması, O'nun haşa, Hristiyanların isnat ettikleri gibi Allah'ın oğlu olduğunu göstermez. Bilakis Allah'ın sebeplerle bağlı olmaksızın yaratma sıfatına malik olduğunu ispatlar. Allah'ın kudretinin ve iradesinin alışılmışın dışında da tecelli edebileceğini gösterir.

Velhasıl Hz. Meryem'in, Hz. İsa'yı babasız olarak dünyaya getirmiş olması, bir başka deyişle Hz. İsa'nın doğumunun İlahi hikmet tarafından alışılmışın dışında bir tarzda vuku bulması durumu, Hıristiyanların ve Müslümanların bu konuda ittifak ettikleri tek durumdur. Tartışma ve farklılıklar, Hristiyanların teslis inancı gereği olarak Hz. İsa'ya ulûhiyet isnat etmelerinden kaynaklanmaktadır.

Tevhid esası üzerine bina edilen İslâmiyet ise, İhlâs Suresi, 1-4 de:  "Allah birdir. Sameddir, her şey Ona muhtaçtır, O ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğrulmamıştır. Hiçbir şey de Onun dengi değildir" hakikatine teslim olmayı gerektirmektedir.

Vahyedildiği ilk şeklini koruyan Kuran ile varlığını kıyamete değin Kuran ve Sünnetle sürdürecek olan İslam, tahrif edildiği kesin olan Hristiyanlıkla hiçbir şekilde örtüşmez. Her ne sebeple olursa olsun bir Mümin, Hristiyan’a benzemez, onun inancını, örfünü, âdetini kendine referans olarak almaz. Yılbaşı için sokaklarımızda yapılan hazırlıkların ne dinimizde, ne örfümüzde, ne de adetlerimizde hiçbir karşılığı yoktur. İslâm toplumuna bu nahoş manzaralar yakışmamaktadır.

Bir Hristiyan’ın, hatta içimizdeki din düşmanlarının, İslâmi değerlere, kutsallarımıza, bayramlarımıza özellikle de kurban bayramımıza nasıl baktığını düşünerek, yılbaşını anlamaya çalışalım. Çevre duyarlılığı maskesi altında yakın zamanda yaşanan “Gezi” olaylarında üç-beş ağaç bahanesiyle memleketi yangın yerine çeviren zümrelerin, her yılbaşında sayısız ağacın heba edilmesine tek kelime etmemeleri manidardır. Yine her Kurban Bayramı ortaya çıkan sözde “hayvan hakları” savunucuları, özde ise batının tek dişi kalmış canavarının gönüllü hizmetçileri, yılbaşında milyonlarca hindinin kesilmesine ses çıkarmamaktadırlar.

Mesele çok açık ve nettir. Mesele kesinlikle çevre duyarlılığı veya hayvan hakları veya buna benzer bir şeylerin mücadelesi değildir. Mesele Hazreti Âdem’den bu yana devam eden ve kıyamete kadar da devam edecek olan HAK ile Batıl’ın mücadelesidir.

Müminler olarak bize düşen, batılın tam karşısında ve Hakkın yanında saf tutmaktır. Unutmayalım ki netice, sadece Allah’ın hükmü altındadır. Bizim görevimiz, Allah taraftarlarıyla birlikte olmak ve Allah’a layık kul olmaya gayret etmektir.

Her yıl yeni bir konuymuş gibi konuşulan, “Hindiyi başka zamanlarda böyle ucuza bulamıyoruz, yılbaşında alsak ne olur?” sorusuna cevap vermeden bu yazıyı sonlandırmak olmaz. Bu soruyu her yıl bıkmadan soranlara cevabım şudur: Hakikaten de hindi, o dönemde ucuz oluyorsa al ama Hristiyan’ın kestiği gün yani yılbaşında kesme. İki-üç gün sonra kes ve afiyetle de ye kardeşim. Hindi helâldir ama sen kâfirin şirk merasimine katıldığın anda ona benzeşirsin ve harama girersin mazaAllah. Efendimiz bu konuda, “Kim bir topluluğa benzemeye çalışırsa o, onlardandır.” buyurarak bir Mümin’in bu gibi konularda nasıl davranacağının ölçüsünü çok net bir şekilde koymuştur.

Bir zaman dilimi olarak yakında başlayacağımız yeni miladi yılın, geride bıraktığımız yıla göre daha hayırlı, daha sağlıklı, daha mutlu, daha bereketli, daha barış ve huzur dolu ve mazlum coğrafyalarında akıtılmakta olan kan ve gözyaşının sonlandığı bir yıl olmasını Rabbimden dilerim.

Selâm, Sevgi ve Dua ile…

 

MİLLİ ŞAİRİMİZ MEHMET AKİF ERSOY’U RAHMET VE MİNNETLE ANARAK, ONUN “YILBAŞI MÜŞAHEDESİ” ADLI ŞİİRİYLE YAZIMIZI SONLANDIRALIM

Ya Rab! Böyle mi olacaktı, benim cennet yurdum! Baktım da etrafıma yalnızım, ağladım durdum.

Bir mânâ veremedim, şu milâdî yılbaşına! Şaştım da kaldım, Müslümanların vah telaşına!

Çevirdim başımı, nereye ettimse bir nazar! Gördüm ki, Noel için hazır, yer-yer çarşı-Pazar!

Haykırmak gelmişti içimden, seslendim millete! Heyhat! Duyuramadım, ne Âhmed'e ne Mehmed'e!

Ey Âlem-i İslâm'ın baş tacı, büyük Türkiye! Mukaddesatı unuttun, Avrupa diye diye!

Yurdumu işgal eylemiş, şu garbın safsatası!  Kiminin maymunu var, kiminin "Noel babası!"

Anladım, zaman geçmekte bugün dünden de beter! Kim bilir yarın ne hâle düşecek bu şaşkın beşer!

Kulaklar tıkanmış, gözlere çekilmiş perde! Nankör adam, fazilet arıyor geçmiş giderde!

İslâm’dır bu vatanın dini, kitabı Kur'an-ı Kerîm'dir! Müslümanın bayramı, Ramazan ve Kurbandır!

Kalamaz bu böyle Fatih’in, Yavuz’un diyarı!  Noel kutlamada, geçerek Hristiyanları!

Maziyi düşündüm de, hayran oldum istiklâle!  Ecdadıma söz verdim, varmak için istikbâle!

Çanakkale'de şehidlerim kefensiz yatıyor! Sakarya'nın rengi, hâlâ kıpkızıl kan akıyor!

Şehidlik, gazilik şerefidir Müslümanların! Düşmanlara alkış tutmak, işidir alçakların!

Şu alçakça yaşayanların aklına yanayım! Gel ölüm gel, neredesin, kanımla yıkanayım!

İstemem bu hayatı, sultan etseler cihanda! Ölürüm, şerefimle yatarım, toprak altında!

Ya Rab! Hidâyet ver kurtulsun bu millete.



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Halil KALKAN HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
YAZARLARIMIZ
Y
Mehmet GÖÇMEZ
TERCİH
Y
Metin ALKAN
DÜNYA VE AHİRET HAYATININ DENGELENMESİ
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
İSLAM DİNİNDEN AYRILAN LİSELİ ÖĞRENCİLERİN KARARLARINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER Sevgililer Günü mü? SEN YÜRÜMEYE BAŞLARSIN VE YOLU BULURSUN İlim Öğrenmenin Farziyeti
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim