18 Kasım 2018, 14:19 - 
“Türkçe E Z A N” ve ‘Normal Ezan’ hakkında.

“Türkçe E Z A N” ve ‘Normal Ezan’ hakkında.

Sanki namaz kılmak için can atıyorlar da, bunlar ezanın ne demek olduğunu anlayamadıkları için mi namaza gitmiyorlar? Ezan Türkçe okunsa, bunlar namaz mı kılacaklar?

“Türkçe E Z A N” ve ‘Normal Ezan’ hakkında.

Son günlerde; 1932 yılında olduğu gibi, TÜRKÇE EZAN konusu kasıtlı bir şekilde gündeme getirilmeye çalışılıyor. Bu konuyu 1932’de de, bugün de gündeme getirenlerin tamamının; Dinden, îmandan, namazdan, niyazdan hiçbir nasibi olmayan zihniyet olduğuna, dikkat ediyor musunuz?...

Sanki namaz kılmak için can atıyorlar da, bunlar ezanın ne demek olduğunu anlayamadıkları için mi namaza gitmiyorlar? Ezan Türkçe okunsa, bunlar namaz mı kılacaklar? 1932-1950 Arasında, zulüm ile Türkçe ezan okutulduğu o 18 sene içinde, o zihniyetten tek bir kişi namaza mı başladı? Önce bunları düşünelim ve onların art niyetini daha net görelim.

Bunların esas maksatları, Yüce Dînimizin ŞİÂRI olan temel meselelerinde tahribât yapmaktır. Şâyet maksatları ‘ezanın anlaşılması’ olsaydı ve de zerre kadar da iyi niyetleri olsaydı; o ceberut yıllarda “HAYYE ALEL FELÂH” kısmını da Türkçeleştirirlerdi, fakat sadece o kısım “HAYDİ FELÂHA” diye bırakıldı. Ezandaki çağrının özü olan bu “Haydi insanlığın kurtuluşu, selâmeti, mutluluğu, bahtiyarlığı ve huzûru olan namaza gelin” anlamındaki kısmı, “Haydi KURTULUŞA gelin” şeklinde niçin Türkçeleştirilmedi? Art niyet çok açık, değil mi?...

Pek tabiidir ki buradaki öz anlam, halk tarafından anlaşılmamalıydı! Sebep sadece buydu...

Bu hezeyanlara temas etmek yerine, aslında bunların cehaletlerine gülüp geçmek lâzım, fakat genç neslimizin kafasına zerre kadar bir soru işareti takılmaması için, bu önemli konuyu açıkça arz edeceğim…

Öncelikle; her akl-ı selim bilir ki, Ezanın mevcut ve orijinal lisanının haricinde bir lisan ile (meselâ Türkçe veya başka dilde) okunması, kesinlikle câiz değildir.

Çünkü ezan; sadece bir ‘ÇAĞRI’ değildir ki. ‘Orijinal olan ezan’ Evrenseldir...

Kısaca, ezanın üç önemli maksadı vardır:

1.     Kur’an’da ısrar edilen İlâhî randevuya dâvet, yani namaza bir ÇAĞRIDIR.

2.     Sünnet-i Müekkede olduğu için, İBADETTİR. Yani hiç terk edilmemesi gerekir.

3.     Bir İslâm ŞİÂRIDIR. Yani, İslâm’ın ve Müslümanlığın orijinal SEMBOLÜDÜR…

Ezan; 1. Maddeye göre İslâm dininde namaz vaktinin geldiğini insanlara bildirmek için, güzel ve yüksek bir sesle okunan cümlelerdir. İlk ezan 622 yılında okundu. Bu ilk ezandan önce Müslümanları namaza çağırmak için çeşitli metodlar kullanılmaktaydı. Sabit bir metod tesbiti için Allah Rasûlü sav., en yakın sahabeleriyle ciddi istişarelere başladı. Bu arada İlâhi ve işârî anlamdaki, aynı orijinal ezan sözlerinin, Abdullah bin Zeyd, Hz. Ömer, Hz. Bilal vb. farklı sahabelerin, aynı gecede rüyalarında da görmeleriyle karara bağlanmıştır. İlk ezan da Hz. Muhammed SAV emriyle, en güzel sesli sahabe olan, Bilal-i Habeşî Hz.’ne okutulmuştur.

Her namaz vakti girdiğinde okunan ezan; Ef’âl-i mükellefine göre sünnettir, ancak bu sünnet öyle bir sünnettir ki, her ezan ŞİAR (yani şeâir) olduğundan, vâcip hükmündedir ve terk edilmesi veya değiştirilmesi asla tasvip edilemez.

ŞİAR: Sembol, ilke, prensip, düstur, ayırıcı özellik, bayrak, alâmet, iz, işaret, nişan vb. anlamlarına gelmektedir. Yani ezan da İslâm’ın, Müslümanlığın, namazın bir sembolüdür, prensibidir, alâmetidir ve nişanıdır. İşte bu nedenlerledir ki, iç ve dış İslâm düşmanları, özellikle şiâr olan ezanı susturmak, erozyona uğratmak, yâda yozlaştırmak için yoğun çaba sarf etmektedirler. Bunun için de bizim içimizden birilerini, maşa olarak kullanmaktadırlar…

Ezan ile ilgili, Kuran-ı Kerim'in Mâide ve Cuma surelerinde çeşitli ayetler mevcuttur.

Ezan okuyanda; sıhhatin şartı olarak âkil ve İslâm olmak, hür olmak, erkek olmak, kıyam (ayakta okumak), kemâlin şartıdır. Ezan gönüllere hitap eden ulvî bir sadâ, bizlere Rabbimizin emrini, dâvetini ve özel randevusunu hatırlatan, Bilalî bir ses olduğundan, usul, kâide ve kıraat ilmini bilen güzel seslilere okutulmalıdır. İşte bizler için bu denli kıymetli olan ezan, okuyan için de, dinleyenler için de önemli bir SEVAP kaynağıdır, yani kadîm bir ibadettir.

Bu nedenlerledir ki; ezan ulvîdir, mukaddestir ve asla hafife alınmamalıdır. Sataşıldığı zaman da savunulması ve korunması, her Müslüman üzerine bir vecîbedir...

Bir buçuk MİLYAR Müslüman içinden, tek bir kişinin ‘kendi lisanıyla ezan’ okuma ihtiyacı duyulduğu, hiç vâkî olmamıştır. Bu gibi herzeler, sadece bizim ülkemizde görülüyor…

‘Merkezi Sistem EZAN’ ise bir 28 Şubat ürünü olup, aslında ezanı hafife almak, sulandırmak, yozlaştırmak, müezzin yetişmesini baltalamak adına, sözde ses kirliliğini (hâşâ !) önlemek ve büyük şehirlerde onlarca dakika sürmek yerine, 3-4 dakikada bitirmek için başlatılmıştır. Merkezî sistem ezan ile sadece birinci madde olan ÇAĞRI emri yerine gelir, diğerleri değil.

Bu sinsi tuzak, ancak uygulamalar sonrasında fark edildi ve çeşitli toplantılarda, bu sistemden çıkılma zarureti defalarca dile getirilmiştir.

Tarih 14.06.2012: Merkezi ezan sisteminin hocaları tembelleştirdiğini söyleyen Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı (bugünkü İst. İl Müftüsü) Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, merkezi ezan sisteminden vazgeçildiğini, ezanların önümüzdeki yıllarda geçmişte olduğu gibi camilerden, müezzinler vasıtası ile okunacağını söyledi. Anlaşılan o ki; yukarıda vurgulanan “Hocaları tembelleştirdi” gerçeği nedeniyle, merkezî sistemin kaldırılması, çok zaman alacağa benziyor. Pek tabiidir ki buna direten tembeller de vebâl altındadır…

Merkezi ezanda mikrofonun başında, ezanı okuyan canlı kişi olduğu halde, bu kadar çok mahzuru olduğu aşikâr iken, banttan ve CD’den ezanı tasvip etmek asla mümkün değildir. En önemlisi de tartışılamayacak derecede bir Bid’attır.

Ezan; sadece vaktin sünneti değil, namazın sünneti olduğuna göre, İBADET hükmündedir.

Ezan, şâyet vaktin sünneti olsaydı, kazâ namazları için ‘ezan okuma şartı’ olmazdı.

Vesselâm…



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER A.Raif ÖZTÜRK HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
YAZARLARIMIZ
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Metin ALKAN
VAHİY SÜNNET KUR'AN
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Asgari Ücret, Sarı Yelek ve OYUN ÇOK BÜYÜK…! Özlüyorum, çok Özlüyorum!... ÖLÇÜ, ZAMAN, GÜVEN, EMEL İlginç ve İBRETLİK bir olay…
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Mehmet GÖÇMEZ
HUZUR
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim