22 Kasım 2014, 11:43 - 
Fitne, Tahrip ve Bozgunculuk

Fitne, Tahrip ve Bozgunculuk

Hulasa, bu işin adı; bozgunculuk, tahrip ve fesattır

Yaklaşık yüz senedir, dünyada baş döndüren bir değişim yaşanmaktadır. Bunun sonucu olarak ekosistem, sağlık ve gıda değerleri üzerine büyük bir yıkım, tahribat ve kirletme, bilinçli veya bilinçsiz olarak yapılmaktadır. Bunun sonucu olarak sonsuz denge ve bilinç içeren doğal yapı ve doğal değerler, adeta dağılıp yok olmaktadır. İnsanlık, bütün tarihi içinde en büyük tahribatı ve günahı işlemiş olmaktadır. Kur'anda bu tahribat,"İnsanların yaptıklarından dolayı, karada ve denizde bozgunculuk baş göstermiştir." mealindeki ayet ile dillendirilmiştir. Kara maddi tahribatı, deniz de manevi tahribatı temsil ediyor.[1]

 

Hulasa, bu işin adı; bozgunculuk, tahrip ve fesattır. Başka bir tabir ile çağdaş medeniyetin fettaniyetidir. Bu çağdaş medeniyet, adeta bozuk bir büyü gibi tabiatı, çevreyi zehirlediği gibi; sonsuz olduğundan somut olarak gözlere görünmeyen insanlık ve aile bilinci üzerine yapılan kirli hesaplar ve kötü alışkanlıkları doğuran manevi neşriyat, kişisel bilinci, toplumsal ve ailevi bilinci yok eden bir aldatıcı güç haline gelmiştir. Evet, bu güç, bütün boyutlarıyla bu yanıltıcı, çağdaş sahnede oynuyor.

 

İşte birinci tahribat yani tabiat ve çevreye olan saldırıların sonuçları somut olduğundan görünebiliyor. Fakat bu ikinci ve sonsuz ve soyut tahribat ve fesat gözle görünmediğinden hiçbir kurum buna el atmıyor. Herkes çevrenin onarılabilecek yıkımlarını konuşuyor. Bu ikinci ve insanlığı bitiren görünmez gerçeği kimse bilmiyor. Ve bilse de çaresini bilmiyor. Bilse de böyle bir çare çok zor bulunur. Ayrıca çağdaş insanlar, çareyi bulan fedakâr kişileri de gerici olarak görüyorlar. Çünkü tahribatçılar böyle bir telkinde bulunuyorlar. Bu kayıp nokta o kadar çok önemlidir ki; insanlık, çevresel kıyametlerden önce böyle bir zehir ile ölecektir; manevi bir kıyamet kopacaktır, diyebiliriz.

 

Evet, Avrupa'da biri materyalizmden başka hiçbir değeri kabul etmeyen inançsızlık deccalı;  diğeri sonsuz bir aşk ile paraya ve hayata tapan, dengesiz kapitalizm, maddi ve manevi bilinçsizlikleriyle, yeryüzünü ve insanlık âlemini uçurumun kenarına getirmiştir.

 

Bir kısım dindarlar, dinsizliğin deccallığını, tahribatını dile getiriyorlar. Fakat değersizlik ve sonsuz tüketim üzere kurulu olan kapitalizm (yani paranın tanrılığı) de dinsizlikten daha çok tahribata, kirlenmeye ve vahşileşmeye sebep oluyor.

 

İşte bu çağdaş ve yarı vahşi medeniyet, insanlara çok cazip geldiğinden, insanoğlunu, doğaldan, doğallıktan, evrensel ve manevi bilinç içeren değerlerden caydırmıştır. Kendine robot, tüketici ve yıkıcı köleler yapmıştır.

 

Kur'an, bu iki büyük suçu, o günün güçlü aktörleri olan Yahudilere ve Benî İsrail'e isnat ediyor. Biz, onlarca dini ve sosyolojik delile dayanarak gösterdik ki; Yahudilik özellikle Benî İsrail kavramı, bir milletin adı değildir. Bu iki deyim bugün Batı Medeniyeti ile ifade edilen ve asıl aktörleri Yahudi kültürünü taşıyanların oluşturduğu bozguncu sistem demektir. Ayrıca Kur'an geçmişten ziyade geleceği inşa etmek istediğinden Batı medeniyetine işaret eden bu gibi yüklemleri kullanmıştır. Birçok Yahudi tanıyorum Araplardan daha çok dindarlar. Evet, İbrani milletinin efratlarının çoğunluğu dindar, mağdur ve efendi insanlardır.[2] İşte bu evrensel ve lokal iki farkı bilmeyen çoğu Hıristiyan ve Müslüman, boş yere antisemitiklik yapıyorlar. Başka bir şekilde siyasi fitnelere sebep oluyorlar.

 

Fitne; çekici, yanıltıcı ve parlak şey demektir. Terim olarak seni asıl hedefinden geri çelen veya seni o hedefe varmaktan alıkoyan, zararlı ama çekici iş ve nesne demektir. Genellikle güzel kadınlar, böyle bozgunculuk işlerinde kullanıldığından onlara "fettane" denilmiştir. Fitne kavramı Kur'anda genellikle insanın yüzünü ve kalbini dinden zorla koparmak manasında kullanılmıştır. (16/110)

 

Fakat en büyük yıkıcı, zararlı, çekici ve insanoğlunu mukadder gelişmelerinden alıkoyan bugünkü yanıltıcı (deccalane) medeniyettir ki; Harut (karakedi) ve Marut (karayılan)  ile ifade edilmişlerdir. Çok ilginçtir ki; iki hayvan arketipi olan bu iki verimsiz melek, daha önce insanları uyarıyorlardı. "Biz fitneyiz. Ey insan, sen sakın kâfir olup bize uyma!" diye uyarıyorlardı. (Bakara/102) 

 

Evet, ey insanlık! Sen son saatin son dakikalarının son saniyelerini yaşıyorsun. Hedefte denge demek olan İslam ve Muhammed olarak bir elin Musa'ya bir elin İsa'ya tutunsun. Madde ve manayı tevhid potasında bir yap, canlan; uyan, zehirlendiğini gör!.

 

 

                                                               

                                                                                                               

 

                                                                                                           Bahaeddin Sağlam

 



[1] Karada ve denizde bozgunculuk belirdi, mealindeki cümlenin sayısal değeri 1851'dir. Bu da dengesiz sanayileşmenin ve pozitivizmin tahribatının ilk yıllarını gösterir. Sure ve ayet numarasıyla (30/41) beraber 1922 eder ki Osmanlı medeniyeti o iki illet yüzünden bozulup dağıldı.

[2] Mağdur diyorum; fakat bugün itibariyle Filistinliler daha çok mağdurdurlar. Evet, Amca çocukları olan bu iki kabile, birbiriyle kavga edeceklerine Avrupa medeniyetine alternatif olarak Ortadoğu'da İbrahimi çağdaş bir medeniyet kurmalıdırlar. İnsanlığı kısır döngülerden kurtarmalıdırlar.



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Bahaeddin SAĞLAM HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
CEMALEDDİN HOCANIN ARDINDAN..
CEMALEDDİN HOCANIN ARDINDAN..
Bizler Cemalettin Bal Hocamızın muvahhid bir mümin; Kur'an Hizmetkarı bir müftü olduğuna aynel-yakin şahidiz. Kur'an talebelerine verdiği önem, inşa ettirdiği Hafızlık Kurslarının işleriyle bizatihi ilgilenmesi, personelinin derdinde sıkıntısında varıyla yoğuyla koşan,kendisiyle uğraşan ona iftira edenlere dahi beddua etmeyen yine onları dualarıyla uğurlayan bir hocamız olduğuna şahidiz.
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
EVLAT ANA BABA HUKUKUNA RİAYET ETMELİDİR..
Y
Mehmet GÖÇMEZ
ANMAK MI ANLAMAK MI
Y
SERDAR BOZDOĞAN
TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR BİZDE TARİHE YENİDEN ÇAĞ AÇTIRIYORUZ
Y
Nurcan CANKORU
GİZLİ SIRLAR
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
TANK PALETİ FABRİKASI GERÇEĞİ CAĞALOĞLU KOMİTESİ NİYET OKUMA MAHARETİ HADDİNDEN TECAVÜZ EDENİN HADDİNİ BİLDİRMEK
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim