03 Ağustos 2016, 11:38 - 
Fetönün Tarihi Uzantısı Simavnalı Şeyh Bedrettin

Fetönün Tarihi Uzantısı Simavnalı Şeyh Bedrettin

DEVLET-İ ALİ’DE SÜFYANIN DOĞUŞU ve GÜNÜMÜZDEKİ FETÖ UZANTISI


Zira bu büyük insan, büyük ve munsif Fransız şairi Lâ Martin'in dediği gibi: "Yemek için yaşamıyor, belki yaşamak için yiyor."

(Asa-ı Musa)

İfadesiyle tarihi gerçekleri ve Osmanlı yurdundaki süfyaniyenin ilk belirişini ana mehaz olarak Lâ Martin'in eserlerini göz önüne alarak incelemeye çalışacağız.10 şubat 1258 de bağdata girip Abbasi halifesini ve İslam mirasını yok edip yağmalayan Risale-i nurda adı geçen hülagu-cengiz fitnesinin bir benzeri Osmanlı yurdunda görülmüştür.

Tarih içinde derinliği ve yansımaları olan bin başlı ejderha misali olan süfyaniyenin her zaman şubeleri ve müşehhas şahısları vardır. Zamanımızın komiteleri şebekeleri bu tarihi hadiseleri gizli planlarını babadan oğla geçen kudsi bir emanet gibi görmüş ve sahip çıkmıştır.bu makamda şaşırtıcı hakikatler belirdiğinde maksudumuz daha iyi anlaşılacaktır.

Lâ Martin, sultan Abdül Mecide yazdığı mektupta da şöyle diyordu: ”Osmanlılara karşı içimdeki muhabbetin ne kadar derin olduğunu bilmenizi isterim.Kitaplarımda her vesile ile bunu yazmışımdır.”

Lâ Martin'in “histoire la turguie” adlı eseri ilk kez 1859 yılında Pariste yayınlanmıştır. O tarihte 2 cilt olarak çıkan bu eser ülkemize ancak (1977) yılında yedi kitap olarak neşredildi. Lâ Martin Osmanlı yurdunda Batı’ya uzanan açılımının beklide komünizmin ilk çıkışının karinelerini siyasi kişiliğiyle sezmiş ve önemli malumatlar ve ehli tahkike bazı hakikatlere rahat ulaşa bilmesi için cay-ı hayret ip uçları vermiştir.

OSMANLI SARAYINA GİREN KÖTÜ GELENEKLER

Fetih ve zaferlerle gözü doyan yıldırım Beyazıt uzun zamandır yaşadığı barbarların ve Rumlar ın geleneklerinden etkilenmiş olarak Edirne’ye döndü. Sırp kralının kızı olan eşi,ona şarabın tadını ve sarhoşluğun alçaltıcı zevkini öğretmişti. Macar ve Kıbrıs şarabları Yıldırım’a Hz.Muhammed (s.a.v)’ın buyruklarını unutturtmuştu.

Peygamber, ümmetinin düşünce üstünlüğünü sağlamak için fermantasyona uğramış içkileri yasaklamıştı. Persler’den ve Medler’den aldıkları bir takım aşağılık geleneklerle bozulmuş olan Rumlar bu gelenekleri Osmanlı sarayına da sokmakta gecikmediler. Saraylar yalnız savaş ganimeti olan güzel kızlarla değil aynı zamanda bir bölümü hadim edilen , ötekileri ise doğaya ters düşen cinsel ilişkiler için kullanılan güzel oğlan çocukları ile doluyordu…İçkili olduğu zamanlar hariç tutulursa asker sınıfının adaleti mükemmel disiplini de çok sertti. Sadrazam Ali Paşa, padişah’ın bütün aşırılıklarında yanında bulunmasına rağmen daima soğuk kanlılığını korur ve Yıldırım Beyazıt’ın yanlış kararlarını düzeltirdi. Yaşı ilerledikçe Yıldırımın kötü huyları yok oluyor, din tutkusu daha ağır basmaya başlıyordu. Savaşlar Halife’nin elçisi sayılan imamların manevi güçlerinden pek fazla bir şey kaybettirmemişti. Sultan halkına hükmederken Kuran’da ona hükmediyordu. Şeyhül İslamlar sultanlara öğüt verme ve onları uyarma konusunda özgürlük ve yetki sahibi idiler. Bir din adamı sarayda yaptığı eleştirilerle bir Fatih’i uyandırıp kınaya biliyordu. O dönemler de Bursa yörelerinde ki bir tekkede yaşayan bilgili ve saygın yaşlı bir şeyh vardı. Buhari adında ki bu şeyh, Mısırda ki İslam halifesi tarafından gönderilmişti. Şeyhin görevi Yıldırım Beyazıtın çıkacağı her seferde Sultan’a kılıç kuşatmaktı… Şeyh sonunda Sultanın vicdanını etkilemeyi başardı. Bu ihtiyar din bilgininin biliminden de yararlanan Yıldırım kendi sürdüğü yaşam ile kuran da ön görülen arasındaki farkı sezince yaptıklarından pişmanlık duydu. Buhari bir gün yıldırım Beyazıta şöyle dedi:

“Ya HZ. Muhammed (a.s) Tanırının sahte bir elçisi dir yada sen peygamberimizin sahte bir ümmetisin.”

Bu sözler sultan Beyazıt ın kendine gelmesine yetti. Bundan böyle günahlarının kefaretini ödemek için çalışacağını and içti. Sarayı iç oğlanlardan temizledi. Tokay ve Kıbrıs  şarapları ile dolu olan fıçıları boşalttırdı.. Güzelce hisarı yaptırdı. Şeyh Buhari sert uyarıları ile bir an aşırı zevkleri bırakan Yıldırım Beyazıt sürekli olarak zevk ve bolluk içinde yaşadığından yinede günlerini gecelerini eğlence ile geçirmekten alamadı. Ta ki Fırat kıyılarından gelen bir habercinin kulağına fısıldadığı Timur’un adını duyana kadar, Avrupa ve Asya’da hiçbir varlık imparatorluğuna ve yaşamına kasd edecek gibi gözükmüyordu. Bu adı duyduğunda yerinden sıçrayan Beyazıt çok geç kalmıştı. Korkunç Tufan’ın önüne geçmek için en ufak bir önlem almamıştı. (cilt-1)

Mezkur ifadeler Ankara savaşı ile ilgili önemli bilgilerdir. Timur çok kuvvetli bir orduya bir o kadarda acımasızlığa sahipti.Çeşitli kroniklere göre (1402) Ankara savaşında 450 bin ila 1milyon kişinin çarpıştığı söylenir. Ve Osmanlı devleti yenilmiştir. Dört şehzade tarafından  bölüştürülen Osmanlı ülkesinde kimi beylikler yeniden oluştu ve fetret devri başladı.

…Uzun süren saltanat mücadeleleri sonrası çelebi Mehmet devletin düzenini sağlamayı başarmıştı. Anadolu’nun birliği için mücadele ediyordu. Harap olmuş memleketin şehirlerinde insanlar bu korkunç felaketin acılarını taşırken Süfyan Timur dan daha büyük bir tehlike olarak içeriden belirdi.

SAHTE PEYGAMBER

Ardı ardına gelen bu felaketler sırasında henüz tam anlamıyla bastırılamamış olan iç savaş yüzünden Anadolu’da bulunan 1.Mehmet (çelebi) zaman zaman  politikasının birer parçası olan kuvveti oyalamayı ve yiğitliği ortaya koyuyordu.Din adamları ve ordusu arasında doğan çok tehlikeli bir baş kaldırma hareketleri ve Anadolu daki tehlikeleri ve Anadolu’da ki karışıklıkları unutturdu.Musa çelebi nin ölümünden sonra ordunun büyük kadısı olan fıkıh ve savaş işlerinden sorumlu bulunan Şeyh Bedrettin… (cilt-1)

Şeyh Bedrettin Kimdir: (1359-1420)

Şeyh Bedrettin Türkiye Selçuklu sultanı Alaaddin keykubat’ın soyundan gelmiştir. Bedreddinin ceddi olan Abdülaziz Osman- lılar’ın Rumeli’nin fethine başladıkları zaman onlarla birlikte savaşa katılmış ve dime kota savaşında şehid olmuştu. Abdülaziz’in oğlu İsrail (simavna kadısı babasıdır.) dimekota kalesi Rum hakiminin kızıyla evlenmiş bu evlenmeden şeyh Bedrettin mahmud dünyaya gelmiştir. Doğduğu yer Edirne yakınında karaağaç dimekota arasında (Yunanistan) samona kalesidir. Bu nedenle o simavna kadısı İsrail’in oğlu adıyla tanınmış, fakat Kütahya’nın Simav ilçesine bağlanarak Bedrettin simavi (simavnalı) adıyla anılmaya başlamıştır.

Öğrenimi:  Bursa ya gitti. Kadı zade-i Rumi adıyla anılan ünlü matematikçi ve astrolog Musa ile birlikte onun babası Bursa kadısı koca mahmud dan daha sonrada Konya da allame Feyzullah tan ders aldı.daha sonra Suriye ye gitti. Buradaki alimleri küçümseyerek kahire ye gidip oradaki alimlerden ders aldı.kahire çağdaşı ünlü alim Cürcanlı Seyit Şerif (k.s) ve ünlü tabib Aydınlı Hacı Paşa ile birlikte mübarek şah mantıki den ilahiyat felsefe ve mantık dersleri alarak eğitimini tamamladı.ayrıca kahire de inziva hayatı yaşayan Şeyh Seyid Hüseyin den tasavvuf öğrendi.Şeyhin buyruğuyla tebrize giderek Timur’un huzurunda alimler ve feylesoflar arasında derin bilgilerini ve zekavetini ispatladı. Halep ve tirede bulundu. Bu arada da kazvin’e giden Bedreddin bu şehirde kuvvetli bir Batıni inancına*  sahip olarak kahire ye döndü.

*Bâtıniyye: Kurânın apaçık mânâlarına itibar etmeyip gizli mânalar bulduklarına inanan sapık bir anlayış. Bâtıniyyûn: Kurânın açık mânâlarını bir yana bırakıp gizli mânalar bulduklarına inanarak sapıtan kimseler.

Bedrettin kahire de memluklu sultan melik zahir berkuk un hürmet ve takdirine mazhar oldu. Ahlatlı Hüseyin’in de tavsiyesiyle sultanın oğlu ferec in hocalığına atandı. Mısır’da kaldığı günlerde İslam hukuku fıkıh konusundaki eserlerini kaleme aldı. Seyyid Hüseyin’in ölümü üzerine yerine geçti. Ana doluya nüfuzlu bir şeyh olarak geri döndü. (1397) Anadolu da Karaman Germiyan ve Aydın ellerinde tire ve diğer Alevilerin oturduğu yerlerde faaliyet gösterdi. Zamanla Şeyh Bedrettinin fikirleri gayr-i Müslim halk arasında da yayılmaya başladı. Tarih sahnesinde ki bu sinsi süfyanın mühim bir gücü Yahudilerdi. Böylece Rumeli’ye yerleşti. Osmanlının fetret devrinden yararlanıyordu. Onun büyük bir alim erdemli ve kudretli bir kimse olduğu her tarafa yayılıyordu. Öte yandan hoca efendinin gizli entrikalarından habersiz olan ve kardeşleriyle devletin birliği için savaşan çelebi Mehmet onu kazasker atamış böylece bilmeyerek onun kudretinin yayılmasına sebep olmuş,oda bundan istifadeyi fırsat bilmişti.ancak çelebi Mehmet kardeşi Musa Çelebiyi bertaraf edip hükümdar olunca (1413) mevcud tehlikenin farkına vardı. Şeyh Bedreddin’i kaz askerlik den azlederek ilim ve irfanına ve yeniçeri arasındaki nüfuzuna dikkat ederek iki oğlu ve kızıyla birlikte İznik’te zorunlu ikamete mecbur etmiş ve de 1000 akçe maaş bağlamıştır.

La martine nin eserinde devam ediyor

1.Mehmed tarafından İznik’e  sürmüştü.halbuki Şey Bedrettin Türkler arasında din hukuku ve bilim konularında çok değerli bir kişi olarak tanınıyordu. Şeyh Bedrettin ise yeteneklerinin körlemesi için yapılan bu hakaretin öcünü almayı tasarladı. Egemen olamadıkları şeyleri bozan insanların karakterini taşıyordu. Şeyh Bedrettin’in isyan ateşini büyütmek amacıyla üzerine üflenecek bir kıvılcım arıyordu. Bir rastlantı ona bu olanağı verdi.

Börklüce Mustafa (Dede Sultan): İzmir körfezinin Sakız Adasına bakan ucunda Karaburun da kendisine gökten ilham geldiğini iddea eden bir kişi ortaya çıkmıştı. Köy köy kasaba kasaba dolaşıyordu.sözde kendisine vahiy yoluyla gelen düşünceleri toplumsal kuramlarla birleştiriyor ve bunları her yerde anlatıp halkın cahilliğinden yararlanıyordu. Halka umut dolu şaşırtıcı şeyler anlatıyordu. Bu adı Mustafa idi.

Urla yarım adasında türeyen bu adam Şeyh Bedrettin’in müridi ve halifesidir. Batı ana doluda daha çok İzmir körfezinde  bulunan bir mezhebin (dinin) kurucularındandır. Belirli ve yeterli eğitimi olmadığı halde zekası ve sezgisi ve örgütçülüğü ve istidraci halleriyle tanınmıştır. Şeyhi Bedrettin’in İznik’e sürülmesinden sonra yeni ilkeler geliştirdi.ve tarikatını şeyhinin adına genişletmeye çalıştı.en önemli adamı Torlak Kemal dir.

Torlak Kemal: Simavnalı Şeyh Bedrettin’in müridi aslen Yahudi dir. Manisa ve çevresinde mesken tuttu. Kızılbaşlar arasında şeyhinin fikirlerini yaymaya çalıştı.kısa zamanda bir çok taraftarlar edindi. Börklüce Mustafa’nın düşünceleri de yoksulluktan yetişenlere ve yoksullara dünyadaki mutlu insanların adaletsizliği üstünlüğüne ve koşulların ortaya çıkardığı eşitsizliğe karşı öç almayı örgütlüyordu.bu nedenle düşünceler halk tarafından benimsendi.

Şeyh Bedrettin Börklüce Mustafa’nın faaliyetlere giriştiğini haber alınca hacca gitmek bahanesiyle çocuklarını İznik’te bırakıp Kastamonu Sinop ve oradan da bir gemiye binip kefe yoluyla Eflak voyvadasının yanına gitti. Rumeli de isyan hazırlıklarına başladı. Eflak tan Osmanlı topraklarına geçerek Silistire Obruca ve Deliorman taraflarında yoğun propagandalar yaparak çevresine pek çok yandaş topladı. Ve ayaklanma alanı olarak alevi nüfusun çoğunlukta olduğu deli ormanda isyan bayrağını çekti. Şeyh Bedrettin fikirleriyle zihinlerde imparatorluk kurmayı başarmıştı

Üç Dinde Eşit İlan Edildi.

Börklüce Mustafa’nın da düşünceleri bir anda yayılarak batı Anadolu’yu kaplayarak çadırdan obaya köyden kasabaya hızla yayıldı. Taraftarları Mustafa’ya Dede Sultan adını verdiler. Bu sahte doktirinler: özel mülkiyetin kaldırılması,doğadan ve çalışmadan elde edilecek olan bütün ürünlerin ortaklaşa paylaşılması, herkesin mallarına el konulması ve fakirler arasında paylaşılması gibi.ilkeler ile besleniyordu. (bu noktada komünizm ile paralellik taşıyor. Fikir babası denilebilir.) yalnız kadınlar doğu geleneklerine uygun bir biçimde bu karmaşık toplumun ortak unsuru olmaktan kurtulmuşlardı..

Büyük bir sahtekarlıkla dede sultanın yandaşlarınca kandırılan Yahudiler ve Hıristiyanlar bu sapık düşüncelere katılanların sayısını artırıyordu. Yahudi ve Hristiyanlarının ilgisini çekmek için üç dinin kardeşliği ve eşitliği ilan edildi. Dede Sultan Osmanlı devletini yeni dini ile etkisi altına alıyor katı düşünceleri İzmir körfezinden Manisa vadilerine ve İznik ovasına kadar yayılıyordu. Kısa zamanda 10 bin kişilik  ordu sayısız yobaz topladı.

Çok geçmeden börklüce Mustafa 10 binden fazla isyancı ile kara burunda harekete geçti.ve isyan giderek gelişiyordu. Kalabalık bir kuvvetle gelen isyancılara karşı İzmir sancak beyi yenilgiye uğradı şehid edildi.bunu tanrısal bir emir gibi gören yandaşları artık daha da kuvvetlenmişlerdi.bunun üzerine Saruhan sancak beyi Ali Bey isyanı bastırmak üzere onların üzerine sevk edildi. O dahi yenilgiye uğradı. Hayatını zor kurtararak Manisa’ya kaçtı. Durum giderek ciddileşiyordu. Çelebi Mehmet Gatih’in babası 2.Murat’ı Sadrazam Beyazıt Paşa ile birlikte süfyaniyyenin üzerine yolladı. 2 Murat henüz 12 yaşında idi.yapılan şiddetli çarpışmadan sonra Mustafa ve diğer asi kuvvetler teslim oldular.bunlar Hıristiyan Yahudi Kızılbaşlar ve Rum isyancılardan oluşuyorlardı. Osmanlı kuvvetleri çok zayiat vermişlerdi.

Yakalananlardan bazıları Müslüman olmaları halinde canlarının bağışlanacağı önerisini kabul etmediler.zincire vurulan ve kolları kesilen Dede Sultan Efes kentine götürüldü. Çarmıha gerilerek bütün bölgede gezdirildi.Yandaşları onu inkar etmeleri halinde canları bağışlanacağı önerisini de kabul etmediler. Hepsi başlarını kılıçlara uzatarak: Dede Sultan ruhlarımızı krallığına kabul et diye bağırdılar. Dede sultanın 100 bin yandaşının gözleri önünde ölmesi bile onun ölümsüzlüğe kavuştuğu söylentisini önleyemedi. Tekrar dirildiği Sisam adası ormanlarında saklandığı söylentileri adalara ve ülkeye yayıldı.şehzade Murat’ın Manisa dan ayrılmasından sonra 3 bin derviş dedenin cesedini mezardan çıkardı. Şehzade murat hemen geri döndü. 3 bin derviş çınar ormanlarına asılarak idam edildiler. (cilt 1)

Torlak Kemal ise Manisa yakınlarında 3-5 bin kişi toplamış  olan kemal Karaburun da ölen Mustafa’nın akibetine uğradı. Beyazıt Paşa tarafından o ve yandaşları asılarak idam edildiler.

Simavlı Bedrettin ise: İsyan yaptığı ve isyanın ve bu sapık fikirlerin kaynağı olduğundan Şehzade Murat ve Beyazit Paşa onu ele geçirdi.onun ölümü için din adamlarının fetva vermesi gerekiyordu. Çünkü o sapık zihniyet ölmeliydi. Padişahın karşısında bir alim heyeti tarafından sorguya çekilen Şeyh Bedrettin suçlu olduğunu kabul ettiği söylenir. Heratlı Mevlana Haydar’ın düzenlediği bir fetva ile malı haram kanı helal sayılarak Serez pazarında bir dükkanın önünde asıldı. (1420)

Böylece bile bile elmasları cam parçalarına değişen dünya için ahiretini satan bedbahtlara iyi bir örnek olur.

Simavnalı Şeyh Bedrettin’in Bazı Fikirleri:

1- Tanrının özüyle (zat) yaratılanlar (mahlukat) birdir. Panteist düşünce akımı.ileri çağlarda kominizm ve darvinizm de bu fikri kullanmıştır.

2- Evren alem yaratılmamıştır. Kadimdir. Bir cihetle dehriyyun  düşüncesi. Diğer bir cihetle de kominist, davrinist, metaryalist fikirlerde görülen evrene ezeliyyet verme hurafesi.

3- İlahi irade yanlış yorumlanan bir kavramdır. Çünkü gerçek tanrı iradesi bir varlığın özünde olanı tanrının istemesinden başka bir şey değildir. Tanrının iradesi varlığın özünde oluş gücüyle sınırlıdır. Bir varlığın özünde olmayanı Tanrı da istemez. İstese de yaratamaz. Bir cihetle mutezileden etkilen- diği görülüyor.

4- Varlık alemi bir tanedir. Dünya ahiret iki ayrı varlık değildir. Haşir yoktur. Diriliş yoktur. Dünyanın dışında başka bir alem yoktur. Cennet ve cehennemde bir kavram olmaktan öteye geçemez. Her ikisi de insanın mutluluğu ve mutsuzluğu ile ilgili kavramlardır. Düya da mutlu olan cennette mutsuz olan cehennemde yaşıyor demektir. Esas olan bu dünya da mutluluktur. (Karl Marx dan 400 sene evvel)

5- Kuran’da gelen bütün kavramlar örnektir.gerçek amaç doğruyu ayrı ayrı niteliklerde anlatmaktır.bütün dünya insanların ortaklaşa yararlanması içindir. Yer yüzünde toprak parçalarıyla ayrılan senin benim  diye ayrılan toprak parçaları yoktur. (kominizm)

6- Gerçek olan insandır. İnsan doğar büyür ve ölür. Ruh ve beden ayrı değillerdir. Bütün manevi varlıklar insan düşüncesinin özünden doğmuştur. Melekler yoktur.

Görülüyor ki birkaç ufak nüans haricinde tipik materyalist fikirlere sahip olan bu süfyanı ne yazı ki şeyh diye anılmış taraftar toplamıştır. Edirne de bir zaviyesi Bursa da bir mescidi olması da düşündürücüdür.

Eserlerin den bazıları: Cami-ül Fusuleyn, teshil, meserret-ül kulup, varidat, letarfi-ül işarat en ünlü eserleridir.

Eserin yazarı la martine iddiası oldukça dikkat çeker. Osmanlı ülkesinden bu sapkın hareketin batıyada bulaşıp sıçrayıp çeşitli kanlı olaylara sebep verdiğini söyleyerek gizli komitelere dikkat çeker.

Örneğin:Almanya da reformdan sonra anabaplistlerin ayaklanması ,İngiltere cronwell  ihtilalinden sonra ,fransada (1789)ihtilali,,(1848) yılında babeuf un ve öteki radikal sosyalistlerin kışkırtmaları ile kanlı ayaklanmalar ortaya çıktı…

La martine nin eserlerinde Dede Sultan ve Şeyh Bedrettin’in yandaşlarının Şehzade Mustafa’nın isyanına yardım ettiklerine ve 40 bin kişilik ordunun Selanik ve çevresine yerleştiği de yazılı. Şehzade isyancı Mustafa Selanik’i geçici başkent olarak seçiyor. Ama Selanik ovasında kuvvetleri yok edilir. Kendisi de ömür boyu limmi adasında hapis tutulur.

Tarihin akışı içerisindeki olaylara Risale-i Nur un feyiziyle baktığımızda daha şaşırtıcı hakikatlerle karşılaştık. Osmanlının en zayıf anında ona karşı sinsi ve derinden planlarla saldıran süfyaniyynin (Simevnalı Şeyh Bedrettin’in)  kemikleri 1924 yılında sınırlarımız dışından Yunanistan’dan Ülkemiz’e getiriliyor. Aynı tarih de bir başa mühim hadise gerçekleşiyor. 3 mart 1924 de Abdül Mecid ülkeyi terk ediyor. Aynı tarih de halifelik kaldırılıyor. Acaba isyancı börklüce Mustafa ve Torlak Kemalin de kemikleri bulunsaydı onlarda ülkeye getirilecek miydi.

Evet gizli komite iş başındadır. Osmanlıdan intikamını almakta zaferini kutlamakta bizlere de farkında olmadan kutlattırmaktadır. O malum zihniyet gizli sebeplerin ana mekanında şüphesiz Selanik’dir. Ayrıca İzmir önemli bir hareket sahalarıdır.

23 aralık 1930 daki Menmen olayı ve Şehid Kubilay  hadisesi İzmir‘de dir.İzmir iktisat kongresi hatırlanmalıdır

17 haziran 1926 da Mustafa Kemal’e suikast hadisesi İzmir de cereyan eder.sonuçta 19 kişi idam edilmiştir.

Nur dairesine hulul eden zamane Süfyanının da adını duyurması ve Yahudiler tarafından desteklenmesi de elbette İzmir de olmuştur. Börklüce Mustafa (Dede Sultanın) Osmanlı aleyhinde çalıştığı yerdir İzmir.

Şeyh Bedrettin’in ve onun takipçileri Osmanlıdan intikamlarını Selanik dönmeleri kanalıyla 1924 de aldılar. Ve o Süfyanın kemiklerini bir zafer anıtı şeklinde memleketimize getirdiler.

Peki şimdi Simavnalı Şeyh Bedrettin Mahmud’un mezarı kemikleri nerededir.?

El cevap: Sultan Mahmut türbesi haziresinde dir. Defin tarihi ise tarihte yine önemli bir döneme rastlar. 1961 yani ihtilal zamanına. 1961 yani cuntacıların  zamanına.Menderes  ve arkadaşları 2 şer kere dar ağacına çekilip köhne yerlere defin edilip milletin bir fatihası onlardan esirgenirken malum komite yine zaferini ilan ediyor. Bedrettin’in kemikleri Osmanlı mirasına defnediliyor.

Evet onlar unutmuyorlar intikam alıyorlar. Şuursuz geçliğimiz ise hadiselerden habersiz tarihinden bihaber ecdadından habersiz.

Çelebi Mehmet’in fevkalade dirayeti o zaman  bu fitnenin önünü almayı başardı. Ve medh-ü senayı  kuran ile övülen necib Türk milleti bu elim hadiseden sonra sırlı 33 sene sonra İstanbul’u feth etti. Resullah(a.s)ın gaybi haberini ve mucizat-ı nebeviyyeyi tasdik edip isbatladı.

Bu eseri de aklı ölmemiş, kalbi sönmemiş, nur talebelerine  bir ikaz, bir hatırlatma, bir hüccet olarak yazdık ki düşmanları onları unutmadığı kadar onlarda düşmanlarına karşı müteyakkız  olsun. Medresetül  Zehra’nın zamane süfyanı  ile alakalı olarak verdiği karar Risale-i Nur ile infaz edilmiştir.

Bediüzzaman Said Nursi Risale-i Nur Külliyatı

Tefekkür Name

Kaynakça:Osmanlı tarihi (sabah gazetesi armağanı)

Histoire la turgua alphonde de la martin

Türkiye tarihi Pr.Dr.Yaşar Yücel Pr.Dr. Ali Sevim

Meydan laurase ansiklopedisi

Karacan ansiklopedisi

Türdav Osmanlıca Türkçe açıklamalı büyük lügat

İslam da mezhepler ve inanç yolları ansiklopedisi Güneş yayınları

Not: 17 Mart 2005 Yılında kaleme alınmıştır.  



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Süleyman Yasin AKDENİZ HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
BİZİM DİNİMİZ İSLAM'DA.. TAKVA..
Y
Mehmet GÖÇMEZ
Mezhep
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu Ekibi Beni Gizli Toplantıya Çağırdı Sevenleri Olarak Uyarıyorum Mehmet Fırıncı Ağabeyi Koruyun Muhafaza Edin Acil! Nur Hayat Şuaranın Kaleminden Seçmeler HZ. ALİ'ye (r.a.k.v) ACEM OYUNU
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
SON YORUMLANANLAR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim