22 Ekim 2018, 06:17 - 
“ANDIMIZ” ve Etki Alanları?

“ANDIMIZ” ve Etki Alanları?

Bizim kuşak olarak İlkokuldayken sabahın ilk saatlerinde, okul bahçesinde sıraya girerdik. Düzgün ve arka arkaya dizilir, şu aşağıdaki andımızı gür sesle okurduk. Ancak...>

“ANDIMIZ” ve Etki Alanları?

Bizim kuşak olarak İlkokuldayken sabahın ilk saatlerinde, okul bahçesinde sıraya girerdik. Düzgün ve arka arkaya dizilir, şu aşağıdaki andımızı gür sesle okurduk. Pek tabiidir ki bu söylediklerimizin ne anlama geldiğini bilmediğimiz için, öğretmenlerimize güvenerek her gün tekrar ederdik…

O andımız şöyleydi: “Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun. Ne mutlu Türküm diyene...”

Daha sonra, buna bazı ilâveler de yapıldı, fakat bizim zamanımızda böyleydi.

Andımızın başlama hikâyesi ise şöyledir:

23 Nisan 1933 tarihinde ortaya çıkartılmıştır. Dr. Reşit Galip, o gün çocuk bayramı vesilesiyle kendi kızlarının bayramını kutlarken, kendilerine bu esnada bir takım öğütlemelerde bulunmuş, sonrasında bu öğütlerin gerçekten tüm gençlik için faydalı ve yararlı bilgiler içerdiğini fark edince bunun ulusallaştırılması için çalışmalarda bulunmuştur. Kendi yazdığı bu andı Atatürk’e ve ilgili birimlere de göstermiş, sonuç olarak bu and artık okullarda okutulan ve herkes tarafından bilinen bir and haline gelmiş.

Yani bu and, İstiklâl marşımız gibi ulvî bir maksada dayanmıyordu...

Bu konuda aklımız ermeye başlayınca da andımızda bir takım tersliklerin olduğunu, birlik ve beraberliğe aykırı ve Yüce dinimizin “ırkçılığı yasaklayan prensiplerine aykırı” olduğunu fark etmeye başladık. Evet, başladık başlamasına da, son yıllara kadar bazı yanlışlıklar hakkında konuşmak bile suç sayılıyordu. Ancak bu yanlışlıkları fark etme oranı, %70-80’lere ulaşınca, bizlerinde bu konuda ciddi bir araştırma yapıp, dostlarımızla paylaşma zarureti hâsıl oldu.

Öncelikle bilinmesi gereken şudur:

Türkiye’miz, Türk’üyle, Lâz’ıyla, Kürt’üyle, Romen’iyle, Arab’ıyla, Çerkez’iyle, Boşnak’ıyla vs. ırk ve milletleriyle meczolmuş bir yapıya sahiptir. Bu birliktelikleriyle, et ve deri gibi kaynaşmış ve yekvücut olmuştur. Çanakkale zaferi gibi birçok zaferi bu yek vücud olma sebebiyle tarih yazarak kazanmıştır. Aynen 15 Temmuz ve diğer zaferler de hep bu birlikteliklerle kazanılmıştır.

Ancak bize galip gelen tüm ŞER güçler, bizlerin bu kaynaşmamızın ve dayanışmamızın bozulması halinde bizlere galip gelip, hükmedeceklerinin bilinciyle hareket etmektedirler. Birçok sinsi plân ve projelerini, bu birliğimizi bozma üzerine yapmaya başladılar. Hatta geçmişte de bu sinsi planlar uygulanarak, koskoca Osmanlı imparatorluğu, önce ırklara parçalanmış, parçalar birbirilerine düşman edilmiş ve imparatorluk çökertilmiştir.

Realite böyle; ancak bu ‘andımız’ her ne kadar iyi niyetle yazılmış ve başlatılmış olsa da hatta birçok kişi yoğun meşguliyetleri sebebiyle mahzurlarını fark etmese de, BÖLÜCÜLÜĞE, ayrımcılığa ve ırklar ve guruplar halinde birbirilerimize düşmanlık aşılamaya hizmet etmekteydi.

Meselâ: “Türküm, doğruyum, çalışkanım….” Dediğimiz zaman, lâz kardeşimizi dışlamış oluyoruz. O da “ben lâz isem Yanlış mıyım? Tembel miyim?” Deme hakkına sahip oluyor. “Ne mutlu Türküm diyene” diye haykırdığımız zaman ise “Ben Kürt isem, bana niçin mutluluk yok” gibi anlamlarla, Kürt kardeşlerimiz de böyle dışlanmış oluyordu. Çocukluk ve baskılar nedeniyle, hiç kimseye itiraz edemedikleri için de içlerinde bir ukde kalıyordu.  

ABD ve diğer şer dış odakların plânlı kaşımaları, satılmış medyalarında kışkırtmaları ve onların maşaları olan; PKK, HDP, YPG gibi örgütlerin teşvikleriyle, özellikle Kürt kardeşlerimiz “madem ben bu toplumdan dışlanıyorum, tembel görülüyorum, bu haklarımı savunmak için, elime geçen bu fırsatı kullanayım” bilinçaltı düşüncesiyle, o örgütlere katılıp hizmet(!) etmeye başlıyordu…

Sadece bu kesin tahribatlar, andımızın kaldırılması veya değiştirilmesi için yetiyordu. Fakat bir de bunun çok acı uhrevî mahzurları, yani Yüce Dînimize ve Ahiretimize bakan mahzurları da vardı. Çünkü; İslam’da kesinlikle ‘Irkçılık ve Kavmiyetçilik’ Yoktur…

Hucurat Sûresi, 13. Âyet: "Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. (Düşmanlık edesiniz diye değil.) Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır."

Yüce Rabbimiz tarafından, Necm Sûresi, 3 ve 4. Âyetlerde; "O (Muhammed) kendi hevâsından konuşmaz. Onun konuşması, kendisine İlka edilen bir vahy'den ibarettir" buyurulan Peygamber Efendimiz(s.a.v) şöyle buyuruyorlar:

"Allah indinde en şerefliniz takvâca en ileri olanınızdır. Arab’ın Arap olmayan üzerine bir üstünlüğü yoktur. Arap olmayanın da Arap üzerine bir üstünlüğü yoktur. Siyah derili olanın beyaz derili üzerine bir üstünlüğü yoktur, beyazın da siyah derili üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takvâ iledir." (Bakınız: Cem'u'l-Fevâid, 1/510, hadis no: 3632)

“Irkçılığa çağıran Bizden değildir; ırkçılık için savaşan Bizden değildir; ırkçılık üzere ölen Bizden değildir." (Bkz.: Müslim, İmâre 53, 57, hadis no: 1850; Ebû Dâvud, Edeb 121; İbn Mâce, Fiten 7, hadis no: 3948; Nesâî, Tahrim 27, 28)

"Kim hevâsına uyarak bâtıl yolda cenk eder, kavmiyetçiliğe, ırçılığa çağrıda bulunur veya kavmiyetçiliğin sevkiyle öfke ve tehevvüre kapılırsa, câhiliyye ölümü üzere (kâfir olarak) ölür." (Bkz.: İbn Mâce, Fiten 7) Bu hadisi Şerifi duyan bazı sahabeler şöyle itiraz etmişlerdi:

-“Ya Rasulallah! Namaz kılsa, oruç tutsa da mı?” Rasulullah (s.a.s) şöyle cevap verdi:

-“Evet, namaz kılsa, oruç tutsa da böyledir!... Sizler Allah (cc.)’ın sizi isimlendirdiği şeye çağırın! Allah (cc.) sizi Müslüman, mümin ve Allah (cc.)’ın kulları olarak isimlendirdi. İşte siz insanları buna çağırın!” (Bkz.: Tergib Ve Terhib, sahih senedle.)

Bu konudaki bütün gerçekler böylece apaçık ortadayken, “Andımız niçin kaldırıldı? İade edilsin,” gibi tartışmaların ne kadar gereksiz, yanlış veya art niyet taşıdığı anlaşılmıyor mu?...

Bizler her zaman HAK’TAN ve haklıdan yana olmalıyız. Vesselâm…



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER A.Raif ÖZTÜRK HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
BEDİR ASHABINDAN SALEBE
Y
Nurcan CANKORU
KİMDEN
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
GÜL - SEREN - AKIL - ZEKA VE GÜVEN YENİ STİL SUİKAST ARACİ- DRONE “Kendine iyi bak!” deme Gafleti… BU NE PERHİZ BU NE LAHANA TURŞUSU DEMEMEK İÇİN DİKKAT ETMELİYİZ
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Mehmet GÖÇMEZ
HUZUR
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim