14 Temmuz 2018, 14:08 - 
Yazıklar Olsun, O Namaz KILANLARA!…

Yazıklar Olsun, O Namaz KILANLARA!…

Ey beş vakit namaz kılan dostlarım. Bu hiddet ve kınama benden değil, bizlerin ve bizler için şu koca Kâinatın Yaratıcısı olan Yüce Rabbimizin, Mâûn Sûresi, 4 ve 5. Âyetleriyle yaptığı çok önemli bir ikazdır. Aşağıda arz edeceğim, inşallah…

Yazıklar Olsun, O Namaz KILANLARA!…

Ey beş vakit namaz kılan dostlarım.

Bu hiddet ve kınama benden değil, bizlerin ve bizler için şu koca Kâinatın Yaratıcısı olan Yüce Rabbimizin, Mâûn Sûresi, 4 ve 5. Âyetleriyle yaptığı çok önemli bir ikazdır. Aşağıda arz edeceğim, inşallah…

Lütfen önce şu aşağıdaki ilk âyeti de dikkatle okuyalım ve birlikte ciddi bir mütalaasını yapmaya çalışalım. Kendi ahvâlimizle karşılaştıralım ve hep birlikte ürperelim.

Ankebut S., 45. Âyet: “(Ey Resûlüm!) Kur’ân'dan sana vahy edileni oku ve namazı hakkıyla edâ et! Şübhe yok ki namaz, çirkin işlerden ve kötülüklerden (insanı) alıkoyar. (Namaz kılarak) Allah'ı zikretmek ise, elbette (her şeyden) en büyük olandır. Ve Allah, ne yaparsanız bilir.”

Şu âyeti inceledikten sonra namaz kılanlar olarak bir kendi ahvalimize, işlediğimiz cürümlere, ticaret ahlâkımıza, olayları okumalarımıza, sosyal hayatımıza bakınca, hâşâ “acaba âyet mi yalan söylüyor?” binlerce kez HÂŞÂ. Yoksa bizler mi ciddi bir yanlış içindeyiz? Şeklinde sorular akla geliyor.

Evet, bizler namaz kılanlar olarak; acaba şu “..namazı hakkıyla edâ et!” emrini mi tam idrak edemiyoruz? Acaba bizlere haykıran o Kur’ânın mesajlarını mı tam tatbik edemiyoruz?

Veya “her şeyden en büyük olduğu ikaz edilen ZİKRİ” mi ihmal ediyoruz?...

·        Konu ile ilgili çok ilginç bir kıssadan sonra tahlile devam edeceğiz:

Hz. Ömer bir gün Kâinatın en doğru sözlüsü olan Hz. Muhammed’e; “Yâ Muhammed, bana öyle bir şey öğret ki, hayatımda uyguladığımda, beni bütün kötülüklerden alıkoysun, beni iman ve ahlâkta zinde tutsun, neticede de beni Cennete yaklaştırsın” dedi.

Cevap: Yukarıdaki Ankebut S., 45. Âyetteki gibiydi:

-“Yâ Ömer, vaktinde ve hakkıyla kılınan namazdan daha önemli bir şey yok!...”

Hz. Ömer ısrar etti:

-“Yâ Rasûlellah, bu evsafa hâiz başka söyleyeceğiniz bir şey yok mu?”

Cevap: “Hayır yâ Ömer, bundan daha önemlisi yok!...”

Hz. Ömer buyuruyor ki, “ben bunu öğrendikten sonra, II. Halife olduğumda atayacağım valilerimi topladım. Onlara; gittikleri yerlerdeki en birinci vazifeleri olarak NAMAZLARINIZI İLK VAKTİNDE ve HAKKIYLA ED EDECEKSİNİZ diye emrettim. Çünkü namazını ihmal eden; hayatındaki, devletindeki, ailesindeki her şeyi de ihmal eder. Namazını hakkıyla kılmayıp da namazından çalan da, hayatında her şeyden çalmaya âşinâ olur.” …

Öyle yâ: Mâûn Sûresi, 4-5. Âyetlerde, “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.” Yani, “..namazlarını hakkıyla, ta’dîl-i erkânıyla, bilinçli bir şekilde ve vaktinde kılmayanlara yazıklar olsun.” Buyrulmuyor mu?...

Bu âyet nâzil olduktan sonra bir gün Allah Rasülü Hz. Muhammed SAV, namaz kıldırıp selam verince, yüksek sesle üç defa “ESTAĞFİRULLAH” çekmişti. Sahabe çok şaşırdı ve sordu:

-“Yâ Rasûlellah, biz biliriz ki günah işleyince istiğfar edilir. Biz kötü bir şey yapmadık ki! Namaz kıldık... Niçin istiğfar ettiniz ki?” deyince Allah Rasülü SAV şöyle buyurdu:

-“Acaba namazımızı HAKKIYLA kılabildik mi? Diye endişelerim olduğu için 3 defa ESTAĞFİRULLAH, dedim” buyurdu.

Namazı herkesten çok daha hakkıyla kılan Allah Rasûlü bile endişelenip istiğfar ederken, “acaba bizim namazlarımız hakkıyla okuyor mu” diye niçin endişe etmiyoruz?

İşte bunun içindir ki büyük camilerde veya diğer camilerdeki hassas ve titiz müezzinler, birçok farz namazdan sonra üç defa ESTAĞFİRULLAH çekiyorlar.

Bir ara bir camide vekil imamlık yaptığım yıllarda, 5 vakitte de sürekli gelen cami cemaati üzerinde ciddi bir istatistik yapmıştım. İnanınız ki %55’i Kur’ân okumayı bile bilmiyordu. %60-70’i ise her Müslüman’ın mutlaka bilmesi gereken, namazın farzlarını, Ef’âl-i Mükellefîni, Edille-i Şer’iyyeyi, hatta Nübüvvet’in ne demek olduğunu dahi bilmiyordu.

Hatta 4 halifeyi bile sayamıyorlardı. Bu acı tabloyu önceki müftü beye bildirdiğimde, “ben bu oranın daha yüksek olduğunu düşünüyorum” demişti.

·        İşte böylesine acı bir tablo ile karşı karşıyayız dostlar.

Acaba bu acı tablonun sebepleri nelerdir?

Maalesef bunca boş vaktimizi gereksiz dizilerle veya bir işe yaramayan meşguliyetlere geçirmeyi alışkanlık haline getirdik. Bunun yerine Dînî eserleri okuma, vaaz, seminer, konferans veya dînî sohbetler dinleme alışkanlığımız da yok. Camide vaaz varken bile, cemaatimiz maalesef bahçede hükümet devirip hükümet kuruyor. Veya maç yorumları, dedikodu ve başka boş muhabbetlerle meşgul oluyor.

Evet, dost acı söyler. Bugün bunları yazmaya mecbur olmaktan dolayı üzgünüm, fakat buna da mecburum. Çünkü bu önemli tehlikeyi yakinen müşahede ettim. Bugün en azından, yaratılışımızın birinci GÂYESİ olan en önemli ibadetimizi, yani kıldığımız namazlarımızı titizlikle gözden geçirmek zorunda olduğumuzu mütalâa etmek istedim.

Hiçbir tereddüt yok ki; her birimiz, istisnasız olarak er veya geç, mutlaka Âhiret yolcularıyız. Buradan Kabre, Kabirden Haşir, Kıyamet, Sırat, Mahkeme-i Kübra gibi binlerce sene sürecek uzun bir yolculuğumuz var. Yolcu yolunu düşünmeli ve ona göre hazırlık yapmalıdır.

Bu hazırlıkları ihmal edersek eğer, o uzun yolculukta hâlimiz nice olur?

Hele hele Mahkeme-i Kübra’da, kıldığımız namazlarımız yüzümüze vurulursa, geriye dönüp telâfi etme imkânımız da olmayacak. Oysa şimdi tövbe istiğfar ederek telâfi imkânımız var. Hatta ıztırar derecesinde tövbe ve istiğfar edip, sırat-ı müstakime yapışanlara, Yüce Rabbimizin “geçmiş günahlarını af ederek, hatta günahları sevaba çevirme” vaadi bile var. (Furkan S., 70. Â.) ..

Cehennemi hak edip yıllarca yanarak azap çekmeyi değil, Cehennemin o korkunç alev gürültüsünü bile duymak istemeyiz, değil mi?

O halde hâlâ hayatta olduğumuz için, bu fırsatı çok iyi değerlendirelim, inşallah…



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER A.Raif ÖZTÜRK HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
YAZARLARIMIZ
Y
Nurcan CANKORU
KİMDEN
Y
Metin ALKAN
DÜNYAYI YÖNETEN ADAM ROTHSCHİLD PARA İMPARATORLUĞU
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Umre Tatil Değil Meşakkatleri içinde Manevi Zevkleri Uhrevi Duyguları Yaşatan Bir Müekked Sünnet İbadettir “ANDIMIZ” ve Etki Alanları? PARANIN DA SATIN ALAMAYACAĞI ŞEYLER VARDIR Ehli Sünnet Müslümanların LUT kavmi ile İmtihanı
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Mehmet GÖÇMEZ
HUZUR
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim