24 Kasım 2015, 11:02 - 
Düalite - Hayatın Gerçeği (mi?)

Düalite - Hayatın Gerçeği (mi?)

Şunu biliyorum ki, ne Yaratıcının ne de evrenin benim yapacağım ibadetlere, tutacağım oruçlara, okuyacağım kutsal kitaplara ihtiyacı yok

“Yerin bitirmekte olduklarından, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaradan (Allah çok) yücedir.„ (Yasin Suresi, 36)

“Her şeyden iki çift yarattık ki düşünüp anlayabilesiniz.” (Zariyat Suresi,49)

“Sizleri çiftler olarak yarattık.” (Nebe Suresi,8)

 

Kuran’da sık sık sözü geçen “çiftler” konusu ne zamandır kafamı kurcalıyor. Kutsal kitap Kuran-ı Kerim’i tekrar tekrar okuyorum. Her okuyuşumda daha önce fark etmediğim bir anlamla karşılaşıyor olmak beni şaşırtıyor. İnsanlık tarihinde dinler bu kadar önemli bir yere sahipken yaşamı anlamaya ve kendini bulmaya çalışan bir kişinin kutsal kitapları okumaması düşünülemez. Bu düşünceyle ben de önce kendi kutsal kitabımı, sonra da İncillerden Barnabas ve Thomas İncilini, Matta, Luka ve Yuhanna İncillerini ve Tevrat’ı okudum. Anlamak istedim, anlamaya çalıştım, hâlâ da anlamaya çalışıyorum. Bir arkadaşım kutsal kitapları okuduğumu duyduğunda ne kadar çok sevaba girdiğimi bana söylemişti. Bunu hiç düşünmemiştim. Yani sevap hesabını hiç yapmamıştım. Sevap-günah nedir ki? Başkasının benim hesabıma tuttuğu bir bilanço mu?

 

Şunu biliyorum ki, ne Yaratıcının ne de evrenin benim yapacağım ibadetlere, tutacağım oruçlara, okuyacağım kutsal kitaplara ihtiyacı yok. Kesinlikle ihtiyacı olan tek kişi bizzat benim. Dolayısıyla elimizde artı ve eksi puanlarla dolu bir sevap günah kitabıyla değil, idrak edilmiş bilgilerle bu hayattan ayrılacağız. Yani sevaplara değil, bolca idraklere ihtiyacımız var. Artı-eksi, sevap-günah, olumlu-olumsuz derken şu “çiftler” konusu aklımı kurcalamaya devam ediyor. Kuran’da “Biz her şeyi çiftler olarak yarattık” deniyor. Acaba bu cümleyle düaliteye mi işaret ediliyor?

 

Her şey zıddıyla mevcuttur hayatta: sağ-sol, artı-eksi, kuzey-güney, erkek-dişi, siyah-beyaz, iyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış gibi. Örneğin maddenin bile anti-madde denen ve maddenin ters özelliklerini taşıyan bir çiftinin olduğu ancak 1930’larda bilim dünyası tarafından keşfedilmiş. Peki ama bu ikilik hayatın devamı için şart gibi görünse de acaba düalite sadece bizim kurduğumuz bir düzen olabilir mi? Güzel, gerçekten çirkinin zıddı mıdır? Doğru ve yanlışın ne olduğuna kim karar verebilir? Ya iyinin ve kötünün?

 

Öyle düşünüyorum ki hayatta insan sayısı kadar doğru var ve herkes kendi doğrusunu yaşar.  Hani Mevlâna’nın Mesnevi’sinde bir fil hikayesi vardır:

 

Hintliler karanlık bir ahıra bir fil getirip halka tanıtmak isterler. Hayvanı tanımak için ahıra birçok adam girer. Fakat ahır öyle karanlıktır ki, herkes fili tanımak için el yordamıyla fili yoklamaya başlar. Biri filin hortumunu tutar ve “Fil bir oluğa benzer” der. Bir diğeri filin kulaklarını eline geçirir, “Fil bir direğe benzer”, der. Bir başkası sırtını elleyip, “Fil bir taht gibidir” der. Peki hangi tarif doğrudur? Tabii ki hepsi kendi açısından doğrudur.

 

 Peki gündüz ve karanlık nedir? İnsan için gündüz olan, anka kuşu için alacakaranlık olabilir. Bizim gözümüz için alacakaranlık olan, yarasa için aydınlık değil midir? Bu durumda karanlığın tarifini en doğru kim yapacak? Hangi tarif doğru olandır? Tabii ki her ikisi de. Çünkü herkes kendi doğrusunu yaşar.

 

Muhyiddin İbn Ârabi bir eserinde “Hakikatin pek çok yönü vardır. Bu yönlerin her birinden Hakikate ulaşılabilir” der. İnsanın yaşamdaki tek amacı Hakikat’e ulaşmak olduğuna göre herkes kendi şartları içinde önünde beliren yoldan ona ulaşmaya çalışacaktır. Elbette bu yolun uzaması ya da kısalması kişiden kişiye değişir. Kutsal kitaplar bize Hakikate varan en kestirme yolları tarif ederler. Dilerseniz bu yolları takip eder ve yorulmadan, en kısa sürede hakikate erersiniz; ya da kendi doğrularınızı takip eder ve yolu uzatırsınız. Yaratıcı, insana kısa yolu göstermiştir. Ancak ona özgür irade verdiği için seçimi tamamen insana bırakmıştır.

 

Yaşamdaki çiftler üzerinde düşünmeye devam ediyorum. Mesela kadın-erkek; ruh-beden; gece-gündüz derken aklıma DNA sarmalı geliyor birdenbire. Ne ilginç ki, birbirine sarılı bir çiftten oluşuyor bu yaşam kodları. Ya insan vücudundaki çiftlere ne demeli? İki göz, iki kaş, iki kulak, iki burun deliği, iki dudak, iki omuz, iki kol, iki bacak, iki ayak, beynin iki yarısı, elektronun çifti olan proton ve nötron, vs.vs.

 

Evet, yaşamda her şey çiftlerden oluşuyor. Her şey zıddıyla birlikte var olduğunda anlam buluyor. Açlığı yaşamasa insan, tokluğun kıymetini bilemezdi. Üzüntü çekmese mutluluğun değerini anlamazdı. Belki de yaşamın dengede kalması için böyle olması gereklidir. Tıpkı bir terazinin dengede kalması için iki koluna da eşit ağırlık konması gerektiği gibi. Anladım ki yaşamda düalite şart. Ama öte yandan bakış açılarımızdaki doğru-yanlış, güzel-çirkin sınıflandırmasını ortadan kaldırmamız da gerekli. Çünkü kişinin bakıp gördüğü her güzel ve her çirkin şey aslında kendisini yansıtan bir aynadır. İnsan güzel bakarsa, her şey gözüne güzel görünür. Her insanın kendi doğrusunu yaşadığını bilirsek başkalarının doğrularını yargılama hakkına sahip olmadığımızı da anlarız. Diğerlerinde beğendiğimiz ve beğenmediğimiz tüm iyi ve kötü yanlar aslında kendimizde var olan iyi ve kötü yanlarımızdır. Çünkü herkes birbirini yansıtan aynalar gibidir.

 

İnsan, iyi ile kötünün, yüksek ile alçağın, hayır ile şerrin bir arada bulunduğu bir varlıktır. En yüce duygularla en sefil dürtüleri bünyesinde taşır. Yaşamdaki tüm zıtlıklar insanın üç boyutlu dünya hayatındaki sınavı için vardır. Zor olan bu zıtlıkları aşabilmektir.  

 

Bugün düaliteyi aşıp, doğru ve yanlış kavramlarını hayatımdan çıkarıyorum. Olayları, insanları ve yaşamı yargılamak yerine herkesin kendi doğrusunu yaşadığını kabul ediyorum. “Güzel bakan, güzel görür” sözüne itibar ederek çirkin olduğunu düşündüğüm şeyler karşısında bakışımı ve kendimi gözden geçirmeye karar veriyorum.

 

(Bir damladan okyanusa adlı kitabımdan alıntıdır)



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Şebnem PİŞKİN HABERLERİ
ÖZEL RÖPORTAJ
Şehzade Abdulhamid Kayıhan OSMANOĞLU'ndan Muhteşem Bir Eser
Şehzade Abdulhamid Kayıhan OSMANOĞLU'ndan Muhteşem Bir Eser
Dedem AbdulHamid HAN
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
BİN AYDAN HAYIRLI GECE
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
N.Arslan CANKORU
SAYILMAZ
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Ediz SÖZÜER
İbadetin Yüksek Hakikatini Keşfetmek (Risale-i Nur Eğitim Programı-3)
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
İbrahim Faik BAYAV
Mülk Suresi, Ayet: 16 ve 17
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Elif TAVŞU
ŞİMENDİFER İLE BEKÂYA DOĞRU
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
ADALET EĞİTİM SİSTEMİ İLE KAZANILIR Almazsan ÖLMEZSİN…! Sen Aldıkça Kardeşlerin ÖLÜYOR. KUDÜS Deve Sidiğinin Faydaları Nelerdir?
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Mehmet GÖÇMEZ
HUZUR
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
SON YORUMLANANLAR
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim