29 Ağustos 2016, 11:22 - 
Sayın Cumhurbaşkanımızdan Beklentilerimiz..

Sayın Cumhurbaşkanımızdan Beklentilerimiz..

Sn. Cumhurbaşkanım Ve Değerli Kamuoyu..

OYUNU OYUNLA BOZACAĞIZ. ..
( Sn Cumhurbaşkanım, Değerli Kamuoyu )

Nasılki belediye ve kamu kuruluşları özellikle imar gibi hususlarda 5 yıllık, 10 yıllık hatta daha uzun süreli planlarla çalışırlar ve uygulamaları plan dahilinde yaparlar, yoksa çarpık yapılanmanın önüne geçemezler, ozaman şehirler beton yığını yada gecekondu bölgelerine dönerler. Aynen öylede şehri imar ederken nesli ihmal ederseniz, o imar ettiğiniz şehri, İhmal ettiğiniz nesil ya tahrip eder yada yaşanmaz hale getirirler. 
Yani nesiller ve mevcut toplum üzerindede 5 yıllık, 10 yıllık, 50 hatta 100 yıllık planlar yapmak zorundasınız. 

Vücutta yağı artıracak şeyler yediğinizde kolesterol, şekeri  artıracak şeyler yediğinizde şeker hastası olursunuz, dengeli beslenmeye mahkûm ve mecbursunuz. İnsan sadece etten, kemikten bir varlık değil, akıl, nefis, ruh, kalp ve hususen latifeleri üzerindende beslenmesi, eğitilmesi gereken bir halifei zemin, eşrefi mahlukattır. Eğer siz eğitim, denetim, yönetim, idare, çevreyi hazırlama, adaleti temin gibi hususlarda yetişen nesli ve mevcut toplumu ikna edemezseniz insanlar başka çıkış yolları ararlar. Özellikle ilmî beceri ve birikimi, aklî olgunluğu kemâle ermemiş tecrübesiz gençler kurulan herhangi bir tuzağa kolayca düşebilirler. 
Peki ne yapmalı Devlet. ..
Bu güne kadar şu veya bu nedenlerle ihmal ettiği ticari ve ilmi dernekler  sivil toplum kuruluşları, vakıflar, cemaatler ve her türlü sosyal yapı, tv, radyo, sosyal medya, gazete gibi hayatın vazgeçilmez gerçeği haline dönüşen her şeyi ama her şeyi altını kalın çizgilerle çizerek söylüyorum ki iyi niyetle yaklaşıp, anlayıp, dinleyip, toplumun faydasına hizmet eder hale getirmelidir. 

Akla şöyle bir soru gelebilir, nasıl olacak ?

Devlet kriz dönemlerinde bakanlıklar kurup, âkil heyetleri kurup temeli istişâre kültüründen alarak geçmişte bir çok problemi çözmüştür, bu tecrübeye sahiptir. 

Mesela bu işe önce bazı kurumları yeniden yapılandırmak suretiyle topluma daha iyi hizmet eder hale getirerek başlayabilir. Bizim elimizde Diyanet gibi devasa bir kurum var, 120 bin personel, yaklaşık 85 bin camimiz var. Bu kurumun işlevselliğini artırıp, imamları toplum nazarında namaz kıldırma ve cenaze kaldırma memuru profilinden kurtarıp ilmî, sosyal ve toplum psikolojisi eğitimiyle donanımlı yetiştirip yeniden itibar kazandırabilir.  Diyaneti; ticârî kurum olmaktan çıkarıp, denetleyici ve eğitici bir kuruma dönüştürebiliriz. Enerjisini hac, umre vb hem uzun süreli meşgul eden, hem aslî görevini yapmasına engel olan işlere harcayıp, toplumla sadece cumadan cumaya buluşan Diyanetin omuzlarından bu ağır yük (?) alınıp, toplumun din eğitimine sürekli efor sarfeder hâle getirebiliriz. Cemaatlerin eksiklerini istişare etme ve onları ötekileştirmeden topluma daha iyi hizmet eder hale getirme görevide Diyanetin vazife alanı içinde yeniden yapılandırılabilir. Tabi bunu kabul edilebilir bir zemine de çekmek gerekir. Mesela Osmanlı döneminde Âzâ lık sistemi vardı. Âzâ ların vasıfları, kriterleri, ilmî ölçüleriyle belirlenir, her biri bir bölgenin temsilcisi gibi çalışır, istişare halinde alınan kararlar toplum tarafındanda kabul görürdü. Bizim Diyanetimizdede Âzâ lık sistemine geçilip, din adına hizmet ettiğini düşünen bütün camialardan birer Âzâ alınıp, hattâ tüm İslam devletlerinden birer Âzâ alınıp hem onların düşünceleri toplum tarafından bilinir hâle getirilebilir, hem varsa ıslah edilmesi gereken noktalar oradaki Âzâ larla yapılacak ilmî istişarelerle neticeye kavuşturulmuş olur.

  Hem de bu şekilde Diyanet daha geniş bir zeminde kabullenilmiş olurki, din üzerinde toplumun ve İslam Âleminin kabullendiği bir otoriteye dönüşmüş olur. 

  Tabi burada en önemli husus iyi niyetli yaklaşım ve Diyanetin bu önemli görevi yapabilecek vasfa kavuşturulması olduğunu bir kez daha tekrar etmekte fayda var. Çünkü mevcut haliyle yakın geçmişteki Fetö ile mücadele döneminde oldukça pasif, dinde yapılan tahrif ve tahribat konusunda bir o kadar sessiz ve kendisini zayıf, güçsüz gören, ayrıca aslî işi olan din anlatmak ve toplumun dînî yaşantısını kolaylaştırmak vazifesini tam yapamayan bir Diyanetle bu işlerin yapılması ve toplumun ekseriyeti tarafından hüsnü kabul görmesi oldukça zor. 

   Yine bu mesele gibi diğer meseleleri de ayrı ayrı değerlendirebiliriz. Mesela sosyal medyada yayılan yalan haber, tahrif edilmiş din bilgileri, iftira, hakaret, toplumun ahlakını zedeleyecek teşhir vb şeylerin kontrol altına alınması, toplumun bu tip hataları bilinçli yapanlarının cezalarının artırılması, bilinçsiz yapanların ise, dînî mahsurları, sosyal toplum olmanın gereği olan sorumlulukları öğretilerek eğitilmesi gerekir. 

Ayrıca tv Proğramları, dizi ve film içerikleri kontrol altında tutulmalı, kimin eli kimin cebinde belli olmayan, ailevi değerlerin hiçe sayıldığı, aile içi şiddet, aldatma, zina, hırsızlık, gayrı meşru hayat ve gayrı meşru kazanç gibi yolları hoş gösteren na hoş dizi ve filmlere müdahale edilmeli, toplumun hayalperest, gerçekten uzak, ahlak ve mânevî değerleri hiçe sayan bu propaganda aletlerinin eline teslim edilmemesi gerekir.

  Yine tabi onlarca madde eklenebilir ama biz bu meselede en önemli vazifelerden birinin de Milli Eğitime düştüğü gerçeğini görmezden gelmeyelim. Yıllarca Paralel çetelerin gelir kaynağı haline dönüşen, başarısız olması için büyük çaba sarfedilen ki başarısız oldukça Paralele ekmek kapısı olan fakat ilginçtir basın yayın tarafından gündeme pek taşınmayan bir kurumdur Milli Eğitim. ..

   Devletin verdiği kitapların neden kullanılmadığı, elbiseler, dersane kamburu, üniversite kontenjanı, dersaneden üniversite kazanan oranı, dersaneye gitse bile üniversite kontenjan sayısı gereği zaten kazanamayacakların sayısı gibi konular geniş bir makale konusu. Biz burada işin eğitim tarafından bakalım. Milli Eğitim müfredatı genelde eğitimden çok genel kültür öğretimi tarzında. Yani her konuda biraz bilgi sahibi olun vatandaş azda olsa konuları görsün şeklinde hazırlık yapılmış. Branş yada uzmanlık alanı hedeflenmeyen, özellikle lise bitinceye kadar verilen eğitimle maalesef ne matematikçi, ne fizikçi, ne kimyacı, ne edebiyatçı olabilirsiniz ne de dininizi öğrenebilir ya da toplum sosyolojisi, psikolojisi öğrenebilirsiniz. Koca 12 yıl boyunca bu şekilde yetişen ? nesil artık akıl baliğ olmuş ve gerek yasalar bakımından gerekse dinen sorumluluğu kendine ait fakat nereye gideceğini, nasıl yaşayacağını, nasıl kazanacağını, nasıl ve nerelerde harcayacağını bilmeyen bir nesil, bomba bir nesil karşımızda. ..
Peki sizce böyle yetişmiş ? bir nesle, paralel oldun, dik oldun, örgüte kaydolun, devlet düşmanı oldun diye hayıflanırken hiç kendi vebalimizi düşündük mü ? 

   Şimdi artık bu Milletin ve bu Devletin tez elden yeniden yapılanma sürecine girmesi ve geçmişte yapılan ötekileştirme hatasından uzak, toplumun gerçeklerini kabullenen ama gerektiğinde samimi bir şekilde ıslah eden ama yıkmayan, yok etmeyen, sahiplenen, başkalarının sahiplenmesine engel olan Devlet Baba rolüne yeniden kavuşması kaçınılmazdır. Devlet Baba bizim kültürümüzün vazgeçilmez bir parçasıdır. Geçmişte bazan Devlet Ana olup hiç bir hatayı görmeyen, bazan Milletine yabancı ve kendi yönetim anlayışı hariç herkesi öteki görüp cezalandırıp küstüren Devlet olarak hatalı duruş sergileyen bu Devlet artık aslî vazifesini hatırlamalı ve öz kültürü olan Devlet Baba duruşunu muhafaza etmelidir. Yanlışa gideni kaybetmeden otoritesini ortaya koymalıdır. 

İşte bu şekilde bu Devlet kendisine, milletine, kurumlarına, camialarına oynanan oyuna oyunla cevap verip, yani oyunu oyunla bozup, yeniden doğru bir hamle yapma imkanı elde edip, kaybediyor gibi görülen oyunu kazanarak çıkabilir. ..

   Şunu Unutmayalımki dış mihraklarında ülkemiz ve Âlemi İslam üzerine kendi dînî projelerine ulaşmak için uzun süreli ve sayısız planları var, biri bitmeden birine geçiyor, kazandım sevinci, kaybettim üzüntüsü yaşamadan profesyonelce, duygusallıktan uzak olarak uygulamaya devam ediyorlar. Bu hususu görmek isteyenler Arzı mev-ud inancı ve Arzı mev-ud a ulaşmak için uygulanan uzun soluklu planlara bakabilirler, hattâ paralel in bile bu yolda kullanılan 45 yıllık uşak olduğunu görüp şaşıp kalacaklardır. 

   Özellikle son dönemde adına aydın denen karanlık adamların tv ekranlarında Fetö nün vazifesini devam ettirmekte olduğunu, insanların bir kısmının ötekileştirilmesi projesine hâlâ devam edildiğini görüyoruz. Fetö teferruat dediği halde ve cemaatinin çoğu açıklardan oluştuğu halde, suçlu ablalar profilinde, tutuklama görüntülerinde başörtülülerin ön plana çıkarılması, onlar üzerinden bütün dindarlara operasyon varmış gibi algı oluşturarak dindar kesimin tedirgin edilmesi, diğer cemaatleride lekeleme çalışması, laikler olmasaydı şöyle olurdu diyerek daha bir kaç yıl önce il il miting yapıp asker göreve diyenleri sn Cumhurbaşkanına şirin göstermeye, ilerde yapılabilecek ikinci bir hamleye zemin hazırlamaya çalıştıklarını, bu güne kadar âdeta sn Cumhurbaşkanının yanında kader birliği etmiş bütün cemaatler kurumlardan ayıklanmalı diyerek devleti güyâ ikinci bir yapılanmadan temizleme görüntüsü altında gizli bir komitenin aslında dinsiz bir Paralel yapıyla Devletin etrafını sarmaya çalıştığını ibretle izliyoruz. Bu şekilde sn Cumhurbaşkanının etrafı boşaltıldığı gibi, bir tek talimatıyla sokakları doldurarak tankların karşısında Vatan mücadelesi verenleri gücendirip sn Cumhurbaşkanının halktan gelen desteğinin de kırılması hedeflenmektedir. ..

   Şimdi oyun içindeki bu oyunu görüp, oyunu oyunla bozup, bütün hamleleri boşa çıkarmak, Devletin ve en baştada bu güne kadar her türlü zorluğu Allah’ın İnayet-i, Milletin dirayeti, şahsen de Dik Duruşuyla çözen sn Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın vazifesidir. ..

   Yapılması gereken Âdilane davranmak ve hak edenin hak ettiği makama ulaştığı, şucu, bucu ayrımı yapılmadan her göreve her vatandaşın gelebileceği yeni bir halk devleti oluşturmak ve kriteri yalnızca Vatandaş olmak ve Liyakat Sahibi olmak olmalıdır. Ne Kemalist, Laik, Falan Cemaat, Filan parti diye kayırmak, nede ayırmak doğru değildir. Allah Adaleti Emreder diyor. Âdilane hareket edilmezse Zulüm olur. Sn Cumhurbaşkanının sık sık ifade ettiği gibi Zulüm le âbâd olunmaz. ..
 Allah kolaylık versin.

Seyfettin KÜRNE



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Seyfettin KÜRNE HABERLERİ
VİDEO GALERİ
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
ALLAH CC YERYÜZÜNE NEDEN? RAHMETİNİ KESER
Y
ferit karasu
YÜREĞİM DEKİ ŞEHİR
Y
Nurcan CANKORU
MENZİLE
Y
Mehmet GÖÇMEZ
ANMAK MI ANLAMAK MI
Y
SERDAR BOZDOĞAN
TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR BİZDE TARİHE YENİDEN ÇAĞ AÇTIRIYORUZ
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
DÖVİZ KURLARINDA YAŞANAN HAREKETLİLİK DARBELERİN GÖBEĞİNDELER AMA GÖRÜNMÜYORLAR (2) EMEKLİ İSTİHBARATÇI İBRAHİM YILDIZ:DARBE İLE KARŞI KARŞIYAYIZ! BİR TERSLİK VAR
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim