25 Mayıs 2016, 11:51 - 
Aşk Acısı Geçer Mi? Çivi Çiviyi Söker Mi?

Aşk Acısı Geçer Mi? Çivi Çiviyi Söker Mi?

Aşk acısından kurtulmanın ilk ve en önemli yolu bu acıyı yaşayıp bitirmektir.

 Bu acı veren durumun hemen geçmesini beklemeyin, aşk acısına hakkını verin. İzin verin bünyeniz bununla baş edebilmeyi öğrensin…

Bunu bir yakınımızın ölümünün ardından girdiğimiz yas süreci gibi düşünebiliriz. Kayıpların ardından psikolojik yapımızın buna alışması için bir süre geçmesi gerekir. İstesek de bu süreci kısaltamayız. Erkenden kendimizi toplamak isteyip çabalasak bile ancak duygularımızı “bastırmış” oluruz, bastırılan duygular ise kaybolmak yerine başka bir biçimde ve sağlıksız şekillerde dışarı çıkar.

Aşkınıza ait alışkanlıkları unutmak da zordur… Onun sizi artık hergün  aramayacağını bilmek hüzün verir. Telefonunuza sms geldiğinde refleks olarak bir heyecan dalgası sizi sarsa da bir anda bunun sönmesi, artık size sevgi sözcükleriyle dolu mesajlar göndermeyeceğini bilmek, e-postalarınızı, bildirimlerinizi kontrol ettiğinizde ondan bir iz görememek, yolda gördüğünüz kişileri ona benzetmek, sizin için anlamı olan bir şarkıyı duyup gözyaşlarınızı tutamamak gibi yaşantıların her biri acınızın tekrar katlanmasına sebep olur.

Yaşanan hüzün çok gerçek ve çok acı vericidir. Çoğu kişi bunu inkar etmeyi denese de bu acıyı yadsımak mümkün değildir.

Acı çekmeyi reddetmek ve mutluymuş gibi yapmak ciddi bir hata olur. Çünkü duygular sağlıklı şekilde yaşanıp dışa vurulmadığı takdirde derinlerimize bastırılır. Olup bitenleri inkar etseniz de hüznünüz bir yere gitmez, buharlaşmaz, yok olmaz. Sadece şekil değiştirir.

Aşkınız ve sevgi duygularınız zaman zaman O’na, kendinize ya da –varsa- üçüncü şahıslara yönelik yoğun bir öfkeye dönüşür. Bazen de pişmanlığa ve kendine acımaya dönüşen duygular bu defa insanın içini başka türlü yakar. Kişi, canı yandığı halde bunu belli etmemeye çalışarak “acımadı ki, acımadı ki!” diyen küçük çocuk gibi davranır. Umurunda değilmiş gibi yaptıkça aslında daha çok etkilenir.

Birini -artık- sevmiyor olmakla ondan nefret etmek arasında büyük fark vardır. İdeal olan, bu kişiden nefret etmek değil ona kayıtsız olmaktır. Elbette yaşanan güzel ve kötü hatıralar belleğinizin bir yerlerinde saklanmaya devam edecektir. Bu, işin anılar boyutudur. Ancak ayrıldığınız kişiden nefret etmek, onu hala ciddi şekilde gündeminizde tuttuğunuz anlamına gelir. Birine duyulan nefret, kişinin halihazırdaki diğer ilişkilerinde de muhatabıyla arasına giren görünmez bir engeldir. Bu blokajın etkisinden kurtulmadıkça tam olarak rahatlamak ve gerçekten hayata dokunmak mümkün olmaz.

Unutmayın, acınızı yaşamadıkça bu acıdan kurtulamazsınız. Bu acının izlerinden kurtulamadıkça da asla özgür olamazsınız. Acı çekmek trajedi yaşamak değildir, tam aksine yaşanan trajedinin etkilerini ortadan kaldırmaktır. Nietzsche der ki “Beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir.”

Madem ki hala hayattasınız, çektiğiniz acı zamanla bilgiye ve güce dönüşecektir.

Acınızı inkar etmeniz ve hiçbir şey olmamış gibi davranmanız ters etki yapar ve bu acıyı bir takıntı haline dönüştürebilir. Acınızı yenmeye ve aşmaya ne kadar istekli olursanız olun, çektiğiniz acıyı inkar etmeyin, küçümsemeyin.

Aşk acınızdan korkmayın, ondan kaçmak yerine yanına oturun, onunla birlikte nefes alıp verin. Kendinize bir tür duygusal ameliyat yaptığınızı düşünün. Acıdan kurtulmanın tek yolu acının içine girmek, onu görmek, hissetmek ve dışarı çıkarmaktır. Konuşun, ağlayın ve yazın. Bir biçimde dışa vurun. Bu aşamada da aceleci olmayın. Süreç ne kadar zaman gerektiriyorsa o kadar zaman ayırın. Zamanla kurtulmayı başardığınızı hissedeceksiniz. Bir süre sonra daha dengeli tepkiler verir hale geleceksiniz.

Kesinlikle içinizde (geri döner mi dönmez mi?) şeklinde bir umut taşımamanız, kararlarınızı ona bırakmamanız ve onun düşüncesi ne olursa olsun kendi kararınızı uygulamanız gerekir.

Bu arada yaşayacağınız fiziksel şikayetlerinizin de normal olduğunu kabullenin. Unutmayın, bedeniniz ve ruhunuz yoğun bir stres altında ve uykusuzluk, iştah sorunları ve fiziksel rahatsızlıklar bedenin strese verdiği doğal tepkilerdir.

“Çivi çiviyi söker” diyerek eski sevgiliyi unutmak için hemen bir başkasıyla ilişkiye girmek de yaygın bir davranıştır. Oysa bu son derece yanlıştır! Başka insanlarla tanışmanın bir zararı olmaz ama yeni insanlarla duygusal (ve/veya cinsel) ilişkiye başlamak için çok yanlış bir dönemdesiniz. Biten bir aşkın acısını yaşıyorken ve içerideki yıkımı tam olarak onarmadan doğru kişiyi bulsanız bile doğru ilişkiyi yaşayamazsınız.

Kendinizi asla yeniden aşık olmaya zorlamayın. Ayrılık sürecinde en çok yapılan hatalardan biri budur. Birini unutmak adına kendinize yapay bir aşk elde edebilirsiniz ve bu yeni ilişki, durumunuzun daha da karmaşıklaşmasına neden olabilir.

Böyle bir tutum sergilerseniz hem kendinize hem de karşınızdaki kişiye yazık etmiş olursunuz. Bir viranenin üstüne sağlıklı bir yapı inşa edilemez. Zemindeki yıkıntılar tam olarak temizlenmedikçe yeni kurulacak ilişki zayıf temelli ve sallantıda olmaya mahkumdur. Ayrıca kimse kimsenin stepnesi olamaz. Bir insan kalbi diğerinin kırıklarını sarmak için yara bandı olarak kullanılmamalıdır.

Bu durumda karşınıza çıkan kişinin gerçekten size uygun biri olup olmadığından ziyade sırf hayatınızda sizi “oyalayacak” birinin olması, gündeminizde “yeni” birinin olduğunu bilmenin rahatlığı, sizi arayan, sms gönderen, sizinle yazışan birinin varlığının acınızı hafifletmesi sizi motive eder. Ancak bu motivasyon yeni ve sağlıklı bir ilişki için yeterli değildir. Kırılan onurunu tamir için de kişi bu yola gidebilir. Yeni bir ilişki ve yeni biri çoğu zaman, “terk edilsem ya da ilişkim bitse bile ben hala beğeniliyorum, arzulanıyorum” anlamında bir teselli olarak işlev görür.

Teoman bir şarkısında der ki:

“Daha kaç vücut gerekli,

Benim seni unutmama?

Senden önce senden sonra...”

Yalnız kalmaktan korkmayın. Bu, dünyanın sonu değildir. Sizin yaşadığınız acıları ve sıkıntıları yaşayan milyonlarca insan var yeryüzünde. Acınızdan korkmadan, kaçmadan ve ümitsizliğe kapılmadan “durmayı” başarabilirseniz bir süre sonra kendinizi tekrar iyi hissedecek ve nasıl olsa hayata yeniden karışacaksınız.



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Rukiye KARAKÖSE HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Çocuk Gelişimi Uzmanı Serap Buharalı İle Çok Özel Röportaj
Çocuk Gelişimi Uzmanı Serap Buharalı İle Çok Özel Röportaj
Serap Hanım öncelikle kendinizden kısaca bahseder misiniz?
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
HER ŞEY HUZUR İÇİN
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
N.Arslan CANKORU
SAYILMAZ
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Elif TAVŞU
ŞİMENDİFER İLE BEKÂYA DOĞRU
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
SU UYUR DÜŞMAN UYUMAZ Metabilim: Sihrin Yapısı Mucizelere dair(devamı)... Barkodların TEVHÎD haykırışları…
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Mehmet GÖÇMEZ
HUZUR
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
SON YORUMLANANLAR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim