25 Eylül 2017, 13:52 - 
EHLİ SÜNNET HOCALARA NEDEN SALDIRILIYOR?...

EHLİ SÜNNET HOCALARA NEDEN SALDIRILIYOR?...

Günümüzde asla bir Acun Ilıcalı'nın düğünü, bindikleri vasıta, düğünlerinin içeriği kadar gündem olmayan Peygamberimizin emirlerini anlatmaktan başka birşey yapmayan hocalarımız nedense gündemde baş köşe haberlerde nefret söylemiyle anılır oldular.

   Peki neden? İnanın bana yükselmek isteyen bir ülkenin ilk dinine saldırmak kadar isabetli bir iş yapamazsınız. Şİmdilerde bir çabamız var. Derslerimizde ilmihal okutulsun, çocuklarımız iman hakikatlerini öğrenerek yetişsin istiyoruz. Ve artık dinimize ve dini seçimlerimize destek olan ve dinin yaşayarak toplum içinde bulunmaya çalışan kişilerin önünü açan bir Reis-i Cumhurumuz var Allah'a bin şükür. (Rabbim ondan razı olsun) Önceleri olsa bunları talep etmeyi geçin Allah demenin suç olduğu devirlerden geldik biz.. Ve Osmanlı devletinin yıkılışında aslında biraz biraz da padişahların lükse fazlalaşan düşkünlükleri ve dünyaya tamahlarının artması vardı. Ki ülkemizde gizli ellerle gerçekleştirilen ince nakışlı ahlaki yozlaşma planları da aylık veya bir iki yıllık değil yarım asırlık bir süreci kapsıyordu. 

  Bir hocamız bu ahlaki kaybın sürecinin mantığını anlatmak için şu çok hoşuma giden örneği vermişti, ben de sizlerle paylaşayım:" Eğer ki kurbağayı kaynar bir suya atarsan sıcağı fark eden kurbağa birden sıçrayarak oradan kurtulur, ama kurbağayı ılık bir suya koyup altını yakar yavaş yavaş suyu ısıtıp kaynatırsan kurbağa sıcaklığı fark edemez ve haşlanıp ölür. "

 İşte bu misal bu ülkenin Osmanlı döneminde anlatılan hikayelere bakıp hayran kaldığımız o dönemlerden bu zamana böyle geldik. Ülkemize zamanında İngiltere'den özellikle görülmeye alışılması için yarı çıplak kadınlar getirip sokaklarda gezdirdiklerinden haberiniz var mı mesela? Ki o zamanın genç kızları burunlarının gözükmesinden bile haya eder sırf suretleri güzel gözükmesin diye sırtlarına kumaşlardan bir tümsek oluşturur öyle gezerlerdi. İkinci büyük proje ise televizyonlar... Orayı anlatmama gerek var mı? En mini etekler, en bakışmalı nefse hitap eden sahneler artık oturulup ana baba çocuklar beraber seyrediliyor! Nasıl normalleşmesin!? Önceleri babalar yasaklar kızlar gizlice açıp takip etmeyi marifet görürlerdi. Şimdi o haya seviyesini arar hale geldik.

 Peki bunlar neden yapıldı? Çünkü dört bir cihana imparatorluk etmiş ve gücü kendinde toplamış, altı yüz küsür sene dünyaya hükmetmiş Osmanlı devleti bu payeyi bile geceden sabaha Kuran'ın olduğu odada saygısızlık olmasın diye Osman Bey'in yatmayışından elde etmiş ve devletini İslam esaslarına göre yönetmişti! Buna rağmen o masum devlet yıkıldıktan sonra sömürgeci iftirasına maruz kalmaktan kurtulamadı! Masum diyorum çünkü o kadar yere hükmederken bir tane gayrimüslime zulmetmedi inancından dolayı onları öldürmedi topraklarından sürmedi! Müslümanlar dışında bunu günümüzde bütün devletler ve milletler müslümanlara uyguluyorlar! Şimdi soruyorum; sizce neden dinin temeline dokunmadan anlatan bu alimler zaten o kadar  benzer fetvaları önceleri de verdikleri halde bugün gündem oluyor?

 Peki şimdi de günümüz gündemlerinden diğer başlıklardan bir hatırlatma yapayım "kıyafetime karışma" "pembe otobüsler kadına hakarettir" "bir kadına şortlu olduğu uçun tekme atan vatandaş" (ve tabi ki başörtüsü başından zorla çekilen bacım asla bu kadar gündem olmadı) vs. vs. Bilmem anlatabildim mi? 

 Ülkemiz elhamdülillah ki son günlerde Amerika'yı dahi kendine iltifat ettirecek derecede pikte.. Ve ilk öncelikle öğretim alanında dini ilimlerin artırılması çabasına giriliyor. Çünkü bu devlet atalarını örnek alarak ilerleyebileceğini biliyor. Ve tabi ki başta din ve devlet düşmanlarının ve sonra aynı derecede dış ve sömürgeci güçlerin takdir edersiniz ki pek hoşlarına gitmiyor. Şimdi tekrar bir başa dönüş yapıyorum. Osmanlı devleti nasıl bu kadar uzun hükmetmişti ? El-cevap ; Allah'ın emir ve yasaklarıyla ona saygı göstermekle ve devlet böyle olup halkına da Rabbini öğrenmesi ve ahlakını geliştirmesi yönünde tekkeve zaviyeler ile destek çıkıyor sadece din ilimleri değil fen ilimlerini de okutuyordu. Hem de en köklü Alimler bizden çıkıyor ve bu Alimlerimiz sadece din iliminde değil fen iliminde de önde gidiyordu. Yani dini öğrenmek fene engel değildi, fen dini anlaşılmaz yapmıyordu çünkü iç içeydiler. Haa şu kadın meselesi :) O'nun için de şunu söyleyeyim bu Alimler var ya onların hepsini bir kadın yetiştiriyordu. Bİr de şunu da söylemek gerek kalın kaşlı kadınlar da anlayabiliyor ve öğrenebiliyormuş :D Ya da etek giymek idrak yolarını tıkamıyormuş. :) Ayrıyeten ne bir ehli sünnet alimimiz ne de bu kurda gerçekten İslamda kadının yerini bilen kimseler kadına 'üniversiteye gitme dememiş. Aksine araştırılırsa kadın İslamdan önce köle gibi alınıp satılan, sizlerin modern ve çağdaş diye nitelediğiniz fransız mahkemelerinde "insan olup olmadığı" tartışılan ve hala islamın ulaşamadığı yerlerde kocası öldükten sonra yaşam hakkına sahip görülmeyip kocasıyla diri diri toprağa gömülen ve sonrasında ise hiç vicdan sızısı hissedilmeden terk edilen, İslam gelmeden önce çocukken diri diri gömülen bir varlıktı. İslam ile kadın insan görüldü, mal olmaktan çıktı ayağının altına cennet serildi, Allah benim emanetimdir dedi! Batı meraklısı kimseler ise alıp İslamın verdiği değeri işte kadına bu muameleyi yapan mercilere atfettiler.

 Anlayın artık; bu dünyada İslam'dan başka huzura çare yoktur! Sizler Ey İslam düşmanları! Unutmayın ki sizlerin bir planı varsa Allah'ın daha üst bir planı vardır. Ve son olarak İhsan Şenocak hocaya yapılan acip saldırıyı da çözümlemek isterim; Birincisi, bu hocamız islam hukuku peygamber sünneti üzere konuşur, zaten hayatında islama yer vermeyenler bir zahmet çok konuşmasın, sonuçta dini islam olan ve bu yolda ilerleyenlere hitap ediliyor. İkincisi ise üç iddia var ikisi doğru biri yanlış lanse edilmiş onlar da şunlar ;İhsan Şenocak hocamızın :" Kadın pantolon giymesin, kaş aldırmasın ve Üniversiteye gitmesin" demiş olması. 

 1- Kadınlar pantolon giymesin; İlk öncelikle zetan kadınların erkeklere ve erkeklerin kadınlara benzemesi Efendimizin kıyamet alameti olarak haber verdiği ve yapanların lanetlenmiş kimseler olarak andığı bir fiiliyattır. Ayrıca tesettür dediğimiz ise kadının bol giyinmek suretiyle erkeklerin nazarlarından korunması amacı ile dinimizin emrettiği birşeydir. Tekrar söylüyorum İslamı yaşama derdinde olmayan bacım sen köşede dur bi konuşma! Bu eğer tesettüre girdiği halde uygulanırsa Efendimizin haber verdiği yine kıyamet alameti olan giyinik çıplaklar kategorisine girmektedir.

2- Kaş alınmasın; Ve bu da yine Efendimizin lanetlediği şeyler arasındadır ilgililer konuyla ilgili hadisi araştırırlarsa sahih derecesindeki hadislerde dövme, diş şeklini değiştirme gibi konularla beraber bulacaklardır. Ve bu da islamı yaşama derdinde olan bir hanım kardeşimiz için çok yanlış bir seçim olacaktır. Kaş almanın caiz olduğu durumlar ehli sünnet alimlerin fetvası üzere erkek gibi çok kalın kaşları olup rahatsızlık verecek derecede  olanların aldırabilmesi ve ikinci olarak da evli kadının eğer eşi onu öyle güzel buluyor ve kaşlarına şekil vermesini istiyorsa caiz olmaktadır.


3- kadınlar Üniversiteye gitmesin; İşte bu iddia körü körüne yanlıştır. orada ifadesinde diyor ki hocamız; " Çocuğun üniversiteyi kazanıyor seviniyorsun parası olacak diye, kocasına muhtaç olmayacak diye sevniyorsun, ama pantolanla gidiyor erkekler arkasından bakıyor ona üzülmüyor musun?" Yani burada üniversiteye gitmesinler diye bir söylem yok tamamen çarpıtmadır. Hatta bir kitabının arka kapağında diyor ki " İslam'ın kızı! Muallime ol. doktor ol, ev hanımı ol! Fakat bütün bunları annelik duygunu yitirmeden, tesettürü ve mahremiyeti çiğnemeden yap!" 

  Sonuç olarak Alimlerimiz hakikati konuşur, Aliyeyi Osmanlı devleti dirilecek diye islam ve devlet düşmanları hop oturur hop kalkar. Ne yapsak ne yapsak diye kıvranır, sonra da ortaya böyle sataşmalar ve böyle manşetler çıkar. Hocalarımız bu sözleri ya da böyle fetvaları ilk kez vermiyor ki.. Anlayın karın ağrısı başka. Toplumumuzun özüne dönmesinden deli gibi korkan ve bu olmasın diye var gücüyle çalışanlar var, uyanık olalım kanmayalım..

 Allah cümle ehli sünnet Alimlerimizi korusun!... Amin!...


 Araştırmacı- Yazar

 Gülnihal Elif KİTAPÇI



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Gülnihal Elif KİTAPÇI HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Çocuk Gelişimi Uzmanı Serap Buharalı İle Çok Özel Röportaj
Çocuk Gelişimi Uzmanı Serap Buharalı İle Çok Özel Röportaj
Serap Hanım öncelikle kendinizden kısaca bahseder misiniz?
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
EDEB HAYA İFFET
Y
Nurcan CANKORU
SAKİ AB-I HAYATTAN
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Merkebin Gölgesi ve Merak hastalığımız!... GÖRÜNMEZ TAARRUZ HAREKETLERİ Umre Tur Rehberi Süleyman Yasin AKDENİZ'den Umreye Gideceklere Önemli Tavsiyeler Dr. İşân Hüseynî’den, Müthiş bir anekdot.
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Mehmet GÖÇMEZ
HUZUR
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim