27 Kasım 2015, 15:13 - 
Mustafa Sungur Ağabey Kitap Yazmaya Nasıl Bakıyordu?

Mustafa Sungur Ağabey Kitap Yazmaya Nasıl Bakıyordu?

Geçtiğimiz gün bir kardeşimiz sual etti. Sordu ki abi siz mustafa sungur ağabey ile yakındınız dershanelerinde hizmetlerde bulundunuz.

 Bazı kimseler sungur ağabeyin risale-i nura basamak mahiyetinde eserler yazılmasını desteklediğini teşvik ettiğini takdir ile karşıladıklarını belirtiyorlar bu konuda sizin fikriniz nedir?


Cevabım : Sungur ağabey bana sorulduğunda bu konuda konuşacak en son kişiyim. Hatta konuşmaya dahi hakkı olmayan biriyim. Onun yakınında hizmette bulunmuş çok ağabeyimiz vakıf büyüklerimiz var. Her biri şuan dünyanın bir yerinde risale-i nur hizmetlerine devam ediyor. Bu konuyu onlara sormak onlardan cevap almak daha isabetli olur. Fakaat bizzat  kendi başımdan geçen bir hadiseyi bugün burada ifşa etmeyi hizmeti nuriye'nin menfaatine görüyorum. 


Ben çocukluğumdan beri Mustafa Sungur ağabeyin dersanelerinde kalan biriyim bedi derhsanesi dudullu derhsanesi harem dershanesi şehremini dershanesi tezcan dershanesi karakulukçu dershanesi vs. bir çok nur dershanelerinde bulundum doğru. 


Mustafa Sungur ağabeyin umum cemaat içinde bana karşı zaman zaman iltifatına yüzlerce vakıf nur talebesi şahid olmuştur. Böyle bir detay ve yakınlığımı bildirmemin sebebi Mustafa Sungur ağabeyimden aldığım bir tepkiyi burada bu vesile ile nakledeyim.

 

3-5 sene üzerinde çalıştığımız risale-i nurdan derleme yaptığımız bir eser meydana getirdik Hakikat-ı Muhammediye ve Şahsiyeti Maneviyesi olarak 2008 yılında Risale-i Nur külliyatından diye bir başlık atarak elmas yayınlarından neşrettik. Ayrıca envar yayınları matbaasında risale-i nur basan bir matbaadan basılarak neşredildi. 


Ticari bir amaç olmadan risale-i nurun asliyetine sadık kalarak envar yayınlarını baz alarak neşrettik. Bandrol vesaire almadık amacımız bunu arapça ya çevirip arap dünyasında da yaymaktı. 


Bahsettiğim derleme risale-i nurun içinde sadeleştirme yoktu lugat meal indeks yoktu envar yayınlarında neyse aynen öyleydi. Ve ben bu eseri abdulkadir badıllı ağabeye Mehmet Fırıncı abiye bizzat kendim takdim ettim onlardan bir reddiye görmedim zira onlar varis değillerdi ancak varis olan Mustafa Sungur ağabeyime takdim etmek için bediye gittim. Mustafa Sungur ağabey o gün orada yoktu bir selam ile birlikte bu eseri sungur ağabeye verilmesi için bıraktım. Aradan bir kaç hafta geçti ve haber aldımki sungur ağabey dershaneye dönmüş. Hemen gittim. Bedi dershanesinde çok sayıda nur talebesi vakıflarda vardı. Orada üstadın akrabalarından Sabri okur abide vardı hadiseye bizzat şahit oldu. 


Sungur ağabeyin karşısında oturmuş çay içiyor bana ikram ettiği simiti yiyordum o sırada Mustafa Sungur ağabey bana baktı çok hiddetle kızarak bu yaptığımın azim bir hata olduğunu yanlış olduğunu nurları tahrif olduğunu ifade ederek beni bedi dershanesinden uzaklaştırdı oradan gitmemi istedi. Ben daha ağzımı açmadım her hangi bir izah dahi yapmadım üzüntü ve birazda korku ile hemen peki ağabey dedim ve dershaneden ayrıldım. Halbuki bu kitabın hazırlanışında isimlerini vermeyeceğim eski nurcu ağabeyler vardı benden teknik olarak destek almışlardı ve bu hizmeti yapmam için bana vazife vermişlerdi. Ben sadece denileni yapmıştım sorgulamamıştım bu doğrumu değil mi diye. Zira zahiren verilen vazife risale-i nurun içindeki Peygamber efendimiz ile alakalı bölümleri bir araya getirip ümmetin istifadesine ücretsiz dağıtmaktan ibadetti öyle ya kendi kafama göre düşündüğümde ne zararı olabilirdiki bunun. Ama bugün anlıyorum ki mesele öyle değil miş Mustafa Sungur ağabey yüzde bir milyon haklıymış Rabbim ebedi rahmet eylesin ona. 


Düşünün Mustafa Sungur abiki bir çok defa iltifatına muhatap oldum samsunda vakıf dersinde sakal sünneti bırakmama vesile oldu herkesin içinde elini öptürdüğü dedem çilingir ali savran sebebi ile bana ziyade hüsnü zannı olan bir varis ağabey risaleden derleme yaptığım ücretisiz dağıttığım bir eser için bu derece bana tepki verdi. O gün Mustafa Sungur ağabeyi anlamamanın pişmanlığı ile birlikte bugün iyiki o günü yaşamışım ki bana varis ağabeylerin dinlenmesi konusunda risale-i nura sadakat noktasında ne kadar ciddi bir yön veriyor meseleleri idrak etmemi sağlıyor.

 

Ayrıca yine bir gün bedi dershanesinde sungur ağabeyi ziyarete gitmiştim. İkindi namazı sonrasıydı x bir yayın evi yeni bir çalışma yaparak risale-i nura indeks lugat vs genişletilmiş farklı bir tarzda risale-i nur neşretmişler sungur ağabeye gösterdiler. Sungur ağabey kitabı eline aldı ve şöyle dedi : Kardeşler biz hiç akıl edemedik mi hiç üstadımıza bu konuda soru sormadık mı sanıyorsunuz. Üstadımıza sorduk üstadım risale-i nuru bu yeni nesilin anlaması için sahife sonlarını kenarlarına lugat koysak kabul eder misiniz. Üstadımızın cevabı aynen şöyle oldu diye nakletti : Olur Fakaaat Risale-i Nur akıldan başka kalp sır ruh gibi sair letaifelere hitap ettiği için idrake manaya feyze engel olacağından müsaade etmiyorum cevabını bize verdi bizde bu işten bu sualden vaz geçtik dedi. İşte kulaklarımla gözlerimle şahid olduğum bir hadise aynen bu şekilde cereyan etti.


Daha bu mevzu ile alakalı misalleri kıssaları çoğaltmak mümkün. Risale-i Nurun birinci talebesi Hulusi yahyagil ağabeye bir gün risale-i nurdan anladıklarınızı yazın ve neşredin kitap yapın ümmet istifade etsin denildiğinde bu ağabeyimiz demiş ki : Kardeşim ben her okuduğumda farklı anlıyorum hangisini yazacağız. Yani kendi anlayışımızı yazmak ve okuyucuya onu sunmak muhatapların farklı anlamasına ambargo koymak demek olur diye mesud ağabeyimizde bu konuda ayrıca bize izah yapmıştı.


Gelelim bu konulardaki tartışmalara ikazlara itirazlara ihtilafa. Risale-i Nur hizmet hareketinin vakıflık sistemi ile bugüne kadar gelmesi ve bu sistem içinde esasat-ı nuriye dediğim nurların düstürları ve bu düsturlara ciddi sahip çıkan asla taviz vermeyen bu konuda yetişmiş bir çok nur talebesi devreye girdi. Dün sadeleştirme hadisesine kadar iyi niyet ve hoş görü ile bakılan bu minvalde yazılan bütün eserlere karşıda ciddi bir tepki oluşmaya başladı. Bir çeşit bu mesele bu camiada bir yara halini aldı eserlerin yazılması ve neşredilmesi ise bu yarayı kaşımak oldu birileri iyi niyet ve ihlas ile dahi böyle bir hizmet ortaya koysa mevcut yara ve yaşanan hadiseler içinde kimse o iyi niyet ve ihlas olsa bile bakmaksızın dünkü susmalarına karşı bugün şiddetle ret edip tepki vermeye başladılar. En önemlisi de devreye doğrudan risale-i nurda ismi geçen ve bizzat varis vekil bırakılan hüsnü bayram ağabey devreye girdi. 


Bu aşamadan sonra kalemlerini kıran bu ağabeyleri dinleyenler onlardan helallik ve hüznü zan ve dua alarak risale-i nur talebeliğine devam edenler manen karlı çıkacaklardır. 


Ben tarikat ve tasavvuf kültüründen risale-i nur dairesine girip hizmet ettiğimden benimle elimde yazdığım çizdiğim 3000 sayfa kadar yazı makale ve çalışma var. Mantığım bunları ümmet için çok faydalı buluyor nefsimde bunların basılıp kitaplaşmasını istiyor. Bu kadar emek verdim neden arşivimde bulunsun diyorum. Ama bakıyorum bunlar benim sermayem değil bunlar Risale-i Nurun sermayesi. Bunları neşir edersem nazarlar risale-i nura değil benim şahsıma dönecek belki ben nurlara perde olacağım ayrıca bu kadar uyarı ikaz ve itiraz karşısında neden meydan okuyayım ne faydası olacak. Kitaplaştırmak yerine çeşitli sitelerde ve imkanlar dahilinde paylaşıp dile getiriyorum.  Buna kimse itiraz etmiyor. 


Bu ikazlara muhatap olanlar bilmeli ki onlar kardeş dost görünülüyor kabul ediliyor seviliyor ve daire içinde kalmaları düstürlara sadık  kalmaları isteniyor. Harici bir cemaat olarak görülseler kimse itiraz bile etmeyecek belki meşgulde olmayacaklar. 


Cenabı Hak cümlemize izan ihsan eylesin büyüklerimizin nasihatlarını dinlemeyi nasip eylesin. 


Sözümü Şeyh Mustafa Türabi hazretlerinin bana ders verdiği bir cümle ile bitiriyorum. "Evladım büyüğün sözünde can var dinlemeyene zarar var"


Süleyman Yasin AKDENİZ






YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Süleyman Yasin AKDENİZ HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
EZAN VE İSLAM,,,
Y
Mehmet GÖÇMEZ
Mezhep
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
VAKİT SEHER VAKTİ AHD-E VEFA ZAMANI SEVMEK ZAMANI İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI İÇİN LÜTFEN ÖNCE BAŞARILI BİR İL BAŞKANI SEÇİN
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
SON YORUMLANANLAR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim