15 Mart 2014, 12:58 - 
ASIL NEDİR? TAHRİP NEDİR?

ASIL NEDİR? TAHRİP NEDİR?

Çünkü yardım almak acizliğin alametidir.

Asıl demek, sahip olduğu bütün vasıfları üzerinde taşıyarak, tahribe ve tamire uğramadan kâinata güzel bir sunumdur. Aslından kopan bir yaprak solmaya mahkûm olduğu gibi, aslından uzaklaşan bir eser manasını kaybetmeye mahkûmdur. Aynen öyle de İman ve Kuran hakikatlerini müspet bir ilim tarzı ile izah ve ispat eden Risale- i Nur külliyatının aslını tahrif etmek de (sadeleştirmek) insanı tahkiki iman ve ameli salihten uzaklaştırmaktır. Çünkü tahrif edilmiş hiçbir eser aslının manasını taşımaz. Risale- i Nur'un akılları kalpleri ve vicdanları uyandıran: Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun? Vs. soruların cevabını en açık, kesin bir şekilde, latif bir üslupla açıklayıp ruhlara ve akıllara hitap eden bir eserinin manasından uzaklaştırmak asliyetini kaybettirerek tahribata uğratmaktır. Tahribat demek; Asliyetini bozmaktır. 

Manadan uzaklaşmak, taşıdığı bütün güzel hasletlerden soyutlandırmaktır. Kuran-ı Azimüşşan'ın manevi bir tefsiri olan Risale- i Nur'un sadeleştirilmesi akılları ve vicdanı ağlatarak kalp ve ruhlarda manevi bir elem bıraktı. Yapılan bu tahribatta Risale-i Nur'un güneş gibi insanları manen aydınlatan, kelamlarının yerine kullanılan manadan uzak ,kof kelimeler maalesef kuran ve sünnet çizgisinin dışına çıkarak ,insanları yanlış yönlendirmektedir. Bu manadan uzak kelimeler Risale-i Nur'un ilmi, ameli hasiyetini kaybettirmektedir. Mesela sözlerde geçen ve aslı şöyle olan: " Evet iki vazife, peşimizde görünüyor. Biri, padişahın vazifesidir. Bazen biz onun angaryasını çekeriz ki, bizi beslemektedir. Diğeri, bizim vazifemizdir. Padişah bize teshilat ile yardım eder ki,talim ve harbdir." Tahrifleştirilmiş hali ise : "Evet ortada iki vazife görünüyor. Biri, padişahındır ki bazen onun işini gördüğümüz için bizi besler. Diğeri bizim vazifemiz, eğitim ve hizmettir." Burada kullanılan cümlede kul sanki (haşa) Cenab-ı Hakk'ın fiillerine iştirak edip yardım etmiş gibi görünüyor. Bu bir şirk kelimesidir. 

Çünkü yardım almak acizliğin alametidir. Cenab-ı Hak acziyetten münezzehtir. Ve yine asli olarak : " tegayyür, tebeddül, tecezzi ,tahayyüzden , mukaddes münezzeh, müberra, mualla olan Zat-ı Zülcelal..." olan metininin tahrifleştirilmiş hali ise: "...mekandan münezzeh,mukaddes, ARINMIŞ, yüce Zat-ı Zülcelal.."olarak değiştirilmiş. ARINMIŞ" olarak tahripleştirilmiştir.Arınmak demek ; kirlerden temizlenmek manasındadır . Cenab-ı Hak Kemal sıfatlarla muttasıf olduğu için bu sıfatlara münasip olmayan hasletlerden uzaktır. Bu kelamı da Allah için kullanmak yine şirk ifadesidir. Mesela Üstad Bediüzzaman için sadeleştirme adı altında ilmi ve manevi şahsiyetini rencide eden asli şöyle olan "Bil ey gafil, müşevveş Said" cümlesini "EY GAFİL, AKLI KARIŞIK SAİD!" cümlesi ile sadeleştirilmekte. Müşevveş, karmaşık ,zor anlaşılan demektir. burada üstadımız müşevveşin yanına "akıl" kelimesini koymamış ki aklı karışık Said diye tabir edilsin ! 

Bu kelam Risale-i Nur okuyan kişilerin aklına şu suali de getirebilir; Aklı karışık bir insan benim aklımda kalbimde ruhumda bulunan vesvese ve şüpheleri nasıl ve ne şekilde izale edebilir? Bu gibi kelamlar Risale-i Nur'un irşad vazifesine nakise getirmektedir. Ve son olarak Üstadımızın "Ey insan bil ki : o rahmetin arşına yetişmek için bir mir'ac var."cümlesini safi (!) niyetle sadeleştirilerek"Miraç" kelimesi kaldırılıp yerine "merdiven" manası yakıştırılmış(!). Merdiven gibi basit ,manasız kelam kullanmak ve manevi basamaklarda u'ruc etmek anlamını yok sayıp toplum dilinde rutinleşmiş bir manaya taşımak ne kadar akla vicdana kabul bir meseledir? Velhasılıkelam asli bir eseri suni bir esere dönüştürmek hakikat, hikmet babından yanlış olduğunu Risale-i Nuru az veya çok okuyup fıtraten muhabbet besleyen, vicdan ve akıl sahibi her insan anlayabilir. Gerekçe olarak sundukları maddelerden birinde şöyle deniliyor: Risale-i Nuru daha iyi anlayabilmek , anlatabilmek adına bu çalışmalarımızı yapılıyor deniliyor. Öyle ise şöyle bir sual geliyor akıllara yıllardır Risale-i Nur'u okuyan fedakar, müdakkik ,sadık kahraman nur talebeleri Risaleleri anlamadan mı amel ettiler ki hapishanelere girdiler. Zulümlere baş eğdiler, durmadan, sıkılmadan, yılmadan yazdılar ve okudular. Ve keza evlerini, işlerini bu davaya feda ettiler. Manasını anlamayan bir insan bu şekilde fedakarane bir harekette bulunabilir mi? Risaleni nuru anlamak ve anlatmak veyahut yaşamak isteyenler tahrif ve taklit ile bunu başaramaz başaramadı ve başaramayacak da. (*1946'da İstanbul'da Şemsettin Yeşil'in böyle bir şeye teşebbüsü ve Üstadın ikazı ile durması... *1949' da Ahmet Feyzi Kul'un Risale-i Nur'ları sadeleştirme noktasında bir istekte bulunması ve Üstad'ın reddedip hapishanede buna binaen Ahmet Feyzi'ye mektup yazması... *1950-1951 yıllarında ünlü şair- yazar Necip Fazıl Büyükdoğu dergisinde Risale-i Nur'ların sadeleştirerek neşri ve daha sonra Üstadın, talebeleri (Ceylan ve Zübeyir )ile bu çalışmayı durdurması ve keza...) 

Risale-i Nur'ları anlamak asli ile çok okumak, okumak, okumak ve amel etmektir. Çünkü tekrar takrirdir.



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Zahide AYDOĞDU HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Şehzade Abdulhamid Kayıhan OSMANOĞLU'ndan Muhteşem Bir Eser
Şehzade Abdulhamid Kayıhan OSMANOĞLU'ndan Muhteşem Bir Eser
Dedem AbdulHamid HAN
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
BİN AYDAN HAYIRLI GECE
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
N.Arslan CANKORU
SAYILMAZ
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Ediz SÖZÜER
İbadetin Yüksek Hakikatini Keşfetmek (Risale-i Nur Eğitim Programı-3)
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
İbrahim Faik BAYAV
Mülk Suresi, Ayet: 16 ve 17
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Elif TAVŞU
ŞİMENDİFER İLE BEKÂYA DOĞRU
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Almazsan ÖLMEZSİN…! Sen Aldıkça Kardeşlerin ÖLÜYOR. KUDÜS Deve Sidiğinin Faydaları Nelerdir? HZ. SÜLEYMAN’INKİ BİR SEVDA MIYDI?
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Mehmet GÖÇMEZ
HUZUR
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
SON YORUMLANANLAR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim