13 Haziran 2017, 16:46 - 
YOL BULAMIYORSAK ŞAYET DAĞLARI DELİP ENGELLERİ AŞARAK YENİ YOLLAR İNŞA ETMELİYİZ

YOL BULAMIYORSAK ŞAYET DAĞLARI DELİP ENGELLERİ AŞARAK YENİ YOLLAR İNŞA ETMELİYİZ

Ülkemizde paralel yapılanma, darbe ve cuntadan korunmak için milli güvenlik nasıl temin edilir?

YOL BULAMIYORSAK ŞAYET DAĞLARI DELİP ENGELLERİ AŞARAK YENİ YOLLAR İNŞA ETMELİYİZ

 

Ülkemizde paralel yapılanma, darbe ve cuntadan korunmak için milli güvenlik nasıl temin edilir?

Fikir olmadan sistem kurulamaz, sistem olmadan politika üretilemez, politika olmadan strateji geliştirilemez, strateji olmadan eyleme geçilemez, eylem olmadan sonuç elde edilmez, sonuç olmadan başarı sağlanamaz.

 

Hırsız içerde ise kapı kilit tutmaz. Ya kapıyı döveceksin ya da hırsızı def edeceksin. Ülkemiz tarih boyunca var olduğu her devirde güçlü bir devlet yapısı ve köklü bir medeniyete sahip olarak hayat sürmüştür. Düşmanın cephede yenemediği için fitne ve tahkiye ile kamufle olarak devlet kurumlarına sızıp yer ve makam elde etmek için değişen yönetimlerle birlikte kabuk değişip gidene güle güle, gelene ise hoş geldin dediği görülmektedir.

 

Bu oluşum renk değiştirerek gizliliğe bürünüp hastalıklı örgütsel bir yapılanma ile devlet bürokrasisi, kamu yönetimi ve sosyal politikalar faaliyetlerini zedeleyerek kamuoyunu devlete karşıtı bir düşünceye sevk ederek devlet ve millet arasında uçurumlar açmayı hedeflemektedirler.

 

Bu zararlı faaliyeti gerçekleştirirken maddi olasılıkların yanı sıra insanları kendi düşünce eylemlerine sevk edebilmek için manevi değerler ve dini kaideler üzerinden işlevsel bir çalışma gerçekleştirip toplum ve milletin zihinlerini tahrip ederek dezenformasyon işlemini uygulamaktadırlar.

 

Kendisi yerli olsa da beyni yabancılaşmış bu kitle oluşumları kaostan beslenen illet bir zihniyete sahiptirler. Devletin bekası, milletin refahı ve ülkenin saadetine büyük bir tehlike arz eden bu oluşumlar ana stratejilerini düşman yada dost görünümlü düşman ülkelerin istihbarat casusları vasıtası ile temin etmektedirler.

 

16. yüzyılda Avrupa ve Osmanlı tarihinde önemli bir rol oynamış zengin bir Yahudi kadın olan banker Doña Gracia Mendes Nasi öncülüğünde başlatılan faaliyetler ile güç kazanarak Osmanlı İmparatorluğunun çöküşüne dahi neden olan bu zararlı yapılardır. Türk devletinin stratejik zekâsı ile birlikte cumhuriyetin kurulması sonucu kurdukları paralel yapının kolları ve ayakları budanıp gövdesi yok edilmek üzereyken direnişten vazgeçip sineye çekilerek yeniden güç kazanmayı hedeflemişlerdir.

    

1960 cuntası ile yeniden canlanıp sistemdeki stratejik milli noktaları tespit ederek etkisiz hale getirmeyi hedeflerken devrin başbakanını da idam edecek kadar gözü dönmüşçesine tavır sergilemişlerdir. Osmanlıdan gelen ve cumhuriyetin kuruluş aşamasında Gazi Mustafa Kemal Paşa ile aynı cephede ve aynı strateji içerisinde mücadele eden devlet erkânı tasfiye edip yerine batı güdümlü kendi elemanlarını yerleştirerek Türk devlet sisteminin işleyen çarkını tökezletmeyi arzulamışlardır.

 

Anarşizm ideolojisini sivil toplum hareketi ile zihinlere işleyen yapılar, kalkınmak üzere uygulanan bütün devlet politikalarını durdurup yerine gazoz üretim tesisleri kurmuştur. İnanç genleri aşamasında belirli bir tahribata uğratılan topluma televizyon ve moda kültürü ile batı politikası diyerek ahlaksızca yayınlar ile ruhun ve vicdanın harap olmasına gayret ederken 1980 ihtilali ile güç kazanan paralel yapılar yeni bir dini hareket olarak altın nesil diye FETÖ-PDY örgütünü piyasaya sürmüşlerdir. Bir taraftan ilk defa dile getirilen İslami terör derken İslamafobinin tohumları atılmış, bir taraftan ılımlı İslam ekolu bir batı ve batıl politikası olarak aranan adam profili ile çalışan yerli görünümlü zihinleri yabancılaşmış vatan haini işbirlikçi casuslar piyasaya sürülmüştür.

Gölge ordular kurup suikastlar işleyerek devletin kadrolarına ayar vermeye kalkacak kadar azılı bir ruha sahip olmuşlardır. Önce 31 Ocak 1990 muammer Aksoy, 26 Eylül 1990 Hiram Abas, 24 Ocak 1993 Uğur Mumcu, 17 Şubat 1993 Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis, hemen ardından 17 Nisan 1993 cumhurbaşkanı Turgut Özal,  4 Nisan 1997’ de şaibeli bir rahatsızlık senaryosu ile şehit edilen Alparslan Türkeş…

 

Bu olayların arkasından hortlayan terör olaylarının ardı arkası kesilmezken 28 Şubat 1997’ de görevi orduda devletin askeri gücünü muhafaza etmek ve düşmana karşı mücadele etmek olan paşaların siyasete ve meşru hükümete ayar vermeye kalkacak kadar küstahlaşıp dönemin başbakanı Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı hedef almışlardır.

 

Boşalan devlet sistemine gecen zaman içerisinde drama sanatı içerisinde yerleşen, hem din alanında, hem sosyal politikalar alanında hem de eğitim alanında güç merkezi haline gelerek ahtapot gibi dünyaya dağılan paralel yapılar 7 Şubat MİT krizi ile kanatlanan emniyet sistemi üzerinden Türk devletine pranga vurmaya çalışmıştır. Daha sonra adaleti sağlamak ile mükellef yargıçları dahi kendi ideolojisinde örgütleyip 17 ve 25 Aralık yargı darbesi ile şekillenen hainliği sergilemişlerdir.

 

Nitekim cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dava ahlakı ve devletin milli ilkeleri eşliğinde belirli bir seviyeye gelen mücadelede paralel yapıların sahipleri kaybedeceğini anladıklarında vatan hainliğinin son noktasına gelmişlerdir. 15 Temmuz da devletin halka ve hakka hizmet için sunduğu imkân ve yetkilerle utanmadan vatana ihanetin sergilendiği ve bizzat vatanın nihai koruyucusu olan milletin tokadı ile ıslah olan bu zararlı oluşumlar önlem alınmadığı takdirde gelecek zaman diliminde yeniden teşebbüste bulunmayı hedefleyecektirler.

 

Ulusal ve uluslararası düzeyde siyasi ve askeri planların oluşturulabilmesi için gerekli olan ve genellikle ulusal hükümetler tarafından, ulusal ve uluslararası alanda askeri, diplomatik, siyasi ve ekonomik konulara ilişkin geniş bir yelpazede yer alan istihbarı bilgilerin elde edilmesi ve bunların işlemesi faaliyetinin yürütüldüğü bir alan ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Stratejik bir plan ve program içerisinde ihtilal, darbe ve cunta girişimlerine karşı mücadele edecek, anayasayı koruyacak, milli bir güvenliği sağlayacak, milli istihbarat faaliyetlerini güçlendirecek özel bir mekanizmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

     

Bilgi bir ulusun cephanesinde bulunan füze veya mayından daha güçlü bir silahtır.  Ülkemizde darbe ve cunta faaliyetlerinden ve bil hassa paralel yapılanmalardan korunmak için bu konu üzere araştırma ve geliştirme yapan bir kurumsal alt yapıya ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Milli Güvenlik Kurulu Bünyesinde  ‘Anayasayı Koruma ve Milli Güvenlik Başkanlığı’  Özel bir işlevsellik içerisinde teşkilatlanan ülke genelinde faaliyet edebilme hakkına sahip olan bir mekanizma içerisinde milli hedefler doğrultusunda faaliyet ederek;

 

•          Cunta girişimleri ve darbe teşebbüsleri ile mücadele

•          Paralel devlet yapılanmaları ile mücadele

 

Olarak yalnızca bu görevleri ifa edecek ve bu alanlarda devlet çapında koordinasyonun sağlanması ilke ve ülkü prensipleri içerisinde Milli Güvenlik Kurulu öncülüğünde direkten cumhurbaşkanına bağlı olarak faaliyet gerçekleştirecektir.

 

Neden böyle yeni bir kuruma ihtiyaç duyulmaktadır?

·         Bugün ülke istihbaratından sorumlu olan Milli İstihbarat Teşkilatı Türk Silahlı Kuvvetler bünyesinde mevzuat gereği istihbarat çalışması yapamamaktadır. Bu nedenle 15 Temmuz darbe girişimi bir ihbar sayesinde fark edilmiştir. Ama bütün oklar MİT neden geç kaldı diyerek basın aracılığı ile kamuoyu oluşturup olumsuz telkinde bulunmuştur.

 

·         Genelkurmay başkanlığının, Türk Silahlı Kuvvetler bünyesinde darbe ve cunta ile mücadele edecek ve bu anlamda faaliyet yürütecek askeri bir istihbarat ağı bulunmamaktadır.

 

·         Emniyet genel müdürlüğü şehir güvenliği hususunda görevleri ile hemhal olup Türk silahlı kuvvetler bünyesinde istihbarat çalışması yapmamaktadır.

 

Sistemsel bir boşluktan kaynaklanan alanı keşfeden FETÖ-PDY örgütü yıllardır örgütlenmesine bu alanlardan yapmıştır. Şimdi her ne kadar FETÖ ile mücadele ediyoruz gibi görülse de halen bilgi kirliliği içerisinde bir bocalama dönemindeyiz. En önemlisi sorunları çözmek adına, birkaç politikacı veya jet bürokratlar aracılığı ile değil, devlet aklı ile oluşturulan devlet stratejisi ile sonuca varılması sağlanmalıdır.

 

Bu işlemi yapmak için yeni bir kurum kurup ( içerisinde FETÖ unsurları olmayan) yalnızca darbe, cunta ve paralel devlet yapılanmaları ile mücadele edecek, bütün yasadışı örgütlerin korkulu rüyası olacak şekilde dizayn edilmelidir. Bu kurumun çalışmaları; emniyet uzmanı, savunma uzmanı, güvenlik uzmanı, diplomasi uzmanı, strateji uzmanı, hukuk uzmanı, analiz uzmanı, teori uzmanı, siber güvenlik, elektrik ve elektronik uzmanı ve istihbarat uzmanları ile ülkenin her alanını ve her kurumunu kapsayan çalışmalar içerisinde koordinasyon eşliğinde yürütülecektir.

 

‘‘Bu kurumun bütün personeli milli ilke ve milli ülkü içerisinde olup devlet geleneğinden gelen sicili temiz devlet görevlileri aracılığı ile icra edilmelidir.’’

 

Milli güvenlik kurumu aracılığı ile direk cumhurbaşkanına bağlı olacak olan bu kurum devletin mahrem bölgesi olup dokunulmazlık zırhı ile güçlendirilerek iç ve dış baskılar bertaraf edilecektir. Bu derece önem arz eden bir strateji uygulaması ile devletimizin sinir hücrelerine sirayet eden zararlı oluşumlar ve paralel yapılanmaları jilet ile kökünden kazımak şöyle dursun, hastalıklı oluşumları devlet sisteminde sirayet ettiği bütün hücreleri arındıracak bir şekilde kökünden temizleyecektir.

 

FETÖ-PDY örgütünü yok etmek için savaş stratejisinin uygulanması lazımdır. Sonrasında FETÖ-PDY beynini besleyen mekanizmalar artık Türk devletine sirayet edemeyeceğini öğrenip geldikleri gibi defolup giderken vatan hainleri sahipsiz kalacağından kendiliğinden gelip teslim olacak. Devletimizde hainlere gereken cezayı vermekle birlikte bir daha paralel yapılanmaların oluşmamasını garanti altına alacak. Böylelikle paralel devlet yapılanmalarının olmayacağı, darbelerin, cuntaların yaşanmayacağı bir ülke içerisinde müreffeh bir şekilde refah içerisinde hayat sürmek mümkün olacaktır.

 

Serdar BOZDOĞAN

Araştırmacı Yazar



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Serdar EMİR HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Çocuk Gelişimi Uzmanı Serap Buharalı İle Çok Özel Röportaj
Çocuk Gelişimi Uzmanı Serap Buharalı İle Çok Özel Röportaj
Serap Hanım öncelikle kendinizden kısaca bahseder misiniz?
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
HER ŞEY HUZUR İÇİN
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
N.Arslan CANKORU
SAYILMAZ
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Elif TAVŞU
ŞİMENDİFER İLE BEKÂYA DOĞRU
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
SU UYUR DÜŞMAN UYUMAZ Metabilim: Sihrin Yapısı Mucizelere dair(devamı)... Barkodların TEVHÎD haykırışları…
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Mehmet GÖÇMEZ
HUZUR
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
SON YORUMLANANLAR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim