14 Kasım 2016, 13:26 - 
Senai Demirci'nin Çok Tepki Çeken Said Nursi’nin vekili kim Yazısına Cevabımız!

Senai Demirci'nin Çok Tepki Çeken Said Nursi’nin vekili kim Yazısına Cevabımız!

Geçtiğimiz günlerde benimde yakından tanıdığım hatta çocukluğumdan beri bildiğim evine misafir de olduğum evimizde misafir olarakta ağırladığımız Senai Demirci abimizin bir yazısına çığ gibi tepkiler gördüm.

 Risale-i Nur talebelerinden çeşitli ağabeylerimiz ve vakıf abiler haber etti. Yazının başlığını okuyunca Senai Demirci abimizin ciddi manada Risale-i Nur'un ruhuna uygun bir derleme ile bu konuya cevap vereceğini düşünerek yazıyı okumaya başladım. Fakat yazı sonuna geldiğimde hayal kırıklığına uğradım. Zira bunca zamandır tanıdığımız bildiğimiz ve gözümüzde gönlümüzde 'nurcu' abi nazarıyla baktığımız bir abimizin böyle bir çıkışı Risale-i Nur ruhuna taban tabana zıt olduğunu gördüm. Şahıslar ve şahsından çok ortaya koyduğu fikri hatalı buldum Risale-i Nur'un bizlere ders verdiği açık sarih beyanlara çok ters olduğunu gördüm. Bunun için böyle bir yazıyı kaleme almayı ve çevremizi bu konuda yeniden düşünmeye araştırmaya sevk etmek için bir kaç hususu belirtmek istedim. 

Şöyle ki : Senai Demirci diyor : 

Bir süredir, oryantalist ve üstenci bakışla, 'Nurcular' mercek altına alındı. FETÖ darbesinin sonucu bu; açıklaması uzun sürer. Şu kadarı var: Gülen örgütü tarafından neredeyse 30 yıl boyunca karartma altına alındı Risale-i Nur. Adı araçsallaştırıldı, itibarı yağmalandı.

Cevabımız : Bu fikre katılmama nedenimiz fetö ile risale-i nurun hiç bir alakası olmamıştır fetö'nün kendiside hiç bir zaman nurculuğu benimsememiş her fırsatta bunu red etmiş hatta cı dan cu dan rahatsız oluyorum diye defalarca demeçler vermiştir. Birilerinin ısrarla onu bu isim ile kasti anmış olması Risale-i Nur'u ve cemaatini bağlamaz. Bu konuda 30 yıl boyunca karartma altına alındı denilirse bu ilişkilendirmeyi kabul ettiğimiz anlamına gelir ki bunu asla kabul etmiyoruz. Bu mücadeleyi merhum Rüştü Tafral ağabey gibi pek çok ağabeyimiz yakından tanıdığımız ağabeylerimiz yıllarca ortaya koymuş zikretmiştir. Üstad Bediüzzaman'ın varisleri ise bu konuda yıllarca hassas davranmış olup her zaman mesafeli kalmışlardır ki fetö'nün sadeleştirme ihaneti ile tamamen reddiyeler ile darbe teşebbüsünden önce dahi en sert tepkileri ve reddiyeleri ardı ardına vermişlerdir. Merhum Abdulkadir Badıllı ağabey verdiği reddiyeler sebebi le fetö tarafından mahkemeye verilmiştir. El hasıl Risale-i Nur adı araçsallaştırılmadı itibarına ise hiç bir şey olmadı. Zaten sadeleştirme ihaneti ile başlayan süreçte şimdiki Cumhurbaşkanımız o zaman ki başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan fetö ile Üstad Bediüzzaman'ın hiç bir alakası olmadığını Risale-i Nur'lar ile hiç bir bağı olmadığını defalarca ilan etmiş olması yine Senai Demir'cinin Risale-i Nur'un itibarı yağmalandı sözünün aksi bir durum ortaya koyuyor ve daha fazla itibar ve kazanımlarının olduğunu bu şerlerden çıkan hayırlar kabilinden anlıyoruz. Diyanetimizin de Risale-i Nur'a sahip çıkması devlet eli ile basımının yapılması tavsiye edilmesi teşvik edilmesi fetönün deşifre edilmesinden sonra daha fazla Risale-i Nur'a karşı merak uyandırmış oldu. 

Yine Senai Demirci yazısının devamın da diyor ki : 

Oysa tertemiz bir fikir mayasıdır, bir tefekkür nüvesidir Risale-i Nur. Kimsenin malı değildir. Laboratuvar malzemesi diye görülecek bir nesne hiç olmadı. Ne folklorik bir detay ne telaffuzuyla yetinilecek bir ezberdir. Kur'ân'a doğrudan muhatap olan bir eser olarak, asil bir öznedir, zarif bir inşa edicidir, şefkatli bir onarıcıdır.

evet aynen öyledir fakat böyle güzel cümlelerin üzerine bu beyanları perdeleyecek açıklamalar ile devam etmesi gerçekten üzücüdür.

Ve şöyle devam ediyor demirci :

Müellifi Said Nursi'nin kardeşinin evinde yediği çorbanın parasını bile verecek denli istiğna ile ortaya koyduğu bu eser, birilerinin egosuna promosyon olamaz, maddisini geçtik, manevi menfaat aracı bile olamaz. Asla araçsallaştırılamaz. Kimsenin yanında olamayacak denli şeffaf ve diri, ele avuca sığmaz, doğurgan bir metindir.

evet aynen doğrudur fakat sonraki cümlelerinde bu hakikatı başka hakikatları perdelemek için bu sözlerin sarf edildiği aşikardır. 

Senai Demirci abimizin asıl fikrinin zikrinin dağılması şu satırlar itibariyle yazısında baş göstermiştir.

"Garip olanı şu: Bazı kardeşlerimiz Said Nursi’ye 'vekil' arayışına girdiler. Korsan vekil’i bertaraf ettiğimiz bugünlerde, manidar geldi bana bu çaba. Yok, yok; suçlamıyorum. 


cevabımız : ortada garip bir durum yoktur. Risale-i Nur'un sarih beyanları ile vekil varis meselesi gayet açıktır. Nur'u okuyanlarca malumdur. Nur'u okumamış bu kısmı bilmeyenlerin malumu olmamış olması böyle bir ifadeye ancak onları inandırabilir. Zira kimse vekil arayışına girmiş değildir zaten bu ağabeylerimiz vekildir. Hatta bir çok konuda bunlar belgelenmiş vazifeleri bildirilmiştir. 


daha önce vekil ve varislik konusunda üstadın el yazısı ile de neşrolan mevzuları bunu kabul etmeyenlere reddiye makamında yazmıştık dileyen linkten ulaşabilir 


http://www.arastirmaciyazarlar.com.tr/haber/4749-kendilerini-yazici-nurculardan-gostermeye-calisan-.html


Şimdi soruyoruz üstadın açıkca vasiyeti ile ve pek çok lahika mektubunda risale-i nur'da varislik vekillik meselesi sarih ifadeler iken varken Senai Demirci neden nurcuları garip bir şekilde vekil arayışı içine girdiler diyerek zihinleri bulandırmaya çalışmaktadır. Böyle bir arayış yok zira Risale-i Nur'da sarih bir şekilde bu konuların cevabı var vekil kim varis kim bizzat üstad Bediüzzaman'dan öğreniyoruz. Merhum Mustafa Sungur ağabey vefatından önce babam Cavit AKDENİZ'in ziyaretinde Sungur ağabey bizzat babama Bediüzzaman'ın varisleri kimdir vekilleri kimdir mektuplarını açıp okutmuştur bizde hatıra olarak mahfuz olmak ile beraber böyle bir yazıyı Merhum Abdulkadir Badıllı ağabeyimiz sağ olsaydı elbet ağır bir reddiye Senai Demirci abimizin bu yazısına karşılık ortaya koyar cevap mutlaka verirdi. 


Senai Demirci yazısına şöyle devam ediyor : Hüsn-ü niyetlidirler elbette. Ben de hüsn-ü niyetli biliyorum kendimi. Şimdi hüsn-ü niyetle sorayım:

Bu vekil niye var? Varsa, niye ille de ‘mutlak’? Said Nursi’ni mutlak vekili, Bir bakıma Bediüzzaman'ın tüm yetkilerini toplamış biri. Sözünden dışarı çıkılmayacak, o ne derse o olacak, kudretli biri bu.

Vaktiyle Üstad Bediüzzaman'ın şoförlüğünü yapmış bir ağabeyimiz İçişleri Bakanlığı, Külliye, resepsiyon falan gezdiriliyor. Bu muhterem 'mutlak vekil' adayının sesini hiç duymadım, Üstad'ın fikirlerini beyan eden bir makalesine denk gelmedim. Ama 'mutlak vekil'lik konusunda mutlaka ısrarlı olanları da anlamak istiyorum."


Cevabımız : Hüsnü niyet demiş olması sanki varislik ile vekillik ile bediüzzaman'ın bir lahikası vasiyeti yokmuş ta nur talebeleri kendi kafalarından iyi niyetlerinden böyle bir şey uydurmuşlar gibi bir izlenim ortaya konmuş. Öncelikle Senai Demircinin bu kadar varislik ve vekillik ile sarih beyanları olan Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin lahikalarına beyanlarına bakış açısını öğrenmek gerekiyor o bu mektupları kabul etmiyor mu yoksa sarih beyanların dışında başka tevilleri ile mi mevzuya bakıyor bilmek gerekiyor zira sarih beyanlar şu şekildedir :


Ecel gizli olmasından, vasiyetname yazmak sünnettir. Benim metrukâtım ve Risale-i Nur'dan olan benim hususî kitablarım ve güzel cildlenmiş mecmualarım vesair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur fabrikalarının heyetine, başta Hüsrev ve Tahirî olarak o heyetten oniki {(*): Kardeşim Abdülmecid, Zübeyr, Mustafa Sungur, Ceylan, Mehmed Kaya, Hüsnü, Bayram, Rüşdü, Abdullah, Ahmed Aytimur, Âtıf, Tillo'lu Said, Mustafa, Mustafa, Seyyid Sâlih.} kahraman kardeşlerime vasiyet ediyorum. Onlara bırakıyorum ki; emr-i hak olan ecelim geldiği zaman, benim arkamda o metrukâtım, benim bedelime o sadık ve mübarek ellerde hizmet-i Nuriye ve imaniyede çalışsın ve istimal edilsin.

Emirdağ Lahikası-1 ( 136 )

Şimdi bütün talebelerin fevkinde diyerek değil, benim en yakınımda hizmetimde olup bir derece tam tarz-ı hareketimi bilenler ve yakından görenler içinde, dört-beş adamı mutlak vekil yapıyorum. Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam, Nurlara karşı hizmetimin tarzını bilerek tam yapabilsinler. Şimdilik Tahirî, Sungur, Ceylan, Hüsnü ve bir-iki adam daha mutlak vekilim olarak vasiyet ediyorum.
Emirdağ Lahikası-2 ( 233 )

Görüldüğü üzere Bediüzzaman hazretleri diyor ki 

a) en yakınımda

b) hizmetimde

c) tam tarzı hareketimi bilenler

d) yakından görenler

e) 4-5 adamı MUTLAK VEKİL yapıyorum

f) Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam

g) Nurlaka karşı hizmetimin TARZINI bilerek

h) tam yapabilsinler

ı) Şimdilik Tahirî, Sungur, Ceylan, Hüsnü ve bir-iki adam daha mutlak vekilim olarak vasiyet ediyorum


şimdi bu satırlarda Üstadın beyan ettiği hususları tek tek ele aldığımız da varis ve vekil ne demek Mutlak Vekil ifadesi ile ne kast edildiği daha iyi anlaşılmaktadır. Haliyle Senai Demirci abimizin iddia ettiği gibi kimse varis vekil lider aramıyor bilakis Bediüzzaman hazretlerinin vasiyetini yerine getiriyor. 

Bu varis vekil ağabeylerimiz Nur hizmetinin tarzını duruşunu Üstaddan gördükleri gibi ayna vazifesi görerek birebir modamod aktarıyorlar. Kim bundan neden rahatsız olur kim bu duruma neden farklı bir yorum ile kafa bulandırmaya çalışır siz hesap edin. Zaten bu mektuplar lahikalar ciddiyetle ele alınıp nazarlara sunulmuş olsa dinlenilse ne fetösü ne başka bir muhalif akımların rüzgarı ile kimse savrulmaz. Elbet risale-i nur şahıs ile bağlanmış bir eser değildir fakat bu hizmetin tarzı ve sınırları bellidir yeni yeni sınırlar ve tarzlar ile yola çıkanların nasıl hüsrana uğradıklarını ve nefreti amme ile karşılaştığını defalarca görüp müşahede ediyoruz. 


Gel gelelim Senai Demirci : Vaktiyle Üstad Bediüzzaman'ın şoförlüğünü yapmış bir ağabeyimiz İçişleri Bakanlığı, Külliye, resepsiyon falan gezdiriliyor. Bu muhterem 'mutlak vekil' adayının sesini hiç duymadım, Üstad'ın fikirlerini beyan eden bir makalesine denk gelmedim. Ama 'mutlak vekil'lik konusunda mutlaka ısrarlı olanları da anlamak istiyorum.


diyerek kendisi hakkında başka soru işaretlerine vesile olmuştur. Zira Bediüzzaman hazretlerinin şöförlüğünü yapmak başlı başına üstadın güvenini tam almış olmak demek oluyor. Zira mihmandarı kılmış direksiyona Hüsnü Bayram ağabeyimizi geçirmiştir. Hikmet nazarı ile biraz düşünen insan bu şoförlüğün basit bir şoförlük olmadığını bu şoförlüğün dışında bu ağabeyimiz nasıl bir vazife içinde olduğunu görevli olduğunu görecektir bilecektir fark edecektir. Hüsnü Bayram ağabeyimizin bugüne kadar sesi çıkmadı demek bugüne kadar bu ağabeyimize karşı bu beyanı ortaya koyanların nasıl mesafeli durduğunun uzak durduğunun açık ilanıdır. Zira çok küçük yaşlardan bugüne şöhretten şahsi reytinglerden uzak kalıp nurlara ömrünü adadığının en büyük ilanını Senai Demirci yapmış oluyor. Ve bugün Devletin en üst kademelerinin bile Üstadın vekiline varisine muhatap alıp fetö ile mücadelede ve risale-i nur hizmetinin istikamet ile sapmadan devam etmesine verdikleri desteği maksadından amacından sapmış yorumlar ile perdeleyip köşe yazısı ile beyan etmek nasıl bir hüsnü niyettir kimse anlayamıyor izahı kabil olmuyor. 


Aynı yazısının devamında ise varis ağabeyimizin makalesine rastlamadım fikirlerine rastlamadım diyor. Halbuki Senai Demircinin rastlamamış olması görmemiş olması olmadığının delili değildir zira Senai Demirci bu konuda miheng taşı değildir ki doğru nedir yanlış nedir ona bakarak tespit edilsin. Bilakis üstadın ifadesi ile Mutlak Vekilim dediği Hüsnü Bayram ağabeyin çok makalesi uyarısı beyanı lüzum oldukça neşredilmiştir. Onları buraya aktarmak yazıyı uzun çeker hazır gündem olmuşken bizzat tanıyıp ziyaretine gidip en yakınındaki hizmetinde bulunanlardan dahi meseleyi en doğru şekil ile öğrenmek mümkündür. 


Senai Demirci'nin "Ama 'mutlak vekil'lik konusunda mutlaka ısrarlı olanları da anlamak istiyorum." sözünde samimi ise buraya kadar beyan ettiklerim bu ısrarımızın neden olduğunu anlatmaya yetecektir. Üstadın ifadesi ile bu hizmetin tam tarzını muhafaza etmek yeni yeni harici muhalif çığırların önüne geçip bu hizmeti kıyamete kadar üstadın gösterdiği şekliyle muhafaza etmeye çalışıp devam ettirmek içindir. Zaten Hüsnü ağabeyimiz risale-i nur talebeleri enaniyetlerini kırmalı nurları okuduktan sonra kendi kalemlerini kırmalı risale-i nur ile iktifa edip bunu neşretmeli kafa feneri ile devam etmemeli manasında çok uyarı ve ikazları vardır ki Üstadımız'da aynı şeyleri daha kati bir biçimde beyan etmiştir nurlarda mevcuttur. 


Senai Demirci abimiz hüsran dolu yazısına şöyle devam etmiştir :


"Önce şuraya not alalım: Said Nursi diyeceklerinin hepsini diyerek yürüdü Hakk'a. Diyeceklerinin hepsi Risale-i Nur'dan ibarettir; onun yerine konuşacak olan da Risale-i Nur'dur. 'Mutlak vekil' Risale-i Nur metninin kendisidir. O da doğurgan bir metindir; bu mutlak vekil metnin mesajlarını seslendirmek de biz okuyuculara düşüyor. Risale-i Nur ise herkese her an her yerde açıktır. Araya abi ya da abla koymayı gerektirmeyecek netliktedir" diyor.


Cevabımız : senai demircinin bu sözü: 

Bediüzzaman ise öyle demiyor : 

Risale-i Nur talebeleri, Risale-i Nur'un dâiresi hâricinde nur aramamalı ve aramaz. Eğer ararsa, Risale-i Nur'un penceresinden ışık veren mânevî güneşe bedel bir lâmbayı bulur, belki güneşi kaybeder.

Hem Risale-i Nur'un dâiresi çok geniştir; şâkirtleri pek çoktur. Hârice kaçanları aramaz, ehemmiyet vermez, belki daha içine almaz. Her insanda bir kalp var. Bir kalp ise, hem dâirede, hem hâriçte olamaz.

Hem hâriçteki irşâda hevesli zâtlar, Risale-i Nur'un şâkirtleriyle meşgul olmamalı. Çünkü üç cihetle zarar görmeleri muhtemeldir. Takvâ dâiresindeki talebeler irşâda muhtaç olmadıkları gibi, hâriçte kesretli namazsızlar var. Onları bırakıp bunlarla meşgul olmak irşad değildir. Eğer bu şâkirtleri severse, evvelâ dâire içine girsin, o şâkirtlere peder değil, belki kardeş olsun-fazileti ziyade ise ağabeyleri olsun.( Bediüzzaman Said Nursi)


Görüldüğü üzere üstad bu ağabeyciliği ablacılığı kardeşciliği hangi makamda dediği aşikardır. Bir hizmeti istikamet ile öğrenmenin yolu yordamı kafa feneri ile gitmek değildir. Bu hizmetin içinde meşveret ile mevzuyu bilen hakikata şahit büyüklerimizin beyanları ile istikametimizi bulmaktır şaşırmamaktır. Kuran yeter deyip hadisleri fıkhi kaideleri mezhepleri red eden haricilik anlayışına karşıyız aynı misal ile risale-i nur hizmetinde bu hizmeti bizlere kadar getiren ulaştıran vefakar cefakar ağabeylerimizin ağabey olarak bizlerin istikamet ile nasıl gitmemizi gösterip ders veriyorlarsa onları dinlemek talebe olarak vazifemizdir aksini yapmaya karşıyız. Üstadı anlamadan risale-i nur anlaşılmaz üstadın davası anlaşılmadan risale-i nur anlaşılmaz varislerin beyanlarını bilmeden istikameti kimse muhafaza edemez. İşte varisler bunun için var ve bugünler için var. Nur hizmetinde istikametimizi en doğru şekilde muhafaza edebilmek için var. Senai Demircinin dediği gibi bu abiler vefat etmiş olsalarda gösterdikleri yol yordam metod ayniyet sırrı ile talebelerine hepsi nakış nakış işlenmiştir. Bu aynaları kırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. 


Senai Demirci yazısını hüsran ile okudum şöyle tamamlamıştır :


Bediüzzaman'ın irşad mesleğine getirdiği en önemli yenilik: şifahi/sözel zeminden yazılı zemine geçiştir. Hakikatin aktarımını da şeyh-mürid ilişkisi üzerinden değil, kardeş-kardeş ilişkisi üzerinden yürütür. Risale-i Nur talebeliği, birine talebe olma şartı koşmaz, doğrudan Kur'ân'a talebe eder okuyucusunu.

Gözlerini sayfalarla buluşturan herkes, istediği yerde, istediği kadar, istediği anda, Kur'ân hakikatleriyle eşsiz bir letafetle tanışır, nebevi dergâha kabul edilir.

Bu kadar...

‘Mutlak vekil'e iş düşmüyor bu tabloda. ‘Mutlak vekilci’lerin ‘mutlak vekil’e niye işleri düştü?


Cevabımız : Bediüzzaman'ın irşad mesleğinde yenilik yeni birşey asla yoktur. Asrı saadetten günümüze İslamiyet nasılsa aynı ruhu havayı manayı özü nakletmiştir islamiyete karşı yapılan saldırıları taarruzları iman hakikatleri ile dağıtmıştır. Senai Demirci üstadı yenilikçi diyerek bir çeşif reformistmiş gibi nakletmesi hakikatte aslı aslı olmayan bir beyandır. Risale-i Nur'da elbet şeyh mürid ilişkisi yoktur tarihi boyuncada olmamıştır ki böyle bir benzetme ile olmayan bir şey varmış gibi suyu bulandırmanın manası yoktur. Üstad varis bırakmıştır onlara hizmetin tam tarzını öğretmiştir onlarda ayna görevi üstlenerek hizmeti olduğu gibi aktarmıştır. Bundan sonrada bu şekilde devam edecektir. Zira hizmetin tarzı sistemi artık korunmaktadır fetö hadisesinden sonra daha ciddi bir surette bu tarz korunmaya devam etmektedir. 

Mutlak Vekile çok iş düştüğü yıllardır nurcu diye sandığımız Senai Demircinin kaleminden dökülenleri gördüğümde daha ciddi anladım. Zira üstadımız vekil ve varis bu ağabeyleri arkasında bırakmasaydı demek herkes kafasına göre bir yöntem ve sistem kurup bu hizmeti olması gerektiğinin dışına harici cerayanlar çığırlar ile ortaya koyup devam edeceklermiş. Neyse ki endişe etmeye gerek kalmıyor. Üstadımız bugünleri keşfen görmüş ki varis nedir vekil nedir varis ve vekil ağabeylerimizin vazifesi nedir ve biz nur talebeleri bu durumda nasıl bir tavır takınması bir duruş göstermesi ve nasıl bir yol üzerine yürümesi gerektiğini öğretmiştir. 

not: Senai Demirci için abi abimiz ifadeleri yaşca büyük olduğundan saygıdan söylediğim ifadelerdir nur talebeliği içindeki abimiz ağabeyimiz manasında asla değildir. 

son sözümüz: Mutlak vekil ağabeylerimize işimiz düştü hemde çok işimiz düştü. o işimiz daha fazla nurlara hizmet ederken istikametimizi korumak böyle harici süslü felsefik cümleler ile kafa karıştırmaya çalışanlara karşı nur talebelerine ağabey olarak başımızda durmaları bu konudaki beyanları ile bizleri daima dikkatte tutmalarıdır. Yoksa bu harici kafa fenerleri yüzünden Risale-i Nurları bilmeyen okumayan haberdar olmayanlar asıla öze ulaşamayacaklar bu kafa feneri felsefeleri ile hareket eden akımın etkisinde savrulup gidecekler hepsi kendi başına bir enaniyet abidesi olarak ben bilirim ben yaparım ben ederim diyerekten nefis atına binip enaniyet vaadisinde at koşturacaklardır. 

İnşallah bizler elimizden geldiği kadar hak ve hakikat ne ise bunları her fırsatta muhtaçlara ulaştırmak için gayret edeceğiz. Rabbim bizleri nuru olduğu gibi anlayanlardan eylesin bu hizmeti nuriyeye ulaşacaklara perde eylemesin. 

El Baki Hüvel Baki
Saffı Evvel Talebe-i Nur Çilingir Ali Savran Torunu
Kardeşiniz
Araştırmacı Yazar
Süleyman Yasin AKDENİZ



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Süleyman Yasin AKDENİZ HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
BİZİM DİNİMİZ İSLAM'DA.. TAKVA..
Y
Mehmet GÖÇMEZ
Mezhep
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu Ekibi Beni Gizli Toplantıya Çağırdı Sevenleri Olarak Uyarıyorum Mehmet Fırıncı Ağabeyi Koruyun Muhafaza Edin Acil! Nur Hayat Şuaranın Kaleminden Seçmeler HZ. ALİ'ye (r.a.k.v) ACEM OYUNU
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
SON YORUMLANANLAR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim