10 Mart 2021, 12:14 - 
Bu Yükselişe Kimse Yetişemez!

Bu Yükselişe Kimse Yetişemez!

Madem bu alem muhteşem bir saray gibidir..

Peygamber aleyhisselamın, Allah'ın katında takdir ettiği bir makama çıkması mucizesidir MİRAC.

Öyle bir miraç ki Muhammed a.s.v'ın Cenab-ı Hakkın huzuruna ruhen, bedenen ve hal'en çıkmıştır.

Ve miraç meselesi ise imanın esasları olan Allah'a, peygamberlerine, kitaplarına, meleklerine iman gibi hakikatlerinin neticesinde olan bir teslimiyet ile inanmaktır.

İmanın esaslarını kabul etmeyenlere miraç hadisesinden bahsedilmez. İslam dinini kabul etmeyen kimselere karşıda bizzat miraç olayını ispat edilmez.

Çünkü Allah'ı bilmiyor, Peygamberlerini tanımıyor, meleklerden haberi yok. Ona miracı anlatmaya kalkmak miraç hadisesine karşı büyük hürmetsizlik olur.

O halde miraç olayını konuşurken muhatabımız bir Müslüman dır.

Akıl üzerinde gitmek isteyip de gidemeyen, görmek isteyip de hakikatini göremeyen, kalbi şüphelere düşmüş yahut miraç hadisesinin ehemmiyetini dersini kavrayamamış kimseleredir sözümüz.

Elbet miraç hadisesini konuşurken inançsızlara bu nimetten mahrum kalanlara da söyleyecek birkaç çift sözümüz olacak.

Kuran-ı Kerim'de İsra suresi 1'nci ayet ve Necm suresi'ndeki 1. ve 4'den 18'nci ayete kadar olan kısımlarda Mealen Cenab-ı Hak şöyle diyor:

"Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla.

Ayetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram dan alıp, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksaya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla görendir.

Kayan yıldıza yemin olsun. O ancak kendisine vahy olunanı söyler. Onu muazzam kuvvetlere üstün bir akıl ve dirayete sahip Cebrail öğretti ki kendisine gerçek suretiyle görünmüştür. O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi kuluna vahy etti. Onun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi onun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidret-i müntehayı da gördü. Ki onun yanında Me'va Cenneti vardır. O zaman Sidre'yi Allah'ın nuru kaplamıştı. Göz ne şaştı, nede başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin ayetlerinden en büyüklerini gördü."

Evvel ki İsra Suresinin ayeti kerime mealinde: Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten ve görendir. Ayetinde ki şüphesiz ki zamiri güzel ve düzgün söz söyleme kuralına göre edebiyatına göre işaret ettiği hakikat Kuran-ı kerimin benzerinin yapılamayacağına parmak basıyor. Ve nasıl ki Kuranı kerimin benzerinin yapılamayacağına hükmeden Allah habibi Muhammed aleyhisselama verdiği değer, ehemmiyet ve kıymeti başka hiçbir yarattığına benzersiz surette vermeyeceğini göstermiş oluyor. Çünkü Muhammed aleyhisselam Kuran-ı Kerimin cisimleşmiş şekli yaşayan bir Kuran idi.

Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla gören ve işiten dir. Buyuran Cenab-ı Hak iki surette bir hakikatı bize gösteriyor. Zira bu ayet Ya Cenab-ı Hakka yöneliktir yahut Habibi Muhammed aleyhisselama.

Eğer Habibine yönelik ise şöyle bir mana çıkıyor ki: Bu kısa zaman içinde gerçekleşen mirac seyahati herkesi ilgilendiren bir umumi seyahattir. Ve herkesi ilgilendiren bir yükseliş manasındadır.

Ve sidretul münteha olarak bahsedilen bazı rivayetlerde yedinci kat gökte olduğu ifade edilen Hz.Muhammed aleyhisselamın ulaştığı son makamdır ki buradan sonra Kab-ı Kavseyn denilen yani Muhammed aleyhisselamın mirac seyahatinde ulaştığı ve bütün yaratılanları arkasına alıp Cenab-ı Hakka müşerref olduğu makama girmiştir. Ve öyle bir makamdır ki Hz.Muhammed aleyhisselamın girdiği bu makam Cenab-ı Hak kın bütün isimlerinin ve o isimlerinin mertebelerinin derecelerinin beraber olduğu bir alemdir ki bu alemin başlangıcı ve sonu yoktur. Ve Orada Muhammed aleyhisselamın kulağına hangi Rabbani ayet gelmişse onu görmüş ve bilmiştir. Ve öyle bir makam dadır ki akıl sahiplerini şaşırtan hayrete düşüren tarifi beşeri dünya sözcükleri ile yapılamayan Allahın sanat larını yine görmüş işitmiş ve bilmiştir habibi aleyhisselam.

Demek ki bu kısa miraç seyahati çok geniş manaları içinde topluyor. İman edenlere gösteriyor ki hayret verici şeylerin toplandığı bir seyahatin anahtarını manasını bizlere gösteriyor.

Eğer Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla gören ve işiten dir. Mealindeki ayetin "Şüphesiz ki O" zamiri Cenab-ı Hakka yönelik bir mana ise şöyle anlaşılıyor ki:

O Allah ki Muhammed aleyhisselamı bir seyahat ile miraç ile kendi huzuruna davet etmiştir ki bu davetin nedeni o kulunu bir vazife ile görevlendirmektir.

Mescid-i Haram dan yani kabe den sonra peygamberlerin toplandığı yer dediğimiz mescid-i aksaya habibi Muhammed aleyhisselamı gönderip sonra peygamberleri ile görüştürüp ve bütün peygamberlerin en üstünü olduğunu gösterdikten sonra yedi kat gökleri ve kendi katına kadar olan alemindeki mülklerini ve ahiret alemlerini Ona gezdirdi.

Evet Muhammed aleyhisselam gerçi bir kuldur. Ve bu miraç seyahati kısa bir zaman içinde olmuştur. Fakat o kul un bütün kainat ile alakalı bir emanet onunla beraberdir. O emanet ise kainatın rengini değiştirecek bir nur dur. Hem ebedi saadet ve mutluluğun kapılarını açacak bir anahtardır.

İşte Cenab-ı Allah kendini bütün eşyayı işitir ve görür sıfatı ile vasıflandırır ve bir şeyin manasını ve muhteviyatını anlatır. Çünkü o emanet o nur ve o anahtarın bütün kainatı içine alan her şeyi kuşatan ve bütün kainatta herkese ait herkesi ilgilendiren ve her yaratılmışı kapsayan hikmetler gayeler var oluş nedenlerini onlara göstersin.

Evet bu hakikatlerde çok büyük sırlar manalar saklı. Ve miraç hadisesinde dört esas var.

Birincisi : Miraç seyahatinin gerekliliği nedendir?

İkincisi : Hz.Muhammed aleyhisselamın Cenab-ı Hakkın huzuruna ruhen bedenen cismen halen çıkması nedendir?

Üçüncüsü : Miraç seyahatindeki hikmet, amaç ve gaye nedir?

Dördüncüsü : Miraç seyahatinin neticeleri faydaları nelerdir?

İşte bu mana ve sorular ile Miraç seyahatini inananlar olarak daha iyi kavrayacak olayın bir hikayeden ve o hikayeden çıkarılacak derslerden ibaret basit bir hadise olmadığını hep birlikte göreceğiz.

Öyle ki inanmayanlara dahi nice kapılar açılacak inşallah.

Cenab-ı Hak Kaf Suresi 16ncı ayette mealen "Ona Şah damarından daha yakın" dır buyuruyor.

Her şeye her şeyden daha yakın olan Allah cisim den ve mekandan münezzehtir.

Her Allah dostu ise kalbi içinde O nunla görüşebilir.

Neden Hz.Muhammed aleyhisselamın velayeti, veliliği miraç seyahati gibi bir seyahatin neticesinden sonra böyle bir dua ya Muaffak oluyor.

Cevab: Bu anlaşılması zor meseleyi iki misal ile anlayışınıza yaklaştırıyoruz.

Birinci Misal:

Bir sultanın iki çeşit karşılıklı konuşması görüşmesi sohbeti olabilir.

Ya telefonla arayacak yahut da huzuruna çağıracak öyle konuşacak. Telefonla araması ve hususi görüşmesi belki basit bir iş içinse huzuruna alıp özel olarak görüşmesi çok mühim bir mesele içindir.

Hz.Muhammed aleyhisselamınıda bütün kainatın temsilcisi hepsinin önderi sözcüsü ve Kendisinin de sevgilisi olması gibi çok muazzam hakikatler sebebi ile katına alıyor. Ve bütün isim ve sıfatlarının ayrı ayrı tecellilerini ona gösteriyor.

Meleği Cebrail aleyhisselam ile vahiy suretiyle değil de doğrudan katına alarak hususi iltifat ediyor Sevgilisi Muhammed Mustafa aleyhisselam ile görüşüyor.

İkinci Misal:

Bir adam ki eline aldığı aynayı güneşe tutar. O ayna kendi kabiliyeti miktarınca güneşin rengini ışığını o aynanın içine alır. Ve aynası ölçüsünde o güneş ile bir çeşit sohbeti ve münasebeti olur. Ve o aynayı evine çevirir o aynanın kabiliyeti miktarınca evini aydınlatır.

Diğer adam ki aynayı bırakır doğrudan doğruya güneşe karşı çıkar. Güneşin büyüklüğünü görür mahiyetini anlar. Sonra yüksek bir dağa çıkar güneşin parlaklığını aleme yansımasını seyreder ve bizzat o güneşin ısısı ve ışığını kendi üstüne yansıtarak bir çeşit güneş işe perdesiz aracısız görüşür. Sonra döner evine gider. Evinin perdelerini sıyırır pencerelerini açar ve evinden güneşe yollar yapar. Ta ki o güneş evine de girsin. Ve aynadaki güneşle sohbete bedel, hakiki güneş ile sohbet eder.

Ve der: ey yeryüzünü ışığı ile süsleyen ve zeminin bütün yüzünü aydınlatan çiçeklerin yüzlerini güldüren dünya güzeli Güneş. Onlar gibi benim evimi de bahçemi de ışıklandırdın ısındırdın.

Fakat diğer adam bunu o güneşe karşı söyleyemez. Çünkü o hakiki güneş ile sohbet etmedi. O elindeki aynasının içine aldığı güneş ile sohbet etti. Aynanın içindeki güneş yeryüzünü aydınlatamadı evini ışıklandıramadı ve çiçeklerin yüzünü güldüremedi.

İşte aynen bunun gibi varlığının başlangıcı ve sonu olmayan her şeyi nurlandıran ışıklandıran mahiyetini gösteren, bir olan eşi benzeri olmayan hiçbir şeye muhtaç olmayan her şeyin kendisine muhtaç olduğu Cenab-ı Hak iki surette görünür.

Birincisi : Kalp aynasına yansıyan ve her insanın kalp aynasının kabiliyeti miktarında alabildiği tecellilerden görünür ki o kalp aynasına yansıyan her ilahi ismin ayrı ayrı tecelli ve yansımaları ile görünür. Velayet mertebeleri basamakları bu isimlerin tecellileri ile kat edilir çıkılır.

İkincisi : İnsanın bir çok manayı hakikatı kendinde içermesi ve kainatın en nurlu meyvesi olması nedeniyle bütün evrende yansıyan yani özellikleri görünen İlahi isimleri ruhunun ayinesinde göstermesi sebebi ile Cenab-ı Hak zatının tecellisini o İlahi İsimlerinin en yüksek mertebesine çıkmış olan Habibi Muhammed aleyhisselam üstünde gösterir ki O Sır ile onun veliliği Peygamberliğinin risaletinin başlangıcı olur. Cenab-ı Hak Kendi Zatını Habibi Hz.Muhammed Mustafa Üstünde Tecelli ettirerek Onun İle görüşür Miracına çıkarır.

Velayette velilikte bir gölge hükmünde kalbi yansımalar vardır ki birinci misaldeki elinde ayna tutan adamın hali gibidir.

Risalette ise doğrudan doğruya güneşe bütün yönlerini dönen aynayı bırakıp kendini o güneşe sunan adamın hali gibidir.

Aynadaki güneşe bedel hakiki bir güneşi bulur.

İşte miraca Risaleti ile çıkan Hz.Muhammed aleyhisselam doğrudan doğruya Cenab-ı Hakkın Sonsuz Büyüklük ve Azametine ve birliğine muhatab olarak çıkar. İkinci misalin adamı gibi olur.

Hem miraç seyahati Hz.Ahmed aleyhisselamın veliliğinin büyük kerameti olarak Peygamberliğinin büyük mucizesine dönüşmüştür.

Miracın içi velayettir veliliktir. Halktan Hakka gitmiş.

Miracın dışı risalettir. Haktan Halka geliyor.

Velilik ise yakınlık mertebesince bir yolculuktur. Ve çok basamakların çıkılmasına lüzum gerektirir ki bu yolculuk uzun olmakla beraber zamana da ihtiyaç vardır.

Risalette, Peygamberlik makamın da ise Cenab-ı Hak habibi Muhammed aleyhisselama karşı, Zatını her şeye her şeydendaya yakınım hakikatı ile göstermeye başlar. Ve bir an yeterlidir. Uzunca bir zamana ihtiyaç yoktur. Onun için Hadis-i Şeriflerde mealen "Peygamber Aleyhisselam Miraç a bir anda dönüp gelmiş"denilmiştir.

Evet şimdi bu hakikatı dinleme konumunda olan dinsizlere deriz ki:

Madem bu evren gayet intizamlı düzenli bir memlekettir

Madem bu memleket muhteşem bir şehirdir.

Madem bu alem muhteşem bir saray gibidir.

Elbet onun hükmedicisi sahibi ve bir ustası vardır.

Madem böyle gösterişli bir sonsuz büyüklüğü ile her şeyin gerçek sahibi bütün mükemmel sıfatlara sahip olan ve her şeye hükmeden her şeyi sanatlı olarak yaratan sonsuz güzellik sahibi Allah vardır. Bütün alemlere memleketlere şehirlere saraylara alakadarlık gösteren bir insan vardır. Ve o insan ki bütün duyguları hisleri ve kendindeki donanımları ile beraber o evren ile alakadardır kuvvetli irtibat ve bağları vardır. Elbette Cenab-ı Hak böyle geniş bir muhteviyat ve özellik ile yarattığı kulları ile yüksek ciddi bir münasebet kuracak ve onlara karşı hitab ve teveccühü olacaktır.

İşte Adem aleyhisselam dan şimdiye kadar o insanların içinde münasebete mazhar olanların içinde eserlerinin şahitliği ile yer yüzünün yarısını insanlığın beşde birinini kendi hakimiyet sahasına alan ve kainatın manevi şeklini değiştiren ve ışıklandıran Hz.Muhammed aleyhisselamı Cenab-ı Hak, en yüksek mertebede o münasebeti Muhammed-i Arabi sallallahü aleyhi veselleme göstermiştir ihsan etmiştir. Öyle ise o münasebetin en fazla yüksek mertebesi olan miraç hadisesi ona en layık ve uygundur.

O makamın gereği olarak Cenab-ı hak habibi Muhammed aleyhisselamı cismen ruhen halen huzuruna çıkarmıştır.

Bu manalarda miraç hadisesini idrak edip bu yükselişe tutunan bir ümmet olmak için daima fiili dua içinde olunulmalıdır.

Araştırmacı Yazar

Süleyman Yasin AKDENİZ



YORUM YAZ
BU HABER İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Araştırmacı Yazarlar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
DİĞER Süleyman Yasin AKDENİZ HABERLERİ
VİDEO GALERİ
 
YAZARLARIMIZ
Y
Metin ALKAN
AYETLERE VE HADİSLERE GÖRE GERÇEKLEŞEN BAZI KIYAMET ALAMETLERİ
Y
ferit karasu
YÜREĞİM DEKİ ŞEHİR
Y
Nurcan CANKORU
MENZİLE
Y
Mehmet GÖÇMEZ
ANMAK MI ANLAMAK MI
Y
SERDAR BOZDOĞAN
TARİH BİZİ ÇAĞIRIYOR BİZDE TARİHE YENİDEN ÇAĞ AÇTIRIYORUZ
Y
Pınar SÖNMEZ
AŞK BİR NOKTA
Y
Hatice BAŞKAN
KADINSIN
Y
Fatmanur KUŞ
SU GİBİ AZİZ OL EVLADIM
Y
Duygu Gürses DİKEN
MALINI BAĞIŞLAYAN ELBETTE KURTULUŞA ERMİŞTİR..
Y
Zeynep DEMİR
önce sela, sonra adın okunur minarelerden.
Y
Ayhan KÜFLÜOĞLU
Eşyayı gösteren Rabbimiz’in varlığı, o eşyadan daha zahir ve kesin
Y
Nur KABADAYI
Umut Ederek Yaşamak
Y
Büşra ŞENTÜRK
Sen Kaderim Misin
Y
Büşra Nur GECE
Mabede İsmet; Meryem'e Betül Sıfatı Yakışır...
Y
Merve DİKİCİ
TEVEKKÜL KIL
Y
Ebru ATA
KIYIYA İNSANLIK VURDU
Y
Mustafa KAYALI
ZAMAN VE MEKÂNDA KIBLEMİZ
Y
Türker ELMAS
NUR ve HAKİKAT AVCILIĞI
Y
Nagihan ZENGİN
Ademiyetten Kemaliyete İrfan Yolculuğu
Y
Öznur MACİT
bir b/akış bir yürüyüş (04,05,14 Eskici dergi yayınlandı)
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
DARBELERİN GÖBEĞİNDELER AMA GÖRÜNMÜYORLAR (2) EMEKLİ İSTİHBARATÇI İBRAHİM YILDIZ:DARBE İLE KARŞI KARŞIYAYIZ! BİR TERSLİK VAR Ak Partiyi Bitirmek için Ak Parti içi Yürütülen Gizli Operasyonlar
 
KONUK YAZARLARIMIZ
K
İsmail GENÇ
İnsanız ve İnsanlığı Özlüyoruz
K
Emrah POLAT
Vahametlerle İmtihan ve Müracaat
K
Mehmed ESMER
Kubbetüs Sahra'yı tanıyacağız
K
Elif NİSA
Gerçekten İnsan Azar
K
Elif MUSLUOĞLU
Cemâli Bâ Kemâle Seyredelim
K
Fikriye AYYILDIZ
GAFLET
K
Merve YAĞMUR
ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ
K
Fuat TÜRKER
Münafıklar Kavramıyorlar!
K
Hüray BOZBIYIK
TESETTÜRÜN VERDİĞİ HUZUR
 
ÖZEL RÖPORTAJ
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir: 'Allah Var, Problem Yok'
Ferudun Özdemir, “Allah var, problem yok!” adlı kitabında, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, Allah'a dayanıp, O'na güvenen insanların bir şekilde aydınlığa kavuşacaklarının farkındalığını oluşturuyor zihinlerde…
 
E-POSTA LİSTESİ
 
FOTO GALERİ
 
ANKET

Web Sitemize Nasıl Ilaştınız?




 

Sitemizde yayınlanan haberlerde basın ahlakına, hukuk ilkelerine, insan hak ve özgürlüklerine bağlı kalacağımıza söz veririz. Yazarlarımızın yazılarıyla ilgili her türlü sorumluluk kendilerine aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.

Adres : Sizde Araştırmacı Yazarlara Katılabilir Çalışmalarınızı Yayınlatabilirsiniz! arastirmaciyazarlar@gmail.com a Ad Soyad ve Yazar Resminizle birlikte gönderin değerlendirelim