07 Ağustos 2015, 10:16 - 
Risale-i Nur’u Anlatmak İçin Kitap Yazmak Doğru mu?

Risale-i Nur’u Anlatmak İçin Kitap Yazmak Doğru mu?

Son günlerde yine çokça sorulan bir sual ile karşılaşıyorum.

Deniliyor ki bazı kimseler risale-i nur’u anlamak ve anlatmak için risale-i nur’a basamak olması için kitap yazdık ve neşrediyoruz diyorlar.  Siz bu konuda ne diyorsunuz?

 

Evet kıymetli kardeşlerim risale-i nur’u bilmeyene ondaki hakikatler den habersiz olanlara risale-i nur adı altında istediğiniz her şeyi yutturmanız inandırmanız çok kolay ve basittir. Zira insanlar Bediüzzamanı sever risale-i nur eserlerine güvenir işte bu sevgi ve güveni istismar edenler bu konuda ihtisası olmayan kitleye karşı şahsi fikir ve yorumlarını risale-i nur’danmış üstadın müsaadesi varmış gibi lanse ettirip inandıra bilirler. Bu durum en yumuşak bir ifade ile aldatmaktır kandırmaktır asla ve kata dürüst bir davranış değildir. Zira onlara sorsanız bu yaptığınızın risale-i nurda karşılığı var mıdır, Bediüzzaman hazretlerinin mutlak varis ve vekil bıraktığı ağabeylerimizin müsaade ve onayı var mıdır deseniz hık mık gık edeceklerdir.

 

Onlara tavsiyem yaptıkları hizmeti risale-i nur’a yamamadan kendi duruşları olarak yapmalarıdır zira bu dikiş yama tutmaz risale-i nur kendinden olmayanı er yada geç mutlaka kusar dışarı atar.

 

Öncelikle Bediüzzaman hazretleri şualar risalesinde der ki: Risale-i Nur, sair kitablara muhalif olarak başta perdeli gidiyor; gittikçe inkişaf eder…Bana tam tevafuk eden tam hissedebilir, yoksa tam zevkedemez. Şualar ( 60 )

 

Ve yine diyor ki : en basit avam tabakasından tut da en yüksek havas tabakasına kadar herkesin istidadı nisbetinde anlayabileceği bir tarzda (asayı musa 247)

 

Ve yine diyor ki: Risale-i Nur bu vazifeyi; en dehşetli bir zamanda ve en lüzumlu nazik bir vakitte, herkesin anlayacağı bir tarzda;(Mektubat 466)

 

Ve yine diyor ki : Onuncu Söz Risalesi, o zâtın dehasıyla yetişemediği hakaiki; avamlara da, çocuklara da bildiriyor.» (Mektubat sh:372)

 

Ve yine diyor ki : Onbirinci Hüccet-i İmaniye ki: En derin bir feylesofla bir çocuk onlardan en derin hakikatı anlıyabilir ve vehim ve vesveseli bırakmaz.» (Nur Çeşmesi sh:5)

Misalleri çoğaltmak mümkün. Şimdi üstad diyor risale-i nur başka kitaplara muhalif olarak perdeli gider gittikçe inkişaf eder bana tam tevafuk eden ifadesi ile de risale-i nuru anlamanın sırrını ifade ve beyan ediyor. Ve devamında çocuklarında avamlarında ve herkesin anlayacağı tarz da diyerek talebelerine bir yol haritası çiziyor bu yolu takip edin diyor.

 

Düne kadar sadeleştirmeye karşı çıkmamızın sebebi üstadımız bediüzzamanın bu sözlerini kabul ettiğimiz içindi. Şimdi sadeleştirme furyası darma dağın oldu bitti bu sefer başka başka kitapları yazalım risale-i nura basamak olsun tanıtımı olsun deniyor. Yahu şeytandan ders almak ve onun yolunu takip etmek desem hata etmiş olmam. Zira risale-i nuru biliyorum okuyorum diyen birileri bunu savunuyorsa yine en basit ifade ile şeytandan ders almışlar diyebilirim.

 

Bu açtıkları çığırdan geri dönüp tevbeye davet ederim. Zira deseler ki biz bu hizmetimizin risale-i nurdan bağımsız harici bir cemaat ve tarikat olarak yapıyoruz takdir ederim ama deniliyor ki risale-i nura davet için bir basamaktır hem görsel sohbet ve videolarımızda var bunu kitap şeklide sunmanın ne sakıncası var.

 

Ve itirazlarla karşı karşıya kaldıklarında diyorlar ki risale-i nurda üstad şerh izah ve tanzime izin vermiş bizde şerh izah ve tanzim ediyoruz. Evet bu cevapları dahi cerbezeliktir mevzudan habersiz olanları aldatmaktır.

 

Rahmetli badıllı ağabey hayatta olsaydı biberli bir reddiye bu kimselere verirdi önceki verdiği reddiyelerden ders almayanlara ise daha şiddetli ikaz edecekti.

O cümle risale-i nurda şu şekilde geçer :

 

"Bu dürûs-u Kur'aniyenin dairesi içinde olanlar, allâme ve müçtehidler de olsalar; vazifeleri -ulûm-u imaniye cihetinde- yalnız yazılan şu Sözler'in şerhleri ve izahlarıdır veya tanzimleridir. Mektubat ( 426 )

 

Ve inşâallah vazifeniz şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşir ve talim ile, belki Yirmibeşinci ve Otuzikinci mektubları te'lif ile ve Dokuzuncu Şua'ın Dokuz Makamını tekmil ile ve Risale-i Nur'u tanzim ve tertib ve tefsir ve tashih ile devam edecek.  Kastamonu Lahikası ( 56 )

 

Burada açık açık üstad allame ve müçtehidlerde olsa ifadesi ile şerh ve izah ve tanzim yapabilecek insanların ilmi seviyelerinin ne olması gerektiğini beyan ediyor.

 

Bu kitap yazanlarda bu sıfatlardan donanımlardan hangisi vardır. Bu ifadelerin arkasına sığınıp kendi yorumlarını risale-i nura basamak yapmaya çalışanlar esasında risale-i nura çıkılacak basamağı kırıp darma dağın etmektedirler.

 

Zira şerh izah ve tanzimde üstadın çizdiği çizgi bellidir.

Ve üstad bu konuda derki:

Risale-i Nur'un hocası, Risale-i Nur'dur. Risale-i Nur, başkalarından ders almağa ihtiyaç bırakmıyor. Sözler ( 772 )

 

Yani yapılacak şerh tanzim izah kitap dışına çıkmadan risale-i nurun içindeki o konu ile alakalı bir mevzuyu yine risale-i nurun içindeki başka bir bölümle açıklama sanatıdır. Bu ise nurlara vukufiyeti gerektiriyor. 

 

Gel gelelim risale-i nurun ve onu seven takipçilerinin talepçilerinin hüsnü zannı ile bir yerlere gelen şahıslar, bir aşamaya kadar nurlara uygun hareket tarzı ile alkış alıp dua ile yaptıkları hizmet hüsnü zan ile karşılandı. Zahiri bir çokluk ve kalabalık ve şöhret ile karşı karşıya kaldıklarında ise üstadın hayatım hayatları ile devam edecek övgüsüne hitabına mazhar olmuş varis mutlak vekil ağabeylerin nasihatlarına kulaklarını kapadılar. O kalabalıklara itimat edip güvenip esasat-ı nuriyeye sadakatsizlik gösterip fasit teviller ve yorumlar ile yeni bir çığır açanlar ahiret cihetinde manen mesul olmakla beraber istikameti muhafaza edemediklerinden dünyada da çok tokat yerler ta ki tevbe edip içine düştükleri hatadan ve vartadan vaz geçinceye kadar.

 

Risale-i Nuru üstadın katibi yanında 8 ay bulunduğu halde üstad ile birlikte olduğu halde anlayamama tokadı yemiş. Bu konu risale-i nurda şu şekilde geçer.

 

“İnşâallah şefkatli bir tokat yedim. Şübhemiz kalmadı ki; bu tokat, o kusura binaen gelmiş. O tokat da şudur: Sekiz senedir ben, Üstadımın hem muhatabı, hem müsevvidi, hem mübeyyizi olduğum halde, sekiz ay kadar nurlardan istifade edemedim. Bu hale hayret ettik. Ben de ve Üstadım da “Bu neden böyle oluyor?” diye esbab arıyorduk. Şimdi kat’î kanaatımız geldi ki: O hakaik-i Kur’aniye nurdur, ziyadır. Tasannu, temelluk, tezellül zulmetleriyle birleşemiyor. Onun için bu nurların hakikatlarının meali, benden uzaklaşıyor tarzında bulunarak, bana yabanî görünüyor, yabanî kalıyordu. Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum ki: Bundan sonra Cenab-ı Hak bana o hizmete lâyık ihlas ihsan etsin, ehl-i dünyaya tasannu’ ve riyadan kurtarsın. Başta Üstadım olarak, kardeşlerimden dua rica ediyorum. Pür-kusur Şamlı Hâfız Tevfik (Lem’alar – 44)

 

Şimdi böyle şefkat tokadı  yiyen ağabeylere o yazdığınız eserleri verin bakalım risale-i nura basamak olacak mı? Yada bu ağabeyler anlamadım başkasının yazdığı basamak eserlere basarak anlayayım mı üstadım diye sorsalardı üstad bediüzzamandan alacağı tepki ne olacaktı? Ve siz risale-i nura basamak olsun diye tanıtım olsun diye kitap yazanlar bu isteğiniz ve amelinizin benzerini üstad nerde tavsiye etmiş bıraktığı varis ağabeyler nerde bu tarzı yapmış kendinize çeki düzen verin bu yanlıştan vaz geçin başkalarınada bu şekilde örnek olmayın. Deyin kendi reyimiz ve fikrimiz ile yapıyoruz istifade ettiğimizi yazdık kesinlikle bizim kitaplarımız risale-i nura ne basamak olur ne alakası vardır bizim yazdıklarımızı okumayın doğrudan risale-i nur okuyun kafidir deyin. Yahu siz risale-i nuru okurken ilk tanıştığınızda size hangi kitabı basamak verdilerde onun ile nurlara başladınız dünyadaki bu kadar nur talebesinin hangisine risale-i nurdan önce başka eser pazarlandıda basamak olup risaleye başladı. Kendinizi kandırmayın insanları yanıltmayın yoksa hakkı ve hakikatı neşredecek dil ve kalem çoktur. Bir de deniliyormuş ki : Bu zamanda Nurlarla hizmet-i imaniye, her tarafta ilânatla ve muhtaç olanların nazar-ı dikkatlerini celbetmekle olur. Lem'alar ( 266 - 267 ) üstadın bu sözü sebebi ile kitapları yazmışlar sosyal medya hizmeti yapıyorlarmış?

 

Derim ki Bektaşiliğe luzüm yok o cümlenin devamında üstad hazretleri diyor : . İşte hapsimizle Nurlara nazar-ı dikkat celbolunur, bir ilânat hükmüne geçer. En ziyade muannid veya muhtaç olanlar onu bulur, imanını kurtarır ve inadı kırılır, tehlikeden kurtulur ve Nur'un dershanesi genişlenir. Lem'alar ( 267 )

 

Öyle bir hizmet ortaya koymuş ki üstad komite bu durumdan memnun olmamış onların nabzına göre şerbet vermediğinden hapse atılmışlar hapse girmeyi çekilen çileyi nazara verip ilan hükmüne geçti diyor üstad.  Doğrudan doğruya risale-i nurun esasat-ı nuriyesine bağlı kalarak Üstadın varis ve vekillerini dinleyerek bir hizmet ortaya koyuyorsanız baş göz üstüne. Bazı yaşlı olmuş üstadı görmüş ancak varis ve vekil olmayan ağabeylerle resim çekilerek yaptığınız hatayı meşrulaştırmak bugüne kadar yaptığınız hayırlı hizmetlerinizinde bitmesine vesile olur. Zira islamiyetin esası sıdktır. Sizler risale-i nuru okuyanlar olarak varis nedir vekil nedir mutlak vekil nedir bilmiyor musunuz madem bu kadar nurlara bağlı olarak hizmet ediyorsunuz bu ağabeylerden kendinize ve hizmetinize hüsnü şehadet almanız gerekir ki bizlerde size dualar ile destek verelim. Ancak aldığımız haberler işittiğimiz hakikatler o cihette değil bilinmesini isterim.

 

Hatta Üstadımızın hayatta olan varisi mutlak vekili hüsnü bayram ağabey risale-i nur dairesi içinde yeni tarzlar metodlar adı altında icraat gösterenlere kitap yazanlara ve benzerlerine karşı bir lahika mektubu neşretti. Bunu okuyan kendine risale-i nur talebesi diyen bir kimse hemen titremeli kendine gelmeli aslına rucu etmeli. Mektubun tamamını yazıma almamakla birlikte şu kısmı nazarlarınıza sunuyorum :

 

Son zamanlardaki bazı gelişmeler özellikle biz nur talebelerini teyakkuza sevk etmektedir.

 

Şöyle ki ; Güya Risale-i Nurun okunmasına vesile olmak için yazılan ama maalesef Risale-i Nurun okunmasına perde olan ve Risale-i Nurdan daha fazla neşredilen ve reklamı yapılan  ve Risale-i Nurda geçen imani hakikatleri sanki Üstadımızdan daha güzel ifade ediyorlarmış  ve asrın gençlerine ulaştırıyorlarmış gibi kitap yazan dairemiz içindeki kişilerin aslında Risale-i Nur hizmet düsturlarına uygun olmayan bir çalışma içinde olduklarını ifade etmek için Risale-i Nur'dan bazı yerleri sizin nazar-ı dikkatinize sunuyorum.


**********
 

Üstadımız, akıbeti görmeyen kör hissiyatla hareket eden gençleri ahirzamanın fitnelerinden kurtarmak için yol göstermiş  "Bu asırda İslam ve Türk gençleri kahramanane davranıp iki cihetten hücum eden bu tehlikeye karşı, Risale-i Nur'un Meyve ve Gençlik Rehberi gibi keskin kılınçlarıyla mukabele etmeleri elzemdir." demiştir.

 

Mektubun devamını risale ajanstan ve sair neşrolunan mehazlardan ulaşabilirsiniz.

 

Şimdilik risale-i nur tarzı metodu üslubu sebebi ile kabuğu kırmıyor isim zikretmeden hedef göstermeden hatada olan kardeşlerimizi ikaz ediyor uyarıyor nura sadakatle hizmete varis ağabeyleri dinlemeye davet ediyorum. Şayet üstadımızın varislerine karşı bir tutum içinde kulaklarını tıkayarak rakibane bir çığır açmak sureti ile tarzlarına devam edecek olurlarsa isim isim reddiye vermekten yine risale-i nur dan aldığım ders mucibince geri durmayacağım.

 

“ Bundan sonra eğer o insan mesleğinde ısrarla nasihatları kabul etmezse anlaşılır ki, onun ıslahına hiçbir çare ve hiçbir deva yoktur. Yalnız onun fesadı halka sirayet etmemek için, mesleğinin muzır ve fena olduğunu ilan etmek lazımdır ki, herkes ondan tahaffuz etsin. Zira o insan aklını çalıştırmıyor, şuurunu istihdam etmiyor ki, böyle zahir olan birşeyi hissedebilsin. “ İşaretul İcaz

 

Hile ve fitne, perde altında kaldıkça tesir eder. Zâhire çıkmakla iflâs eder, kuvveti söner. (hutuvatı sitte)

 

Allah kimseyi şaşırtmasın, şaşırtırsa süründürmesin, süründürürse çektirmesin, çektirirse rezil etmesin, rezil ederse perişan etmesin, perişan ederse sersem âvâre etmesin.(hutuvatı sitte)

 

El hasıl : Risale-i Nur Nurdur Kendisinden Olmayanı Kusar halklarada küstürür.

 

Selam Huda’ya Tabi Olanların Üzerine Olsun

Süleyman Yasin AKDENİZ



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Süleyman Yasin AKDENİZ HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
CENNETLE İLGİLİ HADİSLER
Y
Mehmet GÖÇMEZ
Mezhep
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
BÜYÜK ÇAMLICA CAMİİ NEDEN YAPILDI? MÜSLÜMAN TÜRK FİLİSTİN’E NEDEN AĞLAR? 15 TEMMUZ TÜRK MİLLETİNİN ZAFERİDİR Şehadete Bir Gün Kala!
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
SON YORUMLANANLAR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim